Doğal yaşlı ormanları yitirdiğimizde ne kaybediyoruz?


Daha uzun bir yaşam döngüsü: Samsung Galaxy Z Flip5 ve Z Fold5 Galaxy Z Flip5 ve Z Fold5 aracılığıyla küçük eylemlerin gezegeniz üzerinde nasıl büyük ve olumlu bir etki yaratabileceğini yukarıdaki bilgi grafiğinden inceleyebilirsiniz. Yolculuğun merkezinde bizler ve gezegenimiz için daha fazla olanak yaratmak olan Samsung Electronics , bu yolculukta daha fazla geri dönüştürülmüş malzemeyle, insan merkezli bir mobil deneyim yaratmak için çalışıyor. Yeni Galaxy Z Flip5 ve Z Fold5 , çevre üzerindeki etkiyi en aza indirmeyi amaçlarken bu kararlılığın önemli bir adımını temsil ediyor. Neden önemli? Samsung, Galaxy S23 serisiyle ürün tasarımında geri dönüştürülmüş malzemelerin yenilikçi kullanımını genişletti ve daha fazla bileşene yeni malzemeler ekledi. Önceki Galaxy Z serisi akıllı telefonlara kıyasla daha fazla bileşende ve daha geniş çeşitlilikte geri dönüştürülmüş malzeme içeren Galaxy Z Flip5 ve Z Fold5, bu çabaları daha da ileri taşıyor. Detaylar: Yeni katlanabilir akıllı telefonlar; atılmış balık ağları, su varilleri, cam ve PET şişelerden elde edilen tüketici öncesi geri dönüştürülmüş alüminyum ve tüketici sonrası geri dönüştürülmüş plastik içeriyor. Samsung tek kullanımlık plastik varlığını azaltma çabalarını ambalaj konusunda da ilerletmeye devam ederek %100 geri dönüştürülmüş malzeme kullanıyor. Ayrıca Galaxy Z Flip5 ve Z Fold5, beş yıllık güvenlik güncellemeleri ve dört nesil işletim sistemi yükseltmesi ile birlikte geliyor ve cihaz için uzun ömürlü bir yolculuk sunuyor. Siz de Galaxy Z Flip5 ve Z Fold5 tercih ederek çevreye duyarlı bir seçim yapabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Zamana ve insana dayanabilmiş doğal yaşlı ormanlar ormanlar, devasa gövdeleri ve yayılan tepeleriyle yüzyılların tarihine tanıklık ediyorlar. Bu oldukça büyüleyici. Ağaçların konuşabildiğini betimleyen kurgular, sayısız mevsimlerin, çevre değişikliklerinin ve gezegendeki yaşamın evrimsel yolculuğunun hikâyelerini anlatabileceklerini konuşurlar.
Doğal yaşlı ormanlar ormanlar, gezegenin yaşayan arşivleri. Yalnızca hayran olmalık varlıklar değil, yüzyılın bilgi depoları—peki büyümüş ormanları yitirdiğimizde ne kaybediyoruz? Onlardan daha fazla şey öğrenmek için ne yapılabilir?

Ağaç halkalarından öğrenebileceklerimiz: Neden önemli?
Dendrokroloniyle ilgilenen bilim insanları, ağaç halkalarının doğanın zaman tüneli olarak görülebileceğini ortaya çıkarıyor. Yıllık halkalar olarak takip edilebilen her bir halka, genellikle ağacın bir yaşını temsil ediyor fakat burada çok daha derin hikâyelere de tanık olabiliyoruz.
Halkaların anlamı: Örneğin halkaların genişliği, o yılın iklim şartlarına, toprak verimliliğine ve su erişimine dair bilgiler sunuyor. Dar bir halka, ağacın stresli bir dönem geçirdiğini veya bir kuraklık döneminin yaşandığını işaret edebilir. Diğer yandan, geniş bir halka, bol yağışlı ve verimli bir yılı gösterebiliyor. Ancak sadece doğal olaylar değil, insan etkileşimleri de ağaç halkalarında izlerini bırakıyorlar. Budama ya da diğer dış etmenler, halkaların formasyonunda değişikliklere yol açabiliyor.
Ek olarak bu halkalar radyokarbon tarihlendirmede bir rehber görevi görerek bilim insanlarına geçmişte yaşanmış olayları daha doğru bir şekilde tarihlendirme olanağı sunuyorlar. Kısacası, ağaç halkaları, hem geçmişin sırlarını keşfetmemize hem de doğayla insan etkileşimini anlamamıza yardımcı oluyor.
Özet olarak iklim dalgalanmalarını anlamak için bu bilgi hayati öneme sahip—gelecekteki iklim değişikliklerini modellemeye ve tahmin etmeye yardımcı olacak bilgilere sahip çıkmak, sürdürülebilir bir hayat düzeni için oldukça kıymetli.

Ormanlarda neler oluyor?: New York’un Adirondack Parkı
Güncel duruma bir örnek olarak Harvard Forest’ta görev alan kıdemli bir ekolog Neil Pederson, New York’un Adirondack Parkı’ndaki büyümüş ormanlara yönelik artan tehditlere dikkat çekiyor. Bu sığınak ve Kuzeydoğu ABD’deki üyeleri, istilacı türler ve patojenler tarafından sinsice bir saldırıya uğruyorlar. Bu istilacılar, küresel ticaretin istemeden oluşan yan ürünleri: ambalaj malzemelerinde ve fidanlık stoklarından sızıyorlar.
Genel anlamda büyümüş ormanlar hayati çevresel rollerine rağmen varlıkları ciddi bir tehdit altında. Kristina J. Anderson-Teixeira’nın 2020’de yayımladığı bir makale, Virginia’nın Blue Ridge Dağları’nda son 30 yıl içinde her 4 ağaç ölümünden birinin istilacı türler nedeniyle olduğunu ortaya koydu.
Bu hızlı kayıp oranı derin endişelere neden oluyor ve araştırmacılar bu krize müdahale etmenin aciliyetini ifade ediyorlar. Özellikle sığınak olarak düşündüğümüz bölgelerde büyümüş ağaçların bu kadar hızla yok olmaları, güvenlik yanılsamamızı vurguluyor ve durumun ciddiyetini ortaya koyuyor.
Sonuç olarak: Gezegen, iklim değişikliği gerçeğiyle yüzleşirken geleceğe hazırlanmak için geçmişimizi anlamak önem taşıyor. Bu biyo-çeşitliliğin korunması, doğal iklim değişiklikleri hakkında ve ormanların yüzyıllar boyunca nasıl adapte olduğuna dair iç görüleri için oldukça kıymetli. Bunların ışığında günümüz orman yönetimi uygulamalarına, koruma çabalarına ve hatta iklim politikası kararlarına rehberlik etmek, sürdürülebilir bir ekosistem isteğini gerçeğe taşıyacak haritayı bize sağlayabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Gezegenin yaşayan arşivleri üzerine.
27 Eki 2023

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Konferansı (COP31), Kasım'da Antalya’da düzenlenecek. 2025’te Avustralya'nın bu zirveyi yapması hâlinde masrafların 2 milyar dolara ulaşabileceği belirtilmişti. Türkiye için böyle bir hesaplama yok, ancak İklim Değişikliği Başkanlığı yıllık 563,3 milyon lira olarak belirlenen ödeneğini ilk altı ayda 10 kat aşarak 5 milyar 590 milyon lira harcadı.

Yürümek yeni keşfedilmiş değil. Daha iyi olmak için öğrenilmeyi ve başarılmayı bekleyen uğraşlardan biri hiç değil. Tam tersine, insanın dünyayla ilişki kurmasının en eski biçimlerinden biri. Şimdi ona yeniden dönmemizin nedeni de bu kadar basit: İnsana özgü ortak bir eylemi ve onun gücünü yeniden hatırlamak.

Bugün özgünlükten söz ederken yalnızca fikirleri konuşmuyoruz, dili de konuşuyoruz. Çünkü dil, fark edilmeden standartlaşan ilk yer. Önce aynı kelimeleri seçiyoruz, sonra aynı benzetmeleri, ardından aynı düşünceleri... En sonunda ise birbirimize benziyoruz. Yapay zeka milyonlarca metnin ortalamasını çıkararak yazdığı için aynı dili üretiyor. Peki ya biz? Biz de uzun zamandır birbirimizin ortalamasını yaşamıyor muyuz?




