Bir Fincan Kahvenin Kırk Yıl Hatırı Var, Peki Ya Ömrü?


Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
Mutfağın Türk kültüründe oynadığı rol ve gıdaya verdiğimiz değer tartışmasız oldukça büyük. Bunun en iyi örneklerinden biri ise kültürün nesilden nesile aktarılmasını sağlayan atasözlerine konu olan gastronomik ögeler. Tıpkı ‘en ufak iyilik dahi unutulmaz’ mesajını veren Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır! atasözünde olduğu gibi.
Fakat bu söz gelecek nesiller için bir anlam ifade etmeyebilir; çünkü onlar için kahve erişilmesi zor bir lüks olmak üzere. İklim krizinin etkisiyle artan don, sel ve kuraklık gibi doğal afetler kahve üretimini zorlaştırıyor. En büyük kahve üreticilerinden Brezilya, Kolombiya, Endonezya ve Vietnam gibi ülkeler iklim krizinden en çok etkilenen bölgeler arasında. Örneğin, geçtiğimiz yıl Brezilya’da görülen aşırı iklim olayları sonucu üretimin etkilenmesiyle kahve fiyatları yüzde 70 artış kaydetti. 2050 yılına kadar iklim krizi nedeniyle kahve üretimine elverişli bölgelerin sayısının daha da azalması bekleniyor.
Kahve, yaşadığımız ve yakında daha da şiddetleneceği tahmin edilen gıda krizini ifade etmek adına küçük bir örnek; buğday, çikolata, avokado veya şeftali… İklim krizinin artan etkileri, gıda üretimini dünyanın hemen her yerinde güçleştiriyor.
Sanılanın aksine burada asıl endişe bu ürünler olmadan hayatımıza devam edip edemeyeceğimiz değil; tek geçim kaynağı tarım olan kesimi bekleyen risk ve daha da güç hale gelen gıdaya eşit/adil ulaşım. Dünyada yaklaşık 120 milyon insan geçimini kahve üretiminden sağlıyor; dolayısıyla kahve üretimini riske atan her etken 120 milyonun da ekonomik ve sosyal güvenliğini tehdit ediyor.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre, küresel olarak gıdaya erişim riski ile karşı karşıyayız. Her gece 828 milyon kişi aç uyurken gıda güvencesi olmayan insanların sayısı 2019 yılından bu yana 135 milyondan 345 milyona çıktı.

BM Dünya Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu Raporu
Gıda stoklarını etkileyen Covid-19 kaynaklı tedarik zinciri sıkıntılarının ardından dünyanın tahıl deposu olan Rusya-Ukrayna arasındaki gerilim, küresel gıda krizi için bardağı taşıran son damla oldu. Rusya ve Ukrayna küresel buğday ihracatının yüzde 25’inden, ayçiçeği yağı ihracatının ise yüzde 57’sinden sorumlu. Ukrayna tek başına 400 milyon insana yetecek kadar gıda üretiyor. Geçtiğimiz haftalarda Türkiye’de imzalanan tahıl koridoru anlaşması ile Ukrayna limanlarından tahıl ürünlerinin güvenli çıkışı için umutları artırdı ancak iki ülke arasında devam eden gerilim temel gıda ürünlerine erişim konusunda risk oluşturmaya devam ediyor. Örneğin, savaşın başladığı günden bu yana 30’dan fazla ülke –özellikle daha kırılgan ekonomilere sahip ülkeler– temel ürün gruplarının ihracatına yasaklar getirdi.
Gıda Krizinin Diğer Yüzü: İklim Krizi
Bu jeopolitik gelişmelerin yanı sıra gıda krizini körükleyen ana nedenlerden biri de yıllar içinde sıklığını ve şiddetini arttırarak tarım faaliyetlerini sürdürülemez hale getiren iklim krizi. Örneğin, Delhi’de hava sıcaklıklarının 50C’ye yaklaşmasıyla ekinlerin kuruması, hükümetin buğday için başlattığı ihracat yasağını genişletmesine yol açtı. Dünyanın bir diğer ucunda Amerika’da ise kuraklık, buğdayın çoğunluğunun yetiştiği Büyük Ovalar bölgesinde üretimi olumsuz etkiliyor. Öte yandan NASA, eğer iklim krizi ile mücadele konusunda harekete geçmezsek darı, mısır gibi temel gıdaların üretiminde bu yüzyılın sonunda yaklaşık yüzde 25’lik bir düşüş yaşanacağını belirtiyor.
Tüm bu gelişmelere rağmen her yıl üretilen gıdanın üçte biri israf ediliyor. Bu duruma gelişmiş ülkelerde tüketicilerin ihtiyaçlarından fazlasını satın alması veya ürünün kullanım tarihinin geçmesi; az gelişmiş ülkelerde ise saklama koşullarının yetersizliği veya lojistik sorunlar neden oluyor. BM Dünya Gıda Programı’na (WFP) göre; israf ettiğimiz gıdanın üretilirken neden olduğu emisyonları hesaplarsak gıda israfı, Amerika ve Çin’in ardından en büyük üçüncü emisyon kaynağı olur.
BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinden ikincisi 2030 yılına kadar açlığa son vermek. Dünya uzun yıllardır açlık krizinin üstesinden gelmek için çabalıyor. Fakat mevcut tablo ve geleceğe dair öngörüler bugüne kadarki kazanımlarımızı kaybetme riski ile karşı karşıya olduğumuzu gözler önüne seriyor.
Dünya genelinde gıda güvenliğini sağlamak için üretimden dağıtıma tüm gıda süreçlerini gözden geçirmek zorundayız. Örneğin, beslenme şeklimiz. Son yıllarda et tüketimindeki hızlı artış, neden olduğu sağlık risklerinin yanı sıra ormansızlaşmaya, metan gazı kaynaklı emisyon artışına ve tarım alanlarının verimsizleşmesine yol açıyor. Stanford tarafından yapılan bir araştırmaya göre, önümüzdeki 15 yıl içerisinde hayvansal gıda üretiminin durması 2100 yılına kadar karbon emisyonlarının yüzde 68 azaltılması ile aynı etkiyi yaratacak – bu, küresel ısınmayı 2 derece ile kısıtlamak için gereken azaltımın yüzde 52’sine denk.
Döngüsel ve rejeneratif üretim yaklaşımının benimsenmesi, çiftçilerin gübre kullanımı ve saklama koşulları konusunda eğitilmesi/desteklenmesi tarımın sürdürülebilir dönüşümü için büyük ölçekte atılabilecek adımlardan sadece birkaçı.
Her şeyden önemlisi, ekosistem üzerindeki olumsuz etkimizi azaltmak için kararlı olmalı, harekete geçerek tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmeliyiz. Yoksa bir fincan kahvenin ömrü hatırından çok daha kısa olacak!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Deniz'le Sıfır Atık, Zeero ile Röportaj, Bir Fincan Kahve
05 Ağu 2022

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj
01 Tem 2026







