Dolaylı iletişime mahkum değiliz


Gülümsemesi bol bir kasım ayı: Amazon Türkiye Gülümseten Kasım Kampanyası Amazon'da Amazon Türkiye ’nin her yıl kasım ayında gerçekleştirdiği Gülümseten Kasım Kampanyası , bu yıl da Amazon.com.tr müşterilerinin yüzünü güldürmeye devam ediyor. Nedir? 1 Kasım’da başlayan ve 30 Kasım’a kadar devam edecek olan kampanya kapsamında, pek çok seçkin markanın binlerce ürünü bedava ve hızlı kargo seçenekleriyle Amazon.com.tr müşterilerine ulaşıyor. Prime üyelerine özel: Prime Vide o ile aralarında Amazon Originals içeriklerinin de bulunduğu geniş bir dizi-film seçkisine ve Prime Gaming ile ücretsiz oyunlara, oyun içi ayrıcalıklara ve Twitch.tv aboneliklerine ulaşabilen Amazon Prime üyeleri, aynı zamanda 1 - 7 Kasım haftasında Gülümseten Kasım indirimlerine de erken erişim imkânına sahip oluyor. Dahası: Bizleri ay boyunca gülümsetmeye kararlı olan Amazon Türkiye , belirli tarihlerde 500 TL üzerinde alışveriş yapan müşterilerine Prime üyeliğinin de ücreti olan 7,90 TL karşılığında, Baturay Özdemir, Kaan Sekban ve TuzBiber ’in Zorlu PSM ’de gerçekleşecek stand-up gösterilerine katılma fırsatı sunuyor. Gülümseten Kasım Kampanyası’nın sunduğu fırsatları incelemek için bu bağlantıyı , komedi etkinliklerine katılım koşulları ve detaylı bilgi içinse burayı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Günümüzde dolaysız iletişim kurma imkânlarımız giderek azalıyor. Duygularımızı doğrudan ifade etmek yerine dolaylı yollardan anlaşılmayı bekliyoruz. Duygusal ilişkilerimizde ikincil yolları kullanmayı tercih ediyoruz, net ifadelerden de kaçınıyoruz. Bir noktadan sonra, kendimizi iletişim kurmak yerine karşımızdakileri idare ettiğimiz bir sarmalın içinde buluyoruz.
Belirsizlik ve güvencesizlik
Doğrudan iletişim biçimleri yerine geçen idare etme hâli, yani dolaylı ifade biçimleri kültürel olarak belirsizliğin hâkim olduğu dünyaya katkıda bulunuyor. Hemen her düzeyde yaşadığımız güvencesizliğin yakın ilişki biçimlerine de sızmasına neden olabiliyor. Çünkü bu iletişim biçiminde söylenmeyen şeylerin söylenenlerden daha değerli olduğu bir düzlem ortaya çıkıyor. Hakiki bağlar kurmak yerine kısa süreli ve tüketim kültürünün uzantısı olan ilişki biçimlerine hapsoluyoruz.
Uzun vadeli iletişim
Uzun vadeli iletişim biçimlerinden yoksun olmak, sosyolog Richard Sennett'in bahsettiği “karakter aşınmasına” yol açabiliyor. İlişkilerimiz, uzun erimli bir inşa sürecinden geçmek yerine bir tür alışveriş pratiğinin sığ sularında kaybolup gidebiliyor.
Zygmunt Bauman yeni ilişki biçimlerini incelediği Akışkan Aşk (Versus Kitap, 2016) kitabında, dolaylı ve sahici iletişimler yerine idare etme kültürünün hâkim olduğunu ve mesajların kendisinden ziyade yalnızca gidip gelmesinin önemli hâle geldiğini anlatıyor. Bauman’a göre iletişimi sürdürmek zorunda hissediyoruz ama bir taraftan dolaysız iletişim kurma biçimlerinden mahrumuz. Her ne kadar sürekli iletişim hâlinde olsak bile çağımızın insanı derin bir yalnızlık duygusuyla karşı karşıya.
Hızlı kararlar
Bu ilişkilenme biçiminin bir başka sonucu da potansiyel iletişim fırsatlarını kısa süreli değerlendirmelere sıkıştırmak. David Harvey Postmodernliğin Durumu’nda (Metis Yayıncılık, 2014) bir imaj danışmanının “insanlar sizin hakkınızdaki kararlarını saniyenin onda biri kadar kısa bir sürede veriyorlar” sözlerini aktarıyor.
Doğrudan iletişim biçimlerinin zorluğu ve baş döndürücü bir enformasyon akışının etrafımızı kuşatması, bizi potansiyel karşılaşmalardan mahrum bırakıyor. Kısacası, bir tür imaj rejiminin ortasında olduğumuz söylenebilir. Tarihte hiç olmadığımız kadar yeni mesajlara maruz kalsak da sahici iletişim olasılıkları giderek azalıyor.
“Her nedense bugünkü sosyal varlığımızda hislerimizi ancak tuhaf ve dolaylı biçimde ifade edebiliyoruz. Eğer doğrudan gösterirsen herkes çıldırıyor.” –My Dinner With Andre (Louis Malle, 1981)
Kültürel aleksitimi
Doğrudan iletişim kuramamanın getirdiği bazı psikolojik çıktılar da bulunuyor. Kavramsal olarak literatüre girmiş çıktılardan biri de “aleksitimi”, yani “duygu körlüğü”. Bu kavram, araştırmacılar tarafından duyguları deneyimleme, tanımlama ve ifade etme güçlüğü olarak tanımlanıyor.
Aleksitimi, Harvard Tıp Fakültesi’nde psikiyatri profesörü olan Peter Sifneos, tarafından 1970’lerin başında tanımlandı. Kelime Yunanca’dan “a” (eksiklik), “lexis” (kelime) ve “tymos” (duygu) kombinasyonundan türetildi.
Aleksitimi, klinik bir tanı veya ruhsal bir bozukluk olarak değerlendirilmiyor. Ancak bazı ruh sağlığı problemleriyle birlikte ortaya çıkabiliyor. Aleksitimiye sahip kişiler, iç gözlem, zihinsel ve duygusal süreçleri gözlemlemede sorun yaşıyorlar, duygularını başkalarına iletmekte zorlanıyorlar.
Ayrıca başkalarının duygularını anlamada da çeşitli sorunlara yol açan bu psikolojik durum, bizi hem kendimiz hem de başkalarına ilişkin bir çeşit sessizliğe mahkum edebiliyor. Bir başka deyişle, bu psikolojik durumun dolaylı iletişim çağında kültürel bir davranış örüntüsü hâline geldiğini söylemek mümkün.
Sağlıklı iletişimin önkoşulu
Elbette hayatımızın her anında duygularımızı doğrudan paylaşmak ya da sürekli net olmamız gerekmiyor. Kaba saba bir dobralığı benimsemek de pek doğru değil. Ancak sağlıklı iletişim biçimlerine her şeyden önce ruhsal sağlığımız için ihtiyacımız var. Başkalarından duyduklarımızla doğrudan bağlantı kurmak yerine tükenmez monologların içine düşmek, kendimize ve başkalarına dair farkındalığımızı olumsuz etkileyebilir.
“Cool olmak” gibi kültürel bir fenomenin neredeyse dayatıldığı bir çağda duygularımızı ifade etmenin güçsüzlükle ilişkili olmadığını fark etmemiz gerekiyor. Bunun bir zayıflık belirtisi değil, aksine sağlıklı iletişim için bir önkoşul olabileceğini hesaba katmalıyız. Uzun süreli duygusal bağlar kurmak için sahici iletişim biçimlerine ihtiyacımız var.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Hakiki bağlara ihtiyacımız var.
08 Kas 2022

