

Yenilenen tasarımıyla MG ZS şimdi Türkiye’de
MG ZS Benzinli, elektrikli bisikletiyle şehirde Elektrikli bisiklet, scooter kullanımı gibi akımlara uygun bir yaklaşımla piyasaya çıkan ve geçtiğimiz yıl elektrikli modelleriyle Türkiye pazarına giren MG , yeni benzinli modeli ZS ’i…
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Avrupa Merkez Bankası Yönetim Konseyi Üyesi ve Estonya Merkez Bankası Başkanı Madis Müller, AMB faiz oranlarının Avrupa ekonomisini yavaşlatmak için çok düşük olduğunu ifade etti. Muller, eylül ayında alınan 75 baz puanlık tarihi faiz artışı kararının ardından hala borçlanma maliyetlerinin görece olarak düşük kaldığını söyledi. Peki bunun gerçeklik payı var mı? Bir göz atalım.
- Reel faiz: 2008 krizinin atlatılmasının ardından Avrupa Merkez Bankası 2013 yılında borçlanma faizini %0,75’e kadar düşürdü. Aynı yılın aralık ayında enflasyon yıllık bazda %1,2 olarak gerçekleşti. Yani 2013 yılında reel faiz oranı -%0,55’ti ve oldukça düşüktü. 2018 yılında ise reel faiz -%1,45’e kadar gerileyerek tarihi dibi gördü. Şu anda ise Avro Bölgesi’nde enflasyonun %9,1 olmasına rağmen AMB borçlanma faizi %1,5 seviyesinde. Yani reel faiz oranı -%6,6! Bu en düşük seviyenin çok daha altında ve AMB tarafından alınan tarihi faiz artış kararına rağmen borçlanma maliyetleri inanılmaz derecede düşük kalıyor. Bu da Müller’in borçlanma maliyetleri konusunda haklı olduğunu bizlere gösteriyor.
- Ekonomik yavaşlama: Avro Bölgesi 2022 yılının ilk 2 çeyreğinde sırasıyla %0,2 ve %0,8 olmak üzere oldukça sınırlı büyüyebildi. Temmuz ayı verisine göre ise bölgede sanayi üretimi yıllık bazda %2,3 daralmış durumda. S&P Global tarafından yayımlanan imalat ve hizmet PMI endekslerinde Avro Bölgesi eşik değer olan 50’nin altında kalarak iki sektörde de daralma sinyalleri veriyor. Bloomberg anketine katılan ekonomistler ise Avro Bölgesinin önümüzdeki 12 ay içinde resesyona girme ihtimalinin %80 olduğunu söylüyor. Bu, pandemi nedeniyle tedarik krizlerinin yaşandığı ve ekonomilerin adeta “durduğu” 2020 yılından bu yana en yüksek resesyon tahmini. Bölgede yaşanan bu durgunluğunun ana sebebi ise şubat ayından bu yana devam eden enerji krizi.
- Enerji krizi: Rusya - Ukrayna savaşının patlak verdiği şubat ayından bu yana Avrupa’da derin bir enerji krizi yaşanıyor. Geçtiğimiz sene Avrupa’da 30 avro seviyesinden işlem gören gelecek ay teslimli gösterge doğal gaz kontratları bugün 190 avro seviyelerinden işlem görüyor. Geçtiğimiz yıl 80 avro seviyesinden işlem gören elektrik kontratları ise yıl içinde 1000 avro seviyesini geçti, şu anda ise 380 avro seviyelerinden işlem görüyor. Üretici fiyat endeksi verilerine göre enerji fiyatlarındaki artış %97’yi aştı. Bazı üreticiler ise geçtiğimiz yıl ödenen fiyatların yaklaşık 10 katını ödediğini söylüyor. Bu da yükselen enerji maliyetleri nedeniyle ekonomik aktivitenin yavaşlamasına ve hatta durma noktasına gelmesine yol açıyor ve bizlere bu konuda Müller’in haksız olduğunu söyleyebilme yetkisi tanıyor. Avrupa’da ekonomi sınırlı faiz artışına rağmen halihazırda yavaşlamış durumda ve daha büyük bir faiz artışı, belki de bölgenin resesyona girmesine neden olabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Fed resesyon ile kalıcı enflasyon arasındaki ince çizgide yürüyor, Avrupa'da borçlanma maliyetleri tarihî düşük seviyede seyrediyor, Hazine'nin borç hacminde tarihî zirve görülüyor.
21 Eyl 2022

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yapay zekanın üretkenliği artırarak maliyetleri düşürmesi beklenirken veri merkezleri, gelişmiş çipler, elektrik ve altyapı yatırımları yeni bir maliyet baskısı yaratıyor. Fed yöneticileri, bu yatırımların talebi ve maliyetleri artırarak fiyat artışlarını ekonominin geneline yayabileceği uyarısı yapıyor. Tartışmanın merkezinde ise şu soru var: Yapay zekanın uzun vadeli ucuzluk vaadi, kısa vadeli maliyet dalgasını ne zaman dengeleyebilecek?

Bu hafta yurt içinde Eylül ayı işgücü ve dış ticaret istatistikleri ile üçüncü çeyrek turizm gelirleri öne çıkarken, yurt dışında Fed, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) faiz kararları ön planda.
26 Eki 2026

Küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye'ye bakışı sertleşmeye devam ediyor. Haziran ayında MSCI'ın uyarısıyla başlayan süreç, temmuzda S&P DJI'ın Türkiye'yi izleme listesine almasıyla devam etti. Ağustosta FTSE Russell Türk hisselerine yönelik endeks güncellemelerini erteledi. Üç kurumun da aksiyonu fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, hissedar şeffaflığı ve bazı küçük ölçekli şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yapıldığı düşünülen koordineli işlemlere dayanıyor.

Küresel piyasalarda enflasyon dinamikleri, tahvil getirileri ve hisse senedi performansı arasındaki ilişki son dönemde dikkat çekici bir ayrışma sergiliyor. ABD'de enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesine ve Hazine tahvili getirilerinin yüksek seviyelerde seyretmesine rağmen, hisse senedi piyasalarının hala dirençli kalması öne çıkıyor.

AB’nin yeni “Made in Europe” kuralları, AB’den ayrılan İngiltere’yi içeride tutarken otuz yıllık Gümrük Birliği ortağı Türkiye’yi dışarıda bırakıyor. Bu tercihin ardında bir aidiyet ve rekabet kaygısı var. Türkiye’nin yanıtı rica değil, mütekabiliyet olmalı.




