Vergi cennetlerine açık savaş


Bankacılık hizmetlerinin ve yatırımın kolay yolu: N Kolay Ekonomik teşvik paketleri, para politikalarındaki gevşeme hamleleri ve pandemi döneminde yaşanan sıra dışı piyasa olayları, birçok insanın yatırım süreçlerine ilgi duymasını da beraberinde getirdi. Bu süreçte Merkez Bankası’nın para politikası toplantıları, gündemin en önemli başlıklarından biri oldu. Altın gibi değerli metaller pandemi boyunca "güvenli liman" olarak birçok yatırımcı tarafından tercih edildi. Kurlardaki hareketler Twitter trendlerinde sıkça görüldü; birçok insan dövizlerin ya da altın, gümüş gibi varlıkların gün içindeki değişimlerini yakından takip etmeye başladı. Birikimlerini zengin bir portföyle değerlendirmek isteyenler için yatırım fonları en doğru seçenek olarak öne çıktı. 2020 Haziran verilerine göre fonları tercih eden yatırımcı sayısı 3,1 milyona yaklaştı. Bir Aktif Bank markası olan N Kolay, tam bu noktada bir dijital banka olarak yatırım trendinin gerisinde kalmak istemeyenlere hızlı, kolay ve masrafsız çözümler sunuyor. N Kolay, müşteri odaklı ürünleri ve tüm bankacılık işlemlerini hızlıca gerçekleştirmeye olanak tanıyan kullanıcı dostu mobil uygulamasıyla öne çıkıyor. Her birikime uygun yatırım seçenekleri N Kolay Mobil ’de Dijital bankacılık ürünleriyle bireylerin finansal olanaklarını genişleten N Kolay; her birikime bono, yatırım fonları, döviz, altın, gümüş gibi araçlarla kolay, hızlı ve güvenli yatırım yapma olanağı sunuyor. Yatırımcılar; %18,75 yüksek faizli bononun günlük kazandırma özelliği ile faiz kaybı yaşamadan dilediği zaman paranın tamamını ya da bir kısmını çekebiliyor. Üstelik 31 Mayıs’a kadar %5 stopaj avantajından da faydalanabiliyor. Piyasada faizler düşse bile, sahip olduğu bononun yüksek faizini vadesi sonuna kadar koruyor. Türkiye’deki tüm bankaların ATM’lerinden ücretsiz olarak para çekebiliyor ve dijital kanallardan masrafsız EFT yapabiliyor. Döviz, altın ve gümüş işlemlerinde 5 gün 24 saat FX platformunun avantajlı kurlarından yararlanabiliyor. Yatırım fonları sayesinde getiri beklentisine uygun işlemler yapabiliyor. N Kolay’ın yatırım, kredi ve daha birçok alanda sunduğu avantajlı ürünleriyle tanışmak için N Kolay Mobil uygulamasını indirebilir, www.nkolay.com web sitesini ziyaret edebilir veya N Kolay’ı Instagram ‘dan takip edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Erdem Mümtaz Hacıpaşaoğlu - Vircon & Clemta Kurucu Ortağı
İllüstrasyon: Ayşe Ezgi Yıldız
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden, seçim kampanyasında da duyurduğu üzere %21 olarak uygulanan kurumlar vergisini %28’e çıkartmaya ve ABD üzerinden vergi cennetlerine aktarılan paraların, vergi olarak ABD ekonomisine geri kazandırılmasına hazırlanıyor. Bu hamle, kimi çevreler tarafından Trump yönetiminin 2017’de yaptığı vergi düzenlemesine karşıt bir hamle olarak değerlendirilirken; kimileri aktif vergilendirmenin hâlihazırda vergi oranlarından düşük olduğu ülkede vergiden kaçınmaya çalışacak şirketlerin sayısını daha da artıracağını öngörüyor.
Arka plan: ABD’de ikili bir vergi rejimi bulunuyor. Her eyalet öncelikle oransal ya da sabit oranlı kurumlar vergisini tahsil ediyor. Sonrasında kalan tutar üzerinden federal hükümet, kurumlar vergisi alıyor. Örneğin, Kaliforniya eyaleti bunu kurum gelirleri üzerinden %8,84 olarak uygularken Delaware eyaleti C-Corp şirket türleri (bizdeki anonim şirket gibi değerlendirebiliriz) için ortalama 400 dolar, LLC şirketler (bizdeki limited şirketin belirli yönleriyle şahıs şirketine benzeyen hali gibi değerlendirebiliriz) için ortalama 300 dolar olarak uyguluyor. Bu sebeple girişimciler ve kurumsal şirketler sıklıkla Delaware ve Wyoming gibi oransal kurumlar vergisi tahsil etmeyen eyaletleri tercih ediyor. Amerika’da kurumlar vergisi oranları Trump yönetiminde gelir dilimlerine ayrılmıştı ve %35’e kadar çıkıyordu. Sonrasında bu rakam %21’e sabitlenmişti.
