Borsada yakın vadeye ilişkin olası senaryolar


Ak Portföy Girişim Sermayesi Yatırım Fonları 2016 yılında Türkiye’nin ilk Girişim Sermayesi Yatırım Fonunu kurarak sektöre öncülük eden Ak Portföy , bugün bünyesinde 11 adet fonla yatırım yapıyor. 2024 yıl sonu itibarıyla 150 milyon dolara ulaşması hedefiyle yönetilen fonların yatırım yaptığı şirketler ve dikeyleri, küreselde büyük ilgi görüyor. Ak Portföy Girişim Sermayesi Yatırım Fonları : Bu fonlarla yatırımcılar, sermaye piyasalarındaki ürünlere alternatif olarak halka açık olmayan şirketlerin sermayelerine yatırım yapma fırsatı yakalıyor ve şirketler de halka açılmadan sermaye kaynağına ulaşabilecekleri ek bir finansman alternatifine kavuşuyor. Neler var? Ak Portföy ’ün üç ana teması bulunuyor. 2016 yılında başladığı ve en aktif yatırımların devam ettiği pozitif esas faaliyet kârı yaratabilen ‘büyüme sermayesi’ teması, 2020 yılında hem diğer VC fonlarına yatırım yaptığı hem de beraber ortak yatırımlar gerçekleştirdiği ‘teknoloji’ teması ve 2017 yılında Türkiye’de ilk güneş enerjisi yatırımı yapan GSYF olarak dikeyine aldığı ‘yenilenebilir enerji’ teması. Ak Portföy ’ün bugün güncel olan temalara erken dönemde yatırım yaptığı görülüyor. Trio Mobil ile IOT’ye 2017 yılında, ilk güneş enerjisi sahasına 2016 yılında, Türkiye’nin bağımsız en büyük bulut (cloud) hizmeti sunan Bulutistan ile 2020 yılında, karbon elyaf ipliğinden karbon elyaf kumaşı dokuyan Spinteks ile ortaklığını ise 2018 yılında gerçekleştirdi. Diğer önemli girişimler arasında ultrason jeli üreticisi Turkuaz , ambalaj üreticisi Üçsa , inovatif gıda teknolojileriyle propolis üreten Bee’O , finansal teknoloji çözümü üreten Craftgate , açık bankacılık sektöründe Finekra ve dahası yer alıyor. Neden önemli? Artık yaratılan değerin çok erken aşamada, şirketlerin halka açılmadan üretildiği bu yeni dünya ekonomisinde Ak Portföy, Girişim Sermayesi Fonları aracılığı ile yatırımcılara geleceğe erken yatırım yapma fırsatı sağlayarak benzersiz bir portföy çeşitlendirme aracı sunuyor. Ak Portföy Girişim Sermayesi Yatırım Fonlarını buradan inceleyebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Bayramdan önceki yaklaşık iki aylık sürede BİST-100 endeksi 8.500-9.450 yatay bandında hareket etti. Piyasadaki hâkim beklentiye göre endeksteki bu yatay süreç bayramdan sonra da bir süre daha devam edecekti, fakat öyle olmadı. 9.450 direncinin hacimli bir şekilde kırılmasıyla bayramdan önceki son 3,5 günde endeks sürpriz bir şekilde %9,7 yükselerek bayram tatiline giriş yaptı.
İlk olarak şu sorunun cevabını arayarak başlamak istiyorum; endekste bayram öncesi beklenti dahilinde olmayan bu mini rallinin sebebi neydi? İlgili soruya yanıt olarak beklenenden daha önce pozisyonlanan yani borsaya giriş yapan yabancı yatırımcı demek hiç yanlış olmaz. Aslında bayramdan hemen önce Merkez Bankası’nın Mart ayında yaptığı 500 baz puanlık faiz artışı ile borsada “yeni normale” giriş yapmıştık. Yeni normalde borsa için bir iyi bir de kötü haber vardı. Kötü haber faizlerin artmasıydı. Artan faizlerin birçok kanaldan borsayı yakın vadede baskılayacağı düşünülüyordu. İyi haber ise yabancı yatırımcının seçimden sonra giriş yapmaya başlayacağı beklentisiydi. Biraz önce de değindiğim gibi, bayramdan sonra yaz aylarına kadar borsa fiyatlamalarında kötü haberin etkisi ile borsa baskılansa da yabancı gelecek beklentisi ile bu baskının azalacağı, fakat bu süreçte güçlü düşüşün olmayacağı gibi güçlü yükselişin de söz konusu olmadığı bir yatay bant hareketinin devamı bekleniyordu. Fakat bayramdan hemen önce yabancının başta bankalar ve holdingler olmak üzere güçlü hisse alımları ile bant yukarı yönde güçlü bir biçimde kırılmış oldu.
Bu gelişmelerle bayram tatiline girerken yabancı ilgisinin devam edeceği beklentisi ile borsada bayram sonrasında da havanın olumlu olacağına dair inanç da bir hayli artmıştı, ta ki ABD enflasyonu gelene ve İsrail-İran gerginliği tırmanana kadar. Biz bayram tatilinde kapalı iken ilk olarak ABD’nin Mart ayı TÜFE rakamları açıklandı. Hem çekirdek hem de manşet TÜFE beklenti üstü geldi. Öyle ki manşet TÜFE yıllık olarak %3.2’den %3.5’a (beklenti %3.4’tü) yükselirken, FED’in asıl odaklandığı enflasyon göstergesi olan süper çekirdek enflasyonda yıllık olarak %4.8 artarak son 11 aydaki en güçlü yükselişini gösterdi. Ocak ve Şubat enflasyonundan sonra Mart ayı enflasyon verileri de ABD’de enflasyonun inatçı ve kalıcı olduğunu ve %2’lik hedefe ulaşmanın yakın vadede çok zor olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Hâliyle enflasyon verileri sonrasında dolar endeksi 106,4 seviyesine ve ABD 10 yıllık tahvil faizleri de %4.69 seviyesine kadar yükseldi. Bu gelişmelerle FED’in “ilk faiz indirimini Haziran’da yapacağı ve yıl genelinde 75 baz puanlık indirime gideceği” fiyatlaması “ilk faiz indiriminin Eylül’de geleceği ve yıl genelinde de toplamda 50 bp’lik indirim yapılacağı” fiyatlamasına dönüştü. Bu fiyatlama ile başta ABD endeksleri olmak üzere geçen haftadan bu yana küresel endekslerde sert satışların olduğunu gözlemledik.
İran-İsrail geriliminin olası etkileri
Bayram tatilinde piyasalar daha henüz ABD enflasyon verilerini bile sindirememişken geçen hafta sonu İran’ın İsrail’e yönelik saldırısına şahit olduk. İran daha önce Şam’da İsrail tarafından bombalanan konsolosluğu için simgesel diyebileceğimiz bir saldırıda bulundu. Pazar günü saldırı sonrasında İran her ne kadar “Benim için konu kapanmıştır, bu bir misilleme” demiş olsa da, İsrail en kısa sürede bu misillemeye karşılık vereceğini dile getirdi. Öte yandan bu süreçte İsrail saldırıya yanıt verirse ABD’nin İsrail’i desteklemeyeceğini söylemesi de piyasaları rahatlatan en önemli unsurlardan biri oldu. Bunun yanı sıra İran’ın da müttefiki kabul edilen Rusya ve Çin’den de destek yönünde bir açıklama gelmemiş olması da, İsrail’in her an karşılık verebilirim tehdidine rağmen, başta ABD olmak üzere büyük ülkelerin savaş istemediği fiyatlandırmasını güçlendirerek jeopolitik risk fiyatlamasını da bir hayli azalttı. Hâliyle piyasalar böylesi bir konjonktürde İsrail’den yakın vadede misilleme gelmeyeceğini gelse bile simgesel olabileceğini düşünerek hafta başında güçlü bir jeopolitik risk fiyatlaması yapmadı. Ama yeri gelmişken hemen belirteyim, İsrail’den hiç beklemediğimiz bir misilleme elbette gelebilir. Bu durumda İran daha da sert yanıt vereceğini de zaten dile getirdi. Bu gerginlik yakın vadede piyasalar için bir risk unsuru olarak kalmaya devam edecektir.
Tırmanan bu jeopolitik gerginlikle birlikte piyasalar Pazartesi sabahı borsaya sert satış gelir mi endişesi içinde yeni haftaya başlangıç yaptı. Pazartesi günü itibarıyla tam da beklenildiği gibi borsa satış baskısı altına girdi ve haftanın ilk dört günü BİST 100 endeksi bir türlü toparlanamayarak %2,95’lik düşüşle 9.524 seviyesine kadar geri çekildi. BİST-100 endeksindeki bu düşüşün yukarıda da değindiğim üzere temelde iki nedeni var. Bayram öncesi görülen mini ralli sonrasında hem ABD enflasyonu ile küresel endekslere gelen satışlarla risk iştahındaki azalış hem de her ne kadar hafta boyunca güçlü savaş fiyatlaması görülmemesine rağmen İran-İsrail gerilimi satışlar yani düzeltme için bahane oldu diyebilirim.
Borsa senaryoları
