Haritada bir nokta: Burgazada

"Çocukluğumdan beri haritaya ne zaman baksam gözüm hemen bir ada arar; şehir, vilayet, havalı isimlerinden hemen mavi sahile kayar…”
Haritada bir nokta: Burgazada

27 Haziran - Suzuki - İstanbul
SUZUKI ile birlikte

Zengin güvenlik donanımlarıyla Suzuki Swift Hybrid Nasıl, nerede veya ne zaman bir kazayla karşılaşacağımızı ön göremeyiz fakat önlemlerimizi alabilir ve hasarı en aza indirebiliriz. Bu bağlamda, trafik kazalarının meydana gelmesini önleyen ileri teknolojileri geliştirmek için durmaksızın çalışan Suzuki ; Swift Hybrid modelini zengin güvenlik teknolojisiyle donatarak keyifli bir sürüş deneyimi sunuyor. Swift’in ileri teknoloji güvenlikli donanım sistemleri Küçük otomobillerin büyük markası Suzuki ; güvenlikle keyfi bir arada yaşatmayı amaçlayarak daima benzersiz ve eğlenceli özelliklerle donattığı Swift Hybrid modelinin sunduğu ileri teknoloji fonksiyonları sıralarsak; Suzuki Swift’te bulunan gelişmiş ön algılama sistemi , ön cama takılı bir monoküler kamera ve lazer sensör kullanır. Orta-uzun mesafeye kadar performans gösteren ve yayaları tespit edebilen bir monoküler kamerayla kısa mesafede ve gece koşullarında tespit sağlayan bir lazer sensör , çarpışma önleyici frenleme fonksiyonu , şeritten ayrılma uyarı fonksiyonu , uzun far destek fonksiyonu ve yalpalama uyarı fonksiyonu uygulamalarını destekler. Sistem ayrıca adaptif hız sabitleme işlevi de gören bir milimetre dalga radarı kullanır. Güvenliğin çekici, konforlu ve şehre uygun bir tasarımla buluştuğu Suzuki Swift Hybrid'i keşfetmek ve test sürüşü randevunuzu almak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Elif Ece Acar 

Bu sözlerle başlamış Sait Faik, Haritada Bir Nokta hikâyesine. Büyüdüğünde de gözünün aradığı o adalardan birine, haritadaki üçüncü en büyük nokta olan Burgazada’ya yerleşmiş. Burası Büyükada ve Heybeli’nin daha sessiz ve sakin küçük kardeşi, huzur arayan İstanbullular için bir nevi kaçış noktası gibi. Uzaktan yalnızca bir nokta olarak görünse de eni boyu 2 kilometre uzunluğundaki bu küçücük ada içine nice efsaneler sığdırmış. Eski isimlerinden kiliselerine, sahilinden tepesine her köşesine gizlediği hikâyeleriyle İstanbul’un en özel noktalarından biri.

Bir varmış bir yokmuş

Adanın ilkçağlardan kalma bilinen en eski adı “Panormos”muş. “Güvenilir liman” anlamına gelen bu isim, muhtemelen adanın hemen yanındaki Heybeli ile arasında oluşan sığ ve korunaklı bölgeden dolayı konulmuş. Bizans döneminde ada, Makedonya Kralı Büyük İskender’in komutanlarından ve aynı zamanda bir Yunan mitolojisi kahramanı olan “Antigoni”nin adıyla anılıyormuş. Rivayete göre komutan Antigonos’un oğlu Poliorkites, Boğaz'ları ele geçirmek için burada babasının adına bir kale inşa ettirip adaya onun adını vermiş

Pyrgos’tan Burgaz’a

Evliya Çelebi gibi gezginlerin notlarına göre adanın Hristos, şimdiki adıyla Bayrak Tepesi denen zirvesinde bir gözetleme kulesi bulunuyormuş. Bu kuleden dolayı adaya, Yunancada “kule” veya “kale/burç” anlamlarına gelen “Pyrgos” denilmeye başlanmış. Daha sonraları Osmanlı döneminde çıkan bir yangında bu kule tarihe karışmış. Adaya yerleşen Türkler de “Pyrgos”u farklı telaffuz ettiklerinden kelime şekil değiştirmiş ve böylece ada bugünkü “Burgaz” ismine kavuşmuş.

