Enerji tartışırken atlanmaması gereken bir başlık: Enerji yoksulluğu

Dünya genelinde 141 milyon kişi aşırı yoksulluğa sürüklenebilir
Enerji tartışırken atlanmaması gereken bir başlık: Enerji yoksulluğu

14 Nisan - Inveo Ventures - Pareto
Inveo Ventures ile birlikte

Yeni nesil değer yatırımcısı: Inveo Ventures Geleceğin şirketlerinden birini kurmak ve sermaye yaratmanın yanı sıra bir değer köprüsü inşa etmek istiyorsanız sizi bir yatırımdan daha fazlasını sunan Inveo Ventures ile tanıştırmak isteriz. Nedir? Inveo Yatırım Holding ve Gedik Yatırım grubunun kurduğu girişim sermayesi yatırım ortaklığı şirketi olan Inveo Ventures , girişimcilik ve risk sermayesi hakkındaki bilgi birikimi sayesinde yenilikçi ve ölçeklenebilir teknoloji şirketleriyle değer yaratıyor. Kurucuları ve ekipleri destekleyerek tüm zorlukların üstesinden gelmelerine yardımcı olmak için çalışıyor. Neden Inveo Ventures? Girişimlerin Seri A öncesi köprü yatırım turlarına odaklanıyor, teknoloji tabanlı ve yatırım tezine uygun girişimler için ‘sektör agnostik’ bir şekilde değerlendirmelerini gerçekleştiriyor. Gerçekleştirdiği girişim yatırımlarının ‘ortak yönetim merkezi’ olarak hareket eden şirket; portföy girişimleri, grup ve ekosistem arasında adeta bir ‘değer köprüsü’ olarak konumlanıyor. Mevcut portföy iştiraklerine verdiği iş geliştirme, strateji, finans vb. desteklerle grubun değer yaratan yatırımcı olma kültürünü sürdürüyor. Dahası: hiVC yapısının yönetimini de gerçekleştiren Inveo Ventures, hiVC ve 100% hiVC iştiraki hiBoost şapkasıyla değerlendirdiği girişimlerin fikir aşamasından başlayan ‘erken aşama yatırım turlarına’ da katılım sağlıyor. Çok yakında: Inveo Ventures, bu yıl itibarıyla henüz açıklanmayan ancak yakın zamanda açıklanacak yatırım duyurularıyla portföyünü genişletmeyi planlıyor. Inveo Ventures ile yatırımınıza değer katmak için inveoventures.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Enerji piyasasına dair tartışmalar, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından çok daha karmaşık ve farklı bağlamlarda ele alınıyor. Avrupa özelinde Rusya doğal gazına olan bağımlılığın azaltılması ana gündem olurken, artan enerji fiyatları da –özellikle tüketiciler tarafında– hayatımıza dokunan önemli bir değişken olarak takip ediliyor.

Bu kapsamda hem dünyada hem de Türkiye’de tartışmaya açılan önemli bir kavram, "enerji yoksulluğu".

  • Nedir? Enerji yoksulluğu, enerji faturalarının tüketicilerin gelirinin yüksek bir yüzdesini oluşturması veya hane halklarının enerji tüketimini sağlıklarını ve esenliklerini olumsuz etkileyecek bir dereceye kadar azaltmaları gerektiğinde ortaya çıkıyor.
  • Nasıl ölçülür? Enerji yoksulluğu yere ve zamana göre değişen çok boyutlu bir kavram olmakla ve farklı biçimlerde tanımlanabilmekle birlikte; yapılan çalışmalara göre toplam bütçesinin %10’undan fazlasını elektrik gideri için ayıran hanehalkları elektrik yoksulu; enerji harcamaları (elektrik+su+doğal gaz) yıllık bütçesinin %25’ini aşan haneler ise enerji yoksulu olarak adlandırılıyor.
  • Neden önemli? Sağlığımızı garanti altına almak –yeterli düzeyde ısıtma, soğutma ve aydınlatmaya ulaşmak– ve temelde insana yaraşır bir yaşam standardına sahip olmak için enerjiye erişimimizin belirli standartların üzerinde olması gerekiyor.

Enerji yoksulluğunun nedenleri ve boyutları

Küresel enerji fiyatları salgın sonrası toparlanma, fosil yakıtlara olan bağımlılık ve enerji talebi ile arzı arasındaki uyumsuzluk gibi birçok farklı faktöre bağlı olarak yükseliyor. Konuya daha analitik açıdan yaklaşan çalışmalarda hane halklarını enerji yoksulluğuna sürükleyen nedenler olarak ise düşük hane halkı gelirleri, yüksek enerji fiyatları ve konutların düşük enerji etkinliği de değerlendiriliyor.

  • Nature Energy’de yayımlanan ve 116 ülkede 201 harcama grubunun kapsandığı bir araştırmanın sonuçları, hanehalklarının toplam enerji maliyetlerinin %113’e ulaşan oranda arttığını gösteriyor. Enerji maliyetindeki artışın dünya ortalamasının üzerinde olduğu 19 ülke bulunuyor ve enerjiye bağlı olarak gıda ve diğer diğer kalemlerdeki artış da eklendiğinde, dünya genelinde 141 milyon kişinin aşırı yoksulluğa sürüklenebileceği ifade ediliyor.
  • Uluslararası Enerji Ajansı’nın geçtiğimiz yıl paylaştığı verilere göre 2030 yılında 1,4 milyar kişinin elektriğe erişimin olmayacağı ve kırsal kesimde yaşayan her 4 kişinin birinin elektriksiz yaşamaya devam edeceği bekleniyor. Bu durum özellikle düşük gelirli ülkeler için büyük bir tehdit oluşturuyor.
  • Avrupa Birliği (AB) özelinde bakarsak da 2018-2022 döneminde enerji fiyatlarındaki (doğal gaz, sıvı yakıtlar ve elektrik) ortalama artış %41 seviyesinde. 2021 yılında yaklaşık 30 milyon kişi (AB nüfusunun %8’i) evini yeterli düzeyde ısıtamadığını söylüyor. Evini ısıtamayan hanelerin oranları İspanya’da %14,2’ye, Portekiz’de %16,4’e, Kuzey Makedonya ve Bulgaristan’da %24’e, Arnavutluk’ta ise 36’ya ulaşıyor. 

Enerji yoksulluğu, beraberinde kamuoyunun artan tepkisini de getiriyor. Sosyal refah mekanizmalarının kısıtlı olduğu ülkelerde yaşanan toplumsal sorunların maliyeti çok daha yüksek oluyor. Bu noktada çözüm olarak, genellikle, sosyal yardımlar tartışmaya açılıyor. 

Türkiye’de enerji yoksulluğu

Türkiye bağlamında tartışıldığında enerji sektöründe dışa bağımlılığımız, döviz kurundaki yükseliş ve artan enerji fiyatları; tüm sektörler genelinde ve hane halklarında yüksek fiyatla enerji tüketiminin önünü açıyor. Bugün Türkiye’de yoksulluk sınırı 33 bin 752 TL seviyesinde seyrederken; her yedi haneden birinin faturasını ödeyemediği, 2019’da uygulamaya konan Elektrik Tüketim Desteği’nin kapsadığı hane sayısının da üç sene içinde 1,3 milyondan 3,7 milyona çıktığı belirtiliyor

  • 2018-2020: Her ne kadar Karadeniz gazının devreye alınmasının –konutların bir aylık doğalgaz faturasının devlet tarafından karşılanacağının ve bir yıl boyunca 25 metreküp doğal gaz için de para alınmayacağının açıklanması– etkisiyle enerji fiyatları mayıs ayında %21 ile yüksek oranda gerilese de; özellikle 2018 sonrasında enerji tarifelerindeki artışlar büyük tepki toplamıştır. 2018-2020 döneminde elektrik tarifeleri %82 oranında artış gösterirken aynı dönemde nominal asgari ücretlerdeki artış ise %65 ile bu oranın gerisinde kalmıştır. 
  • 2020 sonrası: Pandemi koşullarında yaşanan gelir kayıpları nedeniyle 2021 yılında hükümet elektrik tarifelerinde dördüncü dönem artışını yapmamış ve böylece elektrik tarife artış endeksi, enflasyon endeksinin gerisine düşmüştür. Ancak 2022 yılında yapılan yüksek oranlı zamlarla, vergiler dâhil, mesken elektrik fiyatları 8 kWh ve altı için %37 oranında; 8 kWh üstü için ise %106 oranında artmıştır. 2022 Haziran ayında yapılan zamlarla da mesken elektrik fiyatlarındaki artış, enflasyonun üzerinde seyretmiştir. 

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de enerji yoksulluğu karşısında alınan geniş kapsamlı önlemler olarak sosyal yardımlar öne çıkıyor. Fakat 2019 yılındaki elektrik tüketim desteğine rağmen 2021 yılında 2 milyon 971 bin abonenin elektriği kesilmiş ve elektrikte ödenmeyen borç miktarı 850 milyon 141 bin 98 TL olarak gerçekleşiyor. Bu tabloya bir de doğal gaz tarafı eklendiğinde; aynı yıl doğal gazı kesilen abone sayısı da 1 milyon 78 bin olarak gerçekleşiyor. Bu durum, sosyal yardımlara karşılık gerçek yoksul sayısının çok daha yüksek olmasından kaynaklanıyor. 

