🔮 🖍️ Zeynep Mar


Gurmelerin aaaaaağzını açık bırakan burger: King Beef Burger Burger King® ’in tadıyla şaşırtan, büyüklüğüyle hem gözleri hem karınları doyuran yepyeni lezzeti King Beef Burger ile tanışmış mıydın sevgili Aposto İstanbul okuru? Nedir? Gurme lezzetler seçkisini genişleterek bizleri her geçen gün daha da mutlu etmeye devam eden Burger King® , alevde pişen 175 gramlık ızgara etin yumuşacık artizan ekmeğiyle buluştuğu ve tadına sarımsaklı mayonez, domates, yeşillik ve iki dilim cheddar peynirinin eşlik ettiği yeni King Beef Burger ’i deneyimlemek üzere seni, beni, hepimizi vazgeçemediğimiz lezzet durağımız olan Burger King restoranlarına davet ediyor. Dahası: Yemek tutkunlarının gözdesi olacak bu yepyeni burger üstelik tam da gurmelerin kalbini çalacak bir lezzet dokunuşuyla, trüf mayonezli seçeneğiyle de akılları baştan alacak gibi duruyor. Burger King®’in müdavimlerini gurme bir deneyime çağırdığı; enfes, doyurucu ve göz kamaştıran yepyeni King Beef Burger ’ini elbette bir pazar gününe yakışır şekilde kanepeden hiç çıkmadan Tıkla Gelsin üzerinden sipariş verebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Portre’nin bu haftaki konuğu: Zeynep Mar. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi’nde aldığı resim eğitimini pek çok farklı koldan değerlendiren, uzun bir süredir de yaptığı dövmelerle bizi etkileyen Zeynep, İstanbul merkezli L.0.o.o.0.L Collective’in renkli ruhlarından biri. Saykedelik evreninin tende buluştuğu renkli tasarımlarını henüz görmediysen, kendisiyle Büyük Ev Ablukada ve Ezhel’in teklisi Ne Deve Ne Kush’un kapağında da rastlamış olabilirsin. Merhaba Zeynep!

Ne Deve Ne Kush, 2019
Tasarım: Zeynep Mar
1. Öncelikle hâl hatır sormak isteriz. Nasıl gidiyor dövmeyle aran? Seni heyecanlandıran farklı işler yakınlarda bizi bekliyor mu?
Meyaba! İdare eder sanırım çünkü bir süredir tam olarak yapmak istediklerimi yapamıyorum :’). Uzunca bir liste birikti kafamda; bunların başında resim ve heykel var. Kendimi bunlarla akıtıp besleyebilirsem eğer yaptığım dövmeler daha çok haz veriyor ve bana bir şeyler yaptığımı hissettiriyor. Bayadır tıkanık olduğum için bu durum dövme üretimime de yansıdı maalesef ama arada çok iyi custom işler de çıkabiliyor. Kafama uyan bir fikir ve beni serbest bırakan bir müşteri olunca coşabiliyorum. İradeli olmayı başarabilirsem, içimdekileri kusabildiğimde göreceksiniz :’)
2. Biz renkli saykedelik bir evren diye bahsettik ama kendi tasarımlarını, ilhamını elbette senden dinlemek isteriz. Nedir bu canlı evreni besleyenler?
Miv, bu şekilde yansıtabildiğime sevindim. Beni besleyen şeyler: doğa, hayvanlar okültizm, çizgi film, anime, rüyalarım, triplerim ve çocukluğum. Şu yaşamda da en sevdiğim şey doğa ve hayvanlar (: bir de janberd :). Dövmeye ilk başladığımda da bunları kullandım; avare hayvanlar, alakasız eşleşmeler ama süper dostlar ve hepsi bir yerlere gidiyorlar. Gittikleri yere sen anlam koyabilirsin.
Çizdiğim basit ve minnak çizimleri bir süredir pek yapmak istemiyorum. Aynı durumla kişisel resimlerimi yapmaya başladığımda da karşılaşmıştım. Başta daha sevimli şeyler çizerken zamanla içimdekilere daha fazla yoğunlaşmam sebebiyle çizimlerim olması gereken hâllerine geldiler. Sadece kawaii şeyler bir noktada baydı. Şu an ise mükemmel bir senkronizasyonla istediğim dengeyi yakaladığını düşünüyorum. Biraz kawaii biraz da düdüüt!
3. Randevulaşmak için sırada bekliyoruz ama hep İstanbul’da mısın emin olamıyoruz. Senin tasarımlarını vücutlarında taşımak isteyenler sana nereden ulaşmalı, seni nerede yakalamalı?
Hiçbir zaman uzun sıralarım olmadı benim, olsun da istemem, zaten yapamam da. Kendimi tekrara düşürmemeye çalışıyorum bu yüzden de az ve öz iş çıkıyor diyebilirim. Bazı çizimleri evirip çevirdiğim oluyor ama genel olarak farklı kurgular peşindeyim. Kendimi işe zihinsel olarak hazırlama gereksinimi duyuyorum. Bazen bu süre biraz uzayabiliyor, bazen anında oluyor, bazen de uzun bi süre bekletebiliyorum müşteriyi. Nadiren de olsa iptal ettiğim de oluyor. O zamanki ruh hâlimde o iş beni heyacanlandırmayan ve içime sineceğini düşünmediğim bir işe dönüşürse üzülerek iptal ediyorum.
Bana DM'den yazın, anlaşırsak gerisi bu anlattıklarıma bakıyor. Mail alışkanlığım yok, o yüzden sadece DM :D Yazları genelde İstanbul'da olmuyorum. Git gelli ruh hâllerimi de IG hesabımdan duyuruyorum.
Beni yaz sıcakları doruklara ulaşmadan Kadıköy'de yakalayabilirsiniz. Uçuk fikirleri ve serbest beyinleri bekliyore.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Hoş geldin haziran. Yazı karşılayan şehrin ajandasında bu hafta; tadını çıkarmalık Picnic & Gathering, yeni açık hava mekânı Festival Park Kadıköy'le tanışmalık konser günleri ve katılmalık Yunan Film Günleri var.
05 Haz 2022

YAZARLAR

Naz Eraslan
Copywriter @Aposto

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...




