Enerji dönüşümünde kartel planları


%26 faizle günlük kazanç N Kolay bonoda
Herkese her hün "hoş buldum" faizi N Kolay bonoda Yatırım yapmak için çok paramız olması şart mı? İlla yüksek meblağlarla mı yatırım yapılır?
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Dünyanın geçirdiği temiz enerji dönüşümü nedeniyle pil metallerine talep artıyor, bu metallerden lityumun fiyatı rekordan rekora koşuyor. Artan talep; lityum, nikel ve kobalt gibi pil metali rezervine sahip ülkeler için de bir fırsat anlamına geliyor. Üretici ülkeler, bu durumu avantaja çevirmek için çalışmalara başlamış gözüküyor.
İlk planlar
Dünyanın en büyük nikel madencisi Endonezya, OPEC’in petrol için yaptığına benzer şekilde nikel ve diğer bazı önemli pil metallerinin üretim miktarını yönetmek için bir kartel oluşturma fikrini gündeme getirdi. Ülkenin Yatırım Bakanı Bahlil Lahadalia, Financial Times’a verdiği demeçte başkent Jakarta'nın enerji geçişinin merkezinde yer alan metallerin tedarikinde kullanılabilecek, OPEC’e benzer bir mekanizma üzerine çalıştığını söyledi. Lahadalia, Endonezya'nın kartel fikrini tartışmak için henüz nikel üreten diğer ülkelerle temasa geçmediğini ve üreticilere önermek üzere gelecekteki bir ittifakın yönetişim yapısı üzerinde hâlâ çalışıldığını da sözlerine ekledi.
Sadece Endonezya değil, lityum üçgeni ülkeleri de benzer bir plan peşinde. Güney Amerika'da bir lityum OPEC’i kurma konuşmaları hız kazanıyor. Arjantin'in ulusal haber ajansı Telam; Arjantin, Bolivya ve Şili dışişleri bakanlarının lityum fiyatları üzerinde "küresel düzeyde" kontrol sağlayacak bir mekanizma oluşturmak için "ileri görüşmelerde" olduklarını duyurdu. ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu’na göre dünyanın tanımlanmış lityum kaynaklarının %58'ini temsil ettikleri için genellikle "lityum üçgeni" olarak adlandırılan üç ülke de diğer büyük üreticileri plana dahil etmeyi umuyor. Brezilya'nın haber ajansı Rio Times'a göre, üç ülkenin dışişleri bakanı da dünyanın önde gelen lityum üreticisi Avustralya'nın lityum kartelinde olmasını planlıyor.
Petrol dışı kartel tecrübeleri
Petrol dışı emtialar için OPEC benzeri bir kartel fikri ilk kez gündeme gelmiyor. Örneğin ekonomist C. Fred Bergsten, 1976'da alüminyum yapımında kullanılan cevher olan "Boksitte Yeni Bir OPEC" hakkında yazmıştı. 1974'te, bakır üreten dört büyük ülke, Uluslararası Bakır İhraç Eden Ülkeler Konseyi (CIPEC) adı verilen, OPEC'ten ilham alan bir bakır karteli oluşturdu.
CIPEC, dünyadaki rafine bakırın yaklaşık %30'unu ve bakır rezervlerinin %50'den fazlasını temsil ediyordu. Üyelerin daha yüksek fiyatlar elde etme amacı ve özellikle 1975-1976 krizi sırasında fiyatı artırma girişimi başarısız oldu. Şili'nin ekonomik sistemindeki değişiklik nihayetinde karteli sona erdirdi. Özetle, bir pil kartelinin veya bir lityum OPEC’inin nasıl düzgün çalışacağına dair çok az tecrübe bulunuyor.
Böyle bir kartel mümkün mü?
Lityum, nikel, bakır ve kobalt gibi akü metallerine olan talebin, elektrikli araçlara ve enerji depolamaya yönelik talepteki artışı karşılamak için önümüzdeki yıllarda da artması bekleniyor. Kaynak bakımından zengin bazı ülkelerin maden yataklarından yararlanmak isteyeceği ve dünyadaki dönüşümün bir bölümünü kontrol etmeye çalışacağı fikri kulağa mantıksız gelmiyor.
Diğer yandan, pil metalleri için OPEC benzeri bir kartelin işlerlik kazanması söylenenden çok daha zor olabilir. OPEC üreticilerinin büyük ölçüde kamulaştırılmış petrol kaynaklarının aksine, Endonezya'daki madencilik ve büyük nikel operasyonları, çeşitli özel şirketler veya Çin merkezli kuruluşlar tarafından kontrol ediliyor. Dahası, büyük nikel yataklarının sahipleri, çok farklı siyasi koşullara ve piyasa dinamiklerine sahip. Özet olarak üreticiler, bir kartel oluşturmada ortak çıkarlarda buluşma olasılığı düşük olan farklı ülkelerden oluşuyor.
