Daha az duman, daha çok yeşillik: Yangın mevsimi


Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı'nda ikinci dönem açıldı Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı Toplumsal ve çevresel faydayı gözeten projeler hayata geçiren Borusan Grubu , Impact Hub iş birliğiyle Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı ’nın ikinci dönemini afet bölgesine yönelik başlattı. Nedir? “Birlikte İyileşiyoruz” mesajıyla deprem bölgesindeki toplumsal ve çevresel meselelerin çözümüne yönelik orta ve uzun vadede yeniden inşa sürecine katkı sağlamayı amaçlayan projelerin destekleneceği programa 21 Ağustos'a kadar surdurulebilirfayda.com adresinden başvuru yapılabiliyor . Programın 2. dönem odak alanları arasında; eğitim, eşitsizliklerin azaltılması, geçim kaynakları ve iş olanakları, çevre ve ekoloji yer alıyor. Neden önemli? Odak alanları doğrultusunda desteklenecek projeler vasıtasıyla bölge halkının yaşadığı problemlere yönelik çözüm sunulması, deprem bölgesinden farklı illere göç edenlerin kendi şehirlerine yeniden dönüşlerine katkı sağlanması ve bölgenin eskisi gibi yaşanabilir hâle gelebilmesi için orta ve uzun vadede teşvik edilmesi hedefleniyor. Neler var? Kazanan projelere kapasite ve proje geliştirme desteği, ihtiyaç analizi ve etki modeli oluşturma desteği, eğitim ve atölye desteği, mentor ve uzman desteği, görünürlük desteğinin yanı sıra proje başına 300 bin TL’ye kadar hibe desteği sunulacak. Ayrıca Borusan’ın ve Impact Hub İstanbul’un iletişim ağlarına dahil olma fırsatı ve katılımcıların kendi alanlarında, topluluklarını oluşturmaları ve geliştirmeleri için Impact Hub İstanbul’da farkındalık etkinlikleri organize etme fırsatı da verilecek. Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı'nın ikinci dönemi için 21 Ağustos'a kadar surdurulebilirfayda.com adresinden başvuru yapabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Her yaz, gökyüzünü dumanların kapladığı haberleri, alevlerin doluştuğu ormanları çaresizce yardım bekleyen hayvanları görüyoruz. Elbette insan ihmalinin, kasıtlı kundaklamanın ve tabii ki sıcak hava dalgalarının bu durumu tetiklediği doğru. Yine de bu hikâyenin perde arkasındaki esas sorumlu iklim krizi.
Gidişatı hatırlayalım: Orman yangınları, genellikle sıcak, kuru hava koşullarının ve uzun süreli kuraklık dönemlerinin yoğun olduğu dönemlerde daha sık meydana geliyor. Sıcak hava, bitki örtüsünü kurutarak, yangınların daha kolay başlamasını ve yayılmasını sağlıyor. Ayrıca, yüksek sıcaklık ve düşük nem oranı, orman yangınlarının şiddetini ve yayılma hızını artırıyor.
Mesela 2023 Temmuz ve Ağustos aylarında Türkiye’nin çeşitli bölgelerindeki sıcaklık değerleri tarihlerindeki en yüksek seviyelere çıktı. Uluslararası arenaya yansıyışı, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in yaptığı "Bu verilerin iklim krizinin kontrol dışına çıktığını yeterince gösteriyor." ifadesiyle de somutlanmıştı.
Yakın geçmişte orman yangınları
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC), 1970-2008 yılları arasında Türkiye’nin güneşten gelen enerjiyi en hızlı artıran 10 ülke arasında olduğunu belirtiyor. Bu enerji artışı, daha yüksek sıcaklıklar ve daha fazla kuraklık anlamına geliyor. Diğer bir deyişle, orman yangınları için bölgede oldukça uygun bir ortam var.
Orman Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, son 10 yılda yıllık ortalama 2.200 orman yangını yaşandı. 2020’de yangın sayısı 2.763’e yükseldi ve bu yangınlarda 16.800 hektar alan yandı. Bu, önceki yıllara kıyasla bir artış olarak seyrediyor ve maalesef iklim krizinin yıkıcı etkilerinin direkt bir göstergesi. Akdeniz bölgesinde 1980’lerden bu yana orman yangınlarının sayısı ve şiddeti önemli ölçüde arttığı açıkça görülüyor. Sonuçta 1970’lerde yıllık ortalama 400 orman yangını çıkarken bu sayı 2000’lerde 4.000’in üzerine çıktı.