Gelelim bundan sonraki süreçte borsada bizleri nelerin beklediğine. Açıkçası bayram öncesi döneme göre borsa tarafındaki olumlu havanın biraz daha sönümlendiğini söyleyebilirim. Bir yanda ABD’de ötelenen faiz indirimleri ve buna bağlı olarak artan faiz indirim belirsizliğini, bir yanda da Ortadoğu’daki gerginliğin yeniden tırmanıp tırmanmayacağı ve daha geniş bölgesel bir savaşa dönüşüp dönüşmeyeceği endişesini ve de ayrıca içeride de artan faizler ve bunun endekse baskısını da unutmamak gerek. Böylesi bir konjonktürde endekse güç verebilecek en önemli katalizör hiç kuşkusuz yabancı girişinin güçlü bir şekilde devam edip etmeyeceği olacak.
Yakın vadede 3 Mayıs’ta S&P’nin ve 17 Mayıs’ta da Capital Intelligence’nin Türkiye değerlendirmesi var. Ben özellikle S&P den bir ya da iki kademe birden not artışı gelebileceğini düşünüyorum. Yine 9 Mayıs’ta Cumhurbaşkanı ABD’ye gidiyor, Haziran’da gri listeden çıkma durumu ve hemen akabinde 19 Temmuz’da da Moody’s’in not değerlendirmesi var. Moody’s’den de bir not artışı bekliyorum. Yakın vadedeki tüm bu gelişmeler yabancının ilgisini ve girişini artırabilecek türden gelişmeler. Fakat yukarıda değindiğim küresel risk iştahındaki azalış ile jeopolitik risk ne yönde devam edecek bu kısım belirsiz olduğu için bu iki unsur yabancı girişini ne ölçüde etkiler bunu tam olarak bilemiyoruz. Dolayısıyla ben yakın vadede bu bilgiler ışığında BİST-100 endeksinde en kötü senaryoda birkaç ay daha yatay devam eden bir süreç görürüz diye düşünüyorum, şimdilik güçlü bir düşüş beklentim yok. Bayram öncesi gibi güçlü yükseliş olabilmesi ise yabancının güçlü ilgisine bağlı, bu kısmı şimdilik kestirmek zor. Olur da yine ve yeniden yabancı ilgisinde güçlü bir artış görürsek yükselişler daha erken gündeme gelerek yatay bant hareketi sonlanabilir. Ezcümle şimdilik en kötü senaryoda yatay bantta giden bir endeks olur diye düşünüyorum.
Borsa için yakın vadede en rasyonel stratejinin BİST-30 hisseleri içerisinde özellikle de yabancının ilgisinin güçlü olabileceği sektörlere ait fiyat açısından görece geri kalmış ve çarpanları açısından uygun olan hisseleri geri çekilmelerde kademeli olarak orta ve uzun vadeli portföylere eklemek olacağını düşünüyorum. Yabancı ilgisi dışında yine BİST-30 içerisinde bilanço beklentileri iyi olan ve iyi bir hikayeye sahip olan uygun çarpanlı hisselerin de portföylere eklemek uygun olabilir diye düşünüyorum.
Görüşler yazara ait olup Exante'nin editoryal görüşlerini yansıtmayabilir. Yatırım tavsiyesi değildir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
FOMC üyeleri arasından Boston Fed Başkanı Bostic'ten gelen "Bu yıl faiz indirimi olmayacak" açıklaması, hâlihazırda sürmekte olan faiz indirimi tartışmalarını daha da alevlendirdi.
19 Nis 2024

YAZARLAR

Doç. Dr. Filiz Eryılmaz
ALB Yatırım Başekonomisti. Bursa Uludağ Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Görevlisi.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Piyasalardaki iştah ve enerji, yoğun sermaye harcaması, bol sermaye ve rekabetçi büyüme arzusuyla öne çıkan Reagan dönemi 1980'ler, 1998-99 ve 2004-06 yıllarını andırıyor.

Ortaya çıkan tablo, daha az konuşan ancak şeffaflıktan ödün vermeyen, iletişimini daha sade metinlerle kuran, piyasaya daha az yönlendirme yapan fakat hedefleri konusunda daha kararlı ve kurumsal açıdan daha disiplinli bir merkez bankası modeline işaret ediyor.

Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.
13 Tem 2026

Küresel ekonomide bir taraftan savaşın yarattığı belirsizliği ve bunun başta petrol ve altın fiyatları olmak üzere finansal piyasalardaki yansımalarını izlerken, diğer taraftan özellikle yapay zeka alanında yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik hayata nasıl yansıyacağını anlamaya çalışan bir piyasa dinamiğiyle karşı karşıyayız.




