Geniş zamanda Büyükada

Mahalleli & Yazı: Vardal Caniş. Fotoğraflar: Deniz Sabuncu
Geniş zamanda Büyükada

24 Temmuz - Jack Lives Here - Soli
Jack Lives Here ile birlikte

Soli, Jack ruhunun peşinde Şimdi değilse ne zaman yeni rotaların peşinden gidecek, farklı tatlarla kendimizi şenlendireceğiz? Yaz planlarınıza dâhil etmelik, gezgin ruhunuzu Jack Lives Here ruhuyla buluşturabileceğiniz heyecan verici duraklara davetlisiniz. Banyan, Ortaköy / İstanbul: Uzak Doğu mutfağını Batılı tekniklerle yorumlayan ve bizlere füzyon mutfağı sunan Banyan Restaurant, eşsiz boğaz manzarasına eşlik edecek özenle hazırlanmış kokteyller için doğru adres. Soli öneriyor: Acıyı ve ekşiyi bir arada tadabileceğiniz Chili Sour . İçindekiler: Biraz Jack dokunuşu, Triple Sec portakal şurubu, Banyan Chili infüzyon ve BLLS miks. Dokuzbuçuk Alaçatı, Alaçatı / İzmir: Hacımemiş sokaklarını keşfederken Ege’ye has taş duvarlar arasında soluklanmalık ve şimdi değilse ne zaman diyeceğimiz yeni tatlar peşinde koşmalık bir yer. Soli öneriyor: Farklı diyarlardan bir deneyim sunan Aromatic Fire . İçindekiler: Biraz tarçın dokunuşu, narenciye karışımı, liçi ve çilek. Sarnıç Beach, Bodrum / Muğla: Bodrum’un nefes kesen koylarından Bitez’in uzun yıllardır gediklisi Sarnıç’a uğramadan olmaz, hatrı kalır. Soli öneriyor: Ballandıra ballandıra anlatmalık anlara yakışacak bir lezzet Honey Passion Lemonade . İçindekiler: Biraz bal dokunuşu, çarkıfelek meyvesi, şekersiz limonata. Derya Beach, Kaş / Antalya: Kaş’ın aklımızı başımızdan alan güzelliğini en iyi nerede tecrübe ederiz? Elbette keyifli happy hour ’ların ve taş fırından çıkan nefis pizzaların vazgeçilmez durağı Derya Beach’te. Soli öneriyor: Yeşil ve maviye oldukça yakışacan bir klasik Jack Nar . İçindekiler: Taze nar suyu ve bolca Jack dokunuşu .

Daha fazlasını öğren

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Büyükada, İstanbul’dan balta girmemişliğiyle ayrılıyor öncelikle. Dokusu, bitki örtüsü, mimarisi İstanbul gibi perperişan edilmemiş. 30-60 yıl öncesine göre muhakkak nasibini almıştır ama İstanbul’u talan etmekten sıra Büyükada’ya gelmemiş henüz. Yazları kurak ve sıcak, kışları soğuk ve yağışlı; kışın sessiz, yazın kalabalık. Kar yağdığında Aya Yorgi’ye çıkar, şarap içer buralılar. Yazın su kıyısında toplanılır, genelde Değirmen Plajı’nda. Adada komşuların vardır. Geçerken selam verdiğin, durduğun, bahçeye bu yıl ekilecek bitkileri, sulama sistemlerini konuştuğun, pazardan dönerken akşam yapacağın yemeği istişare ettiğin. 

Ben bu rutinleri; esnafla sohbet etmek ve yolda karşılaşıp çay içmek için durmaları Beşiktaş’ta da yaşıyordum. Adaya değil de kişiye özel ilişkiler gibi geliyor. Ama çıkmaz sokaklar gibi, gelenin geçenin belli olduğu, sınırları bulunan mekânların doğal yatkınlığı olsa gerek, dilediğinde bu yakın ilişkili günlük rutinleri kurmak daha mümkün ve kolay oluyor, istemezsen keşiş gibi yaşamak da olası.

"Vardal, Caniş, Su, Canansu, Canan"


Adaya gidenler, adadan gidenler

6-7 Eylül olayları ve 1964 tehciri sonrası adadan çok şey eksilmiş. Sadece adadan değil, aynı durum Türkiye için de geçerli zaten. Benim tanıdığım yaşı büyük insanlar, günlük ilişkileri sayesinde Rumca, Ermenice, İspanyolca, İbranice konuşabiliyor. Bunu yaşıtlarım arasında ne yazık ki göremiyorum. Eskiden yaşayanların bir kısmı sürgün ediliyor, diğer bir kısmı da dostlarının gidişini saymaktansa memleketini terk ediyor. Kalanlar da kalmış veya sonradan dönmüş olanlar. Benim bile bugün okuduklarım, dinlediklerimle bu kadar içim burukken ada yerlilerinin bir yokluğun varlığıyla yaşamakta zorlandıklarını tahmin etmek güç değil sanki. 

Adalılar


Büyükada Rum; Musevi nüfusun yoğun olduğu bir yermiş, şu an ne yazık ki çok daha az. Burgaz’da şimdilerde Rum nüfusunun daha ağırlıklı olduğunu öğreniyorum, yaşayanlarından. Kınalı ise Ermenilerin yoğun olduğu ada olarak tarif ediliyor. Bugün bu halkların ne oranda adalarda yaşadığına hâkim değilim, sadece ülkenin azınlık olarak tanımladığı insanlar için yürüttüğü politikalar dolayısıyla giderek azaldığını tahmin ediyorum.

Amcamlar burada yaşadığı için çok uzun zamandır adaya gidip gelsem de adanın gözlemleyebileceğim yerleşik hayatında yeniyim. Henüz iki yıldır adalıyım. Her sene “ada bu yaz çok bozdu, eski ada artık yok” teranesi dönüyor. Zaman karşısında, eskiye özlem duymak kaçınılmaz oluyor. Nostalji duygusunun o acı tadı, henüz yabancı olan biri olarak benim için öyle baskın değil. Fakat turistlerin en şikayetçi olunan yanı herhâlde, Iğdır’dan Edirne’ye, ülkenin her yerinde olduğu gibi, burada da ırkıdır. Bu öfkenin içinde, adada azınlık politikaları yüzünden kaybedilmiş olan komşuların ve dostların sitemi de mevcuttur. Nereden nasıl yaklaşarak anlamalıyız, kestiremiyorum. Benim için turist işte biri gelir, biri gider. Bir okuma yapmıyorum. Çevreyi temiz tutalım diyorum.

Hafta içi, ada kalabalıkları


Katılımcı ve sorgulanabilir belediyecilik mümkün mü?

Yaygın olarak kullanılan mahalle ve yardımlaşma WhatsApp grupları var. Bunlar adadaki at ve köpek barınaklarının haftalık kontrollerini sağlarken haberleşmek için de işliyor, ayrıştırılan çöplerin toplanması, bir konferans, etkinlik katılımı için de. Özellikle yaz-kış oturanlar, uzaktan bakınca kimi zaman gereksiz bulunabilecek bir özenle ilgileniyorlar her şeyle. 

Belediye faaliyetleri, yeni projeler sunmak, yapılan uygulamaların takibi ve duyurulması, zaman zaman adanın muhafaza edilmesi için harcanan çaba kimileri için manasız dursa da ben bugün bunu önemli buluyorum. Katılımcı ve sorgulanabilir belediyecilik için vakti olan insanların zaman ayırması küçümsenecek bir şey değil. Talan ve rantın önünde bir engel olduklarını düşünüyorum, şeffaf ve hesap veren politikalar sadece ada mikrokozmosunun değil, şehirleşmenin bir parçası olmalı.

