Başrol müzik: Cadillac Records

Duende ve Kadıköy Sineması işbirliğiyle hazırlanan Başrol Müzik serisinin yeni filmi, Leonard Chess'in hikâyesini anlatan Cadillac Records.
Başrol müzik: Cadillac Records

3 Mayıs - Literal Radio - Duende
Literal Radio ile birlikte

İyi müzik için iştah duyanlara: Literal Radio Şehrin yeni groove radyosu Havada gönül tellerini titretecek bir sıcaklık, modumuzda ise bu güzel hislere yakışacak iyi müziğin heyecanı var. Özlem duyduğumuz ritim için nerede bir araya geleceğimizi artık biliyoruz; sadece bir radyo değil, benzer zihinlerin aynı yerde dalgalandığı Literal Radio yayına başladı. Nedir? Daha iyi #müzik, daha iyi #içerik ve daha iyi #kürasyonlar için karnı zil çalanların aidiyet duygusuyla hareket ettiği Londra merkezli topluluk Literal , birlikteliğin ilk adımını Literal Radio ile atarak daha iyisini arayan müzikseverlere sesleniyor: “Kimse buraya senden daha fazla ait değil.” Neler var? Kulaklığını paylaşmak isteyeceğin zevklere sahip kişileri müziğin etrafında bir araya getirmeyi arzulayan Literal Radio ; soul, jazz, funk, R B, modern jazz ve electronica ağırlıklı seçkisiyle seslenerek iyi müzikle şehrin kalabalığında bizi birbirimize bağlıyor. Keyifle salınacak anlar için incelikle ve heyecanla kürate ediliyor. Nerede? Her yerde olanın değil, iyi müziğin peşinden gidenlerin yeni evi Literal Radio ’yu Karnaval.com , Karnaval IOS ve Android uygulamaları ve houseofliteral.com üzerinden dinleyebilirsin. Şehrin groove dalgasına kapılmaya hazırsan @houseofliteral ’a hoş geldin. #LiteralRadio #Longing4BetterMusic

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Film: Cadillac Records

Yönetmen: Darnell Martin

Süre: 109 dakika

Yapım yılı: 2008

Birçoğunun ölümünün üzerinden yıllar geçse de hâlâ müziğe yön vermeyi başaran, isimlerini müzikle yakından ilgili olmayanların dahi bildiği efsanevi isimler vardır. Bu isimlerin yaşam öyküleri, müziklerine yansıyan travmaları ya da trajedileri ve onlara ilham vermiş detaylar; başrolde müziğin olduğu biyografik filmlerin aşağı yukarı bir çerçevesini çizer. Bugüne dek izlediğimiz; Elvis Presley'nin ya da Ray Charles'ın, Edith Piaf'ın ya da Tina Turner'ın, Elton John'ın ya da Johnny Cash'in yaşamlarına odaklanan filmler gibi. Söz konusu filmlerin, yaşamı konu alınan ismin silüetini gördüğümüz, gitarlı ya da mikrofonlu afişleri olur çoğu zaman. Hikâyenin yıldızı onlardır. Sadece müzik değil, onların müziği başroldedir. Öte yandan bir de şu filmler vardır: Gerçek yaşamları, gerçek olayları ele alırlar; dönemi yansıtırlar fakat odaklarında tek bir isim yoktur. Tek bir ismin yıldızlaştığı bir gösteriden çok, yıldızların geçiş törenine dönüşen bir festival gibidirler. Seks, şiddet, ırksal çatışmalar ve rock ‘n’ roll’un fon oluşturduğu 1950’lerin Chicago’sunda, Elvis'in ya da The Rolling Stones'un yıldızlaştığı dönemin arifesinde geçen Cadillac Records da işte böyle filmlerden biri.

Cadillac Records | Kaynak: IMDb

Cadillac Records'ı izlemeden önce filmin geçtiği dönemin müziklerini düşünmek istiyorum ama müzik bilgim sıradan bir dinleyiciden öteye geçemediğinden çok da sonuç alamıyorum. Filmin konusu olan stüdyonun gerçek adının da Cadillac Records olduğunu sanabilecek kadar az bilgim var döneme, dönemin müziğine dair. (Oysa filmi izlediğinde anlayacaksın, filmin bu başlığı taşımasının nedeni Chess Records'ın kurucusu Leonard Chess'in her şeye eşini bir Cadillac'a bindirecek kadar zengin olmak için girişmesi.) Koray'ın kapısını çalıyor, bana biraz yirminci yüzyıl müzik tarihi anlatmasını istiyorum. Anlatıyor:

1950 yıllında Phil ve Leonard Chess tarafından kurulan Chess Records, rock ‘n’ roll janrının gelişimin en önemli kaynaklarından biriydi. Şirketin blues müziğinin elektrik gitarla iyice yakınlaştığı 60'lı yıllarda kataloğuna dâhil ettiği Muddy Waters, John Lee Hooker, Chuck Berry ve Bo Diddley gibi Afrikalı-Amerikalı müzisyenler, The Beatles'la evrensel bir fenomene dönüşecek bir müzik devriminin kapılarını aralayanlardan olmuştu. Blues'un yanında soul ve funk gibi ve siyah Amerikalıların mirası müziklerin bir vitrini de olan Chess Records, geriye Chuck Berry Is on Top (1959), Folk Singer (1964), The Real Folk Blues (1966) ve Left My Blues in San Francisco (1967) gibi şaheserler bıraktı.

