Değişim rüzgarları ne tarafa doğru esiyor?


Lebib Yalkın’dan geleceğe teknoloji yatırımı: Yeni nesil mevzuat ve içtihat programı Mevbank Neo Bugün gurur ve coşkuyla 70. yılını kutlayan Lebib Yalkın , mevzuat yayımcılığı dünyasında öncü kuruluş olmanın yanında köklü bir değişimle dönüşümün parçası olmaya devam ediyor. Bunun bir yansıması olarak da yeni ürünü Mevbank Neo ’yu sunuyor. Mevbank Neo nedir? Yeni nesil mevzuat ve içtihat takip programı Mevbank Neo ile tek kaynaktan mevzuat , yargı kararları ve uzman makalelerine erişebilirsiniz. Kullanıcısına zaman , güven ve hızı vaat eden Mevbank Neo, her zaman teknolojiye ve geleceğe öncülük ediyor. Ayrıca kullanıcı dostu arayüzü sayesinde her meslekten kullanıcı için kolaylıkla erişilebilir bir deneyim sunuyor. Bilgiye daha hızlı erişim, mevzuat değişikliklerini otomatik olarak takip etme ve daha fazlası Mevbank Neo ile mümkün. Gelecekte: Mevzuat takibi her geçen gün daha karmaşık ve daha zor bir hâle gelirken, yapay zekâ ve chatbot gibi teknolojilerle abonelerinin işlerini kolaylaştırmayı hedefleyen Lebib Yalkın , mevzuat yayımcılığının liderliğini üstlenerek o günün şartları her ne ise bir adım önünde olmaya devam edecek. Mevbank Neo ’u ücretsiz denemek ve %15 indirimle kullanmaya başlamak için burayı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İçinde bulunduğumuz bu hızlı değişim çağında sürekli yeni trendlerle karşılaşıyor, dün konuştuklarımızın bugün üstünü çiziyoruz. Kurumların sürdürülebilirliğini sağlamak ve kendimizi daima güncel tutmak adına değişimin hızına yetişmeye çalışıyoruz.
Bu kuvvetli değişim rüzgârı işvereni de çalışanı da "sınırları aşma"ya, yenilenmeye, gelişmeye ve dijitalleşmeye zorluyor.
Çalışma hayatının bugünü ve yarını yeniden şekillenirken, hayatımıza yeni kavramlar, yeni "challenge"lar, hızla adapte olmamız gereken yeni trendler giriyor.
Bundan 5 yıl önce bugünkü uzaktan, esnek, hibrit çalışma biçimlerinin bu kadar yaygınlaşabileceğini düşünür müydünüz? Ya da yapay zekânın, chat botların hayatımızın bu kadar büyük bir parçası, işlerimizde destek aldığımız bir ekip arkadaşımız gibi olacağını? Hayır dediğinizi duyar gibiyim. Evet diyenleriniz varsa da onları öngörüleri için canı gönülden tebrik ediyorum.
PERYÖN kongresinden notlar
Bu yıl 51. yaşını idrak eden PERYÖN’de (Türkiye İnsan Yönetimi Derneği), amacımız bugün ve gelecek için daha iyi bir çalışma hayatını birlikte var edebilmek. Türkiye’nin en köklü sivil toplum kuruluşlarından biri olarak, uzmanlığımız gereği ve misyonumuzun işaret ettiği şekilde, çalışma hayatının bugününü ve geleceğini en yakından takip eden adreslerden biriyiz kuşkusuz.
Çalışma hayatının, işin ve insan kaynağı yönetiminin bugününü doğru okumak ve yarını şekillendirmek üzere kurduğumuz platformlardan en büyüğü: İnsan Odağında Yönetim Kongresi. Bu ay, her yıl düzenlediğimiz kongrenin 31’incisini gerçekleştirdik. İki gün boyunca 41 oturumda, 84 konuşmacı çalışma hayatı ve insan odaklı yönetimin bugününü ve geleceğini konuştu. İyi uygulamaların yayılması için bir paylaşım platformu olarak düşünebileceğiniz kongremize PERYÖN’ün sloganında olduğu gibi "Odağımda İnsan Var’"diyen 1.500’den fazla profesyonel katıldı.
Yapay zeka işleri elimizden alacak mı?
Bu yazıyı yazıyorum, çünkü kongremizin çalışma hayatının yarınını yakalamak için çaba sarf eden tüm profesyonellerin not etmesi gereken çıktıları olduğunu biliyorum.
Bu yıl, Cumhuriyetimizin 100. yılını da kutlamak için "100 Yüze İnsan" temasıyla gerçekleştirdiğimiz kongremizin en öne çıkan konuları elbette ki dijitalleşme, teknolojik gelişmelerin işimize yansıması ve yapay zekâ ile insan işbirliğiydi. Yapay zekânın sektörlere nasıl tesir edeceğini, istihdamı nasıl etkileyeceğini, işleri kolaylaştırıcı ve süreçleri dönüştürücü etkisini konuştuk.
