

Umur Management ’la otel konforunda bina yönetimi hizmeti 1961 yılında inşaat ve inşaat malzemeleri alanında faaliyet göstermeye başlayan Umur Management , tecrübelerini profesyonel bina yönetimi sektörüne aktarmayı hedefliyor. Nedir? Umur Management , Umur İnşaat’ın ikinci kuşak temsilcilerinin birçok kurumsal firmada edindikleri mali ve finansal alandaki tecrübe ve başarılarını inşaat sektörüyle birleştirme amacından doğuyor. Kentsel dönüşüm süreçleriyle birlikte apartman görevlilerine ait dairelerin yok olması, apartman yönetimi hizmetinin dışarıdan alınmasını kaçınılmaz hâle getiriyor. Geçmişten gelen tecrübelerini geleceğe aktararak sektöre yeni bir soluk getirmeyi amaçlayan Umur Management, müşterilerine otel konforunda bir bina yönetimi hizmeti deneyimi sunarak daire sakinlerini yöneticilik sorumluluklarından kurtarmayı amaçlıyor. Neler var? Umur Management müşterilerine başta temizlik, muhasebe, özel güvenlik, bahçe düzenlemesi ve restorasyon gibi pek çok farklı hizmet sunuyor. Konutlarda ve sitelerde faaliyet gösteren şirket, aynı zamanda AVM ve plaza yönetimi gibi daha geniş çaplı projeler de üretiyor. Umur Management’ın 61 yıllık deneyiminden faydalanmak ve bina yönetiminde oluşabilecek tüm ihtiyaçlarınızı güvenle karşılamak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Portre’nin bu haftaki konuğu: Dirimart. 2002 yılında, İstanbul’un küresel sanat dünyasındaki yerini güçlendirmek üzere Nişantaşı’nda kapılarını açan, ardından Beyoğlu’nun sanatla yenilenen, gelişen sahnesi Dolapdere’de yoluna devam eden Dirimart, bu yıl çağdaş sanata sunduğu katkılarla geçen 20 yıllık serüvenini kutluyor. Contemporary İstanbul’un Bloom edisyonuna pek çok değerli sanatçının eserlerinden oluşan bir seçkiyle katılan galerinin direktörü Senem Özgören'le fuarın ardından sohbet etmek üzere buluştuk. Sohbetimize hoş geldin.
1. 20’nci yaşınızı sevinçle kutluyoruz! Geriye dönüp baktığınızda nasıl değerlendiriyorsunuz bu yılları? Önümüzdeki nice yirmi yıl için heyecanlar katlanarak büyüyor mu?
Çok teşekkür ederiz. Ben galeri ekibine katılalı yaklaşık üç yıl oldu. İlk yılımda koronaya rastladım ve birçok sektörde de olduğu gibi sanatın da içine iyice teknolojiyi entegre etmeye çalıştık. Tüm dünyanın sanatla iletişiminin değiştiğini ve dönüştüğünü gözlemledik. Fuarlar internet siteleri üzerinden yeni formlar kazandı derken yavaş yavaş eski hızı geri geldi. Biz bu süre içinde hiç durmadan çalıştık ve Covid-19 önlemlerinin azalmasıyla hızlanan sergi deveranına kolayca adapte olduk.
Son üç yılımıza bakınca, yeni sanatçıların eklenmesiyle daha da güçlenen bir galeri profili oluşturduğumuzu düşünüyorum. Genç bir ekiple uluslararası sanatçı temsili en çok olan Dirimart, önümüzdeki yirmi yıl için heyecanla çalışmaya devam ediyor.
2. Çağdaş sanatla Haliç kıyısında buluştuğumuz günlerin sonuna geldik. Fuar sizin için nasıl geçti?
Kısa bir süre önce galerinin diğer direktörü Levent Özmen ve kurucusu Hazer Özil'le 59. Venedik Bienali’ni ziyaret etme fırsatımız oldu. Bienal’in ana sergi mekânlarından Venedik’in eski gemi tersanesi Arsenale’ye benzetiyorum Haliç Tersanesi'ni. Bu bölgeyi sanat seyircisininin renklendirmesi iç açıcı bir deneyimdi.
Temsiliyetlerini yeni üstlendiğimiz çok değerli Canan Tolon’u ve İnci Eviner’i ilk defa sergiledik. Çok güzel geri dönüşler aldık. İlk defa seçili galerilerin olduğu bir fuarı birden çok kez gezebildim ve galericilerin de sanatçıların da mutlu olduğunu gözlemledim.
3. Dirimart’ta yakında bizi bekleyen yenilikler var mı? Aposto! İstanbul okurları hangi sergileri kaçırmamalı?
Dirimart’ta Shirin Neshat’ın Land of Dreams sergisi 22 Mayıs’a kadar devam ediyor. 8 Haziran günü Anissa Thouati ve Marc Olivier Wahler küratörlüğünde gerçekleşecek Would you still love me if I just painted parrots all day? başlıklı sergiyi görebilirsiniz. Arter’de Emre Baykal küratörlüğünde gerçekleşen Oyun Bu sergisinde Ayşe Erkmen’in; Selen Ansel’in küratörlüğü üstlendiği Locus Solus sergisinde İnci Eviner’in, Sarkis’in ve Yüksel Arslan’ın işlerini görebilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Güneşli bir pazardan herkese merhaba. Bu hafta şehirde; komikli mizahlı CartoonIstanbul, İngiltere caz sahnesinden bir festival ve David Hockney sergisi var.
22 May 2022

YAZARLAR

Naz Eraslan
Copywriter @Aposto

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?




