

Ayrıcalıkların ötesinde bir yaşam: Rams Beyond İstanbul
Lüksün zirvesinde değerlenen yatırım 35 yıllık tecrübesiyle, altı farklı ülkedeki 11 şehirde operasyonlarını sürdüren ve sekiz sektörde faaliyet gösteren RAMS Global , İstanbul’da ayrıcalıklı olmanın ötesinde bir yaşama davet eden RAMS…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Analistler büyük gelişmekte olan ülkelerin yükselişini izleyerek; Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya, Meksika, Endonezya ve Türkiye gibi E7 (E for Emerging) ülkelerin G7 endüstriyel ülkelerini geride bırakacağı tarihi hesaplamaya çalışıyor.
Nasıl? Söz konusu tahminler; nüfus artışı, insan ve fiziksel sermaye artışı, yoksul ülkelerin gelişmiş ülkelerde kullanılan daha ileri teknolojilere yetişme hızı gibi faktörlere dayanarak yapılıyor.
Önemli nokta: PwC'nin 2017 tarihli değerlendirmesine göre, trendler oldukça belirgin görünüyor; gelişmekte olan ülkeler, batı ülkelerine kıyasla çok daha hızlı büyümüş ve büyümeye devam edecek gibi görünüyor.
Sonuç olarak: 2050 yılına kadar giden ekonomik rota incelendiğinde, gelişmekte olan ülkelerin yükselişi ve batının geride kalışının belirgin olduğu söylenebilir.
Arka plan: Değişken büyüme, işletmeler için belirsizlik yaratır ve genellikle yüksek ve istikrarsız enflasyonun sonucu olarak ortaya çıkar. Bu da özellikle emtia ihraç eden pazarlarda yaygın olan bir durumdur ve üretim maliyetlerini artırabilir, iç tüketimi düşürebilir.
- Ancak: Belirsizlik olgunlaşan gelişmekte olan piyasaların kaçınılmaz bir özelliğidir. Büyüme kısa vadeli olarak dalgalı olsa da; mevcut büyümeyi zayıflatan faktörler, özellikle ekonomilerini doğal kaynaklara daha az bağımlı hale getirebiliyorsa çoğu gelişmekte olan piyasada uzun vadeli olumsuz bir etki yaratmayacaktır. Bu alanlarda doğal kaynaklara bağlılıklarını azaltmak için aldıkları riskler farklı alanlardaki yatırımları artırmalarına ve dolayısıyla yeni iş kollarında küresel güç olmalarına olanak tanır.
- Ek olarak: Gelişmekte olan ülkelerde tüketici pazarları, gelişmiş ülkelere kıyasla daha fazla çeşitlilik gösterir ve daha esnek iş stratejileri gerektirir. Ekonomik belirsizliğin yanı sıra, tüketici segmentleri de temel tercihler ve tüketici özellikleri açısından gelişmekte olan pazarlarda geniş ölçüde farklılık gösterir ve genellikle gelişmiş ülkelerdekinden daha fazla varyasyon gösterir.
Hindistan
Çin ve Hindistan, Asya'nın girişimcilik sahnesindeki en önemli ülkeler olarak öne çıkıyor. Çin, üretim ve teknoloji konularında hızlı bir büyüme sergilerken, Hindistan daha çok yazılım geliştirme, bilgi teknolojileri ve hizmet sektörlerinde parlıyor. Her iki ülkenin de güçlü ve benzersiz yönleri var ve bu, son yıllarda küresel ekonominin dinamiklerini şekillendiren unsurlardan biri haline geldi.
Karşılaştırma: CNBC'nin gerçekleştirdiği PwC CEO Dialogues başlıklı etkinlikte, Hindistan'ın imalat yeteneğinin yetersiz olduğu ve Çin ile rekabet edebilmek için daha fazla Ar-Ge yatırımına ihtiyaç duyulduğu vurgulanıyor, ülkenin imalat sektörünün güçlendirilmesi ve daha yenilikçi hale getirilmesi amacıyla atılması gereken adımlara işaret ediliyor.
- Üretim Odaklı Teşvik (PLI) gibi girişimler, ülkede talep ivmesini mümkün kılarak imalat yatırımlarını hızlandırıyor.
Ek olarak: Hindistan, imalat sektörü pazarlarının en elverişli iş gücüne sahip olanlarından birine sahip, medyan yaşı %21 seviyesinde. Bağlantılı olarak, gelecek on yıl içinde Hindistan'ın küresel çalışma yaşındaki nüfustaki payının oldukça büyük olması bekleniyor.
- %21 seviyesi, Çin'in medyan yaşından 11 yaş daha genç bir nüfusa işaret ediyor. Bu demografik eğilim, düşük ücretli tarım işlerinden daha kazançlı imalat işlerine yönelik bir hareketi yansıtarak bir avantaja çevrilebilir.
Peki, Hindistan'ı avantajlı kılan nedir? Hindistan, dünya çapında cesaret verici ekonomik göstergeler sergileyen en büyük ekonomi konumunda.
Hindistan, IT donanımı, telekom, ilaç ve kimya sektörlerine önemli ölçüde yabancı doğrudan yatırım (FDI) çekmesiyle öne çıkıyor ve ekonomik büyüme, ciddi yatırım değerlendirmesi yapmayı hak edecek genişlik ve derinliğe sahip.
Detaylar: Ülkede talebi yönlendiren temel ölçütler arasında;
- 7 yılda kişi başına düşen gelirde %2'lik büyüme,
- dünyanın en büyük ikinci akıllı telefon pazarı olması (920 milyon abone),
- en yüksek düzeyde dijital işlem sayısına (>91 milyar) sahip olması ve
- dijital tüketim için en iyi 3 küresel ekonomi arasında yer alması gibi faktörler var.
Ayrıca: Yine bir PwC değerlendirmesine göre, Hindistan'ın gelecekte dünyanın ikinci en büyük ekonomisi olabileceği ve gelişmiş bir ülke statüsüne erişebileceği öngörülmekte.
- Ülke, 2000 mali yılından 2023 mali yılına kadar 919,6 milyar dolardan fazla yabancı yatırım çekmiş durumda.
- Son sekiz mali yılda (2014–22) FDI girişi, önceki sekiz mali yıla (2006–14) kıyasla %82 oranında artmış.
- İmalat sektöründeki FDI öz sermaye girişi ise, 2021–22 mali yılında, bir önceki yıla kıyasla %76 artmış gözüküyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Gelişmekte olan ülkeler, kaç yıl sonra gelişmiş ülkelerden daha gelişmiş olur?
14 Ağu 2023

YAZARLAR

İdil Ertürk
İş Dünyası & Finans Editörü

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.