Burgazada iskelesine vapur henüz yanaşırken göze çarpan ilk yapı kuşkusuz Aya Yani Kilisesi. Kırmızı kiremitli tepesi ve yüksek kubbesiyle sahildeki evlerin hemen ardından ada ziyaretçilerini karşılayan bu kilisenin de kelimenin tam anlamıyla “altında” bir efsane yatıyor. 

Zindan adası

Vaftizci Yahya’ya adanmış Aghios Ioannes Prodromos veya Aya Yani Kilisesi’nin günümüzde görünen binası 1899 yılında yapılmış. Ancak bu kilise, 822 yılında yapılan ve adanın en eski binası olan ilk kilisenin üzerine inşa edilmiş. Efsaneye göre ilk kilisenin 11 basamak altında da Bizans döneminde zindan olarak kullanılan bir mahzen bulunuyormuş. Bu zindanın en ünlü tutsağı da Ortodoks dünyasının saygın patriklerinden olan Aziz Methodius’muş. Methodius, ikona sevgisi yüzünden imparator tarafından buraya sürgün edilmiş ve yerin altında tam yedi yıl esir kalmış. 

Suya âşık bir kadın

Elbette adada tek efsanevi olan bu tür yapılar ve binalar değil, denizi ve sakinleri de unutulmaz hikâyelerle dolu. İskeleden indikten sonra sağa dönünce inişli çıkışlı yolu 20 dakika boyunca takip ederseniz, Sait Faik’in bahsettiği o mavi sahillerden birine ulaşacaksınız. Burgaz’ın belki de en hüzünlü mavisi olan bu koyun adı: Madam Martha.

Madam Martha, 1920 yılında Mısır asıllı Ermeni ve Hristiyan bir ailenin kızı olarak dünyaya gelmiş. Osmanlı Bankası’nın müdürü olan babasının tayini çıkınca aile İstanbul’a taşınmış. Burada St. Benoit Lisesi’ni bitiren Martha, aynı zamanda bale okuluna giderek ülkenin ilk balerinlerinden biri olmuş. Eşi Berc Kazar ile evlendikten sonra Burgazada’ya yerleşmişler. Adada Martha’nın vakit geçirmeyi en çok sevdiği yer, o zamanki adıyla Halikya Koyu olmuş. Bu koyda her mevsim onu izleyenlere aldırış etmeden çıplak bir şekilde yüzüyor, hatta bazen yağmur sularını da biriktirip burada o sularla yıkanıyormuş. Bu sevdayı Bercuhi Berberyan, Burgazada Sevgilim… kitabında şöyle anlatmış:

"...Deniz onun canıydı… İbadet eder gibi yüzerdi, meditasyon yapar gibi… Çocuğunun doğum sancısı bile denizdeyken gelmiş, bıraksalar suda doğururdu belki de…"

Martha aynı zamanda koyun temizlik ve bakımını yapıyor, topladığı taşlardan yaptığı takıları çocuklara hediye edermiş Kocaman küpeler, halhallar takarak renkli elbiseler içinde eşini her akşam iskelede karşılarmış. Fakat zamanla adada, Madam Martha’nın bu davranışlarıyla ilgili dedikodular başlamış. 1980’lerin başında hakkında söylenen kötü sözlere dayanamayan Madam Martha, “Artık rahat edersiniz.” notunu bırakarak intihar etmiş. Ölümünün ardından da adalılar çok sevdiği bu koya Madam Martha Koyu adını vermiş.

Bu yaz adaya yolunuz düşerse siz de MadamMartha’yı anabilir, onun efsanelere konu olan güzellikteki koyunda güneşi batırabilirsiniz.


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

Yedikule, Bağdat Caddesi, Adalar

Mahalleliler, efsaneler ve kuşatılmışlık hissi: Yedikule, Bağdat Caddesi, Büyükada ve Burgazada'nın izinde.

27 Haz 2021

SUZUKI ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Yılmaz Akman

YAZARLAR

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Zeynep Sipahi

·

22 Tem 2026

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?
Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Vartan Estukyan

·

17 Tem 2026

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü
Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?
Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Gözde Akyüz

·

19 Nis 2026

Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni