DOĞAL KOZMETİK: OTAMA KIRKPINAR


Bakım, onarım ve kişiselleştirme hizmeti: Decathlon Atölye Mutlu kullanıcı kaygısıyla tüm hizmetlerini yürüten Decathlon , kullanıcılarına sunduğu ürünler kadar pek çok sporda teknik destek verdiği atölyeler üzerinden sunduğu servis kalitesini de bir o kadar önemsiyor ve atölyelerine bir kilit noktası titizliğiyle yaklaşıyor. Neler var? Decathlon, atölyelerinde; bisiklet, kaykay, scooter, kayak, snowboard, raket sporları, su sporları ve kamp alanında profesyonel hizmet vermesinin yanı sıra basketbol potaları, fitness ekipmanları, masa tenisi masalarının satın alım sonrası teknik destek ve kurulum hizmeti de veriyor. Tüm bu hizmetlere ek olarak kişiselleştirme ve baskı hizmetleriyle de atölyelerine renk katıyor. Neden önemli? Sunduğu atölye hizmetleri ve ürünlerin her zaman arkasında duran Decathlon, tamir ve bakım hizmetleriyle sürdürülebilirlik temasına dokunuyor. Decathlon’un atölye hizmetlerinin mağazadan mağazaya ve dönemsel olarak farklılık gösterdiğini hatırlatarak sizi bakım, onarım, kişiselleştirme hizmetleriyle ilgili detaylı bilgi almak üzere bu bağlantıya davet ediyoruz. Decathlon’un bir mesajı var: Sağlıkla ve sporla kal …
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Uzunca bir süredir cilt bakımıyla ilgiliyim — navegan biri olarak ilgiliyim, orası önemli bir ayrıntı. Öyleyim de tercih ettiğim ürünlerdeki içerik hakkında bilincim ne âlemde? Kullandığım ürünler cildime ne kadar yararlı? Peki çevreye ne kadar zararlılar? İşte bu soruların aklımda yavaş yavaş yer ettiği bir zamanda Instagram'ın keşfetme derinliklerinde tanıştım Otama Kırkpınar'la. İyi ki.
Uzunca bir süredir Merve Özkorkmaz'a sormak istediğim bir sürü şey var çünkü Otama Kırkpınar'ı yazdıklarını, üretim hikâyesini dinlemek için de takip ediyorum — yalnızca indirim kovalamak veya bir ürünün anlık büyüsüne kapılıp tükettiğim için ruhumun neden doymadığını anlamadığım bir kısmını anlık çözümlerle oyalayabileyim diye değil. Dolayısıyla bu bir ürün önerme yazısı veya söyleşisi de değil.
Üretim yolculuğunu, imalathaneyi, plastiksiz kargo süreçlerini takip etmeyi seviyorum. Kullandığım ürüne yabancılaşmamayı ve şeklini veren alet edevatı öğrenmeyi kıymetli buluyorum. Otama, hızlı ve yaygın tüketim ağlarının dışından sesleniyor — dinlemesi bize kalmış.

Sapanca’da Otama imalathanesi — soldan sağa Gülten, Çiğdem, Neslihan, Merve
Agroekolojik kozmetik eksikliği olduğunu nasıl gözlemlemeye başladınız?
Agroekolojiğini, ekolojiğini geçtim, doğal kozmetik konusunda belki her sektörde olduğu gibi kozmetik sektöründe de müthiş bir boşluk, yanlış anlama, yanlış üretim süreçleri hâkimdi piyasaya. 6-7 yıl evvel marketteki kozmetik raflarında bulunamayacak, özel ilgi ve vakit isteyen, araştırıp bulduğum bir diş macununun üzerinde yazan kocaman organik yazısının altının ne kadar boş olduğunu içeriğini okuyunca anlamıştım. Şimdi hem yasalar hem tüketici alışkanlıkları bu konuda hızlı ve uzun yol katetti.
Trajik olarak yolun sonunda hep birlikte gördük ki köpüren, akışkan, bembeyaz ya da rengarenk ve kokusu sentetik diş macunlarına mecbur değilmişiz aslında.
Otama Kırkpınar’ın bağımsız üretici yolculuğu nasıl gidiyor? Görünürlük dayanışma kültürünü pozitif etkiliyor mu?
Küçük üretici ağları, bağımsız gıda kooperatifleri, büyük kentlerin alternatif kültür üretim ve tüketim mekânları, markayı kendi girişimleri gibi benimseyen bireylerin destekleri Otama Kırkpınar'ın bugün bu kadar görünür olmasını sağladı.
Finansal sürdürülebilirlik konusunda bugün bu ağlar döndürmeye yetmiyor küçük çarkları. Yalnızca yasal üretim altyapısının devamlılığını saylayan personelin giderlerini ve kozmetiğe uygulanan ağır vergi yükünü taşımak için çalışıyor son zamanlarda Otama Kırkpınar. Hızlı ve yaygın tüketim ağlarının dışında yer aldıkça devam edememe tehlikesi büyüyeceğe benziyor.
Markaların yeşil boyama (greenwashing) girişimleri agroekolojik bağlamda bağımsız üreticiyi nasıl etkiliyor?
Greenwashing üreticiden çok tüketiciyi etkiliyor. Otama Kırkpınar agroekolojik vizyonundan ödün vermeden ne gerekiyorsa yapan, dağlar aşıp ham madde bulan bir adanmışlığa sahipken beyaz yakalı bir tüketicinin böyle bir lüksü yok. Mesai saatleri tüm enerjisini ve vaktini alırken sadece doğal, organik ya da ekolojik anahtar kelimeleriyle alışılagelmiş üretimini yeni nesil ticarete dönüştürmeye başlayan endüstriyel markaların her yerde gördüğü reklamlarından kendini alamıyor. Kazandığı parayı ucuz ürünlerden daha pahalı olan ve doğallık gibi iddialar içeren ürünlere verdikten sonra yine aynı markaların sosyal ve çevresel göz boyamalarıyla vicdanını rahatlatıyor. Çünkü alternatifini araştıracak vakti yok. Gerçeklik, cebinizdeki parayla ne alabiliyorsanız o.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yeşil aklayan politikalar; agroekolojik kozmetikçi Otama Kırkpınar; Polonya sınırında ırkçılık.
15 Mar 2022

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Konferansı (COP31), Kasım'da Antalya’da düzenlenecek. 2025’te Avustralya'nın bu zirveyi yapması hâlinde masrafların 2 milyar dolara ulaşabileceği belirtilmişti. Türkiye için böyle bir hesaplama yok, ancak İklim Değişikliği Başkanlığı yıllık 563,3 milyon lira olarak belirlenen ödeneğini ilk altı ayda 10 kat aşarak 5 milyar 590 milyon lira harcadı.