Kaynak: WWF Türkiye
Dünyada durum ne?: ABD’de, 1980’lerden bu yana büyük ölçekli orman yangınlarının sayısının her on yılda iki katına çıktığı belirtiliyor. Aynı zamanda, yangın mevsimi, geçtiğimiz 50 yılda 78 gün daha uzadı ve bu durumun devam etmesi de bekleniyor.
Yangın mevsimi: En sıcak günlerin etkisi
Sıcaklık artışları devam ederse—şu anki verilere göre edecek gibi görünüyor—gelecekteki yazlarımızın, bugün yaşadığımızdan çok daha sıcak olması muhtemel. Bu da daha fazla orman yangını anlamına geliyor. Zira yılın en sıcak günlerinin sıcaklık ortalamaları belirgin bir şekilde arttıkça iklim bilimciler, bu iki eğilim arasındaki ilişkiyi belgeleyerek "Biri diğerini tetikliyor olabilir." dediler.
Mesela sıcaklık yükseldikçe ormanlar daha kuru hâle geliyor. Bu da yangınların daha kolay başlamasına ve yayılmasına yol açıyor. Örneğin, Avustralya’nın 2019-2020 yazındaki orman yangınları bunun örneklerinden biri. Sıcaklık rekorlarının kırıldığı bu dönemde yangınlar tüm ülkeyi etkisi altına alıp milyonlarca hektarlık alanı kül etmişti. Ayrıca, bu yangınlar sonucunda atmosfere yaklaşık 400 milyon ton karbondioksit salınmıştı. Ki bu miktar, Avustralya’nın yıllık karbon emisyonunun yaklaşık %80’ine denk geliyor.
ABD’nin batı kıyısındaki Kaliforniya, Oregon ve Washington eyaletlerinde 2022 yazında yüksek sıcaklık rekorları kırılmıştı. Bu eyaletler aynı zamanda büyük ölçekli orman yangınlarına da sahne olmuştu. Zira yangınlar, genellikle sıcak ve kuru hava koşullarının ve yoğun rüzgârların birleşimi sonucu ortaya çıkıyordu.
2021 yazında Yunanistan’da sıcak hava dalgaları ve uzun süreli kuraklık nedeniyle çeşitli bölgelerinde büyük orman yangınları yaşanmıştı. Özellikle Attika ve Peloponez bölgeleri ciddi şekilde etkilenmişti. Sonuçlarına göre yangılar, ormanları, yerleşim yerlerini ve tarım arazilerini yok ederek büyük çevresel ve ekonomik zarara yol açıyordu.

