Bir ihtimal daha var: Bağlantıyı kesme hakkı


Zingat’la yaşam kalitenizi yükseltin: yaşamSkor
Sunduğu birbirinden kullanışlı gayrimenkul hizmetleriyle hayatımızı kolaylaştıran Zingat , yaşam kalitesi hesaplama sayacı yaşamSkor ile karşımızda. Nedir? Zingat.com üyeleri, yaşamSkor özelliğini kullanarak ev, iş yeri ve sosyal alanlar…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Saatler 18:00’i gösterdiğinde evine doğru sakince ilerlemeye hazırlanan bir servise çoktan yerleşmiş olan, çoğunun cep telefonunda yöneticisinin telefon numarası kayıtlı bile olmayan, hafta sonlarını kendisine ve ailesine ayıran, iş yerindeki bilgisayarının taşınabilir olduğunu fark etmesine bile gerek kalmayan memurların güzide şehri Ankara’da büyümüş bir çocuğun satırları bunlar. Belki de bu sebeple 2000’li yılların başına denk gelen çocukluk yıllarımda çalışma hayatı denilince gözümde okuldan pek de farklı bir ortam canlanmazdı. Halbuki aynı yıllarda ailesi, özellikle İstanbul’da özel sektörde çalışan yaşıtlarımın kafasında beliren iş dünyası şüphesiz ki çok farklıydı. Mesaiden geç dönen aileler, onların eve erken gelseler dahi susmayan telefonları, hafta sonu nefes aldırmayan mesajları ve nicesi...
“Sürekli nöbette olma” kültürü
Pandemi ipleri eline alıp bütün düzeni değiştirmeden önce hem çalışanlar hem de yaptırımla yükümlü olanlar 2000’li yılların başında özel sektörde hüküm süren bu düzeni değiştirmek için çok çabalamış, hatırı sayılır bir miktar yol da kat etmişlerdi. Çalışanların mesai dışındaki saatleri, çoğu ülkede kanunla korunuyordu. Pratikte uygulamalarını her zaman göremesek de Türkiye’de dahi çalışanı mesai saatleri dışında veya izin günlerinde aramak, yöneticilerin çekindiği bir durum halini almıştı. Fakat pandemi, tüm dengeleri alt üst etti.
Evden çalışmaya geçilmesi ve dijital araçların çeşitlenmesiyle pek çok çalışan için mesai saati denen kavram neredeyse yok oldu. Öğle aralarında gelen telefonlar, akşam geç saatlere sarkan, biri bitmeden diğeri başlayan toplantılar derken çalışanlar her an ulaşılabilir olmaya yani bir başka deyişle “sürekli nöbette” olmaya başladı. Harvard Business School tarafından 3,1 milyon kişinin e-postaları ve toplantıları incelenerek yapılan bir analiz, pandeminin ilk haftalarında ortalama iş gününün %8,2 veya 48,5 dakika arttığını ortaya koydu. Sonrasında bu sürenin katlanarak artmaya devam ettiği düşünülüyor.
Uzun çalışma saatleri sebebiyle ev dışındaki sosyal hayatın yok olduğu ve ofisten çalışmayanın sanki mola vermeye ihtiyacı yokmuş algısı hüküm sürdüğü için ortaya “Nasıl olsa evde!” diye bir cümle çıktı. Bu cümle, çalışanların iş ve özel hayatı arasındaki dengenin tamamen kaybolmasına neden oldu. Yöneticiye veya iş arkadaşlarına her saat yanıt vermek zorunda olmak, çalışanlarda aşırı strese ve tükenmişliğe yol açmaya başladı. Bütün bunlar akıllara belki hiç duymadığımız belki de duyup çoktan unuttuğumuz o kavramı getirdi: "Bağlantıyı kesme hakkı."
- "Bağlantıyı kesme" veya bir diğer adıyla "ulaşılabilir olmama hakkı" bir çalışanın mesai saatleri dışında aramalar, e-postalar, mesajlar aracılığıyla iletişim kurmasının beklenmemesi gerektiğini söyleyen kurallara atıfta bulunuyor.
Dünyada neler oluyor?
Uzaktan çalışmanın son iki sene içindeki yaygınlaşma hızı ve bu dönüşümün ortaya çıkardığı olumsuz sonuçlar, otoriteler tarafından da fark edildi ve çalışanların mesai saatleri dışında rahatsız edilmemesi için çeşitli düzenlemeler yapılmaya başlandı.
Avrupa Parlamentosu, 21 Ocak 2021’de çalışanlara iş saatleri dışında ulaşılamamasına dair “bağlantıyı kesme hakkıyla” ilgili olarak hazırlanan raporu kabul etti. Bu adım, Avrupa ülkeleri arasında domino etkisi yarattı.
- Slovakya, Şubat 2021’de uzaktan çalışanlara bağlantı kesme hakkını tanıyan yasa değişikliğini kabul etti.
- İrlanda, 1 Nisan 2021'de çalışanların mesai saatleri dışında e-postalara, telefon görüşmelerine veya diğer mesajlara yanıt vermemelerini yasal bir hak haline getirdi.
- Portekiz, Kasım 2021’de çalışanların sağlıklı bir iş-yaşam dengesine sahip olmalarını amaçlayan yeni iş yasası yürürlüğe soktu. Söz konusu yasaya göre, şirketlerin çalışanlarla normal çalışma saatleri dışında iletişim kurduklarında para cezasına çarptırılmalarının önü açıldı.
- Belçika, bağlantı kesme hakkıyla ilgili düzenlemeyi 1 Şubat 2022’den itibaren devlet memurları için devreye soktu.
Tüm bu gelişmelere rağmen Avrupa’nın bu kavramla yeni haşır neşir olduğu yanılgısına düşmemek gerek. Bağlantıyı kesme hakkı, ilk olarak 2016 yılında Fransa’da resmen tanındı. Fransa’yı 2017 yılında İtalya; 2018 yılında ise İspanya izledi. Türkiye’ye gelecek olursak 2021’de yayımlanan “Uzaktan Çalışma Yönetmeliği” ile uzaktan çalışmanın yapılacağı zaman aralığı ve süresinin iş sözleşmesinde belirtilmesi zorunlu hale geldi. Fakat Türk Hukuku kapsamında, bu konuya ilişkin doğrudan bir yasal düzenleme henüz mevcut değil.
Şirketler cephesi
Çalışanların “irtibat kesme hakkına” dair düzenlemelerin sayısı, her ne kadar pandemi döneminde artsa da hâlihazırda bu konuda atılan somut adımlar oldukça kısıtlı kalıyor. Kamu kurumlarının yanı sıra şirketler de çalışanlarını motive etmek adına zaman zaman mesai saatleri dışında çalışmamaya yönelik adımlar atıyor. Tabii ki, şirketlerin bu politikalarının ülkeden ülkeye değişiklik gösterdiğini ve iş dünyasının bu konuda henüz pek aşama kat edemediğini söylemekte de fayda var.
- Volkswagen, Almanya’da, 2012 yılında mesai saatleri dışında e-posta alımını durduran ilk şirket oldu.
- Renault, hâlihazırda e-posta ve iş cep telefonu kullanımını akşamları ve hafta sonları sınırlıyor.
- Daimler, 2014’ten beri tatile giden çalışanlarına o zaman diliminde gelen e-postalarına “Ofis dışındayım,” yanıtı göndermek yerine bu e-postaları otomatik olarak silme hakkı tanıyor.
- AXA, 2017’de imzalanan toplu sözleşmeyle İspanya ofisindeki çalışanlarına mesai saatleri dışında telefonlarını kapatma hakkı verdi.
- Allianz, BNP Paribas, BMW, Bayer, Henkel gibi şirketler de çalışma saatleri dışında e-posta kullanımını kısıtlıyor.
Uluslararası kuruluşlar da uzaktan çalışmanın psiko-sosyal ve akıl sağlığına etkilerini azaltmak amacıyla şirketlere, çalışanlarına "bağlantıyı kesme hakkı" tanımaları çağrısında bulunuyor. Şubat 2022'de Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yayımlanan "Sağlıklı ve Güvenli Uzaktan Çalışma" raporu, uzaktan çalışmaya geçen şirketlerin çalışanlarına gerekli ekipman ve rehberlik sağlamanın yanında bağlantıyı kesme hakkını tanımaları ve yeterince dinlenme günü vermelerinin önemini ortaya koyuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Pandemi kısıtlamalarının yavaş yavaş ortadan kalkmasıyla birçok ülke, “haftada 4 gün çalışma” modelini test etmeye başladı. Avrupa Parlamentosu'nun öncülüğüyle birçok ülkede çalışanlara iş saatleri dışında “bağlantıyı kesme hakkı" tanındı.
20 May 2022

