Büyüme kompozisyonu ve dezenflasyon dinamikleri

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Son bir haftada ekonomimize ilişkin üç önemli veri açıklandı. Önce büyüme ve istihdam rakamlarını aldık. Önceki yazılarımızda da belirttiğimiz ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Finansal Uygulama Merkezi olarak paylaştığımız tahminlerimize yakın bir şekilde, 2025 yılı 1. çeyrek büyüme oranı %2 olarak açıklandı.
Büyüme kompozisyonuna baktığımızda, geçen yılın genelinde olduğu gibi sanayinin en olumsuz etkilenen sektörlerden birisi olduğu ortaya çıktı. Yılın ilk çeyreğinde %2 GSYİH büyümesine karşın, sanayi üretiminde %1,8’lik bir gerileme gözlendi. Benzer şekilde, yine ana üretici sektörlerden tarımda da ilk çeyrekte yıllık bazda %2 daralma gerçekleşti. En güçlü büyümenin inşaat sektöründe %7,3 ile ortaya çıktığını gördük. Bunun ana nedeni, geçtiğimiz 1,5 yılda olduğu gibi deprem bölgesindeki inşaat faaliyetleri oldu. Genel olarak hizmet sektörleri %2 ile ortalamanın biraz üzerinde büyürken, harcama yöntemine göre yapılan hesaplamalar, iç tüketimin %2 büyüdüğünü gösterdi. Bir başka ifadeyle, büyümede talep baskısı üretime göre daha güçlü kalmaya devam etti. Diğer önemli bir nokta da ithalatın %3,8 büyümesi ve rekabet gücündeki zayıflama ile tüketim ve yatırım talebinde dış ürünlere yönelimin arttığını göstermesi oldu.
Öncü göstergeler, ikinci çeyrekte de ekonomik büyümenin %2 civarında olduğuna işaret ediyor. Son açıklanan KGF ve yatırım paketleri ile olası faiz indirimleri, yılın üçüncü ve dördüncü çeyreğinde büyümede iç talep kaynaklı bir hızlanma getirebilir. Bu çerçevede, büyümenin yıllık olarak %2,5 civarında kalma ihtimalini yüksek görüyoruz. Büyüme kompozisyonu ve dinamikleri, dezenflasyonu güçlü destekleyecek boyutta görünmüyor. Arz, talepten daha fazla baskı altında görünüyor.
Yavaşlama işsizlik rakamlarına yansımaya başladı
Diğer taraftan, istihdam verileri de büyümedeki yavaşlamanın işsizlik tarafında yansımalarını daha çok göstermeye başladı. Manşet işsizlik verisi %8’den %8,6’ya yükselirken, geniş tanımlı işsizliği ifade eden atıl iş gücü oranı %28’lerden %32’lere çıkarak çok güçlü bir sıçramaya işaret etti. 2022 yılını baz aldığımızda, manşet işsizliğin %10’lardan %8’lere düşmesine karşın, geniş tanımlı işsizliğin %22’lerden %32’lere doğru tırmandığını izliyoruz. Geniş tanımlı işsizlik, son bir ayda aktif iş aramamasına rağmen “iş bulursam çalışırım” diyenlerin de hesaba katılması ile hesaplanan bir rakamı ifade ediyor. Bu durum, bir anlamda Türkiye’de iş arayan her üç kişiden birisinin iş bulamadığını ve istihdamla ilgili sorunların artmaya başladığını gösteriyor. Mevcut eğilimler, işsizlikte artışın devam etme ihtimalini yüksek gösteriyor. Ücretlerin reel olarak gerilediği bir ortamda artan işsizlik, çalışanlar için çok daha sıkıntılı bir tablo yaratabilir. İşsizlik sigortası kapsamının genişletilerek önümüzdeki sürece daha hazırlıklı girilmesinde fayda olduğunu düşünüyoruz.
Gıda enflasyonunda karmaşık sinyaller
Haziran ayı başında gelen enflasyon verileri beklenenden düşük, %1,53 olarak açıklandı. Yıllık enflasyon %35,41 seviyesine geriledi. İlk dört aylık enflasyon %15,09 oldu. Aylık %2 beklenen enflasyonun altında kalan gerçekleşmenin en önemli nedeni, %0,71 düzeyinde gelen negatif gıda enflasyonu oldu. TÜRK-İş’in, dört kişilik bir ailenin açlık sınırını ölçen gıda fiyat endeksi, Mayıs ayında %4,4 arttı. Benzer şekilde, İstanbul Ticaret Odası’nın yayınladığı fiyat endeksinin gıda sektör verileri %3,24 artış gösterdi. Normal koşullarda, gıda sektöründe yaz meyve ve sebzelerinin devreye girmesiyle Mayıs ayı enflasyonu yüksek çıkar. Geçtiğimiz ay bunun tam tersini izledik. TÜİK verilerine göre işlenmemiş gıda sektörü fiyat artışı negatif %4’lerin üzerinde gerçekleşti. Mayıs ayı için (+%4,4) ile (-%0,71) arasında seyreden gıda enflasyonu tahminleri, “Bu ayın gerçek gıda enflasyonu nedir?” sorusunu haklı olarak sordurtuyor. Verilerde yaşanan bu ayrışma, enflasyon beklentilerinde de ayrışmayı getirerek enflasyon ile mücadeleyi zorlaştıran bir tablo yaratmaya devam ediyor.
TCMB’nin yakında faiz indirim ihtimali arttı
Haziran ve Temmuz aylarında daha da düşme ihtimali olan meyve-sebze fiyatları ile yine gıda kaynaklı düşük enflasyon verileri görme olasılığı artmış durumda. Bu çerçevede, Merkez Bankası’nın Haziran ya da Temmuz aylarında faiz indirimine gitme ihtimali yükselmiş durumda. Para politikası, etkisini 6-9 ay içerisinde göstermeye başlar. Daha birkaç ay önce başlayan faiz artırımı sürecinin hızla terse döndürülmesi, enflasyonla mücadele açısından çok doğru bir strateji görünmüyor. Maliye politikası, yapısal reformlar ve güven ortamını destekleyen bir değişim olmadan, sadece para politikası adımları ile enflasyonla mücadele etmek, makro dengeleri sağlamak ve rekabetçiliği korumak çok kolay gözükmüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Erhan Aslanoğlu
İstanbul Topkapı Üniversitesi rektör yardımcısı, akademisyen ve ekonomist. Makroekonomi, Türkiye ve dünya ekonomisi alanlarıyla ilgilenen Aslanoğlu’nun yayımlanmış bir kitabı, kitap bölümleri, çok sayıda makalesi ve tebliğleri bulunuyor. Genel ekonomi, makroekonomik göstergelerin yorumlanması, Türkiye ve dünya ekonomisi, göstergeler ve gelişmeler üzerine seminer ve eğitimler veriyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İş Bankası’nın ana destekçiliğinde 2017'den bu yana süren Workup Girişimcilik Programı’nın 14. dönemi, çevrimiçi düzenlenen Demo Day etkinliğiyle tamamlandı. Yapay Zekâ Fabrikası’nın yürüttüğü bu dönemde 10 teknoloji girişimi mezun oldu. Dönemi öne çıkaran iki gelişme var: Mezunların 10'da 8'i işini doğrudan yapay zeka üzerine kuruyor ve seçim süreci bu kez bilinçli olarak İstanbul, Ankara ve İzmir’in dışına açıldı. Yeni mezunlarla birlikte programın toplam mezun sayısı 198'e ulaştı.
05 Kas 2026

Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) 13. Zirvesi 29-30 Ekim'de Ankara'da yapıldı. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan TDT'nin üyesi; Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ise gözlemcisi. Zirvenin sonunda üye devletler 163 maddelik Ankara Bildirisi'ni kabul etti. Bildiri ortak alfabeden küp uyduya, savunma sanayisi kolejinden ulaşım koridorlarına kadar pek çok konuyu kapsıyor.

ABD’de 2026 ara seçimlerinin Demokratların hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’da çoğunluğu elde etmesiyle sonuçlanması, Amerikan ekonomisi ve küresel finansal piyasalar açısından yeni bir siyasi denge oluşturdu. Ancak seçim sonuçlarının ekonomi politikalarında radikal bir yön değişikliğinden ziyade, yürütme ve yasama organları arasındaki anlaşmazlıkları artırması bekleniyor.

ABD'de 2026 ara seçimleri, Trump'ın ikinci döneminin kalan son iki yılının çerçevesini belirlemiş durumda. Resmi olmayan sonuçlara göre demokratlar hem temsilciler meclisinde hem de senatoda çoğunluğu ele geçirdi. Temsilciler meclisini demokratların kazanması beklenen bir sonuçtu. Sürpriz, cumhuriyetçilerin yıllardır elinde tuttuğu eyaletlerde de koltuklarını yitirerek senato tarafını da kaybetmesi oldu. Bu sonuç Washington'da Trump'ın gücünün yeniden dengelenmesi sürecini başlatırken, önümüzdeki iki yılın maliye, ticaret ve dış politika gündemini doğrudan etkileyecek

İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO) 13 yıldır devam eden Erdal Bahçıvan dönemi sona erdi. 4 Kasım'da yapılan seçimlerde Adnan Dalgakıran, Bahçıvan'ın desteklediği Ender Yılmaz'ı 67'ye karşı 86 oyla geride bırakarak İSO'nun 2026-2030 dönemi Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Peki yeni İSO Başkanının programında hangi başlıklar var?




