

Meşher’de yeni sergi Ben-Sen-Onlar: Sanatçı Kadınların Yüzyılı Çiğdem Simavi hâmiliğinde gerçekleşen Ben-Sen-Onlar: Sanatçı Kadınların Yüzyılı adlı sergi, yaklaşık yüz yıllık bir dönemde, 1850–1950 yılları arasında, Türkiye’de yaşamış ve üretmiş sanatçı kadınların eserlerinden özel bir seçkiyi içeriyor. Neden önemli? Sergi, çoğu “ben”leşememiş ve dolayısıyla sanat tarihi tarafından kaydedilmemiş kadınları tek tek fark etmenin yanı sıra, kolektif bir “biz”in oluşabilme koşullarını da araştırıyor. Deniz Artun’un küratörlüğünü yaptığı ve 117 sanatçı kadının 232 eserinin sergilendiği Ben-Sen-Onlar: Sanatçı Kadınların Yüzyılı, 9 Ekim’den itibaren Meşher’de izlenebilir. Meşher: Kapsamlı disiplinlerarası yaklaşımıyla yalnızca sergiler değil, yayın, atölye ve konferans gibi geniş çaplı paralel etkinlikler de düzenleyen Meşher, zamanlar ve kültürler arasında yeni diyalogların yaratılmasını destekliyor. Ulusal ve uluslararası uzman ve kurumlarla yürütülen işbirlikleriyle ağırlıklı olarak kurum içinde kurguladığı sergilerle, Türkiye'de ve yurtdışında ilham verici bir diyalog zemini hazırlayan Meşher, İstiklal Caddesi'nde, Cumhuriyet döneminde adı Meymenet Han olarak değişen karakteristik bir binada etkinliklerini sürdürüyor. Sergi, pazartesi hariç haftanın her günü, saat 11.00–18.00 arasında ücretsiz ziyaret edilebilir. Meşher'e nasıl gidebileceğinizi öğrenmek için bu bağlantıyı kullanabilir, sergiye ilişkin ayrıntılara buradan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Language Lessons
Yönetmen: Natalie Morales
Süre: 91 dakika
Jenerik: Pandemi nedeniyle çevrim içi gerçekleşen 71. Berlin Film Festivali'nde gösterilen Language Lessons, dönemin ruhunu yansıtan, minimal bir bağımsız yapım. Film, partnerinin kendisine hediye ettiği çevrim içi İspanyolca derslerine büyük bir trajedi yaşamış olmasına rağmen devam etmeye karar veren Adam ve İspanyolca öğretmeni Cariño'nun dil dersleriyle başlayıp sıkı bir dostluğa evrilen ilişkisini konu alıyor.

Language Lessons (2021)
Neden izleyelim? Pandemi ve beraberinde getirdiği toplumsal travmalar, bir yandan uzak birer hatıra bir yandan da kazandırdığı yeni alışkanlıklar ve önayak olduğu dönüşümlerle hayatımızın bir parçası gibi hissettiriyor artık. Bu dönemin sanatsal üretiminin meyveleriniyse yeni toplamaya başladık. Dönemin sinemadaki uzantıları masaüstü filmler, Zoom'da geçenler ya da tek mekâna kapanarak çekilmiş düşük bütçeli yapımlar.
Natalie Morales'in filmi de bunlardan biri. Morales'in televizyon ve sinemada birçok yaratıcı projeye imza atmış Mark Duplass'la ortak yaratımı, pandemi dönemindeki tek tük tatlı andan birkaçını anımsatacak sana. İki karakterin birer bilgisayar kamerasından paylaştıkları dostluğa, aşka, yasa ve hayata dair sahici anlar. Variety, Language Lessons için şöyle diyor: "Pandemi filmlerinden bıkanlar için bir pandemi filmi."
Nerede izleyebilirsin? Filmekimi'nde yalnızca İstanbul'da gösterimi yapılacak Language Lessons'ı 10 Ekim Pazar 13.30'da Beyoğlu Sineması, 11 Ekim Pazartesi 11.00'de Kadıköy Sineması, 15 Ekim Cuma da Atlas 1948'de izleyebilirsin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Pandemi filmlerinden bıkanlar için bir pandemi filmi, Filmekimi'nin yirminci sonbaharı, Tirzah'tan minimalist ses eskizleri.
08 Eki 2021

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İki yıllık aranın ardından geçen hafta sonu İstanbul’a dönen MUBI Fest'in atmosferine ve Cannes’dan taşıdığı dört filme yakından bakıyoruz.

Cormac McCarthy’nin 1985’te yayımlanan büyük romanı "Kan Meridyeni"ni okurken insanın aklına zaman zaman şu tuhaf düşünce geliyor: Belki "Dünya masumdu ve biz onu bozduk" anlatısı baştan beri fazla iyimserdi.

Jane Schoenbrun, yeni filmi "Teenage Sex and Death at Camp Miasma"da slasher alt türünün tüm özelliklerini ters yüz ederek ortaya türün eleştirisini de merkezine aldığı, kitsch estetikle bezeli bir anlatı ortaya koymuş. Ortaya bu eleştiriyi dört başı mamur bir şekilde görsel dünyaya taşıyan ve mizahı elden bırakmayan bir slasher filmi çıkmış.

Paris’te düzenlenen Rock En Seine festivalinin son gününde The Cure, 40 binden fazla kişiye 3 saate yakın süren bir performans sundu. 67 yaşındaki Robert Smith’in sesi, geçen yıllara rağmen daha da güçlü ve bir o kadar kırılgan. Karanlığın, yalnızlığın ve umudun şarkılarını birlikte söyleyen binlerce kişiyle birlikte yazı The Cure’un müziğiyle uğurluyoruz.

Selda Uygur, yeni romanı "Yalvaç"ta iki farklı çağdan tutkularının peşindeki iki kadının özgürleşme öyküsünü ve zaman algısını, benlik ve kişiliklerini korumak için ortaya koyduğu mücadeleyi, iki farklı zaman koridorunda işliyor. Uygur ile zamanın ruhuna ve dair söyleşirken onun hiç değiştiremediği savaşları ve tutkuları, kahramanları Gece ve Livia üzerinden anlamaya çalıştık.




