11!: 2025’te yeni 'Bir Film Hadisesi'

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İstanbul’da kış ayları 5 yıldan fazladır film festivalsiz geçiyor. Aylar süren bu boşluk bir de ödül sezonunun en hareketli olduğu, Türkiye dışındaki vizyon ve festival gösterimleri nedeniyle adını sıkça duyduğumuz filmlerin yolunu gözlediğimiz bir döneme denk gelince çok daha fazla hissediliyor. 2024’ün son haftalarında bu derde deva olacak bir haber geldi. Bağımsız sinemanın Türkiye’deki önde gelen dağıtım şirketlerinden Bir Film, 11! adlı etkinliklerini duyurdu. 2025’i, merakla beklediğimiz filmlerle ve özenle seçilmiş keşiflerle karşılayacağımızı öğrendim.

11! Nerede? İlk kez 2-5 Ocak 2025 tarihleri arasında düzenlenecek 11!, dört şehirdeki 10 salona uğrayacak:
- İstanbul Avrupa yakasında Beyoğlu Atlas 1948, Nişantaşı City’s AVM CineWam, Mecidiyeköy Biletinial Torun Center,
- İstanbul Anadolu yakasında Kadıköy Sineması ve Caddebostan CKM Sineması,
- Ankara’da Kızılay Büyülü Fener ve Bahçelievler Büyülü Fener,
- İzmir’de Karaca Sineması ve İstinyePark Renk Sineması,
- Eskişehir’de Cinetime Özdilek.

Babygirl
11!’in hit filmleri. 11! seçkisinde Venedik Film Festivali’nden beri merakla beklediğimiz, Nicole Kidman ve Harris Dickinson’ı buluşturan Babygirl ile Angelina Jolie’nin Maria Callas’a hayat verdiği biyografik yapım Maria öne çıkıyor. Ayrıca Kate Winslet’in fotoğrafçı ve model Lee Miller’ı canlandırdığı Lee ve Cillian Murphy’li roman uyarlaması Small Things Like These 11!’in 11’i arasında öne çıkıyor. Almanya’nın Filmekimi’nde de izlediğimiz Oscar adayı, Mohammad Rasoulof imzalı The Seed of the Sacred Fig bir kez daha perdede. Ayrıca Wim Wenders’ın başyapıtı The Wings of Desire 4K restorasyonlu versiyonuyla Türkiye’de ilk kez 11!’de gösterilecek.
11’in keşifleri. Michel Hazanavicius’un bu kez bir animasyonla izleyici karşısına geldiği The Most Precious of Cargoes, sırasıyla My Life as a Zucchini ve I Lost My Body animasyonlarıyla tanıdığımız yönetmenler Claude Barras ve Jérémy Clapin’in yeni filmleri Savages ve Meanwhile on Earth, seslendirme kadrosunda Cillian Murphy ve Ken Watanabe’yi barındıran animasyon Kensuke’s Kingdom ve Stephen Fry ile Lena Dunham’ı buluşturan baba-kız hikayesi Treasure da 11! seçkisindeki filmler arasında.