Cadillac Records | Kaynak: IMDb

Tarihi anlamda gerçekliği yansıtan, belli dönemleri ele alan kurmaca filmler izlediğimde onları kronolojik olarak kafamdaki zaman çizgisine yerleştirmeyi, farklı filmlerde aynı oyuncuları canlandıran isimleri yan yana düşünmeyi seviyorum. Cadillac Records, 1920'lerin Chicago'sunda geçen Ma Rainey's Black Bottom'ı (2020, George C. Wolfe) çağrıştırsa da onun 20-30 yıl sonrasında geçiyor. Araya koskoca bir dünya savaşı girdiğini fakat siyahların müzik sektöründe yaşadıklarının çok da değişmediğini fark ediyorum. Cadillac Records, neredeyse Elvis'in (2022, Baz Luhrmann) başladığı yerde bitiyor, Elvis'in neden ve nasıl bir Kral'a dönüştüğünü daha iyi anlayabiliyorum. Film; biyografik filmlerin sandık tozundan, müzik sustuğunda teslim olduğu eslerden kolayca arınabilen modern bir anlatıya sahip değil. Yine de müziğe, sektöre ve döneme dair çok şey öğreniyor; bir dahaki sefere bir bilene sormamı gerektirmeyecek kadar birikime sahip oluyorum.

Filmde Koray'ın Chess Records'tan kısaca söz ederken adını andığı isimlerden bazılarının da aralarında bulunduğu birçok ünlü isim ete kemiğe bürünüyor: Muddy Waters (Jeffrey Wright), Little Walter (Columbus Short), Willie Dixon (Cedric the Entertainer), Howlin' Wolf (Eemonn Walker), Chuck Berry (Yasiin Bey) ve Etta James (Beyoncé). Hepsini bir arada tutan birleştirici güç, filmin merkezindeki karakterse Leonard Chess (Adrien Brody). Film boyunca aklıma Elvis'te Tom Hanks'in bedeninde şeytanileştirilen menajer tiplemesi geliyor: Chess Records'ın başarısının stüdyo yöneticisinin yıldızlarıyla olan ilişkisinden, onları sırtından para kazandığı araçlar olarak değil; bir yere gelmesini istediği yetenekler olarak görmesinden kaynaklandığını anlayabiliyorum. Filmin başrolü müzikse yardımcı rollerinden en önemlisi de Chess'in insaniliği belki.

Phil Chess, Muddy Waters, Little Walter ve Bo Diddley | Kaynak: Michael Ochs Arşivi, The New York Times

Yönetmen ve senarist Darnell Martin, belki de kendi kimliğinin katkısıyla filminde dönemi tasvir eden ya da benzer yaşam öykülerine odaklanan filmlerin aksine siyahları ya da kadınları yardıma muhtaç, beyaz bir kurtarıcı bekleyen bireyler olarak tasvir etmiyor. Öte yandan filmin tek başlıca kadın karakteri, Cadillac Records'ın yapımcıları arasında da yer alan Beyoncé; filmin üçüncü çeyreğinde sahneye girer girmez yıldız ışığını hissettirmekle kalmıyor, diğer herkesten rol çalıyor. Hepsini kendisinin seslendirdiği, hem döneme ait hem de özgün şarkılarda kullandığı sesi; filmin vaadini de bilgilendirici olmaktan ötelere taşıyor. Filmin 2010 Grammy Ödülleri'nde En İyi Toplama Soundtrack Albümü kategorisinde aday gösterilen soundtrack albümü, Beyoncé dâhil filmin oyuncularının seslendirdiği şarkılara ek olarak dönemin öne çıkan müziklerini ve Beyoncé, Solange ve Nas gibi çağdaş müzisyenlerin özgün şarkılarını içeriyor.


Başrol Müzik seçkisini hazırlarken şöyle demiştik: 

Müzik, sinemanın sessiz olduğu dönemde dahi ayrılmaz bir parçasıydı. Filmlerle özdeşleşmiş özgün müzikler, filmler için yazılmış şarkılar, başucu albümü hâline gelmiş soundtrack albümleri… Müziği kullanmanın, müzikten beslenmenin dışında müziği başrole yerleştiren filmlerin de sayısı hiç az değil üstelik. Müziğin birleştirici gücüne ya da müziği üretmenin hazzına dair kurmaca hikâyeler; müzisyen biyografileri, müzik belgeselleri, konser filmleri… Müziğin sesini açmakla kalmayıp müziği seyre dalmanın zamanı şimdi.

