Emre Eminoğlu

📽️📝
Emre Eminoğlu

17 Nisan - İBB Kültür AŞ - İstanbul
İBB Kültür AŞ ile birlikte

Büyülenmeye hazırız: 34 Calling kapsamında Hooverphonic with Orchestra ve Mark Eliyahu & Friends konserleri

İstanbul’un efsanevi 1993 yılı konserlerini deneyimleyebilen şanslılardan mıydın bilmiyoruz ama o döneme denk gelememişsen de o günleri yad edenlerden dinlemiş; üstüne, “ vay be ne günlermiş ” diye sen de bizim gibi içinden geçirmişsindir…

Daha fazlasını öğren →

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Portre’nin bu haftaki konuğu: Emre Eminoğlu. Emre’nin sinemaya dair heyecanımızı perçinleyen yazılarıyla Duende Bülteninde, Onu izledim ben. Bülteninde, theMagger’da ve Bant Mag.’de karşılaşmış veya kendini Emre’nin Letterboxd listelerinde kaybolmuş bir hâlde bulmuş olabilirsin. Filmler ve filmlerin hissettirdiği her şey üzerine konuşmayı ama daha çok yazmayı seven sinefil, Emre Eminoğlu’yla hoşbeşimize hoş geldin. 

1. Bu yılki festivalin sona ermesine günler kaldı. Şöyle bir dönüp baktığında izlediklerin, deneyimlediklerin hakkında yorumların neler? Aposto! İstanbul okurlarına hangi filmleri önerirsin? 

Festival programındaki en merak edilen filmlerden bazılarını Berlin Film Festivali’nde izlemiştim. Bunlardan izleyip beğendiklerim arasında Aşk, Mark ve Ölüm, Alcarras, Rabiye Kurnaz vs George W. Bush gibi filmler vardı. (Aposto’nun diğer yayınlarını da takip eden Aposto! İstanbul okurları yorumlarımı Duende ya da Onu izledim ben.’in önceki sayılarında okumuş olabilirler.) Festivalin ilk haftasından geriye kalan iki film sayabilirim: Bu sene folk horror türüne adanmış Mayınlı Bölge’den insan doğasındaki açgözlülüğü çok iyi işleyen Tumbbad ve Galalar bölümündeki günümüz gündemi üzerinden de çok iyi okunabilen Balzac uyarlaması Illusions perdus / Lost Illusions. Bir de tabii utanarak, festival sayesinde hayatımda ilk kez The Godfather izlediğimi ve beğendiğimi ekleyeyim.

2. İstanbul Film Festivali senin için ne ifade ediyor? Unutamayacağın bir anıya ev sahipliği yaptı mı hiç? 

İstanbul Film Festivali'yle çok katmanlı ve çok kimlikli bir ilişkim var aslında. Bunlardan ilki tabii ki izleyicisi olarak başlayan, gittikçe güçlenen ve süren bir ilişki. İlk festivalim 2006’daki 25. İstanbul Film Festivali'ydi. Sınırlı sinema bilgisine sahip bir öğrenci olarak sadece üç-dört film izlemiştim o yıl. Yıllar içinde sınavlarımdan, işimden, özel günlerden daha öncelikli bir tutku hâline geldi benim için festival. Sonra sinema yazarlığıyla gelişti, yılda 30 civarı film izlemeye başladım. 2016’dan bu yana da festival dönemlerinde İstanbul Film Festivali ekibine katılarak festivalde hem çalışıyor, hem film izliyor hem de eğleniyorum. 

Tüm bu katmanlardan çok fazla unutulmaz anı var tabii ama tek bir tanesini söylemem gerekirse 2018’de Boğaziçi Üniversitesi'ndeki Ian McKellan söyleşisi. Kaç kişinin suratına, “You shall not pass!” diye bağıran bir Ian McKellan’ın tükürüğünün isabet etmesi nasip olur ki?

3. Sinema dünyasından suçlu bir zevkin var mı? Mesela aramızda hâlâ Twilight serisinden Edward Cullen belki bir gün ziyarete gelir diye penceresini kapatmayanlar var…

Sinema yazarlığı öyle bir şey ki bazen genel izleyici için gayet kabul edilebilir olan filmler, türler, yönetmenler dahi suçlu bir zevk olabiliyor. Örneğin, La La Land’i ya da Xavier Dolan sinemasını sevmek… Sorun üzerine biraz düşününce herkes için bir suçlu zevk sayılabilecek bir cevap geldi yine de aklıma: Seth Rogen komedileri. Sanırım oyuncu, senarist ya da yapımcı olarak yer aldığı filmlerden izleyip de haykırarak gülmediğim yok.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul
∙

BÜLTEN SAYISI

🌻 Metronomy İstanbul'da, Kum Zambakları sahnede

Bu hafta İstanbul'un ajandasında sanatçı Esra Gülmen'in Don’t Play with My Emotions sergisi, Klein Phönix'te Perel gecesi, Babylon'da caz ve rap'in buluştuğu MOD #2 akşamı var.

17 Nis 2022

İBB Kültür AŞ ile birlikte
Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Naz Eraslan

Copywriter @Aposto

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

‘İstanbul’un Gözü’ Ara Güler'den geriye kalan kent manzaraları

Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Vartan Estukyan

·

16 Eki 2026

‘İstanbul’un Gözü’ Ara Güler'den geriye kalan kent manzaraları
Bizi bu şehir sinirlendiriyor olabilir mi?

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Vartan Estukyan

·

04 Eki 2026

Bizi bu şehir sinirlendiriyor olabilir mi?
Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden açıldı: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin gözden kaçan hikayeleri

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

Deniz Kaynak

·

09 Ağu 2026

Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden açıldı: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin gözden kaçan hikayeleri
İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Şerif Yenen

·

04 Ağu 2026

İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?
Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Zeynep Sipahi

·

22 Tem 2026

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?