🎻 Albüm incelemesi: The National, First Two Pages of Frankestein

The National'ın 9. stüdyo albümü First Two Pages of Frankenstein, grubun bu kimliği tamamiyle içselleştirdiği; indie rock'la ilişkilenen ses motiflerini oda müziğinin derin orkestral dinginliklerine değiştikleri bir çalışma.
🎻 Albüm incelemesi: The National, First Two Pages of Frankestein

12 Mayıs - İBB Kültür AŞ - Duende
İBB Kültür AŞ ile birlikte

Şerefiye Sarnıcı ’nda multidisipliner bir sanat performansı

Circle Horn 10 Haziran'da başlıyor 1600 yıllık tarihin teknoloji ve sanatla buluştuğu Şerefiye Sarnıcı , İBB Kültür AŞ 'nin etkinlik serisi Night Shift kapsamında kültür sanat etkinliklerine kapılarını açmaya devam ediyor. Nedir? Trompet…

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Albüm: The National, First Two Pages of Frankestein

Süre: 47 dakika

Plak şirketi: 4AD Records

Yayın tarihi: 28 Nisan 2023

Brooklyn'den First Two Pages of Frankenstein'a

The Nationals'ın kökenleri Connecticut'a dayansa da grup 2000'li yıllarında başında New York City'de merkezlenen rock 'n' roll dalgasına Brooklyn'den katılmıştı. Öte taraftan ise; The Strokes, Interpol ve Yeah Yeah Yeahs gibi grupların ana sahneye taşan ünlerinin yanında perde arkasında kalan bir başlangıç deneyimlemişti. Öyle ki artık defteri kapanan NYC'nin o müzik sahnesine geri dönen ve kahramanlarını spot ışığı altına yerleştiren Meet Me in the Bathroom (2022) belgeselinde The Nationals'ın öne çıkmaması, grubun alametifarikası münzeviliğinin bir yansıması gibiydi. 

2000'lerin ortasında yayımlanan Alligator (2005) ve Boxer (2007) albümüyle 21.yüzyılın ilk on yılının doğurduğu post-punk revival janrının örneklerini veren The National; Matt Berninger'ın mutedil vokallerinde depresyonun envaiçeşit tonuyla boyalı içgörüsel ve retrospektif anlatılar yarattı. Yüzyılın ikinci on yarısının başıyla ve takip eden süreçte High Violet (2010) ve Trouble Will Find Me (2013) albümleriyle post-punk ses manzaralarını arkalarında bırakmaya başlayan; bunun yerine yaylıların orkestral aranjmanlarını ana güçlerinden biri yaparak chamber pop'a uzanan grup, onları uluslararası bir fenomene dönüştüren birçok şarkısını o aralıkta yazdı. Ve bu yaratıcı evrim, The National'la yolculuğu boyunca kalemini depresyona dair konuşturan Berninger'in anlatısının etrafında grupla özdeş bir müzikal kimliğe dönüştü. İşte The National'ın 9. stüdyo albümü First Two Pages of Frankenstein, grubun bu kimliği tamamiyle içselleştirdiği; indie rock'la ilişkilenen ses motiflerini oda müziğinin derin orkestral dinginliklerine değiştikleri bir çalışma oldu. 

Albümün arkasındakiler

Depresyon ve onun getirdiği yaratıcı tıkanıklıkla boğuştuğu süreçte Marry Shelly'in Frankestein'ına uzanan; onu içinde bir şeyleri harekete geçirebileceği umuduyla rafından çeken Matt Berninger, kitabın ilk iki sayfasından yansımaların olduğu bir şarkı yazdı. Ve "Frankestein" adı, Berninger'in saklanabileceği ve kendi tabiriyle içine girebileceği bir kostüm, bir maske olarak albümün başlığında yerini aldı.

Yapımcılığı grup tarafından yapılan; New York City'in kuzeyinin izbe bir yerinde, Long Pond stüdyosunda kaydedilen uzunçaların işbirlikçi müzisyen kadrosu ise Sufjan Stevens, Phoebe Bridgers ve Taylor Swift gibi süper yıldız isimlerle genişledi. Berninger'in eşi Carin Besser'ın The National'a yazarlığında eşlik ettiği First Two Pages of Frankenstein'ın mastering'ine imza atanlar arasından The Strokes, Tame Impala, Interpol, MGMT, Father John Misty ve nicesiyle çalışmış efsanevi ses mühendisi Greg Calbi öne çıktı.

