
"Blockchain teknolojisi" yaklaşık 10 yıl önce başta bitcoin ve diğer kripto para haberleriyle hayatımıza girdi. Her ne kadar daha çok finans sektöründe adı anılsa da en önemli uygulama alanlarından biri olarak tarım ve gıda sektöründe gıda izlenebilirliği gösteriliyor.
Gıda İzlenebilirliği (food traceability) nedir? Gıdanın üretimden son tüketiciye satışına kadar zincirin tüm aşamalarında takip edilmesidir. Takip edilen bilgiler arasında ürünün nereden geldiği, nereye gideceği ve ne zaman gönderildiği yer alır.
Neden önemli? Çünkü gıda ürünleri, tarladan çatalımıza gelene kadar tohum ve gübre tedariki, çiftçilik, hasat, ürünü işleme, depolama, nakliye ve perakende satışı aşamalarından geçiyor ve her aşama insan sağlığını riske sokabilecek kontaminasyon (bulaş) riski taşıyor. Olası bir olumsuz senaryo karşısında aksiyon almak için her bir aşama hakkında bilgi takibi oldukça kritik.
Nasıl önem kazandı? 1990’ların sonunda başlayan deli dana salgınının yarattığı sağlık krizi üzerine AB Komisyonu harekete geçti. 2000 yılında oluşturulan “tarladan çatala gıda güvenliği” yaklaşımıyla 2002’de genel gıda yasası yürürlüğe girdi ve “gıda izlenebilirliği” tüm gıda ve hayvan yemi işletmeleri için zorunlu hâle geldi. Benzer şekilde ABD'de 2002 Biyoterörizm Yasasıyla bir ürünün nereden gelip nereye gittiğinin izlenmesini gerekli kılındı. Türkiye’de ise AB üyeliği uyum süreci çerçevesinde 5 Haziran 2004 tarihinde yürürlüğe konulan 5179 sayılı kanunla iç piyasada da izlenebilirliğin tesis edilmesi zorunlu hâle getirildi.
Günümüze gelirsek:
- Dünya Ekonomik Forumu'nun Innovation with a Purpose girişimi 2019 yılında Teknoloji İnovasyonları ile Gıda Değer Zincirlerinde İzlenebilirliği Artırmak başlıklı raporu yayımladı. Rapora göre dönüştürücü 12 (transformative twelve) teknolojiden biri de “Blockchain teknolojisi”.
- Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) 13 Temmuz 2020’de teknoloji destekli daha güvenli, daha dijital ve daha izlenebilir gıda sistemleri yaratmak için yeni vizyonu The New Era of Smarter Food Safety'yi duyurdu. Kısa ve uzun dönem hedefleri içeren bu stratejik planın da dört ana bacağından birini teknoloji destekli izlenebilirlik oluşturuyor.
Blockchain destekli izlenebilirlikte özel sektör çözümleri:
- IBM Food Trust™ daha güvenli, daha akıllı ve daha sürdürülebilir bir gıda ekosistemi sağlamak amacıyla blockchain teknolojisini temel alınarak Microsoft’un oluşturduğu bir çözüm. Food Trust'la gıda ürününün geçmişi ve güncel konumunun yanı sıra sertifikasyonları, test verileri gibi bilgilere de blockchain platformunu yüklendikten saniyeler sonra erişilebiliyor.
- FoodLogiQ 2006’da gıda güvenliği ve izlenebilirlik sorunlarını azaltmayı amaçlayarak kurulan bulut tabanlı bir yazılım platformu. 2018 yılında çeşitli yatırımcılardan (Toysan, Pontifax,…) 19,5 milyon dolarlık yatırım almıştı.
- Ripe.io 2017’de kurulan Kaliforniya merkezli, blockchain tabanlı izlenebilirlik çözümü sunan bir tarım teknoloji startup'ı. Benzer şekilde, Danimarka nakliye konteyner şirketi Maersk’in sermaye girişim kolu Maersk Growth ve Şikago merkezli bir gıda inovasyon merkezi olan Relish Works gibi yatırımcılarda 2,4 milyon dolarlık finansman sağladı.
Gıda kaynaklı hastalıkların artışıyla önem kazanan ve yasal düzenleme altına alınan “çiftlikten çatala gıda izlenebilirliği” artık yeni nesil teknoloji uygulamalarıyla dijital devrimini gerçekleştiriyor. Covid-19'la birlikte ivme kazanan bu dijital dönüşümle gıda izlenebilirlik pazarının 2023 itibariyle 18,5 milyon dolara ulaşacağı öngörülüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Günün menüsü: Kumkapı'da bir kaymakçı güzellemesi, atalık tohumlarımız, blackchain teknolojisiyle gıda takibi ve tatlı.
23 Eyl 2020

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.

Dışarıdan bakıldığında şarap kültürü ve turizmiyle, hatta biraz romantize edilmiş bir Fransız şarap imgesiyle özdeşleşen Beaujolais’nin, içeriden bakıldığında nasıl bir emek, iklim ve aile ekonomisi üzerine kurulduğunu Ceren Aral Desnos, bir beyaz yakalı olarak deneyimlediği bir günlük bağbozumu üzerinden anlatıyor.




