2000'lerin indie sleaze'i Z kuşağıyla geri geliyor


Kavuşmaya az kaldı: Yeni ve En Yeni Müzik Festivali Arter’de Arter ’in 2020 yılında İstanbul’a kazandırdığı Yeni ve En Yeni Müzik Festivali , bizleri karşılamaya hazırlandığı beşinci edisyonunda da konser ve performanslardan oluşan dört günlük programıyla çok yönlü bir keşif alanı yaratacak. Nedir? Müzik festivali . Yeni müzik alanında üretim yapan isimleri geçmiş yıllarda Arter’ in performans salonlarında, pandemi süresince ise çevrimiçi ortamda ağırlayan Yeni ve En Yeni Müzik Festivali , öncü ses çalışmaları ve seçili eserlerin prömiyerlerinin yanı sıra atölyelere ve mecralararası performanslara da ev sahipliği yapacak. Ne zaman ve nerede? 22 - 25 Şubat tarihlerinde Arter ’de. Kimler var? Sanat yönetmenliğini Matthias Osterwold ’ün üstlendiği dört günlük festivalde Gedik Filarmoni Solistleri, Onur Türkmen, Nicolas Collins, Juliet Fraser Mark Knoop, Mieko Suzuki Claudia Rohrmoser, Cevdet Erek, Raed Yassin ve Hezarfen Ensemble sahne alacak. Dahası: ABD’li ses sanatçısı ve besteci Nicolas Collins , cumadan pazara katılımcılarla Donanım Hack’leme Atölyesi başlıklı çalışmasını gerçekleştirecek. Festival, atölye katılımcılarının yarattığı işitsel kurguların ve Collins'in kendi eserlerinin sunulacağı bir kapanış konseriyle sona erecek. Dikkat dikkat: Detaylı programı burada bulabilir, biletlere ise şuradan ulaşabilirsin. Yeni ve En Yeni Müzik Festivali ’nin bu yılki edisyonundan gelişmeler ve dahası için Arter’i sosyal medya kanallarından takip etmekte fayda var.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
2000’li yılların başında indie müzik, büyük bir patlama yaşadı ve türün en iyi örnekleri bu dönemde yayınlandı. İnternetin artık çoğu eve girebildiği bu dönemde müzik de bağımsızlığını kazanıyordu. MySpace popüler olmuş, internetten şarkı indirilmeye başlanmış ve sanatçılar popüler akımların içinde yer almadan da kendi seslerini duyurmanın bir yolunu bulmuştu.
Indie, 90’ların grunge’ı, 80’lerin garage rock’ı ve elektronik müziğini de içinde barındırıyordu. Türkiye gece hayatı ve müzik sahnesi de o dönem bu altkültürden fazlasıyla etkilendi. Festival line up’larının başında indie müzisyenlerin yer aldığı, gece hayatı kültürünü de şekillendiren bu tür, popülerliğini 2010’ların ortalarında yavaştan kaybetmeye başladı. O dönemin önemli gruplarından bazıları ya sessizliğe gömüldü ya üretimlerine ara vermeyi tercih etti ya da ara sıra çok da popüler olmayan yeni şarkılarını yayınladı.
2000 ve 2010’lar arasında geçen indie sleaze döneminin önemli isimleri arasında MGMT, Death Cab for Cutie, Bloc Party, TV on The Radio, The Rapture, The Strokes, Yeah Yeah Yeahs, The Killers, Sophie Ellis-Bextor, LCD Soundsystem gibi isimler yer alıyordu.

