Bu Felaketler Daha Ne Kadar Devam Edecek?


Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
“Bu felaketler daha ne kadar devam edecek?” diye soruyorsunuz haklı olarak. “Daha felaketlerin başındayız, bundan sonrası hep böyle ve daha da kötü olacak” demek istiyorum, ama bu da sizler için yeterince doyurucu bir cevap değil. Çok sayıda grafik ve formüle sizi boğmadan, neden iklim krizinin daha kötüye gitmekte olduğunu anlatmaya çalışacağım. Fazla basitleştirirsem kusuruma bakmayın.
Güneş’ten Dünya’ya belirli bir miktar enerji gelir. Bu gelen enerji zaman içerisinde fazla değişmez. Dünya’nın yüzeyi ve atmosferi de bu enerjiyi emer, ısınır ve tamamını geri uzaya geri verir. Normalde Dünya’ya gelen enerji ile Dünya’dan çıkan enerjinin birbirine eşit olması lazım ki, Dünya’nın ortalama sıcaklığı değişmesin. Ancak atmosferde oranı artmakta olan, başta karbondioksit olmak üzere tüm sera gazları, ısının uzaya kaçmasına engel olarak, Dünya’nın atmosferinin ısınmasına neden olurlar. Ne kadar çok sera gazı, o kadar sıcak atmosfer demektir, kısaca.
Atmosfer bu fazla enerjiyi yüzeyde dağıtmaya çalışır. Bu sırada ısının sıcak yerlerden soğuk yerlere akışı hızlandığı için, kutuplar daha fazla, Ekvator bölgesi de nispeten daha az ısınır. Bu durum, kutuplarla Ekvator arasındaki sıcaklık farkını hafifçe azaltır. Azalan bu sıcaklık farkından dolayı, ülke olarak başımıza iki önemli şey gelir. Burada küçük bir parantez açayım; Türkiye ve Akdeniz Havzası’na neler olduğunu ve olacağını anlatmaya devam edeceğim ama buradaki durum, benzer iklim özellikleri gösteren Kaliforniya veya Avustralya’nın doğusu gibi başka bölgeler için de geçerlidir.
Ekvator’da ısınıp yükselen hava, soğuk kutuplara doğru hızla ilerler. Ekvatorla kutuplar arasındaki sıcaklık farkı fazla olduğunda, yaklaşık 30 derece enlemi civarında “Coriolis etkisi” dediğimiz bir nedenle, kutuplara doğru gitmeyi bırakıp aşağıya çöker. Aşağıya çöktüğü yerlerde ise, yüksek basınçtan dolayı çöller oluşur. Ekvatorla kutuplar arasındaki sıcaklık farkı azaldığında, bu hava akımı 30 yerine 36 derece enleminde aşağıya çöker ve o bölgede çöller oluşur. Bu demek oluyor ki, bugün 30 derece enlemindeki Bağdat veya Kahire’deki çölleşme yavaş yavaş kuzeye doğru ilerleyecek ve bu yüzyılın sonuna doğru Antalya, Adana ve Urfa bugünkü Kahire ve Bağdat’ın iklimine sahip olacak.
Güney bölgelerimiz gün geçtikçe yüksek basınç etkisiyle çöle doğru evrilirken, Torosların hemen kuzeyindeki bölgeler de daha az yağış alacağı için neredeyse tarım yapılamaz bir hale gelecek. Yani Orta Anadolu’da artık sadece susuz tarım yapabileceğiz.
Karadeniz’e geldiğimizde ise, deniz suyunun yavaş yavaş ısınmakta olduğunu göreceğiz. Bunun iki önemli sonucu olacak:
- Karadeniz’deki balıklar soğuk suyu sever ve yağlı olur. Bu nedenle Karadeniz balığı makbuldür. Ancak son senelerde de gördüğümüz gibi, Karadeniz’in ısınmasıyla birlikte bu balıklar, Karadeniz’in kuzeyine kaçmaya başlayacaklar ve bizim kıyılarımızda balıkçılık sona ermese bile, çok azalmak zorunda kalacak.
- Göç eden balıkların yerine ise, özellikle Kızıldeniz’den gelen balık türlerinin istilası yaşanacağı için, balıkçılık endüstrisinin bu duruma uyum göstermesi gerekecek.
Daha önemlisi, her bir derece ısınan Dünya’da, atmosferin su buharı tutma kapasitesi de yüzde 7 artacak. Yani bulutlarda daha fazla su buharı olacak. Özellikle Karadeniz kıyısında genelde denizden karaya doğru esen rüzgarlar, bu bol su buharı taşıyan bulutları da Karadeniz kıyımıza getirecek. Karadeniz kıyısında denize paralel olan dağlara çarpan bu bulutlar, yükselerek kıyı bölgelerine yoğun yağış bırakacak, ama yağışı dağların arkasındaki bölgelere fazla taşımayacak.
Kısacası, ülkemizin güneyi her geçen sene biraz daha fazla kuraklık ve sıcak hava ile boğuşurken, Karadeniz kıyıları da gittikçe artan şiddetli yağmurlara karşı önlem almak zorunda kalacak. Dolayısıyla, ne bu hafta Cizre’de ölçülen 49.1 derecelik rekor sıcaklık uzun süre rekor olarak kalacak, ne de Rize ve Arhavi’deki yoğun yağış ve seller sadece kötü bir anı olacak. Ne yazık ki içinde yaşadığımız coğrafya bu ve artık bu coğrafyada yaşamaya devam etmek için iklim krizine karşı ciddi önlemler almak zorundayız.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Tokyo 2020, İklim Felaketleri, Ekolojik Sohbetler
28 Tem 2021

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj
01 Tem 2026