Lodos, poyraz olmayan bir günde


Muhtemelen ulaşımın alışık olduğumuzdan farklı işleyişi yolculuklarda insani insiyatiflerin müdahalesine de bir zemin hazırlıyordur ada gibi yerlerde. Olası aksilikler için çözüm üretmek için haberleşme ağına, ikinci bir kişiye ihtiyacını artırıyor. Buna kısıtlanmak ya da yakınlaştırmak demek mümkün. Aynı anda ikisi de aslında. Bende “hâllederiz yaa” ya da “noolabilir ki” mantığı egemen olduğu için stres olmuyor, öyle uzun uzun plan da yapmıyorum. Adaya taşındığımdan beri de İstanbul’a gidiş-dönüş rutinlerim beni mağduriyete sürüklemeyecek sıklıkta olduğu için belki de dikkatim hiç yolculuğun imkânlarını kollamak üstüne olmadı. 

Tabii ki hava durumuna şehirdekinden bir tık daha kulağım kesik. “Üstüme hırka alayım mı hava serin mi?” gibi değil de “Lodos-poyraz ne durumda vapurlar işliyor mu, deniz taksi çalışıyor mu?” gündeliğin oluyor mevsimine göre. Bu benim sevdiğim bir şey. İstanbul’dayken de yağmura yakalanmak, üzerime su sıçratan arabalara lanet etmekten içten içe keyif aldım hep. Ortalama tatsızlıklardan daha çok seviyorum böyle kötü günlerin unutulmazlığını.

Adalar Özerk Cumhuriyeti

Adada mutlu olmak daha kolay bence ya da en azından mutsuz olmak daha zor. Manzaraya neden gereksinim duyuyoruz bilmiyorum ama denizin yanıbaşında oluşu, gökyüzünü görebilmek için uğraşmaya gerek olmaması ne güzel. En kötü hissettiğim veya yaşadığım günde bile biçare hissetmiyorum kendimi. Bir rüyanın içine çekiliyor gibi oluyorum İstanbul’dan adaya gelirken. Benim için önemli ve büyük bir işe kalkışmaya geldim adaya: kendim için çalışmaya geldim. 

Gökyüzünü gösteren ada evleri


Kendimi köksüz biri olarak tarif edebilirim. Bunu hep bir eksiklik olarak gördüğüm için de kendime kerteriz alacak bir geçmiş yaratmak için çabaladım çoğunlukla. Bunu arkadaşlarımla hatırlanacak bir mazi oluşturmaya çalışarak, evvelki bir aşkın izlerini toplayarak veya yakın geçmişi biriktirerek yapmayı denedim. Adada olmak sınırları, ucu bucağı belli bir parça kayanın üzerinde yuva kurmak bana bu yüzden iyi geldi. Aidiyetin basit görünüşü, hem tam bağımsız hem kendine bağımlı bırakışı belki. 

Balıkçı Nusret Abi var burada, amcamın arkadaşı, o anlatmıştı, gençlikleri zamanında şimdiki gibi deniz taksi falanların da olmadığı günlerde, İstanbul’da kafaları çekip gazete motoruyla sabahın köründe kendilerini adaya attıklarını. Böyle haytalıklar beni hemen cezbediyor. Öyle serseri bir hikâyem olsa çok hoşuma giderdi ama olacak inanıyorum. Daha çok vaktim var.

İstanbul’da yaşadığım 13 sene içinde geçici bir odanın varlığı beni özgürleştiriyor sanıyordum. İstediğim zaman valizimi alıp gidebilmek hareket kabiliyetimi arttırıyor diye düşünüyordum. Adada bir ev alınca şuna aydım: dönecek bir yerimin olması aslında özgürleştirdi beni. Bunun adada olmasını da tesadüfi bulmuyorum. İstanbul’un görebildiğim uzaklıkta ve yanıbaşımda olması, sırtımı döndüğümde gözümün önünden her şeyin çekilmesi müthiş. Bir arkadaşım adada yaşamaya başladığımda "Yalnızlıkla ne kadar iyi baş ediyorsun,” demişti, bir diğeri de “Flörtleştiğim kız karşıda otursa konuşmayı bırakırım,” diyordu. Yalnız kalmakla bir derdim olmadığı için şehre farklı bir şekilde mesafelenmem benim için "kendimle vakit geçirmek için daha bölünmez bir zamana sahibim artık" anlamına geliyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🏝 Adalar Özerk Cumhuriyeti

Vardal'ın peşindeyiz bu hafta. Vardal, Caniş, Canan, Canansu. Mahalle: Büyükada. Mahalleliler: Fıstık Ahmet, poyraz, martı, şıpıdık terlikler, sokak köpekleri, Ege türküleri, Arap yasemini.

24 Tem 2022

Jack Lives Here ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli

HİKAYE

Seyahatin yeni değer önerisi: Yediğin içtiğin senin olsun, bana öğrendiğini anlat

Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

Elif Bayram

·

12 Tem 2026

Seyahatin yeni değer önerisi: Yediğin içtiğin senin olsun, bana öğrendiğini anlat
SoliSoli

HİKAYE

12 Ağustos tam güneş tutulması rehberi: Nereye gitmeli, ne yapmalı?

12 Ağustos’ta yaşanacak tam güneş tutulması Grönland’ın doğusundan başlayıp güneye doğru ilerleyecek ve ardından İzlanda’nın batı kıyıları ile İspanya’nın kuzeyinden geçecek. Yaklaşık iki dakika sürecek bu doğa mucizesine tanık olmak isteyenler için farklı zevklere göre öneriler hazırladık.

Deniz Aytekin

·

12 Tem 2026

12 Ağustos tam güneş tutulması rehberi: Nereye gitmeli, ne yapmalı?
SoliSoli

HİKAYE

Paris'in en şık kaosu: Paris Erkek Moda Haftası'ndan notlar

23-28 Haziran arasındaki Paris Erkek Moda Haftası bir kez daha gösterdi ki bugün moda yalnızca kıyafet üretmiyor; şehirlerin kültürel ritmini belirleyen, farklı disiplinleri aynı masada buluşturan ve en beklenmedik karşılaşmalar için alan açan canlı bir ekosistem olmaya devam ediyor.

Doruk Başkır

·

11 Tem 2026

Paris'in en şık kaosu: Paris Erkek Moda Haftası'ndan notlar
SoliSoli

HİKAYE

Gölgeden çıkan zanaat: Türkiye'de bağımsız saatçiliğin sessiz yükselişi

Kuruçeşme'de, sadece randevuyla hizmet veren Salon Kantiem, Türkiye'nin ilk bağımsız saatçilik butiği olma iddiasında. Ama bir mağazadan çok bir buluşma noktası olarak tasarlanmış. Türkiye'de bağımsız saatçilikte yaşanan dönüşümün ortasında duran isimlerden biriyle, Turkish Watch Guy'ın kurucusu ve yeni açılan Salon Kantiem'in ortaklarından Doruk Ünlü'yle saatlerin anlattığı hikayelerden ve Türkiye'nin potansiyelinden sohbet ediyoruz.

Orhun Canca

·

10 Tem 2026

Gölgeden çıkan zanaat: Türkiye'de bağımsız saatçiliğin sessiz yükselişi
SoliSoli

HİKAYE

6'dan 6'ya İstanbul | Mitte Brot'ta gecenin son, sabahın ilk durağı

Belki Canelé’sini belki Earl Grey’li kekini tattınız ama muhtemelen henüz onunla tanışmadınız. Mitte Brot'un pasta şefi Gökçe Durukan, şehrin kahve laboratuvarı Petra’nın kahve eşlikçileriden sorumlu. Sabahın erken saatlerinde müşterilerine sıcak ve taze ürünler servis etmek üzere geceden çalışmaya başlayanlardan yalnızca biri. Gecenin son, sabahın ilk durağının temsilcisi. Gökçe’yle pâtisserie yaklaşımlarına, pasta şefi olarak rutinlerine ve şehirde gece çalışmaya dair laflıyoruz.

Elif Bayram

·

08 Tem 2026

6'dan 6'ya İstanbul | Mitte Brot'ta gecenin son, sabahın ilk durağı