

Ayrıcalıkların ötesinde bir yaşam: Rams Beyond İstanbul Lüksün zirvesinde değerlenen yatırım 35 yıllık tecrübesiyle, altı farklı ülkedeki 11 şehirde operasyonlarını sürdüren ve sekiz sektörde faaliyet gösteren RAMS Global , İstanbul’da ayrıcalıklı olmanın ötesinde bir yaşama davet eden RAMS Beyond İstanbul projesini sunar. Hayatın her alanında insanlara değer katmak için var olan RAMS Türkiye , imza projesi RAMS Beyond İstanbul ’un etkileyici mimarisi ve Boğaz manzarasıyla benzersiz bir yaşam vadediyor. Projede neler var? Konforun ötesi: İstanbul’un en seçkin merkezlerinden Maslak’ta hayatın içinde bir yaşam için 1+1, 2+1, 3+1, 4+1 Boğaz manzaralı ferah daireler sunuyor. Manzaranın ötesi: İstanbul'da üç köprüyü gören konumuyla, şehrin tüm canlılığını ayaklarınızın altına seren 360° b üyülü panoramik bir manzaraya sahip. İmkânların ötesi: Paylaşımlı çalışma ve kültür sanat alanları, 360° seyir terası, Michelin yıldızlı restoranı, sonsuzluk havuzu ve heliport gibi lüks olanakların yanı sıra Ricci, Zilli, Birioni, Berluti, Frette, D.ream grubu gibi dünyaca ünlü ve prestijli markalar yer alıyor. Mimarinin ötesi: Benzersiz bir mimariyle tasarlanan RAMS Beyond İstanbul , daha pek çok evi yuvaya dönüştüren Dome + Partners imzası taşıyor. Mühendisliğin ötesi: Projenin yapı ve mühendislik planlaması New York merkezli Thorton Tomasett i tarafından tasarlandı. İstanbul’un sizi her gün büyüleceği prestijli bir yaşamın kapılarını aralamak için RAMS Beyond İstanbu l ’u buradan inceleyebilir, ayrıntılı bilgiye ulaşmak için formu doldurabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Analistler büyük gelişmekte olan ülkelerin yükselişini izleyerek; Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya, Meksika, Endonezya ve Türkiye gibi E7 (E for Emerging) ülkelerin G7 endüstriyel ülkelerini geride bırakacağı tarihi hesaplamaya çalışıyor.
Nasıl? Söz konusu tahminler; nüfus artışı, insan ve fiziksel sermaye artışı, yoksul ülkelerin gelişmiş ülkelerde kullanılan daha ileri teknolojilere yetişme hızı gibi faktörlere dayanarak yapılıyor.
Önemli nokta: PwC'nin 2017 tarihli değerlendirmesine göre, trendler oldukça belirgin görünüyor; gelişmekte olan ülkeler, batı ülkelerine kıyasla çok daha hızlı büyümüş ve büyümeye devam edecek gibi görünüyor.
Sonuç olarak: 2050 yılına kadar giden ekonomik rota incelendiğinde, gelişmekte olan ülkelerin yükselişi ve batının geride kalışının belirgin olduğu söylenebilir.
Arka plan: Değişken büyüme, işletmeler için belirsizlik yaratır ve genellikle yüksek ve istikrarsız enflasyonun sonucu olarak ortaya çıkar. Bu da özellikle emtia ihraç eden pazarlarda yaygın olan bir durumdur ve üretim maliyetlerini artırabilir, iç tüketimi düşürebilir.
- Ancak: Belirsizlik olgunlaşan gelişmekte olan piyasaların kaçınılmaz bir özelliğidir. Büyüme kısa vadeli olarak dalgalı olsa da; mevcut büyümeyi zayıflatan faktörler, özellikle ekonomilerini doğal kaynaklara daha az bağımlı hale getirebiliyorsa çoğu gelişmekte olan piyasada uzun vadeli olumsuz bir etki yaratmayacaktır. Bu alanlarda doğal kaynaklara bağlılıklarını azaltmak için aldıkları riskler farklı alanlardaki yatırımları artırmalarına ve dolayısıyla yeni iş kollarında küresel güç olmalarına olanak tanır.
- Ek olarak: Gelişmekte olan ülkelerde tüketici pazarları, gelişmiş ülkelere kıyasla daha fazla çeşitlilik gösterir ve daha esnek iş stratejileri gerektirir. Ekonomik belirsizliğin yanı sıra, tüketici segmentleri de temel tercihler ve tüketici özellikleri açısından gelişmekte olan pazarlarda geniş ölçüde farklılık gösterir ve genellikle gelişmiş ülkelerdekinden daha fazla varyasyon gösterir.
Hindistan
Çin ve Hindistan, Asya'nın girişimcilik sahnesindeki en önemli ülkeler olarak öne çıkıyor. Çin, üretim ve teknoloji konularında hızlı bir büyüme sergilerken, Hindistan daha çok yazılım geliştirme, bilgi teknolojileri ve hizmet sektörlerinde parlıyor. Her iki ülkenin de güçlü ve benzersiz yönleri var ve bu, son yıllarda küresel ekonominin dinamiklerini şekillendiren unsurlardan biri haline geldi.
Karşılaştırma: CNBC'nin gerçekleştirdiği PwC CEO Dialogues başlıklı etkinlikte, Hindistan'ın imalat yeteneğinin yetersiz olduğu ve Çin ile rekabet edebilmek için daha fazla Ar-Ge yatırımına ihtiyaç duyulduğu vurgulanıyor, ülkenin imalat sektörünün güçlendirilmesi ve daha yenilikçi hale getirilmesi amacıyla atılması gereken adımlara işaret ediliyor.
- Üretim Odaklı Teşvik (PLI) gibi girişimler, ülkede talep ivmesini mümkün kılarak imalat yatırımlarını hızlandırıyor.
Ek olarak: Hindistan, imalat sektörü pazarlarının en elverişli iş gücüne sahip olanlarından birine sahip, medyan yaşı %21 seviyesinde. Bağlantılı olarak, gelecek on yıl içinde Hindistan'ın küresel çalışma yaşındaki nüfustaki payının oldukça büyük olması bekleniyor.
- %21 seviyesi, Çin'in medyan yaşından 11 yaş daha genç bir nüfusa işaret ediyor. Bu demografik eğilim, düşük ücretli tarım işlerinden daha kazançlı imalat işlerine yönelik bir hareketi yansıtarak bir avantaja çevrilebilir.
Peki, Hindistan'ı avantajlı kılan nedir? Hindistan, dünya çapında cesaret verici ekonomik göstergeler sergileyen en büyük ekonomi konumunda.
Hindistan, IT donanımı, telekom, ilaç ve kimya sektörlerine önemli ölçüde yabancı doğrudan yatırım (FDI) çekmesiyle öne çıkıyor ve ekonomik büyüme, ciddi yatırım değerlendirmesi yapmayı hak edecek genişlik ve derinliğe sahip.
Detaylar: Ülkede talebi yönlendiren temel ölçütler arasında;
- 7 yılda kişi başına düşen gelirde %2'lik büyüme,
- dünyanın en büyük ikinci akıllı telefon pazarı olması (920 milyon abone),
- en yüksek düzeyde dijital işlem sayısına (>91 milyar) sahip olması ve
- dijital tüketim için en iyi 3 küresel ekonomi arasında yer alması gibi faktörler var.
Ayrıca: Yine bir PwC değerlendirmesine göre, Hindistan'ın gelecekte dünyanın ikinci en büyük ekonomisi olabileceği ve gelişmiş bir ülke statüsüne erişebileceği öngörülmekte.
- Ülke, 2000 mali yılından 2023 mali yılına kadar 919,6 milyar dolardan fazla yabancı yatırım çekmiş durumda.
- Son sekiz mali yılda (2014–22) FDI girişi, önceki sekiz mali yıla (2006–14) kıyasla %82 oranında artmış.
- İmalat sektöründeki FDI öz sermaye girişi ise, 2021–22 mali yılında, bir önceki yıla kıyasla %76 artmış gözüküyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Gelişmekte olan ülkeler, kaç yıl sonra gelişmiş ülkelerden daha gelişmiş olur?
14 Ağu 2023

YAZARLAR

İdil Ertürk
İş Dünyası & Finans Editörü

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.

Matcha, protein barlar, iki malzemeli Japon cheesecake’i, Gigi Hadid makarnası, çiğ köfte suşi… Yiyecek trendleri, artık sosyal medyanın etkisiyle çok daha hızlı yayılıyor. Tedarik zincirleri ise bu hıza ayak uydurmakta zorlanıyor. Talep, dijital hızda büyürken çiftlikler ve fabrikalardaki tarım ve gıda üretimi, fiziksel sınırlar içinde kalıyor.