The National, First Two Pages of Frankestein

Depresyonun gölgesinde

Matt Berninger, uzun zamandır ensesinde hissettiği ve The National'ın kataloğunun her yanına sızan depresyon mefhumuyla yakın geçmişte çetin bir mücadeleye girişti. Onu grubundan, yazım sürecinden ve bunların etrafında gelişen beklentilerden soyutlayan zihinsel darboğaz, Berninger'ı bilinmezlerle dolu ve önü sisli bir durumun içine sürükledi. Onun, "Müzik denilen şu kara büyünün sihirbazı olmak durumunda oluşum hep aklımdaydı," ve "...kıvılcımlar parmak uçlarımdan çıkmıyordu." sözleriyle açıkladığı bu hâl, The National'ın geleceğini de belirsizleştirdi.

Ancak bulutlar dağıldı. Matt Berninger'in çektiği acıların, içsel hesaplaşmaların ve psikolojik sağlığının kırılganlıkların ördüğü The National dokusu, yine onun sözlerinde somutlaşacak bir yolculuğa doğru hazırlanıyordu. Nihayetinde; grupla bir arada olmanın, Carin Besser'ın desteklerinin ve yavaş yavaş ilerleyen zamanın iyileştiriciliğinde şifa bulan Berninger, First Two Pages of Frankenstein'ın yüzleşmeci, şeffaf ve samimi şarkı sözlerine dönüşecek yaşanmışlıklarından ilhamlar devşirmeyi başardı. Ve bu, albümünün tümüne sirayet eden bir iskelet hâlini aldı.

First Two Pages of Frankenstein

Berninger'in yaşanmışlıklarından devşirdiği ilhamların izini albümün birçok şarkısında bulmak mümkün. Geçmişte onunla Walking on a String şarkısında düet yapan, The National'a da Carnegie Hall sahnesinde aynı şarkı için katılan Phoebe Bridgers'ın vokallerini duyduğumuz iki şarkıdan biri Your Mind Is Not Your Friend, bunlardan biri. Zira şarkıya (ve albümün bayağı müzikal akışına da) hâkim olan minimal piyanoların ve yaylıların iddiasız etkileşiminin ortasına usulca yerleşen Besser'ın şefkatli sözleri, Berninger'in çalkantılı zihnine sükûnet vadeden içten bir salık verme: 

Don't you understand?
Your mind is not your friend again

It takes you by the hand

And leaves you nowhere

Your Mind Is Not Your Friend, The National 

Diğer taraftan, ambient atmosferikliğinde bi piyano baladı olarak öne çıkan Sufjan Steven düeti Once Upon a Poolside; (albümden yazılan ilk şarkı) Berninger'ın korkularını karşısına alan ve yaşamın hassas dengesinin başucundan seslenen dizelerle dolu: Don’t make this any harder/ Everybody’s waiting / Walk-on’s almost over / Teenagers on ice. Albümün tekdüze chamber pop ses uzamlarının âdeta kristalleştiği bir şarkı olarak tekrarlı bir davul beat'inin ve sade bir piyano melodisinin yaylılar orkestrasınca kuşatıldığı Send for Me ise, müzikal olarak kataloğunun en alelade işiyle geri dönen The National'ın anlatı örüntüsünü esrik bir sona ulaştırdı:

If you’re ever in a gift shop dying inside
Filling up with tears
Cause you thought of somebody you loved
You haven’t seen in years
Send for me whenever, wherever
Send for me, I’ll come and get you

Send For Me, The National

The National, I Am Easy To Find'ta (2019) ortaya koydukları "mahir besteciliklerini" parlatmak bir yana; onun bir taklidi gibi çınlayan bir albümle geri döndü. First Two Pages of Frankenstein, oda müziğinin popüler ses motiflerini tek boyutlu müzikal manzaraların kıskacına sıkıştırdı. The National'ın yaratıcılığını basit formülasyonlara indirgeyen bir izlek takip etti. Matt Berninger'ın çatışmalı zihinsel dünyasının, duygu durumunun ve ruh ahvalinin çeşitli gözlemleri The National diskografisinin edebi mirasıyla tutarlı bir anlatı oluştursa da, tüm bunlar müziğin olmazsa olmaz tamamlayıcı eşlikçiliğinden mahrum kaldı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🎻 Cannes ödüllü Border, The National'ın Frankestein'ı

The National'ın depresyonun dehlizlerinden çıkan son albümü, Ali Abbasi'sinin coğrafi ve bedensel sınırlara dair fantastik hikâyesi Border.

12 May 2023

İBB Kültür AŞ ile birlikte
Fotoğraf: Aaron Richter/The New York Times

YAZARLAR

Koray Soylu

Editor @ Aposto

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

23 Eki 2026

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Mehmet Sindel

·

23 Eki 2026

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Emre Eminoğlu

·

23 Eki 2026

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Özge Şimşek

·

22 Eki 2026

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.

Yasemin Kaya

·

22 Eki 2026

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar