Proust etkisi aşkına!

Proust’un ilham kaynağı madlen kurabiyeleri ve modern nörobilime kısa bir bakış.
Proust etkisi aşkına!

Fuudy 3 Mart
Fuudy ile birlikte

Şehrin en iyi restoranları Fuudy’de

ABD'nin en büyük ikinci bankası Morgan Stanley'nin bir araştırması, restoran sektöründe hâlihazırda yükselişte olan dijitalleşme ve teslimat hizmetinde yıllar süreceği tahmin edilen dönüşümün pandemiyle aylar içinde gerçekleştiğini…

Daha fazlasını öğren →

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

“...Bir kış günü eve döndüğümde, üşümüş olduğumu gören annem, alışkın olmadığım hâlde, biraz çay içmemi önerdi. Önce istemedim, sonra, bilmem neden, fikir değiştirdim. Annem, birini gönderip küçük madlen denilen, o kısa, tombul keklerden aldırdı. Az sonra, yaptığım şeye dikkat etmeden, yumuşasın diye içine bir parça madlen attığım çaydan bir kaşık alıp ağzıma götürdüm. Ama içinde kek kırıntıları bulunan çay damağıma değdiği anda irkilerek, içimde olup biten olağanüstü şeye dikkat kesildim. Sebebi hakkında en ufak bir fikre bile sahip olmadığım, soyutlanmış, harikulade bir haz, benliğimi sarmıştı. Çayın ve kekin tadıyla bir bağlantısı olduğunu ama onu kat kat aştığını, farklı bir niteliği olması gerektiğini seziyordum. Bu tat, Combray’de pazar sabahları Léonie halamın, günaydın demeye odasına gittiğimde, çayına ya da ıhlamuruna batırıp bana verdiği bir parça madlenin tadıydı…’’ diyor varoluşçu melankolik yazar Marcel Proust, hafızasında çakan bir kıvılcıma kendini bırakıp, yaşadığı esrimeyi takiben, çocukluğuna doğru çıktığı yolculuk üzerine 1909’da yazmaya başladığı yedi kitaplık Kayıp Zamanın İzinde eserinde. Zaman zaman muhtemelen hepimizin hissettiği, Proust’un madlen ve çayla yaşadığı öforiden adını alan fenomen; o dönemde hafıza nörobilimi için yeni bir kapıyı aralıyor. Genellikle çocukluğa dair güçlü bir hatırayı birdenbire canlandıran, geçmişe kapı açan hisler, "Proust etkisi" olarak isimlendirilirken, “madeleine de Proust” da duygusal hatıraları geri getiren tat, koku, ses gibi fiziksel duyumlar için kullanılıyor.

Hafıza oluşturmada ve anıları geri çağırmada tat ve kokuların süptil fakat önemli bir yeri var. İlk defa tattığınız bir yemeğin baharatıyla anneannenizin mutfağına gidebilir, peynirin isiyle, kendinizi bir kış gittiğiniz kampta ateşi izlerken bulabilir ya da sevdiğiniz birini düşündüğünüzde parfümünü burnunuzda -neredeyse- duyabilir ve koklamayı sürdürebilirsiniz. Kokular, lezzetler ve bedenle tekrarlanan edimler; hafıza oluşturmada büyük rol oynar. Aynı zamanda çift yönlü de etki ederek, hafızanın istemli olarak erişilemeyen alanlarından, geçmişteki bir anın sahip olduğu tüm duyumları serbest bırakır, şimdiki zaman ve mekânın etrafını sarmasını sağlar; âdeta üst üste, geçişken iki gerçeklik kurarlar.

Hafıza üzerine yapılan araştırmalara göre, duygusal niteliği olan ya da duygusal bir tetikleyiciyle pekiştirilen veri, anlatıcının zihninde çok daha net yer ediyor. Koku uyaranıyla canlanan otobiyografik hafıza üzerine yapılan çalışmalar gösteriyor ki; koku ve tat duyuları, hipokampus (beynin uzun süreli bellek merkezi) ile doğrudan bağa sahip ve onların bıraktığı iz oldukça kalıcı. Diğer tüm duyulara ait girdiler, önce bilincin kaynağı talamustan geçtiği için, işlenerek kaydediliyorlar. Koku ve tatla tetiklenen geri çağırma ise hipokampus bağlantısından dolayı yoğun ve uzun süreli çağrışımlara sahip. Proust için çocukluğunun hafızasını getiren, Combray ve halasını kodlayan nöronlarla lezzet hafızasının nöronlarının birleşiminden meydana gelen anının eşlikçileri; yani madlen keki ve çay.

Farkında olmadan, hafızamızda örtük durumda bulunan anıların etkisiyle bazı kokular, aromalar ve tatlara çekiliyoruz, onları deneyimlerken keyifli, tanıdık, ışıl ışıl hislerle doluyoruz. Duyumlar katmanlandıkça hislerin derinliği de artıyor. Proust etkisi, bizi o kaşığın/çatalın ya da yudumun bir adım ötesinde bekleyen harikalar diyarına açılan kapı… Şimdi, siz bu yazıyı okurken, ben de izninizle, anneannemin tütsülü çayından bir yudum alarak 20 yıl öncesinin isli bir kış akşamına, yine Balkan lezzet mirasını sürdürdüğü küçük mutfağının buğulu camına bir şeyler çizmeye gidiyorum.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

👑 On parmağında on marifet

Bu hafta sofradakiler: Proust’un madlenle çayı, Maide Mutfak'ın çocukları, yemek hikâyecileri

03 Mar 2021

Fuudy ile birlikte
👑 On parmağında on marifet

YAZARLAR

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

Daday'da iki gün: Hasattan kışa

Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Reyhan Ülker

·

24 Eki 2026

Daday'da iki gün: Hasattan kışa
apéroapéro
∙

HİKAYE

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Büşra Soydemir

·

17 Eki 2026

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi
apéroapéro
∙

HİKAYE

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Emre Onar

·

10 Eki 2026

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e
apéroapéro
∙

HİKAYE

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.

05 Eki 2026

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam
apéroapéro
∙

HİKAYE

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Reyhan Ülker

·

03 Eki 2026

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları