Bomonti'de Müdavimiyim!

Solitan'ların peşine takılıyoruz; Bomonti'de müdavimi oldukları yerleri not alıyoruz.
Bomonti'de Müdavimiyim!

24 Mart - Koçtaş - Soli
Koçtaş ile birlikte

Koçtaş Fix mahallenizde, yanı başınızda Yaşamın olduğu her yeri iyileştirmek ve güzelleştirmek üzere yola çıkan Koçtaş Fix mahallerde, yanı başımızda. Nedir? Soli okurunun müdavimi olduğu mahallelere “olmazsa olmaz” olmaya gelen Koçtaş Fix , mahallelinin evine dair duyduğu her ihtiyaçta yanında olmak üzere 44 ilde 206 mağazasıyla hizmet veriyor. Neler var? Koçtaş Fix’lerde en çok satan 5 bin ürününe uygun fiyatlarla ulaşabiliyoruz. Üstelik mağazalarda yer alan hızlı sipariş ekranlarında; yürüme bandından oto lastiğe, mobilyadan elektrikli el aletlerine kadar 70 bini aşkın ürüne anında evimize sipariş verilebiliyor ya da ücretsiz nakliye imkânıyla en yakın Koçtaş mağazasından teslim alabiliyoruz. Koçtaş’ın bir mesajı var: Sevgili Bomontililer, sizi Şişli'de bulunan en yakın mağazalarımız Koçtaş Fix Profilo Cadde ve Koçtaş Fix Kağıthane ’ye bekliyoruz.

Daha fazlasını öğren

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Şehrin neşeli, izole, samimi merkezi: Bomonti

Tuygun Oruç

Bomonti’ye 2014’te yerleştim. 2021’de İskoçya’ya taşınana kadar yani 7 yıl boyunca Bomontiliydim. Ben taşınmayı planlarken Babylon’un Bomonti’ye gelecegi, eski bira fabrikasının kültür sanat mekânına dönüşeceğine ve canlanacağına dair söylentiler dolaşıyordu ortada. 

Bomonti’nin Avrupa yakasının çok merkezî bir noktasında bulunması, buna rağmen şehrin yoğunluğundan bir nebze de olsa izole olmasına bayılıyorum. Şehrin tadının yürüyerek çıkarıldığına inanan biriyim, her şeye yürüme mesafesinde ulaşılabiliyorum burada — restoran, kafe, süpermarket, sahaf, terzi, veteriner, sağlık merkezi, hastane, spor salonu, yoga stüdyosu, konser ve etkinlik mekânı, gece canım çektiğinde dans etmek için gidebileceğim mekân… Sanırım bu nedenle Bomonti’de yaşadığım dönem mahalleden, pek ayrılmıyordum.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Bomonti’de bulunan yerleşkesinin mahallenin çehresini canlı tuttuğunu düşünüyorum. Düşünen, öğrenen ve öğreten insanların ve entelektüel gelişimin varlığı mahallenin enerjisini yükseltiyor. Ayrıca her türlü ulaşım yoluyla İstanbul’un birçok noktasına erişim çok kolay. Buna bir de sabah koşuları için meskenim Maçka Parkı’na 20 dakikada yürüyebilmeyi ekleyince bir mahalleden daha ne isterim ki!

Tuygun Oruç


Bomonti’ye dair

1870 Beyoğlu yangını İstanbul’da ikamet eden gayrimüslimlerin kuzeye kaymaya başlamasına ve daha o zaman bir yerleşim yeri bile olmayan Bomonti bölgesinin canlanmasına neden olmuş. Kurtuluş Mahallesi'nin hemen yanı başında olmasına rağmen, Bomonti’nin bir semt olarak ortaya çıkması epey sonra gerçekleşmiş. Bu nedenle Kurtuluş, Beyoğlu gibi semtlerde bulunan yapılar kadar eski yapı olmasa da Bomonti’ni kendine has, tipik eski İstanbul semtlerinde olan binaları ve evleri mevcut. 

Ufak bir araştırmayla bilgimi tazeledim — 1930’larda gelişen apartmanlaşma sürecine erken adapte olan Bomonti’nin kısa, 3-4 katlı apartmanları mahallenin gökyüzüyle ilişkisini kesmemek için bu şekilde tasarlanmış. Dolunay avına çıktığım akşamlardan bilirim, sokağa inmem yeterli oluyor ayı görmek için. Yüksek katlı apartmanlarla çevrelenmemiş olması, yer yer Arnavut kaldırımları samimi semt havasını koruma sebebi Bomonti’nin.

bomontiada, Fotoğraf: Yağmur Çoban


Toplumsal süreçler ve değişimler, kendilerini semtlerde dışa vuruyor; semtler hem barındırdıkları bireylerden hem de içerisinde bulundukları makro toplumsal sistemlerden etkileniyor. Bir fabrika, mezarlık, kilise, cami veya okul tesadüfen o mahallede yer almıyor. Semtin sakinlerinin demografik yapısı, içinden geçtikleri sosyal, politik, ekonomik süreçler, hepsi bir yapının neden ve ne zaman o bölgede yapıldığına dair ipuçları sunuyor. 

C. Wright Mills’in epey bilinen Sociological Thinking kitabında da belirttiği gibi sosyal hayatın içinde yer alan olgular ve bulgular daima birbiriyle etkileşim hâlinde. Bu açıdan bir semte yaklaştığımızda, orada yer alan bina, kurumların ve mekânların rastgele olmadığını söyleyebiliyoruz. Bomonti’nin içinden geçtiği kentsel dönüşümle sosyoekonomik yapısındaki değişimler incelenmeye değer. Bu konuyla ilgilenenler Bomonti, Kentsel Dönüşüm ve Mekan Belleği kitabına göz atabilir.

Müdavimiyim

Pazar klasiğim Feriköy Antika Pazarı turu! Japon güneş şemsiyesinden, Afgan işi kaftana, çeşit çeşit el işi yelpazeden 1960’lardan kalma biblolara ve gümüş şamdanlara kadar birçok hazine bulmuşumdur canım antika pazarından. Aynı yerde hafta içi farklı günlerde semt pazarları, cumartesi organik pazar kuruluyor burada. Buğday Derneği’nin ve belediyelerin denetlediği organik pazarda yerli üretim sebze meyvelerin yanı sıra, zehirsiz temizlik ürünleri de bulmak mümkün. Organik pazar keyfime el yapımı gözleme, taze sıkılmış meyve suyu veya Serap Abla’nın glutensiz, şekersiz atıştırmalıklarını eklemeden sonlandırmam. Cumartesi günleri Serap Abla’nın hem göze hem mideye hitap eden keklerini bitmeden yakalamak için alarm kurduğum, telefonla siparişlerimi erkenden ayırttığım olmuştur.

Mahalleden arkadaşımla buluşma durağım genellikle Kozmos Coffee. Hem kahveleri hem de ev yapımı atıştırmalıkları şahane. Samimi atmosferine, eğlenceli dekorasyonuna ve hayvan sever oluşuna da bayılıyorum Kozmos’un. Tam bir mahalle kafesi burası, her önünden geçtiğimde bir tanıdıkla karşılaşıp beş dakika sohbet etmek pek keyifli.

Kozmos Coffee, Fotoğraf: Dilek Yaman


İstanbul’a ziyarete gelen şef arkadaşımın keşfi Halisunasyon Coffee. Yediği poşe yumurtayı çok beğenip ertesi gün beni de götürmüştü. Şahane yemek ve kahve servisinin yanı sıra sergi ve sanat etkinlikleri düzenliyor. İşletmecisi Halis Bey her gittiğimde hâl hatır sorar.

Açıldığı dönem çok popüler olan Bâtard, sanırım hâlâ semtteki favori akşam yemeği mekânım. Bâtard’ın mahalleye gelişinin kafe ve restoranların Bomoti’yi radarına almasında etkili olduğunu düşünüyorum. Belki de biraz bu nedenle, mahalleyi gözüne ilk kestiren mekânlardan olduğu, gelişmesine katkıda bulunduğu için vazgeçemiyorum kendisinden.

Bâtard


Yazın İstanbul’da hepimiz ufak bir esintiye hasret kalıyoruz, işte tam böyle günlerde en keyifli kaçamağım bomontiada’da oluyor. Mahallenin içinde, kolay ulaşılabilir olmasıyla ve ferah bir alan sunmasıyla şehir yoğunluğundan kurtulmak için ideal bir mekân. Sıcakların kavurduğu yaz akşamı serinleten bir bira veya kokteyl için bomontiada’nın avlusundan daha iyi bir yer düşünemiyorum mahallede.

Son olarak Bomonti’de müdavimi olduğum yoga stüdyolarına değinmezsem olmaz. Geniş ve bahçeye bakan Advayta Bomonti yoga stüdyolarında ve ilk göz ağrım Yogatime’da epey ter dökmüşlüğüm vardır. Hayat kalitemi arttıran böylesi mekânların mahallemde olması büyük şans. Ayurvedik danışmanlıktan masaj seanslarına, çeşitli yoga derslerinden alanında uzman eğitimlerin sunduğu eğitimlere kadar birçok öz bakım ve gelişim çalışmasına ev sahipliği yapan bu mekânlar Bomonti’ye attığım çapamı daha da derinleştirdi.

"Gökdelenlerin arasında kaybolan, dönüşümü yıllara yayılan Bomonti'nin giderek hareketlenen bir bölge hâline gelmesini seviyorum."

Yağmur Çoban

Bomonti’de mahalle hayatı

7-8 senedir Bomonti ve etrafında yaşıyorum. Yeni bina ve uygun kira eşleşmesini yakalayınca Bomonti'de yaşamaya karar verdim. Bomonti’nin kentsel dönüşüme girdiği yıllara denk geliyor bu. Gökdelenlerin arasında kaybolan, dönüşümü yıllara yayılan Bomonti'nin giderek hareketlenen bir bölge haline gelmesini, yaşayanların alışkanlıklarına uygun kahvelerin, restoranların, işletmelerin açılması, insanların sokakta birbirine selam verdiği bir mahallede olma hissini seviyorum. 

Sağlıklı gıdaya ulaşım benim için mühim. Doğayla uyumlu üretim, tüketim ve sağlıklı bir gelecek için büyük emek gösteren Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği'nin 15 sene önceki ilk örneği Şişli %100 Ekolojik Pazarı'nın bölgede yer alması semti sevme sebeplerimden bir diğeri.

Yağmur Çoban


Kurtuluş'a yakın olmayı da seviyorum. İnsanın canı çekince Nazar Profiterol’un ya da Paskalya zamanı fırından yeni çıkmış paskalya çöreği alabileceği Palmiye Pastanesinin yürüme mesafesinde olması güvende hissettiriyor. Büyük bir dönüşüm var Bomonti'de. Bira bahçelerine evrilen bomontiada, yıkılan gecekonduların yerine dikilen rezidanslar, tekstil atölyelerinin yanlarına açılan cafelerle farklı bir atmosfer. Soylulaştırma örneklerini gördüğümüz diğer semtlere benzemiyor burası. Rezidansların arasında kalacak bir yer mi olacak, neye evrilecek merak içindeyim. Feriköy, Kurtuluş, Bomonti girit semtler de olsa günlük hayatta farklılıkları sokakların mimarisinde hemen göze çarpıyor.

Saint-Michel Fransız Lisesi


Müdavimiyim

Bölgede en sevdiğim yapılardan biri Notre Dame de Lourdes Gürcü Katolik Kilisesi. En sevmediğimse Mimar Sinan Üniversitesi Bomonti yerleşkesi. Fındıklı'da tarihî kampüste okumayı hayal eden öğrenciler için iyice hayal kırıklığı oluyor bu bina diye düşünüyorum. Yemekleri, hizmeti, geniş ve konforlu çalışma alanıyla Casa Cooklife, tam bir mahalle kahvecisi Kozmos ve ara ara yaptıkları Kozmik Bazar'lar; Meat & Meet Kasap Dursun, Bâtard ve en tazelerinden Afil Bomonti müdavimi olduğum yerlerden.

Afil Bomonti


"Bomonti geçmişle şimdiki zaman arasındaki ipuçlarını bir araya toplamaya çalıştığım zihinsel bir mekân."

Eda Yiğit

Bomonti’yi okumak

Bomonti semtiyle ilişkim, uzun yıllardır üzerine düşündüğüm Bomonti Bira Fabrikası’nın odağında yer aldığı akademik ve öznel çalışmalarımdan kaynaklanıyor. Gündelik hayat ilişkilerini gözlemlediğim, belli süreler içinde ziyaret etmezsem kendimi huzursuz hissettiğim bir semt Bomonti. Semtte kurulan Feriköy Antika Pazarı, fabrika ve semt hakkında efemera malzeme aradığım bir yer. Sıkça uğradığım, ironik bir şekilde eskiden Bomonti Bira Bahçesi’nin bulunduğu mekân, şu anda eğitim aldığım Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin kampüsü olarak hizmet veriyor.

Bomonti Bira Fabrikası, 2009, Fotoğraf: Eda Yiğit


Bomonti semti serbestçe ve bazen amaçsızca gezinmeyi sevdiğim, geçmişle şimdiki zaman arasındaki ipuçlarını bir araya toplamaya çalıştığım zihinsel bir mekan aynı zamanda. Bomonti Bira Fabrikası ve etrafında gelişen bu semtin geçmişte gayrimüslim nüfusun yaşadığı bir alan olması, sanayinin bu alanda faaliyet göstermesi sebebiyle üretim mekânlarıyla yaşam alanlarının iç içeliği, bostanların varlığı gündelik hayat alışkanlıklarını doğrudan biçimlendiriyor ve bölgeyi kendine özgü kılıyor. 

Farklı sınıfsal ve kültürel karşılaşmalara ev sahipliği etmesi, edebiyat ve sanat dünyasından kesimlerin beraber vakit geçirebildikleri kamusal ortamların varlığı semte çok katmanlı ve çok kültürlü, derinlikli bir varoluş sağlıyor. Bunun yanında semtte kentsel dönüşümün tehlikeli ölçülerde yaşandığı ve sahte kamusallıklar yarattığı gerçeğini de akılda tutmalı. Endüstriyel ve kültürel miras bileşenleri kentsel dönüşüm tehdidi altında kar odaklı ve tüketimi merkezileştiren alanlara dönüştürülüyor. Şimdi eski fabrikanın yerini alan bomontiada bunun örneklerinden biri.

Bomonti Bira Fabrikası işçileri, kendi ürettikleri birayı içebildikleri geleneksel Cuma yemeğinde, 1970'ler, Kaynak: Zeki Ilgaz


Bomonti’de Gürcü Katolik Kilisesi, Fransız Huzurevi gibi geçmişe referans verebileceğimiz tarihsel duraklar varken Nestlé Çikolata Fabrikası gibi izlerini aradığımız, eski fotoğraflarda temsili süren, yokluğuyla hafızaya yerleşen eski sanayi, mekânları da bulunuyor. İçinde bulunduğumuz zamanda imkânsız bir yerin müdaviyim ben burada. Bomonti Bira Fabrikası, artık topyekûn bir üretim mekânı olarak varolmayan ama toplumsal bellekte yeri güçlü bir mekân. Benim fabrika müdavimliğim, bir araştırmacı olarak orada ömrünün büyük kısmını geçiren çalışanların hafızalarında olanları bir araya getirerek ve bulguları ve duyguları inceleyerek meydana geldi.

Şimdi bomontiada’ya gittiğimde, onlarca anlatının donattığı fabrika mekânı, üretim aşamaları, toplanma mekânı olan avlusu, sendikası, spor müsabakaları, kooperatifleri, lojmanları gibi zihnimde canlandırabileceğim berraklıkta duruyor. Müdavimlik geçmişe yerleşiyor, kısmen kaybedilmiş olanı ama aynı zamanda potansiyel olarak harekete geçirilebilecek olanın üzerinde şekilleniyor.

Bomonti’nin kısa bir özeti, tek bir sokak

Aslı Aydede

Yaklaşık 3,5 yıldır Bomonti'de oturuyorum. Kendimle kalmak istediğim zaman yürüyüşlerime Kazım Orbay Caddesi’nde bulunan, büyük bir bölümü kilise vakfına ait sokakta başlıyorum. Yürüdüğüm 400 metre boyunca sokaktaki her bir detay beni farklı yerlere ışınlıyor.  Sokak boyunca dizilen ağaçlar daha yeşil bir semte, grafitti kaplı duvarlar Berlin’e, 19. yüzyılların sonlarında yapılan Notre Dame de Lourdes Gürcü Katolik Kilisesi de Türkiye’nin çok kültürlü güzel günlerine götürüyor beni. 

Notre Dame de Lourdes Gürcü Katolik Kilisesi


Pandeminin ortasında yasaklardan bunalmışken kilisenin yemyeşil bahçesinde oturmanın ne kadar huzur verdiğini anımsıyorum. Kilise Vakfı’na ait arazide bir manastır, kolej ve imalathane bulunuyor. Manastırın hemen yanında Türkiye’nin ilk tıraş bıçağı üreticilerinden 1917 kurulan Zaza’nın imalathanesi var. Bomonti’nin kısa bir özeti gibi bu sokak — her katmanı farklı kültürden oluşan, tek tipleştirmeye inat renklerle dolu, zengin ve bir o kadar özgün.

Bomonti'nin renkleri


Şişli’de bir apartıman, bir kahve ve bir bar

Dilek Yaman

2013’ten beri mahallede yaşıyorum. Bomonti’yle ilk defa arkadaş ziyaretine taksiyle gelip o zamanlar Elmadağ’daki evime yüreyerek dönerken kaybolunca tanıştım. Bir mahallede yürürken kaybolma hissi, etrafa bakmaya, aşina olduğumuz yerlerle benzerlikler kurmaya itiyor. O esnada karşıma çıkan kendine has Şişli evleri Bomonti’de yaşama kararımın tetikçisi oldu. Bugün mahallenin sadece yaşayanı değil, aynı zamanda esnafıyım. Hem evim burada hem de dükkânım Kozmos Coffee.

Esnaflık mahalleyle ve mahalleliyle daha çok temasa sebep oluyor. Tanıştığım insanlar, komşularla olan iletişim, sohbetler bende Şişli evleri ve kültürüne dair merak uyandırdı, bu merakım karantina sürecinde bir projeye dönüştü. Hâlâ devam eden projemin ismi Şişli'de Bir Apartıman. 9 yıldır yaşadığım mahallede kendi güvenlik çemberimi kontrol etmeye, kök salmak üzerine düşünmeye ve çocukluğumda yaşadığım mülkiyet hissiyatına olan yakınlıkları fark etmeye, meşhur Lüküs Hayat müzikalinde bahsi geçen, nikel-kübik mobilyalı, duvarları yağlı boyalı Şişli'de şimdi kimler yaşıyor diye sormaya iten bir fotoğraf projesi bu.

Şişli'de Bir Apartıman


Bomonti’nin anımsamaları

Mahallenin eskilerinden bira bahçeleri ve bostanlarla ilgili birçok hikâye dinledim. Bu bir dönemin tarihini anlatanların ortak yanı "modern ve eskide kalmış İstanbul anıları" olması. O zamanları merak edip özlem duymamak mümkün değil. Manukyan’ın işlettiği evler, Zeki Müren'e ait olduğu söylenen apartmanlar, ressam Mihri Minas’ın düzenlediği partilere ev sahipliği yapan bina, baklahorani yürüyüşleri, son yıllarda görmesem de ilk taşındığım zamanlar yıl başında rastladığım Noel Baba'lar ilk akla gelenler. Ama bugün de yeni hikâyelerle karşılaşmanın mümkün olduğu bir semt burası. 

Bazen bir evin isminden bazen bir sokağın hikâyesinden başlıyor, kendimi geçmişe kaptırıyorum; bazen de Uluslararası Kazananlar Kilisesi ve cemaatinin cumartesi ayinlerine giderken giyindikleri kıyafetlerinin renklerine. Akıllardaki ve Sait Faik hikâyelerindeki Bomonti’nin bugünkü yansımaları Gürcü Katolik Kilisesi ve Noel ayinleri; Paskalya zamanı komşulardan gelen rengarenk yumurtalar; politik durumlar karsısında tüm mahallenin verdiği ortak tepkiler ve de esnafın mahalleye hâkim oluşu aslında.

Fotoğraf: Yağmur Çoban


Müdavimiyim

Mahallede en çok zaman geçirdiğim yer Kozmos Coffee ve Pub Bomonti. Burası 2015 yılında açtığımız ve işletmeciliğini benim sürdürdüğüm mekânımız. Mahallenin ilk kahve dükkânıydık, şimdilerde aynı zamanda bir mahalle barı da olduk. Bomonti’nin en sevdiğim özelliği Kozmos'ta sıklıkla rastladığım "müdavim olma durumu"nun yaşandığı bir mahalle olması. Ara sokakta bir süpriz gibi duruyoruz. İnsanlar geliyor, tanışıyoruz, bazen birlikte üretiyor ve bolca birlikte eğleniyoruz. Aynı şeylere gülüp aynı şeylere ağlayan, hayata ve tüm zorluklara birlikte dayanışma geliştiren birçok tanışıklığa sebep verdiği için Kozmos'u çok seviyor, mahallede güvenli bir alan olarak varlığını sürdürmesini önemli buluyorum.

Kurtarılmış bölgede trafiksiz yaşam

Yeni nesil sanat ve tasarım platformu Mercado kurucu ortakları Yağız Genç & Tuna Mert

Yağız: İkimiz de pandemi başlamadan hemen önceki dönemde Bomonti'ye taşındık. Yaklaşık iki buçuk yıldır burada yaşıyoruz. Geçen yılın sonunda ofisimizi de Bomonti'ye aldık. Buranın bendeki cazibesi gün geçtikçe artıyor. Yeni taşındığım dönemde farkında olmadığım pek çok özelliği şu an benim için vazgeçilmez. 

Konumu kesinlikle bir tercih sebebi: Nişantaşı, Taksim, Beşiktaş gibi merkezlere yürüyerek ulaşabilmek ve metro bağlantılarıyla trafik derdini aklımdan uzak tutabilmek çok önemli. Merkezî olmasına rağmen görece sakin sokakları da hoşuma gidiyor. Çevre sokaklarımda nalburdan manava, baskı merkezinden ambalaj toptancısına tüm ihtiyaçlarımı bulabilme lüksüne de kolay alıştım.

Yağız Genç ve Tuna Mert


Tuna: Bomonti şehrin tam göbeğinde — her yere yürüyerek ya da metroyla rahatlıkla ulaşabileceğiniz mesafede. Benim için bu çok önemli çünkü köpeğim Tilki'yle yürüyerek günlük işlerimi halledebilmek, ofise gidebilmek çok değerli. Bölge gittikçe popülerleşmesine rağmen Nişantaşı ve Kurtuluş'un kaotik atmosferi burada yok. Hem şehrin içinde hem izole.

Çeşitlilik ve sürdürülebilirlik

Tuna: Bomonti, İstanbul'daki "kurtarılmış bölge"lerden. Bunun en önemli sebebi de senelerdir burada yaşayan semtin gerçek sahipleri. Oldukça yoğun bir gayrimüslim nüfusu bu bölgede yaşıyor. Kimseyi dışlamayan, herkesi kucaklayan bir kitle. Bölgeyi çok iyi korumuş ve sahiplenmişler. Bina isimlerinin yazıldığı font'lar, bina kapıları âdeta birer zanaat eseri.

Yağız: Bomonti’deki çeşitlilik bana her zaman besleyici geliyor. Daha önce Kuzguncuk ve Etiler gibi iki farklı dokuya sahip mahallede yaşadım. Kuzguncuk’taki samimi komünite ve tanışıklık hissiyatıyla Etiler’deki şehrin merkezinde ve aktif şehir gündemine yakın olma hâlinin ideal bir birleşimi olarak yorumluyorum buradaki yaşantımı. Bundan dolayı ofisimizi de Bomonti’ye taşımak istedik ve tüm ihtiyaçlarımıza yürüyerek ulaşabildiğimiz sürdürülebilir bir günlük ulaşım rutini oluştu. Bu birleşimin bir katkısı da tarihî Bomonti Bira Fabrikası ve Bomonti Su Şatosu gibi her gördüğümde beni mimarisiyle etkileyen yapıların yanı sıra güncel tasarım ve deneyim trendleriyle kurgulanmış yeni mekânları da mahallemde keşfedebilmek.