Yeah Yeah Yeahs
Z jenerasyonun bu isimleri yeniden listelere sokması ise pandemi dönemine denk geldi. Önce MGMT’nin Little Dark Age'i ile videolar çekilmeye başlandı, daha sonra grubun 2000’lerde popüler olan şarkılarını keşfettiler. Popüler dizi ve filmlerde de eski indie hit’lerini duymaya başladık. Ve 2000’lerin müzikleri yeniden popüler dönemlerine geri döndü.
Saltburn ile alevlenen indie hitleri
2000’lerin indie çılgınlığının alevlenmesini sağlayanlardan biri de Emerald Fennell’in yönettiği Saltburn oldu. Filmin 2000’li yılların müziklerinin yer aldığı “official soundtrack” listesi artık çoğu dinleyicinin markajındaydı. Filmin en can alıcı sahnesinde duyulan Sophie Ellis-Bextor’ın 2001 yılında çıkan Murder on the Dancefloor’ı TikTok’ta 92.2 milyondan fazla izlendi ve sadece Spotify’da 37 milyon dinlenmeye ulaştı. Ellis-Bextor, şarkının gençleştiğini düşündüğünü söyledi: “Şarkıyla aram hâlâ bu kadar iyi olduğu için çok mutluyum.”
Filmde ayrıca Ladytron, Princess Superstar, The Killers, Cold War Kids, Benny Benassi gibi isimlerin 20 yıl önceki hitleri yer aldı. Princess Superstar, “Saltburn sayesinde şarkımın yayınlandıktan 17 yıl sonra TikTok’ta ve hatta İngiltere’nin en iyi 100 listesinde viral hâle geldiğini görmek inanılmaz derecede şaşırtıcıydı. Bir süre belirsizlik içinde çürüyüp gittikten sonra bunu yaşamak çok güzel bir şey” dedi. Son birkaç yılda eski şarkıların listelere geri dönmesi müziğin herhangi bir çağa ait olmadan kendi zamanını yaratabildiğini de bize gösterdi.
Geçmişe götüren festivaller çoğaldı
Y kuşağına odaklanan 2022 yapımı Meet Me In The Toilet belgeseli de yeniden canlanan garage rock ve indie sahnesine ışık tutuyordu. Belgesel adını The Strokes’un aynı adlı şarkısından alıyor. 11 Eylül’den sonra bu müziğin Manhattan’dan Brooklyn’e göçün parçası olmasını, böylece o bölgenin soylulaştırılması ve yenilenmesini gözler önüne seriyor. Ayrıca ABD’li bağımsız müzisyenlerin Britanya kıtasındaki turnelerine ne kadar önem verdiğini izliyoruz. Son olarak da New York’taki bu sahnenin artık eskisi kadar güçlü olmadığına şahit oluyoruz.
Fakat iki yılda değişen şartlarla indie yine eskisi gibi listelere dönüşünü kutluyor. Bu belgeselde yer alan müzisyenler de yeni şarkılar yayınlayıp bu yaz yeniden tura çıkmaya hazırlanıyor.
Indie sleaze dönemi bu kadar canlanmışken tabii organizatörler kayıtsız kalmıyor. 2000’lerin başında popüler olan The Postal Service’in tek stüdyo albümü Give Up’ın 20. yıl dönümünü kutlayacağı bir festival düzenliyorlar: Just Like Heaven… Festivalde yer alan isimler 2000’lerdeki ergenliklerinde indie müzik dinleyenleri zaman tüneline sokuyor. The Postal Service’in solisti Ben Gibbard’ın diğer grubu Death Cab for Cutie, Phoenix, Two Door Cinema Club, Metric, Tegan ve Sara gibi uzun zamandır sahne almayan birçok isim bir dönemin indie marşlarını seslendirmeye hazırlanıyor.
10 yılı aşkın süredir sessizliğini koruyan ikonik grup Gossip de festivalde sahne alacak. Gossip bu geri dönüş furyasının önemli isimlerinden. Çünkü yakında yeni albümlerini yayınlayacaklar ve uzunçaların prodüktörlüğünü de başka bir müzik efsanesi Rick Rubin üstleniyor. ABD'li pop-rock üçlüsü, 2000’ler alternatif müzik sahnesini şekillendiren en önemli figürlerdendi. 18 Mayıs’ta Los Angeles’ta düzenlenecek festivalde ayrıca Miike Snow da 2019’dan bu yana ilk performans sergileyecek.
Yıllar sonra bozulan sessizlikler
İngiliz indie grubu Bloc Party de Temmuz’da Dublin ve Londra’da uzun zaman sonra sahnede olacak. 20. yılını kutlayan grup, 2004 EP’leri Little Thoughts’u ilk kez dijital platformlarda yayınladı. Grup, eski ve yeni hayranları için özel bir şeyler yapmanın kendilerini motive ettiğini söyledi. Özellikle kendilerini yeni keşfeden bir kuşakla karşı karşıya olduklarının ve onlarla bağ kurmak istediklerinin altını çizdiler.
İngiliz pop rock grubu Pulp da çok uzun zaman sonra bu yaz birçok önemli festivale adını büyük harflerle yazdırdı. Primavera Sound’da da yer alan Pulp’ın yanı sıra 5 yıl sonra albüm yayınlayan Phoenix ve yine uzun zamandır sessiz olan Vampire Weekend de bu yaz yola çıkan indie efsaneleri arasında.
Bir diğer önemli isim No Doubt. Gwen Stefani ve arkadaşları, bu yıl Coachella’nın headliner’larından oldu. Grup son olarak 2015 yılında beraber sahne almış ve o günden sonra herkes solo kariyerine odaklanmıştı.