Wings of Desire
11!’in nasıl ortaya çıktığını, seçkinin nasıl hazırlandığını ve etkinliğin geleceğini Bir Film pazarlama direktörü Derya Yanmış ile konuştuk.
Öncelikle 11! ismini açıklayabilir misin?
Derya Yanmış: 11! aslında Bir Film isminden çıkardığımız bir kelime oyunu. Bir de seyirciyle buluşturmak istediğimiz gerçekten çok filmimiz var, bu yüzden elimizi korkak alıştırmadık. Ünlem de yeni başlayacak etkinliğin heyecanını göstermek için, “Böyle bir şey başlıyor!” hissini geçirmek için.
Peki 11! daima 11 filmlik bir seçki mi olacak?
Derya Yanmış: Planımız, seçkimizi 11 filmde tutup, konseptimizi buna göre şekillendirmek ama her şey çok yeni, geleceğin ne getireceği bilinmez. Bazıları çok bilinen ve beklenen, bazıları ise gerçek manada keşif örneği olan ve seyircinin bu seçkiden sonra bir daha büyük perdede izleme olanağı yakalayamayabileceği filmlerden oluşan 11 film seçtik.
“Bir Film Hadisesi” söylemindeki Bir Film'li kelime oyununun tatlılığı bir yana, “hadise” sözcük seçimi de dikkatimi çekti. Bu bir festival değil. Çünkü konukları, etkinlikleri, yarışmaları yok. Gelecekte bunu bir festivale dönüştürmek gibi bir niyetiniz var mı?
Derya Yanmış: Bunu gerçekten güzel yakalamışsın. Evet, özellikle “festival” demek istemedik ve nedeni de bu bahsettiklerin. Sonra “Bu bir film festivali değilse nedir o zaman?” diye düşünmeye başladık, birkaç alternatiften sonra aklımıza hadise sözcüğü geldi.
Gelecekteki 11!’lere dair pek çok fikrimiz var ama öncelikli hedefimiz 11!’i Türkiye’de yeni şehirlere de taşımak. Dağıtım tecrübemizden de biliyoruz ki İstanbul-Ankara-İzmir üçgeni dışında da pek çok insan bağımsız filmleri şehrindeki sinemada görmek istiyor. Özellikle Bir Film’in Instagram hesabına her gün gelen “Bu film neden benim şehrimde yok?” soruları -ve sorulara cevap verememek- bize bu konuda ilham oldu. Herkes, genelde büyükşehirler dışındaki yerlerde salonların sürekli aynı tipte filmlerle dolmasından şikayetçi ancak güçbela o döngüyü kırıp başka bir filmi vizyona soktuğumuzda da salon boş kalıyor.
Biz, 11!’i aynı zamanda bir “yeni seyirci yaratma”, “seyirci geliştirme” projesi olarak da görüyoruz. Bunun için tarihleri önceden duyurulan bir etkinlik yapıp, ilgisi olan seyirciyi salonlara toplamak istiyoruz. Böyle böyle daha küçük şehirlerde de bağımsız filmlere bir alışkanlık geliştirmek ve insanlara bir alternatif sunmak istiyoruz. Bu yıl Eskişehir’i öncelikli listemize ekledik ve satışlar çok güzel gidiyor. Diğer şehirler için de umutluyuz. Sonuçta bir filmi sizinle benzer bir merakla sinemaya gelmiş insanlarla beraber büyük perdede izlemek, alternatifi hâlâ bulunmayan bir güzellik.