Müdavimiyim

Tuna: Bomonti, gastronomik anlamda müthiş bir bölge. Şanslıyız ki şehrin en iyi şeflerinin restoranları burada. Lezzet ve tasarımın birleştiği çok güzel mekânlar var: Bâtard, Primitif, TURK, Isola, Blok, Cross Fingers! Semtin son gözdesi, Zula'dan tanıdığımız şef Cihan Kıpçak'ın yeni İtalyan mutfağı restoranı The Ordinary.

Autoban imzalı tasarımıyla Kilimanjaro


Yemek için Yağız'la ortak değişmeyen favorimiz bomontiada'da yer alan Kilimanjaro. Gerek menüsü gerek Autoban imzalı iç tasarımıyla denenmesi gereken bir mekân. Üstelik şehrin en iyi yemek eşlikçisi müzikleri de burada. 

Kahve dükkânlarına gelecek olursak Cargo Coffee Co. benim için çok ayrı — çünkü mimarlığı bırakmadan önce hayata geçirdiğim son proje burası. Kahvesi leziz, önündeki açık alanda vakit geçirmek çok keyifli ve tabii ki hayvan dostu. Mahallenin en sevdiğim dükkânı, nabistanbul. Doğal kişisel bakım ürünlerinin satıldığı dükkanın önünden geçmek bile sizi mutlu etmeye yetiyor. Yemyeşil bir bahçe içerisinde yer alan Bomonti Gürcü Katolik Kilisesi de ilham verici lokasyonlardan.

"Bomonti maceram 2017’de tarihî Astek Meyhane'nin üst katında yaşamamla başladı."

Sinem Uğurdağ

Kadıköy’den başka bir yeri ev olarak görebileceğimi veya “karşının taksisi” olabileceğimi Bomonti’nin pazarlarının büyüsüne kapılana kadar tahmin etmiyordum. 2017’de tarihî Astek Meyhane'nin üst katında yaşamamla başlayan Bomonti maceram, kısa bir ara almış olsa da İstanbul’a döner dönmez taşınmak istediğim mahalle listesinde en üst sırayı aldı. Ne de olsa uzun zaman önce İstanbul ve civar şehirlerin en samimi pazarcıları cumartesi Feriköy Organik Pazarı’nda pazar günüyse Feriköy Antika Pazarı’nda tanışmışım dostluklarım başlamış. Organik pazarda gözleme tezgahının başındaki Haluk’tan otlu patatesli ve mutlaka pul biberli gözleme, Ayten Abla’dan onun içinden gelen gibi organik meyve suyu istemeye alışmışım. 

Sinem Uğurdağ


Pazardaki esnafla kurduğum ilişki zamanla gelişmiş olsa da pazardaki gıdalarla ilişkim çok daha önce başladı. Feriköy Organik Pazarı’nda yer alan bütün meyve ve sebzeler mevsiminde yetişiyor, pestisit (tarım ilacı) kullanılmıyor. Şişli Belediyesi ve uzun yıllar gönüllülük esasıyla çalıştığım Buğday Derneği her sabah sebze meyveler geldiğinde organik sertifikasına sahip üreticilerin getirdiği ürünleri ve onaylanan miktarları kontrol ediyor. Bu sayede araya hiç bir şekilde organik olmayan sebze katılmıyor. İstanbul’daki sayılı mevsiminde ve ilaçsız sebze alınabilecek yerlerden biri.

Müdavimiyim

Pazarın yorgunluğunu atmak için pazar arabamla birlikte mutlaka Montag’a uğrar, V60'la demlenmiş bir kahve içerim. Ardından Bomonti’nin ara sokaklarında yürürken nabistanbul'a fırsat buldukça bir göz atarım. Dükkâna her girdiğimde hayatın yavaşladığını düşünürüm — içeride hep harika sakinlikte bir enerji oluyor, sabunlar ve bitki suları arasındaki keşfin uzun zamandır tutkunuyum. Son durağımsa hep GurmedenAl olur. Türlü türlü soslar, peynirleri, baklagilleri ve baharatları arasında kaybolmayı çok seviyorum. Favorilerimi sıralamam gerekirse reynar sos, demir çayı, salçaları ve mayıs papatyası sirkesi diyebilirim.

