Dolaylı iletişime mahkum değiliz


Gülümsemesi bol bir kasım ayı: Amazon Türkiye
Gülümseten Kasım Kampanyası Amazon'da Amazon Türkiye ’nin her yıl kasım ayında gerçekleştirdiği Gülümseten Kasım Kampanyası , bu yıl da Amazon.com.tr müşterilerinin yüzünü güldürmeye devam ediyor. Nedir? 1 Kasım’da başlayan ve 30 Kasım’a…
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Günümüzde dolaysız iletişim kurma imkânlarımız giderek azalıyor. Duygularımızı doğrudan ifade etmek yerine dolaylı yollardan anlaşılmayı bekliyoruz. Duygusal ilişkilerimizde ikincil yolları kullanmayı tercih ediyoruz, net ifadelerden de kaçınıyoruz. Bir noktadan sonra, kendimizi iletişim kurmak yerine karşımızdakileri idare ettiğimiz bir sarmalın içinde buluyoruz.
Belirsizlik ve güvencesizlik
Doğrudan iletişim biçimleri yerine geçen idare etme hâli, yani dolaylı ifade biçimleri kültürel olarak belirsizliğin hâkim olduğu dünyaya katkıda bulunuyor. Hemen her düzeyde yaşadığımız güvencesizliğin yakın ilişki biçimlerine de sızmasına neden olabiliyor. Çünkü bu iletişim biçiminde söylenmeyen şeylerin söylenenlerden daha değerli olduğu bir düzlem ortaya çıkıyor. Hakiki bağlar kurmak yerine kısa süreli ve tüketim kültürünün uzantısı olan ilişki biçimlerine hapsoluyoruz.
Uzun vadeli iletişim
Uzun vadeli iletişim biçimlerinden yoksun olmak, sosyolog Richard Sennett'in bahsettiği “karakter aşınmasına” yol açabiliyor. İlişkilerimiz, uzun erimli bir inşa sürecinden geçmek yerine bir tür alışveriş pratiğinin sığ sularında kaybolup gidebiliyor.
Zygmunt Bauman yeni ilişki biçimlerini incelediği Akışkan Aşk (Versus Kitap, 2016) kitabında, dolaylı ve sahici iletişimler yerine idare etme kültürünün hâkim olduğunu ve mesajların kendisinden ziyade yalnızca gidip gelmesinin önemli hâle geldiğini anlatıyor. Bauman’a göre iletişimi sürdürmek zorunda hissediyoruz ama bir taraftan dolaysız iletişim kurma biçimlerinden mahrumuz. Her ne kadar sürekli iletişim hâlinde olsak bile çağımızın insanı derin bir yalnızlık duygusuyla karşı karşıya.
Hızlı kararlar
Bu ilişkilenme biçiminin bir başka sonucu da potansiyel iletişim fırsatlarını kısa süreli değerlendirmelere sıkıştırmak. David Harvey Postmodernliğin Durumu’nda (Metis Yayıncılık, 2014) bir imaj danışmanının “insanlar sizin hakkınızdaki kararlarını saniyenin onda biri kadar kısa bir sürede veriyorlar” sözlerini aktarıyor.
Doğrudan iletişim biçimlerinin zorluğu ve baş döndürücü bir enformasyon akışının etrafımızı kuşatması, bizi potansiyel karşılaşmalardan mahrum bırakıyor. Kısacası, bir tür imaj rejiminin ortasında olduğumuz söylenebilir. Tarihte hiç olmadığımız kadar yeni mesajlara maruz kalsak da sahici iletişim olasılıkları giderek azalıyor.
“Her nedense bugünkü sosyal varlığımızda hislerimizi ancak tuhaf ve dolaylı biçimde ifade edebiliyoruz. Eğer doğrudan gösterirsen herkes çıldırıyor.” –My Dinner With Andre (Louis Malle, 1981)
Kültürel aleksitimi
Doğrudan iletişim kuramamanın getirdiği bazı psikolojik çıktılar da bulunuyor. Kavramsal olarak literatüre girmiş çıktılardan biri de “aleksitimi”, yani “duygu körlüğü”. Bu kavram, araştırmacılar tarafından duyguları deneyimleme, tanımlama ve ifade etme güçlüğü olarak tanımlanıyor.
Aleksitimi, Harvard Tıp Fakültesi’nde psikiyatri profesörü olan Peter Sifneos, tarafından 1970’lerin başında tanımlandı. Kelime Yunanca’dan “a” (eksiklik), “lexis” (kelime) ve “tymos” (duygu) kombinasyonundan türetildi.
Aleksitimi, klinik bir tanı veya ruhsal bir bozukluk olarak değerlendirilmiyor. Ancak bazı ruh sağlığı problemleriyle birlikte ortaya çıkabiliyor. Aleksitimiye sahip kişiler, iç gözlem, zihinsel ve duygusal süreçleri gözlemlemede sorun yaşıyorlar, duygularını başkalarına iletmekte zorlanıyorlar.
Ayrıca başkalarının duygularını anlamada da çeşitli sorunlara yol açan bu psikolojik durum, bizi hem kendimiz hem de başkalarına ilişkin bir çeşit sessizliğe mahkum edebiliyor. Bir başka deyişle, bu psikolojik durumun dolaylı iletişim çağında kültürel bir davranış örüntüsü hâline geldiğini söylemek mümkün.
Sağlıklı iletişimin önkoşulu
Elbette hayatımızın her anında duygularımızı doğrudan paylaşmak ya da sürekli net olmamız gerekmiyor. Kaba saba bir dobralığı benimsemek de pek doğru değil. Ancak sağlıklı iletişim biçimlerine her şeyden önce ruhsal sağlığımız için ihtiyacımız var. Başkalarından duyduklarımızla doğrudan bağlantı kurmak yerine tükenmez monologların içine düşmek, kendimize ve başkalarına dair farkındalığımızı olumsuz etkileyebilir.
“Cool olmak” gibi kültürel bir fenomenin neredeyse dayatıldığı bir çağda duygularımızı ifade etmenin güçsüzlükle ilişkili olmadığını fark etmemiz gerekiyor. Bunun bir zayıflık belirtisi değil, aksine sağlıklı iletişim için bir önkoşul olabileceğini hesaba katmalıyız. Uzun süreli duygusal bağlar kurmak için sahici iletişim biçimlerine ihtiyacımız var.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Hakiki bağlara ihtiyacımız var.
08 Kas 2022

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi, Türkiye için sadece uluslararası bir zirveye ev sahipliği yapma meselesi değil. İklim finansmanı, adil geçiş, emisyon azaltımı ve çoktaraflı işbirliği başlıklarında somut ilerleme sağlanması, Türkiye'nin küresel iklim diplomasisindeki rolünün de önemli bir göstergesi olacak. COP31’in başarısını, açıklanan taahhütlerin sayısı değil, ülkelerin somut kararlar alıp bunları uygulamaya dönüştürme kapasitesi belirleyecek.

COP31’e günler kala, iklim diplomasisinin en önemli gündem maddelerinden biri yine finansman. Yeni düzenlemelerle birlikte Türkiye’de özel sektörün iklim finansmanında daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerekecek gibi görünüyor.

COP31'e doğru 2035 için belirlenen yıllık 1,3 trilyon dolarlık iklim finansmanı hedefi tartışılırken kaynakların hangi kanallardan sağlanacağı, ülkelerin katkısının nasıl paylaşılacağı ve finansmanın ne kadarının hibe olarak aktarılacağı belirsizliğini koruyor. Bakü–Belém Yol Haritası bu hedefe ulaşmak için bir çerçeve sunarken asıl sınav, finansmanın ihtiyaç sahiplerine hangi koşullarda ulaşacağı olacak.

Pandemi günlerinde bir adım geri atıp, yaşadığımız keşmekeşi çıplak gözlerle görünce, en çok da bizden nelerin esirgendiğini fark ettik. Ertelenen kitaplar okundu, filmler, diziler izlendi. Kimimiz sahiden de mutfakta becerikli olduğunu keşfetti, hemen herkes evde kendi ekmeğini pişirmeye başladı, bir kısmımız hızını alamayıp karnabaharı bile deterjanla yıkamaya soyundu. Ama ortak duygu şuydu: Çalışırken de kendimize vakit ayırabilirmişiz. Peki böyle bir hayat için illa küresel bir felaket mi yaşamamız gerekiyordu?

Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenleneceği için bu yıl özel bir önem atfedilen COP31’in ana gündem maddelerini, işleyiş ve iklim finansmanına ilişkin kritik konuları uluslararası iklim politikası, çevre hareketi ve iklim diplomasisi alanlarında 30 yılı aşkın deneyime sahip bir isim olan Jennifer Morgan ile birlikte değerlendirdik.