Rakamlara bakarsak: Vergilendirme oranının %21 olduğu 2020 yılında Tax Justice Network tarafından hazırlanan “Vergi Adaleti Durumu” raporuna göre, aktif vergilendirme oranı yalnızca %17,78’di. Buna sebep olarak; kayıpların içerisinde vergiden kaçınmanın, çifte vergilendirmenin önlenmesi alanındaki uluslararası sözleşmelerin, bu sözleşmeler vasıtasıyla kurulan vergi yapılandırmalarının ve vergi cennetlerine aktarılarak vergilendirilmeyen paraların etkisi gösterilebilir.
Vergi cennetlerine açık savaş: Aktif vergilendirmenin artması için Biden, vergi cennetlerinin önüne geçecek yeni bir teklifi daha gündeme getirdi. Yeni sistemle birlikte ABD dışında ödenen bir verginin, mevcut vergi diliminin altında kalması durumunda; artan oranın ABD'ye ödenmesi öngörülüyor. Bu durumun ABD’nin diğer ülkelerle imzaladığı çifte vergilendirmenin önlenmesine yönelik uluslararası sözleşmelerle çelişme riski bir hayli yüksek gözüküyor.
Çifte vergilendirme nedir? Bir verginin birden fazla ülkede tekrar tekrar ödenmesi çifte vergilendirme olarak isimlendiriliyor. Bunun önüne geçmek için tekil bir uluslararası anlaşmadan ziyade, ülkeler ikili önleme sözleşmeleri imzalıyor. Yapıları çoğunlukla birbirlerine benzese de aralarında kritik farklılıklar oluşabiliyor. Dolayısıyla bu düzenleme her ikili ülke ilişkisi bakımından ayrı sorun ve sonuçlar doğuracak.
Şimdi ne olacak? Trump yasasında kıyı ötesi (offshore) ülkelere yapılan yatırımların getirileri %10’a kadar vergiden muaftı. Bu oranı aşanlara da mevcut kurumlar vergisi rejiminin yarısı olan %10,5’lik vergi uygulanıyordu. Biden’ın yasa teklifiyle birlikte %10’luk istisna son bulacak ve kıyı ötesi vergilendirmesi doğrudan %21 olarak uygulanacak. Ayrıca vergi oranının %21’den düşük olduğu bir yerle vergisel bir ilişkiye giriliyorsa aradaki fark, ABD’ye ödenecek. Örneğin, Cayman Adaları’nda %0 kurumlar vergisi ödendiği için %21’in tamamı ABD’ye ödenecek.
ABD’yi ne kadar etkiler? Trump, şirketlerin daha fazla kazanmasının “Amerikan Rüyası”nı geri getirebileceğini düşünüyordu. Biden’ın öncelikleri arasında ise artan vergilerle birlikte vatandaşlara sunulacak imkânların ve bireysel refah seviyesinin artması var. Kurumlar vergisinin %28’e çıkarılmasının ABD’de şirketleşme oranlarını doğrudan etkilemesi zor görünüyor. ABD, hâlâ girişim yatırımcılarının gözdesi durumunda ve teknoloji geliştirmenin merkezinde. Şirketlerde gider gösterebilme konusunun diğer ülkelere kıyasla daha esnek bir yapıya sahip olması, hâlihazırda raporlanan aktif vergilendirme oranlarının da gerçekte daha aşağıda olmasına sebebiyet veriyor. Bununla birlikte kıyı ötesi üzerinden vergi yapılandırması kurmuş şirketler bakımından tehlike sinyalleri çalıyor. Yasa önerildiği gibi geçerse pek çok uluslararası verginin yeniden yapılandırılmasına şahit olacağımız kesin. Biden’ın bu önerisine karşılık çok sayıda uluslararası vergi adaleti açıklaması gelmesinin geri adım atılmasına neden olup olmayacağını ise hep beraber izleyeceğiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
26 Nisan Pazartesi sabahından herkese merhaba. Bu hafta gündemimizde iklim krizinin oluşturduğu ekonomik riskler, Biden'ın küresel kurumlar vergisini yükseltme hamlesi ve Thodex'e yönelik dolandırıcılık iddiaları var.
26 Nis 2021

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.

Türkiye’de otomotiv pazarı, 2026’nın son çeyreğine frene basarak girdi. Eylül rakamları, sektörle ilgili aylık düşüşten çok daha fazlasını anlattı. Toplam pazar, yıllık bazda %24’ün üzerinde daralırken sektörde yaşanan baskının tüketici için fırsat olup olmayacağı sorusu da gündeme taşındı.

Teknoloji birçok alanda sonuca ulaşmayı kolaylaştırırken ustalığın değeri artık yalnızca bir işi yapabilmekte değil; neyin iyi olduğunu ayırt etmekte, doğru kararı verebilmekte ve yıllar içinde biriken deneyimi yeni araçlara uyarlayabilmekte yatıyor. Ustalık kaybolmuyor; biçim değiştiriyor.

Savunma ihracatı 2002’den bu yana katlandı, yerlilik oranı %80’e ulaştı, Türk şirketleri küresel sıralamalarda yükseldi. Ancak motorlardan kritik elektronik ve optik teknolojilere uzanan kalan %20, Türkiye’nin savunma sanayiindeki asıl sınırını gösteriyor. Bu sınırı aşmak ise daha fazla silah üretmekten değil, bilim ve teknoloji üretebilmekten geçiyor.