Cadillac Records'ta da buna dair bir hikâye bulacaksın işte: Bir arada üretmenin, müziği üretmenin hazzına...

Başrol Müzik | Cadillac Records

Nerede izleyebilirsin? Cadillac Records, Başrol Müzik gösterim serisi kapsamında, 11 Mayıs Perşembe saat 19.00'da Kadıköy Sineması'nda gösteriliyor. Bilet almak, müziği seyre dalmak ve dönemin ruhunu yakalamak için buraya tıkla.

Benzer işler:

  • Dreamgirls (2006, Bill Condon)
  • Elvis (2022, Baz Luhrmann)
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎞️ Erişim ve üretim: Akbank Kısa Film Festivali, Cadillac Records

Akbank Kısa Film Festivali direktörü Selim Evci'yle röportaj, Başrol Müzik gösterim serisinin yeni filmi Cadillac Records.

03 May 2023

Literal Radio ile birlikte
Everything at Once | Kaynak: Ünite İletişim

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Ötekilerin Arkeolojisi: İsmail Gezgin ile kadim çağlardan bugüne zamanın labirentlerinde

Yazar, akademisyen ve arkeolog İsmail Gezgin ile belli başlı kitaplarının ışığında kadim zamanları, yakın geçmişi ve bugünü konuştuk. Sıra kitabı "Ötekilerin Arkeolojisi"ni irdelemeye gelince, İsmail Gezgin "Yoksulluk bir uygarlık icadıdır" diyor ve "modern zamanlar"ı yargılayıp mahkum ediyor.

Soner Can

·

24 Tem 2026

Ötekilerin Arkeolojisi: İsmail Gezgin ile kadim çağlardan bugüne zamanın labirentlerinde
DuendeDuende

HİKAYE

Yıldız Tozu | Isabelle Huppert'in düşünce laboratuvarı

Oynadığı filmlerin türleri değişir, çalıştığı yönetmenler değişir, sinemasal anlayışlar değişir; lakin “Isabelle Huppert sineması” hep aynı sorunun etrafında döner: İnsan, kendi arzusu, iktidarı, korkusu ve özgürlüğüyle baş başa kaldığında kim olur? Bu yüzden onun filmografisi, son yarım yüzyılın ahlak, arzu, güç, sınıf ve özgürlük üzerine kurulmuş, muazzam bir sinemasal düşünce laboratuvarıdır.

Mehmet Sindel

·

24 Tem 2026

Yıldız Tozu | Isabelle Huppert'in düşünce laboratuvarı
DuendeDuende

HİKAYE

The Odyssey: Dönecek ev yok

Christopher Nolan uzun süredir merakla beklenen Odysseia uyarlaması "The Odyssey"de hikayeyi sözcüklerden ziyade aksiyonla anlatıyor. Dolayısıyla kitapta çok daha kurnaz, kibirli ve hatta yer yer zalim bir karakter olan Odysseus, filmde içsel çatışma ve çelişkiden yoksun bir kahramana dönüşüyor.

Aslı Ildır

·

22 Tem 2026

The Odyssey: Dönecek ev yok
DuendeDuende

HİKAYE

Esir alınan yaratıcılık: Müzisyenler sosyal medyada görünür olmak zorunda mı?

Günümüzde bir müzisyen aynı anda içerik üreticisi, pazarlama ve sosyal medya uzmanı da olmak zorundaymış gibi davranılıyor. James Blake, müzisyenlerin şarkılarını duyurmak için görünür olma çabasıyla ilgili sesini yükseltti ve Türkiye'den Ceylan Ertem ve Jehan Barbur gibi isimler de onu destekledi. Peki sanatçılar, sosyal medyada yeterince görünür değillerse yok mu sayılıyorlar?

Eda Solmaz

·

20 Tem 2026

Esir alınan yaratıcılık: Müzisyenler sosyal medyada görünür olmak zorunda mı?
DuendeDuende

HİKAYE

2026 sinemasında yolun yarısı: Yıl sonunda hangi filmleri hatırlayacağız?

Beyazperdede yılın ilk yarısına Phil Lord ve Christopher Miller imzalı "Project Hail Mary" ve korku sinemasının yükselişi damga vurdu. 2026'nın ilk altı ayını geride bırakırken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri ve bazı keşifleri yeniden hatırlıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

17 Tem 2026

2026 sinemasında yolun yarısı: Yıl sonunda hangi filmleri hatırlayacağız?