Feriköy Organik Pazarı
Fotoğraf: Deniz Sabuncu


Mahallenin keşifleri bunlarla sınırlı değil tabii ki. Ama ilk aklıma gelenler ve mahalleyi benim için mahalle yapanlar bunlar. Bir daha Bomonti’ye geldiğinde, yavaşlamayı ve pazarcılardan esnafına sohbet etmeyi deneyebilirsin sevgili Solitan.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🍻 Şehrin neşeli, izole, samimi merkezi: Bomonti'de Müdavimiyim!

Solitan'larla Bomonti'deyiz — takıl peşimize, müdavimi olduklarımızı görmeye.

24 Mar 2022

Koçtaş ile birlikte
Fotoğraf: Dilek Yaman

YAZARLAR

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli

HİKAYE

Seyahatin yeni değer önerisi: Yediğin içtiğin senin olsun, bana öğrendiğini anlat

Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

Elif Bayram

·

12 Tem 2026

Seyahatin yeni değer önerisi: Yediğin içtiğin senin olsun, bana öğrendiğini anlat
SoliSoli

HİKAYE

12 Ağustos tam güneş tutulması rehberi: Nereye gitmeli, ne yapmalı?

12 Ağustos’ta yaşanacak tam güneş tutulması Grönland’ın doğusundan başlayıp güneye doğru ilerleyecek ve ardından İzlanda’nın batı kıyıları ile İspanya’nın kuzeyinden geçecek. Yaklaşık iki dakika sürecek bu doğa mucizesine tanık olmak isteyenler için farklı zevklere göre öneriler hazırladık.

Deniz Aytekin

·

12 Tem 2026

12 Ağustos tam güneş tutulması rehberi: Nereye gitmeli, ne yapmalı?
SoliSoli

HİKAYE

Paris'in en şık kaosu: Paris Erkek Moda Haftası'ndan notlar

23-28 Haziran arasındaki Paris Erkek Moda Haftası bir kez daha gösterdi ki bugün moda yalnızca kıyafet üretmiyor; şehirlerin kültürel ritmini belirleyen, farklı disiplinleri aynı masada buluşturan ve en beklenmedik karşılaşmalar için alan açan canlı bir ekosistem olmaya devam ediyor.

Doruk Başkır

·

11 Tem 2026

Paris'in en şık kaosu: Paris Erkek Moda Haftası'ndan notlar
SoliSoli

HİKAYE

Gölgeden çıkan zanaat: Türkiye'de bağımsız saatçiliğin sessiz yükselişi

Kuruçeşme'de, sadece randevuyla hizmet veren Salon Kantiem, Türkiye'nin ilk bağımsız saatçilik butiği olma iddiasında. Ama bir mağazadan çok bir buluşma noktası olarak tasarlanmış. Türkiye'de bağımsız saatçilikte yaşanan dönüşümün ortasında duran isimlerden biriyle, Turkish Watch Guy'ın kurucusu ve yeni açılan Salon Kantiem'in ortaklarından Doruk Ünlü'yle saatlerin anlattığı hikayelerden ve Türkiye'nin potansiyelinden sohbet ediyoruz.

Orhun Canca

·

10 Tem 2026

Gölgeden çıkan zanaat: Türkiye'de bağımsız saatçiliğin sessiz yükselişi
SoliSoli

HİKAYE

6'dan 6'ya İstanbul | Mitte Brot'ta gecenin son, sabahın ilk durağı

Belki Canelé’sini belki Earl Grey’li kekini tattınız ama muhtemelen henüz onunla tanışmadınız. Mitte Brot'un pasta şefi Gökçe Durukan, şehrin kahve laboratuvarı Petra’nın kahve eşlikçileriden sorumlu. Sabahın erken saatlerinde müşterilerine sıcak ve taze ürünler servis etmek üzere geceden çalışmaya başlayanlardan yalnızca biri. Gecenin son, sabahın ilk durağının temsilcisi. Gökçe’yle pâtisserie yaklaşımlarına, pasta şefi olarak rutinlerine ve şehirde gece çalışmaya dair laflıyoruz.

Elif Bayram

·

08 Tem 2026

6'dan 6'ya İstanbul | Mitte Brot'ta gecenin son, sabahın ilk durağı