Çözüm nerede?

Yukarıda da bahsedildiği üzere enerji yoksulluğunun yapısal sebepleri arasında düşük gelir düzeyi, yüksek enerji fiyatları ve konutların enerji etkinliği yer alıyor. Ülkelerin ekonomik ve sosyal yapılarına bağlı olarak enerji yoksulluğunun farklı biçimleri öne çıkabiliyor ve çözüm yolları da bu doğrultuda şekillenebiliyor. 

Bu noktada tartışmaya açılan bir başlık da yenilenebilir enerjinin rolüne dair. İklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma perspektifinden ele alındığında yenilenebilir enerji kaynakları, iklim değişikliği ile mücadelenin yanı sıra hem milyonlarca insana enerjiye erişim imkanı sağlanmasının hem de haneler içindeki ısı konforunun uygun maliyetlerle artırılmasının önemli bir aracı olarak değerlendiriliyor. Enerji fiyatlarını düşürüp küresel nüfusa fayda sağlayabilecek merkeziyetsizleştirilmiş ve daha dayanıklı bir enerji sistemi vaat ediyor.

  • Yenilenebilir enerji kapasitesindeki artışın enflasyonda yaratacağı düşürücü etkinin yanında ithal yakıt maliyetlerini de önemli bir biçimde azaltabileceği ortaya konuyor. Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği tarafından yayımlanan raporda belirtildiği üzere; bugün 19 gigavat olan güneş ve rüzgâr kurulu gücümüzün 36 gigavat olması durumunda serbest piyasadaki elektrik fiyatının 2021 yılı için %3,5, 2022’nin ilk altı ayı için ise %11,8 daha düşük olması öngörülüyor. Temmuz 2022 itibarıyla enflasyonda 7 puana varan gerileme sağlanabileceği belirtiliyor. 2022’nin ilk yarısında enerji ithalatının 3,3 milyar dolar düşeceği hesaplanıyor. 2022 yılı genelinde 13,4 milyon ton CO2 eşdeğeri karbon azaltımı yapılacağı ifade ediliyor.
  • Öte yandan Solar3GW’nin yayımladığı basın bülteninde de 2020 yılından bu yana tüm dünyada güneş ve rüzgar yatırım maliyetlerinin kömür yatırımlarından daha düşük olduğu vurgulanıyor. Yapılan analizde geçtiğimiz 10 yılda planlanan güneş ve rüzgâr enerjisi kapasitesinin tamamının hayata geçirilebilmesi durumunda tüm kapasitenin iki katına çıkabileceği ve buna bağlı olarak da elektrik üretim fiyatının bugüne kıyasla %25 daha düşük olacağı ifade ediliyor.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto

BÜLTEN SAYISI

⚡️ 141 milyon kişilik yoksulluk

Artan maliyetler ve yoksulluk tehlikesi

19 Haz 2023

Inveo Ventures ile birlikte
⚡️ 141 milyon kişilik yoksulluk

YAZARLAR

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto

HİKAYE

Anti-AI markaların yükselişi: Yapay zeka parmaklarınızın arasındaki kumu üretebilir mi?

Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Deniz Kaynak

·

15 Tem 2026

Anti-AI markaların yükselişi: Yapay zeka parmaklarınızın arasındaki kumu üretebilir mi?
ParetoPareto

HİKAYE

Üretimi desteklemeden ek gümrük vergisi getirmek ekonomiyi canlandırır mı?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Üretimi desteklemeden ek gümrük vergisi getirmek ekonomiyi canlandırır mı?
ParetoPareto

HİKAYE

Burhan Karaçam ile AI çağında liderlik: Çıraklığı yaşamayan gençler nasıl usta olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Doğa Yurduneri

·

14 Tem 2026

Burhan Karaçam ile AI çağında liderlik: Çıraklığı yaşamayan gençler nasıl usta olacak?
ParetoPareto

HİKAYE

5 kişilik ekip, 50 kişilik iş: AI çağında girişim kurmak

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Hüseyin Kaplan

·

14 Tem 2026

5 kişilik ekip, 50 kişilik iş: AI çağında girişim kurmak
ParetoPareto

HİKAYE

Şirketlerin kaderinde lider etkisi: Doğru soruları sormak neden önemli?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.

Şirketlerin kaderinde lider etkisi: Doğru soruları sormak neden önemli?