

Sinemayla ilgilenenlerin evi: House of Yapımlab
Profesyonel hayatta bağlantılar kurmak ve çeşitli ağlara dâhil olmak, o disiplin ya da endüstrideki görünürlüğünü artırmaya yardımcı oluyor. Küçük bir selamlaşmayla başlayan iletişimler dahi profesyonel iş birliklerine, ortak üretimlere…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Günümüz müzik dünyasının önde gelen türlerinden caz, bugüne gelene kadar oldukça zorlu yollardan geçti. Belki yasaklanmadı ama burun kıvırıldı. Frankfurt Okulu'nun ünlü kuramcısı ve müzikolog Theodor W. Adorno, ABD'de geçen yıllarda gözlemlediği bu müziğe bir türlü ısınamadı. O dönem böyle düşünen elbette yalnızca Adorno değildi. Ancak bugüne geldiğimizde caz, klasik müzikle birlikte -her ne kadar artık azalmış olsa da- plak ve CD satışında diğer müzik türlerinin epey önünde.
Cazın el kitabı: Raftan bu hafta, caz melodilerin izini takip edeceğimiz bir rehbere göz atacağız. Alfa Yayınları tarafından Meltem Kılıçcı çevirisiyle yayımlanan Caz Standartları: Bir Repertuar Rehberi, Ted Gioia’nın bu türe dair önemli bir rehber çalışması olma özelliği taşıyor.
Alfabetik bir sıralamayla caz tarihine damgasını vuran ve artık “caz standardı” olarak anılan parçaların hikâyelerini anlatan Ted Gioia, kitabında aynı zamanda bu eserlerin en iyi yorumlarını da listelemeyi ihmal etmiyor. Bir nevi şarkılarla caz tarihi kitabı olma özelliği de taşıyan Caz Standartları: Bir Repertuar Rehberi, sayısız defa efsane hâline gelmiş müzisyenler tarafından yorumlanan bestelerin az bilinen yönlerini de okura sunuyor. Bu yönüyle bakıldığında kitap, kuramdan ziyade daha çok genel kültürü besleyen bir yapıda. Yeri gelmişken değinmemek olmaz; Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlanan Joachim E. Berendt’in Caz Kitabı bu konuda daha kuramsal bilgi edinmek isteyenler için iyi bir kaynak olma özelliği taşıyor.
Kaliforniya doğumlu caz eleştirmeni Ted Gioia’nın Türkçeye kazandırılan caz kitabına dönecek olursak; eserin giriş kısmında yazar, uzun süre boyunca kendisinin eksikliğini hissettiği bir “caz el kitabı” ihtiyacını karşılamak için böylesi bir araştırmaya kalkıştığını belirtiyor. 1950 yılından günümüze plak, kaset ve CD kaydı mevcut olan caz standartlarından oluşan seçki, bir yönüyle Ölmeden Önce Dinlemeniz Gereken 1001 Klasik Müzik ve Ölmeden Önce İzlemeniz Gereken 1001 Film gibi ansiklopedik çalışmalarla da benzerlik taşıyor.
Kitapta seçilen caz standartlarını bir tarihçi yaklaşımıyla sıralayan Ted Gioia, şarkıların yorumcu tavsiyelerinde ise eleştirmen kimliğini ön plana çıkarıyor. Orijinali Fransızca olan Autumn Leaves, namıdiğer Les Feuilles Mortes (Ölü Yapraklar) cazın anavatanı dışında Fransa’dan ithal edilen ender parçalardan biri olarak biliniyor. Ted Gioia, Yves Montand ile ünlenen, besteci Joseph Kosma’nın bu unutulmaz eserinin en iyi caz yorumlarını sıralarken Ahmad Jamal, Bill Evans, Wynton Kelly, McCoy Tyner, Miles Davis, Chet Baker, Keith Jarrett ve Eva Cassidy gibi farklı kuşaklardan isimlere yer veriyor. Diğer caz standartlarında da benzer bir kronolojik sıralamayı metot olarak kullanan Gioia’nın Autumn Leaves için verdiği dinleme tavsiyelerinde Eric Clapton yorumunu es geçmesi açıkçası beni bir nebze hayal kırıklığına uğrattı.
Son söz olarak belki en başta yapmam gereken şeyi sona saklayıp Eric Clapton’ın yorumuyla Autumn Leaves’i paylaşıyorum. Müzik her türüyle iyi ki var.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İçindekiler: Kalıpların dışında bir anne-kız hikâyesi, tarafsız bölgenin güvenli suları, caz standartları, kadın gözünden kadın portreleri, hayalperestler ve dahası.
19 Şub 2021

YAZARLAR

İhsan Dindar
Kitap yazarı @ Duende

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ramize Erer’in "Séparation" sergisi, Paris’in tarihî atmosferini günümüze taşıyan Hôtel Langlois’nın 44 numaralı odasında sanatseverlerle buluştu. Ramize Erer ve küratör Nazlı Pektaş’la resimlerdeki hüznü, geçiciliği ve mekanın sergiye kattıklarını konuştuk.

1961’den itibaren Almanya’ya giden işçiler, oy kullanmak için beklediler ama siyaset yapmak için sandığı beklemediler. Nermin Abadan-Unat, Gündüz Vassaf, Ayhan Kaya, Fatma Aydemir ve Ece Temelkuran’ın kitaplarının izinde, Ford grevinden Cem Özdemir’in eyalet başbakanlığına, vatandaşlık reformlarından AfD’nin yükselişine uzanan altmış beş yılı okuyoruz. Aynı sorular hâlâ gündemde: Kim “Alman”? Neresi “vatan”?

Zamanın sevgi ve acının mekanı olduğunu söylüyor Ursula K. Le Guin. Bilge Karasu ise o ölümün adını anmadan yazdığı değiniler, öyküler ve masallardan oluşan tuhaflıklar kitabı "Göçmüş Kediler Bahçesi"nde birkaç kez kaçınılmaz olana dair uyarıyor bizi: "Kedinizi bir insanı sever gibi sevmeye çalışmayın!" Benimse diyeceğim şu: Kaç insan kendisini bir kedi gibi sevdirmeyi başarabilmiş ki!

İlkay Şencan, yeni EP’si “Origin”de çocukluğunun müzikal hafızasını elektronik müzikle buluşturuyor. Şencan ile biraraya geldik ve kariyerinin başlangıcından uluslararası başarıya, DJ kabinindeki seyirci beklentilerinden müzik sektöründeki network ilişkilerine uzanan pek çok konuyu konuştuk.

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.