Maria
Nihayetinde 11! bir dağıtım şirketi çatısı altında yapılan bir gösterim programı ve seçkideki filmleri Bir Film'in dağıtım haklarını satın aldığı ve yıl içinde gösterime sokacağı filmler olarak özetleyebiliyoruz. İleriki yıllarda 11! seçkisini belli bir kavramsal çerçeveye oturtabilmek için, küratöryal kaygılarla satın alacağınız filmler olur mu? Yani katalog seçkiyi etkilediği kadar seçki de kataloğu etkilemeye başlar mı?
Derya Yanmış: Bir Film 23 yıldır belli bir kritere göre alım yapıyor. Amacımız dünya sinemasının nitelikli filmlerini sinema, TV ve VOD platformlarında seyirciyle paylaşmak. Kataloğumuz da bu amaçla topladığımız filmlerden oluştuğu için aslında etkinlikler kataloğu değil, katalog etkinlikleri biçimlendiriyor.
Dört günde, dört şehirde, on salonda bir etkinlik planlamak her ne kadar filmler elinizde olsa da hiç kolay değildir. İlk kez böyle bir etkinlik düzenlerken sizi en çok zorlayan ne oldu?
Derya Yanmış: Gerçekten kolay değil ama bence bunca şeyin içinde bizi en çok zorlayanı, etkinlik broşürü oldu. Hem festivallere hem de kendi vizyon takvimimize yetişirken bir filmi, hatta onlarca filmi kısa zaman içinde her şeyiyle hazırlamaya çok alışkınız ancak “Seanslar doğru mu, oyuncu isimlerinde yanlışlık mı var, QR kod çalışıyor mu, punto yeterince büyük mü, bu font okunuyor mu?” diye elli defa bakmak bitmeyen bir süreç oldu. Kaç kez “Haydi son kez daha bakalım, sonra baskıya gidiyoruz.” dediğimizi bilmiyorum ve o kadar kontrole rağmen basılı versiyonda hâlâ hatalar var. Dikkatle bakanlar görecekler.
Seçkideki filmler ve yılın ilk aylarında böyle bir şey yapıyor olmanız bana !f’i anımsattı, sanki bu seçkiyi komple !f Galaları’nda izleyebilirdik diye düşündüm. Tarih aralığını belirlerken ödül sezonu ve Aralık - Mart döneminde İstanbul’un festival takvimindeki boşluk mu etkili oldu?
Derya Yanmış: Ödül sezonu hayır ama takvimdeki boşluk evet. !f çok güzel bir festivaldi ve onu çok özlüyoruz. O tarihlerde festival seyircimiz biraz yalnız kalıyor gibi geliyordu bize hep. Çok daha ufak bir seçkimiz olsa da heyecan verici filmler ve yeni keşiflerle insanlardaki o ihtiyacı bir nebze de olsa gidermek istiyoruz. Günümüzde filmler çok daha hızlı bir döngü içinde oluyorlar; bir film yurt dışında bir festivalde gösterildiğinde seyircimiz de bu filmi mümkün olduğunca çabuk izlemek istiyor, 11! biraz da buna bir çare üretmek için de ortaya çıktı...

Small Things Like These
Kişisel olarak 11 filmden 1’ini seçsen hangisi olurdu?
Derya Yanmış: Small Things Like These diyeceğim. Filmi kataloğumuza dahil etmemizden sonra merak edip kitabını da okudum. Kısacık ama çok vurucu bir roman. Film özellikle başrolündeki Cillian Murphy’nin de sayesinde romanın derdini çok güzel aktarmış. İyi ama sessiz insanların ani başkaldırıları vardır ya, onlardan hiç ummadığınız için sizi başkalarından daha çok etkiler. Film de öyle, kalbinizde ve vicdanınızda bir yere, hem de kalıcı şekilde dokunuyor. İnsanların özellikle bu filmimizi sinemada, her türlü uyarandan uzak izleyip, üzerine düşünmelerini çok isterim.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
İstanbul
Türkiye
Beyoğlu
Ankara
Kızılay
Fener
İzmir
Karaca Sineması
Eskişehir
Cinetime Özdilek
Babygirl
Venedik Film Festivali
Nicole Kidman
Harris Dickinson
Angelina Jolie
Maria Callas
Kate Winslet
Lee Miller
Cillian Murphy
Filmekimi
Mohammad Rasoulof
Wim Wenders
The Wings Of Desire
In Keşifleri
Michel Hazanavicius
Claude Barras
Jérémy Clapin
Savages
NEREDE YAYIMLANDI?
Blockbuster filmlerden ünlü yönetmenlerin yeni filmlerine 2025’te izleyeceklerimiz, Bir Film’in 11 filmlik seçkisi 11! hakkında bir röportaj.
03 Oca 2025

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Beyazperdede yılın ilk yarısına Phil Lord ve Christopher Miller imzalı "Project Hail Mary" ve korku sinemasının yükselişi damga vurdu. 2026'nın ilk altı ayını geride bırakırken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri ve bazı keşifleri yeniden hatırlıyoruz.

"Bir şey olmak zorunda mıyız? Hayır, ama amaçsızca nehirde akarken karşımıza çıkacak her şeye hazırlıklı olacak kadar da olgun muyuz?" Bibliyoterapi'de hayat amacı peşine düşmeden yalnızca var olarak hayatta kalan karakterlere odaklanan üç kitaplık bir reçete var bu hafta.

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026




