Dijital + sosyal + mühendislik


Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Bugün; yenilikçi, yıkıcı veya devrimsel bir konu yerine, geçmişi binlerce yıl geriye uzanan bir konuyu ele almak istiyorum: Sosyal mühendislik. Zaman zaman çeşitli mecralarda kulağımıza çalınan veya gözümüze ilişen sosyal mühendislik, artık her dakika farklı isimler ve maskeler ardında karşımıza çıkar bir hal almış durumda.
Sosyal mühendisliğin en basit şekilde tanımını şöyle verebiliriz: Kurbanların üzerinde sınırlı verilerle psikolojik stres yaratarak haksız kazanç elde etme yöntemi. Bu dolandırıcılık türü, günümüze özel yeni bir yöntem değil; ancak günümüzdeki gelişmelere ayak uydurarak artık dijitalleşmiş durumda.
Sosyal mühendislik ile dolandırıcılığın gerçekleşebilmesi için saldırganlara gerekli en önemli ham madde kişisel verilerimiz oluyor. Kişisel verilerimizi, sosyal mecralarda kendimiz yayarken bir yandan da farklı bir dolandırıcılık yöntemi olan oltalama ile karşı karşıya kalıyoruz. Oltalama yöntemini ikiye ayırarak ele alıyoruz:
- Hedef odaklı saldırılar: Bu yöntem ile dolandırıcı kart numaranızı, şifrenizi, kartın arka yüzünde bulunan CVC numarasını ve internet bankacılığı giriş bilgileri gibi doğrudan kazanç elde edeceği bilgileri ele geçirmeyi amaçlar.
- Sosyal mühendislik odaklı saldırılar: Bu yöntem ile genelde kurbanın “Bu bilgiyi versem bana zarar gelmez," düşüncesi ile paylaşmakta sakınca duymadığı kişisel veriler ele geçirilir. Bu sebeple dolandırıcılar, hedef odaklı saldırılar için ileride kullanılmak üzere bilgi toplamaya dayalı bu yöntemi tercih eder.
Son yıllarda yapılan oltalama saldırılarına baktığımızda, dolandırıcıların sahte internet siteleri ile bilgilerimizi ele geçirmeyi hedeflediğiniz görüyoruz. Aşağıdaki grafik bu amaçla kullanılan farklı web sitesi tiplerini derliyor.

Sosyal mühendislik dolandırıcılığının gerçekleşebilmesi için kişisel bilgilerimize ihtiyaç duyulduğunu belirtmiştim. Pandemi dönemi ile hayatımızın büyük bir bölümü dijital ortamda geçmeye başladı. Yüz yüze görüşmeler yerini çevrim içi bağlantılara bıraktı. Alışverişlerimizin çoğunu artık mağazaları dolaşarak değil bir ekranın karşısında yapıyoruz. Dolayısıyla dijital ortamda her girdiğimiz sayfaya kendimizi anlatan ufak bilgi kırıntıları bırakmaya başladık. Dolandırıcılar için geriye kalan tek şey; bu bilgileri toplayarak onları korku veya heyecan (ödül kazanma duygusu) duyguları ile birleştirmek oluyor.
Sosyal mühendislik, pandemi öncesinde de gündemdeydi; ancak pandemi nedeniyle dijitalleşmenin hızlanması sosyal mühendislik saldırılarının artmasına neden oldu. Türkiye, diğer ülkelere nazaran, maalesef oltalama saldırılarında da sosyal mühendislik saldırılarında da liste başında geliyor.
Peki, ne yapmalıyız? Aslında sosyal mühendisliğin en önemli panzehiri, toplumun bilgi güvenliği konusundaki temel bilgi ve farkındalık seviyesinin artırılması. Hâlihazırda kamu kurumları, bankalar ve finansal kuruluşlar, bilinçlendirme çalışmaları yapıyor. Bu çalışmaların topluma yansıması, tüm farkındalık çalışmalarında olduğu gibi belirli bir zaman alacak ve maalesef bu süreçte ekonomik kayıplar kaçınılmaz şekilde devam edecek. Alınacak önlemlerden bazıları şu şekilde sıralanabilir:
- İki faktörlü ve biyometrik doğrulamalar gibi yenilikçi çözümler ile dijital güvenliği arttırmaya yönelik çabaların yanı sıra toplumsal bilinçlendirme çalışmaları da eksiksiz devam etmeli.
- Tüketiciler, dijital dünyada sosyal mühendisliğe karşı korunmak için dijital hıza kapılmak yerine tam tersine hareket etmeli, daha fazla düşünmeli ve sorgulayıcı olmalı.
- Bazı bilgilerin SMS, e-posta veya telefon aramasıyla bildirilmeyecek olduğunun bilincinde olunmalı. Dayatılmak istenen heyecan, merak ve korkunun etkisi altında kalmadan ve durumun orijinal kaynağını sorgulamadan kişisel veriler paylaşılmamalı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Avro Bölgesi’nin eylül ayı yıllık enflasyonuna yönelik öncü verileri yayımlandı. ABD'de bütçe tasarısı, 2021 mali yılının sona ermesine saatler kala kabul edildi. Merck, Covid-19 hapı için kullanım onayına başvuruyor.
04 Eki 2021

YAZARLAR

Soner Canko
İstanbul Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olan Soner Canko, aynı üniversitenin İktisat Fakültesi’nden yüksek lisansını ve doktora derecelerini aldı. Kariyerine 1990 yılında başlayan Canko, bir çok yerli ve çok uluslu şirkette çalıştıktan sonra 2011-2020 yılları arasında Bankalararası Kart Merkezi’nin genel müdürlüğü yaptı. Bu göreviyle birlikte Türkiye kartlı ödemeler pazarına yeni teknoloji ve hizmetler sunmaya odaklanan Canko, Türkiye’de banka kartları, Chip&PIN ve temassız ödemelerin gelişimi çalışmalarına liderlik yaptı. Türkiye’nin mobil dijital cüzdanı BKM Express ve Türkiye’nin Ödeme Yöntemi TROY markalarının hayata geçmesini sağlayarak, ekonominin kayıt altına alınması ve nakitsiz topluma geçmesi amaçlı çalışmalarda bulundu. Nisan 2020'de BKM'deki görevinden ayrılan Soner Canko, kurucu olduğu SC Yönetim & Danışmanlık çatısı altında finans ve teknoloji şirketlerine danışmanlık hizmetleri vermektedir. Türkiye’de finansal teknoloji alanında yaptığı çalışmalarla da tanınan Dr. Canko, • FinTech İstanbul, • Blockchain Türkiye, • Siber Güvenlik Türkiye, • Girişimci Kurumlar Türkiye platformlarında kurucu olarak görev almıştır.

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Gün bittiğinde o yapılacaklar listesindeki bütün tikleri atmış olmak profesyonel hayatın gereği olabilir. Müşterinizin, yöneticinizin memnuniyeti elbette önemli… Ancak bir şekilde kendi düşüncelerinizle baş başa kalma lüksünü bulabildiğiniz bir an olursa kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Bugün sadece önüme yığılan işleri mi erittim, yoksa ortaya gerçekten bana ait bir şeyler koyabildim mi?"

Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?