OECD’nin bu yıl yapay zekanın iş gücü piyasası üzerindeki etkisini analiz ettiği, Yapay Zekâ ve İş Gücü Piyasası başlıklı İstihdam Görünümü 2023 Raporu bu konuda önemli şeyler söylüyor. Rapora göre, firmaların yapay zekâyı kullanma oranı hâlâ nispeten düşük ama “OECD ülkeleri bir ‘yapay zekâ devrimi’nin eşiğinde”. Aynı raporda çalışanların 5’te 3’ünün gelecek 10 yıl içinde işlerini tamamen yapay zekaya kaptırma konusunda endişeli olduğu, yapay zekâ nedeniyle sektörlerindeki ücretlerin düşeceğinden endişe ettikleri yazıyor.
Kongremizde de sıkça altı çizildiği üzere, yapay zekâ konusuna ‘insan odaklı’ yaklaşmak gerek. Elbette yapay zekâ işlerimizi elimizden almayacak. Ancak işlerin değişmesine, süreçlerin yeniden tasarlanmasına zemin yaratacağı muhakkak. Bunun için liderlerin yapay zekâ-insan dengesini sağlamaya odaklanmaları, tüm çalışanların ise, eğer halen edinmelerse, kendi alanlarındaki gelişmeleri takip ederek hızla işlerine adapte etmeyi refleks edinmeleri önemli. Yine dönüşüme adaptasyon için, işverenlerin bu alanda eğitimler alması, yapay zekâ becerilerinin şirket içi eğitimlere entegre edilmesi önem arz ediyor.
Yetenekleri elde tutmak için güçlü bir anahtar: Kapsayıcılık
Kongrenin öne çıkan başlıklarından bir diğeri, insan kaynağı yöneticilerinin başlıca gündemlerinden biri olan yetenek açığı ve çalışanların değişen beklentileriydi. Çalışma dünyası sınırların kalkmasıyla birlikte küreselleşiyor, dolayısıyla yeni yetenek arayışında havuz genişliyor. Ancak çalışanların beklentileri de değiştiği için yetenek açığı başlıca gündemlerimizden biri olmayı sürdürüyor.
ManpowerGroup tarafından her yıl açıklanan global Yetenek Açığı Raporu'nun 2023 yılı sonuçları bu konuda önemli çıktılar sunuyor. Rapora göre, “her 5 şirketten 4’ü yetenek açığı yaşıyor” ya da “işe alım yapmakta zorlanıyor”.
Peki çözüm nerede? Bunun için çalışanların beklentilerine bakmak gerek. Farklı iş fırsatlarını değerlendirirken elbette bir numara hâlen ücret ve finansal faydalar. Bu etken hariç tutulduğunda, "iş-özel hayat dengesi" ve "kariyer fırsatları" öncelikli. Diğer önemli kriterler ise ‘işin bir anlam ifade etmesi’ ve "esnek çalışma fırsatları".
Kurumları yetenekler açısından tercih edilir kılmak için önemli bir çözüm, daha katılımcı, kapsayıcı, iletişimi daha kuvvetli bir çalışma ortamı yaratmaktan geçiyor. Çalışanların endişelerini dinlemekten, çalışanların kendilerini geliştirmelerine imkân sağlamaktan, sosyal fayda sağlayarak ‘anlam’ yaratmaktan geçiyor.
Yeşil odaklılığın kurumlara kattığı güç
‘Anlam’ yaratmak üzere bir diğer temel aksiyon ise elbette sürdürülebilirlik yatırımları yapmakta. Kurumların sürdürülebilirliğini sağlamak elbette çok önemli ve başlıca hedeflerimizden biri. Bunun yanı sıra yeşil odaklı olmak, iş üretmenin yanı sıra insanı ve gezegeni koruyan çalışmalar da üretmek ve insan kaynağını bu çözümlerin parçası haline getirmek çok kıymetli. Kongrede bu alanda yapılan çalışmalardan örnekleri dinledik, birlikte geliştik ve öğrendik.
Diyebiliriz ki markaların, kurumların sürdürülebilirliği sahiplenmesi sadece tüketicinin satın alma alışkanlıklarını belirleyen bir kriter değil, aynı zamanda çalışanların da aidiyet hissetmesinde ve kurumunu sahiplenmesinde çok etkili.
Değişim, dönüşüm ve yeniliklere adaptasyon
PERYÖN’ün İnsan Odağında Yönetim Kongresi iki güne yayılan büyük bir etkinlik. Dile kolay 31 yıldır aralıksız olarak düzenleniyor. Uzman isimleri buluşturan, Avrupa’nın alanında en büyük etkinliği haline gelmiş bir platform. Dolayısıyla yapılan tüm konuşmaları ve iki günü burada özetlemek çok da mümkün değil. Dilerim önümüzdeki yıl, 32. kongrede hep birlikte oluruz ve yenilenme çemberimiz sizlerle genişler.
Sözü bitirirken diyebilirim ki, çalışma hayatının değişimi tamamlanmış bir süreç değil. İş yapış şekillerimiz her gün değişiyor, dönüşüyor ve bundan sonra da daha büyük bir hızla bu dönüşüm devam edecek. Bundan sonra değişim, dönüşüm ve yeniliklere adaptasyon kurumların da çalışanlar gibi sürekli kullanmaları gereken en güçlü kaslarından biri olacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İş dünyasının çalışanlardan ve çalışanların iş dünyasından beklentileri her yeni günde değişmeye devam ediyor. Toplumların harcama davranışları ve tüketim alışkanlıkları nesilden nesile farklılık gösteriyor.
30 Eki 2023

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.



