Adakarası: Tanesi küçük, hikayesi büyük


Türk Eğitim Vakfı’nın 2024-2025 akademik yılı burs başvuruları başladı
Eğitimde fırsat eşitliğini amaçlayan ve 57 yıllık köklü geçmişiyle faaliyetlerini sürdüren Türk Eğitim Vakfı (TEV) tarafından verilen “ TEV Üniversite Eğitim Bursu ,” başarılı ve imkanları kısıtlı öğrencilerin eğitim hayatını kesintisiz…
Daha fazlasını öğren →
Nereden? Değirmenyolu Mevkii, Yiğitler Köyü, Avşa Adası, Balıkesir
Ne zamandan beri? 2003
Kimden? Alp Törüner
Adakarası, hem üzüm hem de şarap olarak oldukça özgün bir tür. Bölgenin mikroklimasına kusursuz adaptasyon gösteren üzüm, oldukça dirençli ve hırçın; fenolik ve antosiyan özellikleri ise hem gelişme hem de meyve safhasında oldukça üst düzeyde. Türkiye genelinde bağlardaki hasat zamanının ortalama iki hafta kadar öne çekildiği 2024 bağbozumunda bu özellikleri sayesinde Adakarası bağlarında iklim krizinin etkileri neredeyse hiç hissedilmiyor. Hemen hemen tüm üreticiler bu sene itibarıyla gelecek üzüm hasatları için endişeliyken Avşalı bağcıların içleri rahat.
Güçlü maya, yüksek yıllanma
Büyülübağ’ın kurucusu Alp Törüner, yaklaşık 8-10 yıl önce Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Mühendisliği Bölümü’nden Neşe Bilgin’in yaptığı çalışma ile Adakarası'nın bazı ilginç özelliklerinin ortaya çıktığını anlatıyor. Bu çalışma sayesinde, Adakarası'nın mayasının oldukça güçlü olduğu öğreniliyor. Zaten geçmişte Tekel de Adakarası üzümlerini Tekirdağ'daki şarap fabrikasında mayalama için kullanıyormuş.
Neşe Hoca'nın çalışmasında görülüyor ki Adakarası, uçucu asit üretmeme özelliğine sahip yaklaşık 10 üzümden biri. Bu özellik Adakarası şarabına ne kazandırıyor? Nahoş kokuların oluşumunu engelliyor ve karakteristiğini iyi yansıtan, yüksek yıllanma potansiyeline sahip olmalarını sağlıyor.
"Bu özellikleri öğrendikçe, Adakarası'na hayranlığım ve bağlılığım daha da arttı. İlk başlarda sadece şarapçılıkla uzun geçmişe sahip yerel bir üzüm olduğunu biliyordum. Ancak zamanla bu üzümün dünya şarap arenasında hak ettiği yeri bulmasına yönelik motivasyonum büyük ölçüde arttı. Bugün, Adakarası ile ilgili yaptığımız kutlamalar ve etkinlikler bu bağı daha da güçlendiriyor. Adakarası ile ilişkim, bu bağlamda oldukça anlamlı ve derinleşmiş durumda."
Tescilli üzüm, tescilli şarap
Avşa Adakarası üzümü, bu isimle Avrupa Birliği tarafından tescillenmiş durumda. Avşa Adakarası şarabı için de yakın zamanda tescil başvurusunda bulunuldu. Peki bu tescil ne anlama geliyor?
"Ada dışında da Adakarası üzümü yetiştirilebilir; şu anda yok ama gelecekte olabilir. Üzümün tescili, Adakarası’nın Avşa Adası’nda, yani orijininde yetiştiğini ve eşsizliğini vurguluyor. Şarap için de aynı durum geçerli: Avşa Adası Adakarası üzümünden yapılan şarap sadece Avşa Adası’nda üretilebilir. Şampanya örneğindeki gibi, ada dışında üretildiğinde aynı isim asla kullanılamaz. Bu da bizim için çok kıymetli."
Tadım notları
Avşa Bağbozum şenliğinde Adakarası üzümünden elde edilen farklı stillerde üretilen şaraplarla dört karakterini deneyimleme fırsatımız oldu: Şampanya metoduyla yapılan Adakarası şarabı, ardından kırmızı, roze ve tatlı şarap hâli. Alp Bey için bu yelpaze Adakarası'nın profilinin ne kadar yüksek olduğunu ve farklı tarzlarda işlenmiş şaraplarda bile ne kadar çeşitli özellikler barındırabildiğini gösteriyor.
"Kırmızı şarap özelinde konuşacak olursak, Adakarası'nın kırmızı meyve profili oldukça belirgindir; özellikle Napolyon kirazı gibi kırmızı meyveleri öne çıkar. Baharat profili ise tane çekilmemiş karabiber, kuru karanfil ve kuru gül kokularını içeriyor. Yıllandığında, Adakarası kırmızılarında ortaya çıkan ikincil ve üçüncül aromalar oldukça dikkat çekici; meyvemsi, gövdeli, odunsu ve baharatsı profillerin birarada bulunmasını sağlıyor."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bağda sıkı salkımlı, mor renkli, kalın kabuklu; damakta karabiber, kuru karanfil notaları yoğunluklu; burunda çilek ve gül aromalarına sahip hoş kokulu Adakarası’nın 1800’lü yıllardan bugüne uzanan öyküsünü dinliyoruz.
21 Eyl 2024

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.