Fotoğraf: Angelos Tzortzinis, AFP
Kaynak: Getty Images
Tespit ortada: Neler yapılabilir?
Geleneksel çözüm önerilerimizi bir kez daha hatırlatmamız gerekiyor: İklim krizini yavaşlatmak için sürdürülebilirlik uygulamalarını genişletmeli, yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmayı yaygınlaştırmalı ve karbon salımlarını azaltmalıyız.
Orman yangınlarına karşı farkındalığın, özellikle de yangın riski yüksek bölgelerde yaşayan insanlar arasında arttırılması çok değerli. Ormanların düzenli bakımı ve temizliği de yangınları önleme stratejisinin önemli bir parçası. Özellikle kurumuş veya ölü bitkilerin alandan uzaklaştırılması ve ağaçların belirli bir mesafeyle dikilmesi bu yolda yardımcı olabilir.
Gelişmiş erken uyarı ve hava izleme sistemleri, yangınların hızlı bir şekilde tespit edilmesine ve böylece hızlı bir tepki geliştirilebilmesine destek hâle gelebilir. Ormanların sürdürülebilir bir şekilde idare edilmesi ve çevre koruma öncelikli kalkınma politikalarının benimsenmesi de bir başka madde olarak geçebilir. Bu, mesela, aşırı ağaç kesimini engelleme ve ormanların doğal yangın dayanıklılığını muhafaza etme ihtiyacını içeriyor.
Sonuç olarak iklim değişikliği, dünya genelinde daha yüksek sıcaklık ve daha az nem gibi koşullara yol açarak, yangınların sıklığını ve yoğunluğunu artırıyor. Bu yüzden, paydaşlarla sürdürülen iklim krizine karşı mücadele, orman yangınlarının daha da yaygınlaşmasını önlemek için hayati öneme sahip.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
En sıcak günler iklim krizinin yıkıcı etkilerini nasıl tetikliyor?
04 Ağu 2023

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Çalışma hayatında sıcak hava dalgalarına maruz kalınan aylar için talep edilen haklar, Birleşik Krallık’ta “Heat Strike” (Isı Grevi) eylemleriyle karşılık buluyor. Avrupa genelinde henüz bağlayıcılığı olan yasal bir ortak düzenleme bulunmazken Yunanistan, İtalya, İspanya ve Belçika’da "azami çalışma sıcaklığı" yasalarla belirlenmiş durumda. Tarihinin en sıcak yazlarından birini yaşayan Birleşik Krallık’ta sendika ve aktivistler, bu hak için mücadeleyi yükseltiyor.

Pratiklerimizi takip ettiğimiz ve paylaştığımız sosyal uygulamalar, performans toplumunun arayüzleri mi? Duolingo, Strava ve benzeri uygulamalar, yalnızca alışkanlıklarımızı takip etmeyi sağlamıyor; gelişimi görünür ve paylaşılabilir kılarak kimlik kurma biçimimizi de dönüştürüyor olabilir.

Üniversite kavramı aşınsa da ona duyduğumuz ihtiyaç canlı. Gençlerin erteledikleri hayatı deneyimledikleri, insanlaştıkları, dünyaya dair tavır geliştirdikleri, beceri seti, düşünme biçimi, formasyon edindikleri kurumsal anlamda kavramın altını dolduran üniversite olanaklıdır. İhtiyacımız, yönümüz, kutup yıldızımız hâlâ özerk üniversitedir.

Fransa ve İspanya’da etkili olan orman yangınları sadece aşırı sıcaklık ve güçlü rüzgarla değil, alevlerin oluşturduğu sıra dışı bir hava olayıyla da büyüyor. NASA’nın “ateş püskürten ejderha” olarak tanımladığı, bilimsel adı “pyrocumulonimbus” olan ateş bulutları, çok büyük ve yoğun yangınların oluşturduğu aşırı sıcak hava, duman, kül ve nemin atmosferin üst katmanlarına doğru hızla yükselmesiyle oluşuyor. Prof. Dr. Doğanay Tolunay, “Bu bulutlar, büyük yangınlarda 12 kilometreye kadar yükselebilir. Bu kritik bir eşik çünkü uçaklar da o seviyelerden geçiyor” diyor.

Bağımlılık denince ilk akla gelenlerden biri alışveriş değil şüphesiz. Ya da spor. Bazen bir hafta boyunca oyun oynamak. Çoğumuz sosyal medyada geçirdiğimiz saatleri sorun olarak bile görmüyoruz. Oysa bağımlılık artık kendini pek çok farklı alanda gösteriyor ve işsizlik, gelecek kaygısı, anksiyete arttıkça bağımlı olduğumuz şeylerin sayısı ve çeşidi de artıyor.




