Vergi cennetlerine açık savaş


Bankacılık hizmetlerinin ve yatırımın kolay yolu: N Kolay
Ekonomik teşvik paketleri, para politikalarındaki gevşeme hamleleri ve pandemi döneminde yaşanan sıra dışı piyasa olayları, birçok insanın yatırım süreçlerine ilgi duymasını da beraberinde getirdi. Bu süreçte Merkez Bankası’nın para…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Erdem Mümtaz Hacıpaşaoğlu - Vircon & Clemta Kurucu Ortağı
İllüstrasyon: Ayşe Ezgi Yıldız
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden, seçim kampanyasında da duyurduğu üzere %21 olarak uygulanan kurumlar vergisini %28’e çıkartmaya ve ABD üzerinden vergi cennetlerine aktarılan paraların, vergi olarak ABD ekonomisine geri kazandırılmasına hazırlanıyor. Bu hamle, kimi çevreler tarafından Trump yönetiminin 2017’de yaptığı vergi düzenlemesine karşıt bir hamle olarak değerlendirilirken; kimileri aktif vergilendirmenin hâlihazırda vergi oranlarından düşük olduğu ülkede vergiden kaçınmaya çalışacak şirketlerin sayısını daha da artıracağını öngörüyor.
Arka plan: ABD’de ikili bir vergi rejimi bulunuyor. Her eyalet öncelikle oransal ya da sabit oranlı kurumlar vergisini tahsil ediyor. Sonrasında kalan tutar üzerinden federal hükümet, kurumlar vergisi alıyor. Örneğin, Kaliforniya eyaleti bunu kurum gelirleri üzerinden %8,84 olarak uygularken Delaware eyaleti C-Corp şirket türleri (bizdeki anonim şirket gibi değerlendirebiliriz) için ortalama 400 dolar, LLC şirketler (bizdeki limited şirketin belirli yönleriyle şahıs şirketine benzeyen hali gibi değerlendirebiliriz) için ortalama 300 dolar olarak uyguluyor. Bu sebeple girişimciler ve kurumsal şirketler sıklıkla Delaware ve Wyoming gibi oransal kurumlar vergisi tahsil etmeyen eyaletleri tercih ediyor. Amerika’da kurumlar vergisi oranları Trump yönetiminde gelir dilimlerine ayrılmıştı ve %35’e kadar çıkıyordu. Sonrasında bu rakam %21’e sabitlenmişti.
Rakamlara bakarsak: Vergilendirme oranının %21 olduğu 2020 yılında Tax Justice Network tarafından hazırlanan “Vergi Adaleti Durumu” raporuna göre, aktif vergilendirme oranı yalnızca %17,78’di. Buna sebep olarak; kayıpların içerisinde vergiden kaçınmanın, çifte vergilendirmenin önlenmesi alanındaki uluslararası sözleşmelerin, bu sözleşmeler vasıtasıyla kurulan vergi yapılandırmalarının ve vergi cennetlerine aktarılarak vergilendirilmeyen paraların etkisi gösterilebilir.
Vergi cennetlerine açık savaş: Aktif vergilendirmenin artması için Biden, vergi cennetlerinin önüne geçecek yeni bir teklifi daha gündeme getirdi. Yeni sistemle birlikte ABD dışında ödenen bir verginin, mevcut vergi diliminin altında kalması durumunda; artan oranın ABD'ye ödenmesi öngörülüyor. Bu durumun ABD’nin diğer ülkelerle imzaladığı çifte vergilendirmenin önlenmesine yönelik uluslararası sözleşmelerle çelişme riski bir hayli yüksek gözüküyor.
Çifte vergilendirme nedir? Bir verginin birden fazla ülkede tekrar tekrar ödenmesi çifte vergilendirme olarak isimlendiriliyor. Bunun önüne geçmek için tekil bir uluslararası anlaşmadan ziyade, ülkeler ikili önleme sözleşmeleri imzalıyor. Yapıları çoğunlukla birbirlerine benzese de aralarında kritik farklılıklar oluşabiliyor. Dolayısıyla bu düzenleme her ikili ülke ilişkisi bakımından ayrı sorun ve sonuçlar doğuracak.
Şimdi ne olacak? Trump yasasında kıyı ötesi (offshore) ülkelere yapılan yatırımların getirileri %10’a kadar vergiden muaftı. Bu oranı aşanlara da mevcut kurumlar vergisi rejiminin yarısı olan %10,5’lik vergi uygulanıyordu. Biden’ın yasa teklifiyle birlikte %10’luk istisna son bulacak ve kıyı ötesi vergilendirmesi doğrudan %21 olarak uygulanacak. Ayrıca vergi oranının %21’den düşük olduğu bir yerle vergisel bir ilişkiye giriliyorsa aradaki fark, ABD’ye ödenecek. Örneğin, Cayman Adaları’nda %0 kurumlar vergisi ödendiği için %21’in tamamı ABD’ye ödenecek.
ABD’yi ne kadar etkiler? Trump, şirketlerin daha fazla kazanmasının “Amerikan Rüyası”nı geri getirebileceğini düşünüyordu. Biden’ın öncelikleri arasında ise artan vergilerle birlikte vatandaşlara sunulacak imkânların ve bireysel refah seviyesinin artması var. Kurumlar vergisinin %28’e çıkarılmasının ABD’de şirketleşme oranlarını doğrudan etkilemesi zor görünüyor. ABD, hâlâ girişim yatırımcılarının gözdesi durumunda ve teknoloji geliştirmenin merkezinde. Şirketlerde gider gösterebilme konusunun diğer ülkelere kıyasla daha esnek bir yapıya sahip olması, hâlihazırda raporlanan aktif vergilendirme oranlarının da gerçekte daha aşağıda olmasına sebebiyet veriyor. Bununla birlikte kıyı ötesi üzerinden vergi yapılandırması kurmuş şirketler bakımından tehlike sinyalleri çalıyor. Yasa önerildiği gibi geçerse pek çok uluslararası verginin yeniden yapılandırılmasına şahit olacağımız kesin. Biden’ın bu önerisine karşılık çok sayıda uluslararası vergi adaleti açıklaması gelmesinin geri adım atılmasına neden olup olmayacağını ise hep beraber izleyeceğiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
26 Nisan Pazartesi sabahından herkese merhaba. Bu hafta gündemimizde iklim krizinin oluşturduğu ekonomik riskler, Biden'ın küresel kurumlar vergisini yükseltme hamlesi ve Thodex'e yönelik dolandırıcılık iddiaları var.
26 Nis 2021

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Verileri anlık hava tahmini gibi düşünebiliriz, stratejiyi ise iklim bilgisi gibi... Yağan her yaz yağmurunda mont giymeye kalkan, kış güneşine aldanıp hemen tişörte dönen bir marka ancak hasta olur. Pazarlama ve iletişim dünyasının ihtiyacı olan, anlık sağanaklara göre her çeyrekte gardırop değiştirmek değil, mevsimin genel yönünü okuyup rotasında sağlam durabilmek.

Bir dönem önlenemez yükselişiyle teknoloji girişimleri kadar hızlı değerlenen Netflix, son dönemlerde geleneksel bir medya şirketini andıran performansıyla yatırımcılarını hayal kırıklığına uğratıyor. Platformun hit içerik üretimindeki yavaşlama, henüz belirgin biçimde bilançoya yansımamış olsa da içerik izleme alışkanlıkları ve piyasa değerine ilişkin metrikler, Netflix’in ağır ağır irtifa kaybettiğine işaret ediyor.

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.