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bağımlılık denince ilk akla gelenlerden biri alışveriş değil şüphesiz. Ya da spor. Bazen bir hafta boyunca oyun oynamak. Çoğumuz sosyal medyada geçirdiğimiz saatleri sorun olarak bile görmüyoruz. Oysa bağımlılık artık kendini pek çok farklı alanda gösteriyor ve işsizlik, gelecek kaygısı, anksiyete arttıkça bağımlı olduğumuz şeylerin sayısı ve çeşidi de artıyor.

Travma sadece olayın içinde olanların değil, ona tanık edilenlerin de bedenine yerleşir. Çünkü güven duygusunun yıkılışını görmek de insanın sinir sistemine yazılır. Bu yüzden bazı anksiyeteler kişisel değil; toplumsal ve politiktir. Çünkü sürekli alarmda yaşamak politiktir.

Farklı politikaları aynı şekilde uygulayarak liseyi kendi başına değer taşıyan bir yaşam alanı olmaktan çıkarıp üniversitenin bekleme salonuna dönüştürdük. Şimdi çocuklara hangi liseye gireceklerini soruyoruz; dört yıl sonra da hangi üniversiteyi kazanacaklarını soracağız. Déjà vu! Peki üniversite, bu bekleyişin sonunda başlayan bir başka bekleme odası olmasın?

1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.