YAZARLAR

İrem Özbay
Writer @ Pareto

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ray-Ban ve Oakley gibi popüler markaların çatı şirketi EssilorLuxottica, son dönemlerde ticari performansından çok kurucu ailenin içinde yaşanan iktidar mücadelesiyle gündeme geliyor. Şirket, yönetime duyulan güvensizlik nedeniyle son bir yılda %40’ın üzerinde değer kaybederken yatırımcılar, aile içindeki anlaşmazlıkların akıllı gözlük pazarının da büyüdüğü bir dönemde EssilorLuxottica'nın geleceğini nasıl etkileyeceğini sorguluyor.

Ekim ayında düzenlenen SAP Executive Summit Türkiye’de, “Kazanmanın Anatomisi” başlıklı oturumda Formula 1’in iki efsane pilotu David Coulthard ve Mika Häkkinen konuşmacıydı. Coulthard ve Häkkinen’i dinlemek, yarışları takip ederken düşündürdükleri bazı konuları iş dünyası açısından yeniden değerlendirmemize vesile oldu. Özellikle de teknolojiye yapılan yatırımlarla insanın gelişimine ayrılan emek arasındaki ilişkiyi…

Verileri anlık hava tahmini gibi düşünebiliriz, stratejiyi ise iklim bilgisi gibi... Yağan her yaz yağmurunda mont giymeye kalkan, kış güneşine aldanıp hemen tişörte dönen bir marka ancak hasta olur. Pazarlama ve iletişim dünyasının ihtiyacı olan, anlık sağanaklara göre her çeyrekte gardırop değiştirmek değil, mevsimin genel yönünü okuyup rotasında sağlam durabilmek.

Bir dönem önlenemez yükselişiyle teknoloji girişimleri kadar hızlı değerlenen Netflix, son dönemlerde geleneksel bir medya şirketini andıran performansıyla yatırımcılarını hayal kırıklığına uğratıyor. Platformun hit içerik üretimindeki yavaşlama, henüz belirgin biçimde bilançoya yansımamış olsa da içerik izleme alışkanlıkları ve piyasa değerine ilişkin metrikler, Netflix’in ağır ağır irtifa kaybettiğine işaret ediyor.

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.




