

Dönüşümün yarattığı döngüsellikten ilham alan bir sergi: Original by Nature Pernod Ricard Türkiye ’nin ana sponsorluğunda, yeni nesil sanat ve tasarım platformu Mercado 'nun hayata geçirdiği, iklim krizi karşısında kentsel tarım önerisini odağına alan Original by Nature sergisi izleyicilerini bekliyor. Nedir? Sergi . Original by Nature sergisi kapsamında, cam sanatçısı Egemen Kemal Vuruşan’ın kullanılmış şişeleri ileri dönüştürerek tasarladığı enstalasyona, dijital sanatçı Ecem Dilan Köse’nin dijital sanat eserleri eşlik ederken kentsel tarım uygulamalarıyla tanıdığımız, sürdürülebilir üretimi odağına alan Ek Biç Ye İç sosyal girişimi teknik desteğiyle yer alıyor. Kullanılmış şişelerin ileri dönüşümüyle çalışan bir kentsel tarım sisteminin merkeze alındığı çok katmanlı projede, bir yaşam döngüsünün tamamlanmasına şahit olmaya davetlisiniz. Nerede? Akaretler Sıraevler No:19’da. Ne zaman? 22 Mart’a kadar. Neden gitmeli? Camın ileri dönüşümü ve dijital sanatla beslenen kentsel tarım enstalasyonu, sudan aldığı ilhamla sanatı yaşayan bir sisteme dönüştürüyor. Sergi, aynı zamanda günümüzün en önemli problemlerinden gıda krizine de dikkat çekiyor. Not almalı: Ecem Dilan Köse’nin dijital sanat eserlerinin daha sonra NFT olarak satışa çıkarılması ve elde edilen gelirin kentsel tarımda kullanılması planlanıyor. Neden önemli? İlhamını, yerel üreticileri ve kentsel tarımı destekleyen, dağlardan beslenen saf ve doğal kaynak suyu kullanan ve kullandığı suyun %96’sını geri veren İskoçya’daki bir damıtım evinden alan Original By Nature projesi, geçtiğimiz yıl üç önemli şefle hayata geçirdiği sıfır atık menülerin ardından bu yıl kentsel tarım ve sürdürülebilirliği bütüncül olarak ele alan projenin devamı niteliğinde.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Göç, 1960’larda başlayan Almanya’ya işçi göçlerinden mülteci konumunda Suriye’den Türkiye’ye gelenlere kadar uzun zamandır tartışmalı bir şekilde bizim hayatımızda. Türkiye’de yaşayan neredeyse her kişinin yurt dışına taşınmış tanıdığına denk gelmemek neredeyse imkânsız hâle geldi. Özellikle hayatlarımızda bu kadar yer eden göç kavramına medyada sürekli farklı fikirlerle denk geliyorken uluslararası politikada da birçok belirsiz noktasıyla karşılaşıyoruz. Bu hafta konumuz yeşile ulaşma hakkı olduğu için uluslararası kanunda tanınmayan ve pek de gündelik hayatta konuşmadığımız çevresel göçlerden bahsedelim istiyorum.
Çevresel göç nedir?
Rusya’dan ithal edilen doğal gazın, hayvansal üretim için değişen arazi kullanımının veya hava yolu şirketlerinin boş uçurduğu uçakların neden olduğu, dünyanın kaldırabileceğinden daha fazla üretilen karbondioksit mevcut. Karbondioksit üretiminin yarattığı ve uzun vadede iklim krizine bağlı sonuçlarla oluşan; deprem, tsunami gibi ani gelişen doğa felaketlerinden kaynaklı, insanların yaşadıkları yerleri geçici veya kalıcı olarak terk etmelerine sebep olan göç türleri, çevresel göç olarak isimlendiriliyor.
Uluslararası kanunda çevresel göç, iltica için bir sebep olarak sayılmıyorken göç edenlerin sadece çevre nedenli bulundukları yeri terk etmelerini saptamak zor oluyor. Yine de 2020 senesinde 7 milyon kişinin çevresel göç ettiği ve 2050 senesine kadar bu sayının 1 milyardan fazla olacağı düşünülüyor. Şu an özellikle Bangladeş ve Pasifik Adalar’ında tarımla uğraşan kişilerin yetersiz doğa kaynaklarından dolayı göç ettiği biliniyorken Afrika’da artan çekirge saldırılarının gelecekte yeni bir harekete daha sebep olacağını gösteriyor. Göç yolları üzerinde kalan Türkiye de birçok araştırmaya göre en fazla göç alacak ülkeler içerisinde.

Fotoğraf: Klaus Vedfelt
Spektrum içindeki eşitsizlikler
Ekstrem doğa olaylarından ötürü yaşadıkları yeri rehabilite olana kadar terk edenlerden iklim krizinin kalıcı sonuçlarından dolayı yaşadıkları yerden gidenlere kadar çevresel göçler bir spektrum içerisinde yer alıyor. Göç, aslında sosyal, politik ve ekonomik dengelerle kendi içerisinde birçok ayrıcalıklı durumu ve eşitsizlikleri barından bir kavram.
Kimisi doğal kaynaklara ulaşımdaki zorluklara rağmen o bölgede kalmayı karşılayabiliyorken kimisi ekonomik veya sosyal sebeplerden bulundukları yeri terk edemiyor. Bu konuda da özellikle kadınlar dezavantajlı bir konumda — hem çoğu zaman göç etme konusundaki karar aşamasına dâhil edilmiyor hem de genelde “bakmaları gereken” kişiler bulunduğu için bulundukları yeri terk edemeyebiliyorlar.
Uluslararası kanunda çevresel göç
Uluslararası kanunda iltica sebebi olarak bir ırk, etnik veya sosyal gruba ait oldukları için savaş veya işkence gibi sebeplerden zulüm görenler yer alıyor. Kanun, çevresel etmenlerden kaynaklara ulaşamamayı bir zulüm sebebi olarak görmüyor.
Biden hükümeti, yayınladığı raporla çevresel göçlerin şu an var olduğunu kabul eden ilk ABD hükümeti oldu. Devletlerin bu göçlere şu an ve gelecekte hazırlıksız olmaları göç eden kişilerin haklarına ulaşamaması, yoğun işsizliğe maruz bırakılma ve dolu okul sınıfları gibi durumlarla sonuçlanıyor — durum böyle de devam edecek gibi gözüküyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
WWF-Türkiye'yle yeşil alanlara ulaşım hakkını konuşuyoruz; çevresel göçleri inceliyoruz; Ukrayna'da LGBTİ+'ların durumunu irdeliyoruz.
01 Mar 2022

YAZARLAR

Eylül Aytan
Yazar - Apéro

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bazen birini o an biraz tedirgin etmek ya da yüzleşmekten çekindiği bir gerçeği sakince paylaşmak, uzun vadede hem ona hem de ilişkiye sunulabilecek en içten ve yapıcı katkı oluyor. Belki de esas mesele, ne patavatsızca her şeyi ortaya dökmek ne de çekinip sessizliğe gömülmek… Nezaket görüntüsü altında kendi rahatımızı mı, yoksa karşı tarafın ve ilişkinin gerçek gelişimini mi düşündüğümüzü kendimize dürüstçe itiraf edebilmemiz gerekiyor.

Tıp, uzun yıllar erkek bedenini temel alarak araştırdı, hastalıkları tanımladı ve teşhis kriterleri geliştirdi. Bunun sonucun ise kadınların özellikle bazı hastalıklarda daha geç veya yanlış teşhis alması, tedaviye erişimde eşitsizlik ve yalnızca kadınları etkileyen sağlık sorunlarının yeterince araştırılmaması oldu. "Ölümcül Körlük" dizisinin ilk yazısı, tıbbın cinsiyet körlüğünün nasıl oluştuğunu ve bunun kadın sağlığı üzerindeki sonuçlarını inceliyor.

Greenpeace Türkiye’nin 5 büyük market zincirinden aldığı 20 ürünün 3’ünde mevzuata aykırı pestisit kullanımı, 7’sinde ise 3’ten fazla pestisit tespit edildi; birinde 15 yıl önce yasaklanan etken madde bulundu. Daha 2021’de pazarın yüzde 60'ını yönettiği belirlenen zincir marketler, tarladaki üretim standartlarını da belirleme gücüne sahip. Market zincirlerinin elindeki bu gücün yanında ilgili kanunlar gıda kodeksine aykırı ürün satmama sorumluluğu da yüklüyor. Pazarı kontrol edenler, pestisit kullanımın da kontrol edebilir.

Kareem Rahma’nın metroda karşısına aldığı konuklardan bir iddia ortaya atmalarını istediği ve ardından bu fikri birkaç dakikalık bir tartışmaya dönüştürdüğü Subway Takes formatı, kısa videonun da güçlü bir editoryal dünyaya sahip olabileceğini gösteren nadir örneklerden. Kısa videoyu platformun değil, editoryal aklın merceğinden görmenin zamanı gelmiş olabilir mi?

Doğal yapıyı parçalayan ve bozan Avrupa nehirleri üzerindeki 1,2 milyondan fazla baraj, bent ve menfez kaldırılıyor. Bariyerlerin kaldırılmasıyla yeniden birbirine bağlanan 3 bin 740 kilometrelik Avrupa nehirleri, AB’nin “2030’a kadar 25 bin kilometrelik nehri doğal hâline döndürme” hedefine bir adım daha yaklaştırıyor. Şu ana kadar 603 bariyer kaldırılırken Tuna ve Ren gibi büyük nehirlerdeki su seviyelerinin azalması Avrupa ekonomilerini zorluyor.