Geçmişte yaşananlar da kartel kurma planlarının suya düşebileceğine işaret ediyor. Endonezya 2020'de nikel ihracatını yasaklamıştı. Yasak kararı, AB'nin Dünya Ticaret Örgütü'ne şikayette bulunmasına neden oldu. Dolayısıyla Endonezya liderliğindeki bir pil metal kartelinin AB, ABD, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerden olumsuz bir tepki alması şaşırtıcı olmaz.
Endonezya yasağı, Çin merkezli firmaları Endonezya'nın nikel tedarik zincirine yatırım yapmaya da teşvik etti. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), dünyada enerji dönüşümünde kritik minerallerin rolüne ilişkin yayınladığı raporda Çin merkezli şirketlerin Endonezya nikel tedarik zincirine yaklaşık 30 milyar dolar yatırım yaptığını belirtti. Ayrıca, Çin'in pil devi CATL'den bir birim, bu yılın başlarında Endonezyalı firmalarla nikel madenciliği ve işleme, elektrikli araç pil malzemeleri, pil üretimi ve pil geri dönüşümü faaliyetlerini kapsayan bir anlaşma imzaladı. Endonezya Elektrikli Araç Pil Entegrasyon Projesi üzerinde önemli bir iş birliği anlamına gelen anlaşmanın büyüklüğünün yaklaşık 6 milyar dolar olduğu biliniyor. Bu yüzden olası bir kartel oluşumunda Çin’in olayların dışında kalması neredeyse imkansız görünüyor. Özetle önemli pil metali üreticilerinin; ABD, Çin ve Rusya gibi küresel güçlerin onayını alması ve ortak bir paydada buluşması pek de ihtimaller dahilinde yer almıyor.
Çevresel endişeler
Kartelin kurulmasına tek engel ülkeler arasındaki siyasi uyuşmazlıklar değil. Farklı çevre raporları nedeniyle nikel üretiminde çevreye duyarlı bir sürece ilişkin kaygılar bulunuyor. IEA'ya göre, önümüzdeki yıllarda nikel üretim artışının büyük bir kısmı Endonezya ve Filipinler gibi çok miktarda laterit kaynağına sahip bölgelerden gelecek.
IEA, laterit kaynaklarından pillerde kullanılabilecek kalitede nikel üretilebilmesi için HPAL yönteminin kullanıldığını belirtiyor. Bu yöntemde kullanılacak ısı için sıklıkla kömür veya yağ yakıtlı kazanlar kullanıldığı, bu nedenle sülfür yataklarından gerçekleştirilen üretime kıyasla üç kat daha fazla sera gazı emisyonu yayıldığı vurgulanıyor. Özetle laterit kaynaklar ile pil kalitesine sahip nikel üretmek için daha fazla enerjiye ve emisyon yoğun işleme ihtiyaç duyuluyor. HPAL yöntemiyle yürütülen projelerde geçmişte büyük maliyet aşımları ve gecikmeler kaydedildiği biliniyor.
Endonezya'daki nikel endüstrisinin çevresel etkisine ilişkin endişeler nedeniyle, ABD ve Endonezya'dan çok sayıda çevre kuruluşu temmuz ayında Elon Musk'a ve Tesla'nın hissedarlarına açık bir mektup göndermişti. Çevreciler bu mektupta "Tesla'nın yatırım planını, çevre ve Endonezya halkı üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle feshetmeye" çağırdı.
Sonuç olarak, OPEC benzeri bir pil kartelinin kurulması üreticilerin çıkarları için oldukça mantıklı gözüküyor. Üretici ülkelerin bir kartel kurma çabalarını önümüzdeki dönemde de sık sık duymaya devam edebiliriz. Diğer yandan bu tarz bir kartelin uygulamaya konmasının önünde çeşitli çevresel ve politik engellerin bulunduğunu unutmamak gerekiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Makro ekonomik koşullar ve belirsizlik gibi durumların etkisiyle artan zihinsel sağlık sorunları iş yerine nasıl yansıyor? Nikel ve diğer bazı önemli pil metallerinin üretimini yönetmek için OPEC gibi bir kartel oluşturmak mümkün mü?
23 Ara 2022

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir dönem önlenemez yükselişiyle teknoloji girişimleri kadar hızlı değerlenen Netflix, son dönemlerde geleneksel bir medya şirketini andıran performansıyla yatırımcılarını hayal kırıklığına uğratıyor. Platformun hit içerik üretimindeki yavaşlama, henüz belirgin biçimde bilançoya yansımamış olsa da içerik izleme alışkanlıkları ve piyasa değerine ilişkin metrikler, Netflix’in ağır ağır irtifa kaybettiğine işaret ediyor.

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026