My Chemical Romance
When We Are Young Festivali eskiyi özleyenler için de dikkat çekenlerden oldu. Eskinin emoları, 19 Ekim’de Las Vegas Festival Alanı’nda düzenlenecek festivalde buluşacak. My Chemical Romance yakın zamanda Teenagers şarkısıyla TikTok’ta viral oldu ve grup, yeniden biraraya gelerek özel bir tur düzenledi. Ve tabii ki When We Are Young’da da çalacaklar. Fall Out Boy, Simple Plan, Jimmy Eat World gibi isimlerle renklenen festival, afişiyle de bizi adeta 2000’lere götürüyor. Simple Plan, Z kuşağı tarafından I’m Just a Kid şarkısı ile tanındı. Bu şarkıya dair o kadar çok video çekildi ki... Bu arada festivalin geçen yılki kadrosunda ise Green Day ve yıllar sonra biraraya gelen Blink 182 yer alıyordu.
Kaygılardan nostaljiye sığınmamız
Eskiye özlem ve indie hitlerinin yeni bir kuşak tarafından tekrar tanınmasıyla 2024’ün festivalleri bir geri dönüş seremonisine dönüştü. Okuduğum bir makalede psikolog Krystine Batcho, pandemi sonrası belirsizlik, kaygı ve yalnızlığın nostaljiyi tetiklediğini açıklıyordu. Batcho, sorunlu bir ekonominin yaşam tarzımızı bozması durumunda nostaljiye tutunmanın yaygın bir tepki olduğunu söylüyordu:
“Özellikle genç yetişkinlerin, kötü ekonomik koşullar karşısında korkuları artıyor. İnsanların geçmişlerinde keyif aldıkları rahatlık, güvenlik ve sevgi duygularına yönelmeleriyle nostalji bir sığınak oluyor. Z kuşağının geçmişi araması için henüz çok erken ama bunu tercih ediyorlar.” 2000’ler indie sleaze’inde polaroid fotoğraflar, devamlı süren partiler, popüler TV şovları, büyük topluluklarla söylenen şarkılar yankılanıyor.
Tüm bunlar Z kuşağının da dikkatini çekiyor ve bunları yeniden canlandırmak istiyorlar. Bu hazcı, kaygısız tarza dönüş, müziğini de beraberinde getiriyor ve 2000’li şarkıları yeniden işitiyoruz. Ergenliği 2000’lerin başına denk gelmiş benim için indie’nin yeniden yükselişi mükemmel... Fakat bu yeni sanatçıların üretimlerine ve yeni müzisyenlere nasıl bir yarar sağlar bu başka bir yazının konusu!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta 2000'lerin indie sleaze'inin filmler, TikTok ve nihayet festivaller derken resmen geri dönüşünü kutluyor; "People Who Aren’t There Anymore" albümünü inceliyor; 52. İstanbul Müzik Festivali programına bakıyoruz.
19 Şub 2024

YAZARLAR

Eda Solmaz
Müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR



