

Türkiye’nin ilk Kurumsal Girişim Sermayesi Konferansı 9 Mayıs'ta
Kurumsal Girişim Sermayesi Konferansı 9 Mayıs'ta Türkiye'nin ilk Kurumsal Girişim Sermayesi (Corporate Venture Capital-CVC) Konferansı , Girişimci Kurumlar Platformu ve Özyeğin Üniversitesi iş birliğinde ve Fibabanka ana sponsorluğunda, 9…
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısından piyasa beklentisine paralel olarak 25 baz puan artırım kararı çıktı.
Karar metindeki mesajlar
Karar metninde, ekonomik aktivitenin yumuşak bir trendde canlılığı koruduğu ifade ediliyor. İstihdam piyasasındaki güçlü seyir de metnin ilk paragrafında teyit ediliyor. Burada verilen bir diğer mesaj ise enflasyonun yüksek seyrine devam ettiği.
Bankacılık sisteminin güçlü ve sağlam olduğu vurgusunun yinelendiği metinde, sıkılaşan kredi koşullarının ekonomik aktivite ve istihdam piyasası üzerinde baskı yaratabileceği de ifade ediliyor. Bu mesaj, basın toplantısında Powell tarafından da güçlü bir şekilde verildi.
Metindeki en önemli mesaj ise faiz artırımı sürecinin devam edeceği ifadesinin çıkması ancak durmaya dair bir mesajın eklenmemesi olarak özetlenebilir. Metinde, kurumun süreci ve verileri yakından izlemeye devam edeceğini teyit ediyor.
Powell’ın mesajları
Kararın duyurulmasının ardından basın mensuplarının karşısına çıkan Başkan Jerome Powell, komitenin devam eden süreçte alacağı kararları verilere dayanarak şekillendireceğini teyit etti. Powell, para politikasında sıkılaşma sürecinin sona erdiğini resmi olarak ilan etmese de sürecin sonuna başından yakın olduklarını söyledi.
Mevcut enflasyon görünümünün faiz indirimi sürecini desteklemediğini ifade eden başkan, ekonomide resesyon beklentisi içinde olmadıkları yönündeki görüşünü yineledi. Konu ile ilgili olarak “resesyon yaşanmasını beklemiyoruz ancak yaşansa bile gerçekleşme yumuşak olacaktır” diyen Powell, bankacılık sektöründe yaşananların kredileri sıkılaştırmaya devam edeceğini söyledi.
Bankacılık sektörü ile ilgili olarak denetim mekanizmasını güçlendirmeleri gerektiğini ifade eden Powell, bu alanda hatalar yaptıklarını ve bu hataları tamamıyla kabul ettiğini söyledi. Powell, First Republic Bank’ın satışının sektör üzerinde biriken gerilimi azaltacağını belirtti. Yaşanacak kredi sıkılaşmasının olası etkilerini bugünden ölçemediklerini de ifade eden Powell, bu gelişmelerinde politika faizinin daha da fazla artmasını engelleyebileceğini söyledi.
Powell konuşmasında, istihdam piyasasındaki direncin devam ettiğini de söyledi. Ülkede işsizlik oranının faiz artırımı serisine başlamadan önceki seviyelerden daha düşük olduğunu söyleyen başkan, piyasayı yakından izlemeye devam ettiklerini yineledi.
Janet Yellen tarafından gündeme getirilen borçlanma sınırı ve temerrüt ihtimali sorusuna ABD’nin borçlarını ödeyemeyeceği bir senaryo olmadığı yanıtını veren başkan, bu teknik süreçte gereğinin yapılacağından emin olduğunu söyledi.
Beklentiler
Powell’ın faiz artırımı sürecinde kapıyı aralık bırakması, temel olarak olası sürprizlere karşı kuruma hareket alanı yaratma isteği ile ilintili. Halen %2 hedefinden uzak olan enflasyon ile canlı seyreden istihdam piyasası veriler bu mesajın altında yatan rasyonel olarak kabul edilebilir.
Öte yandan, Powell’ın verdiği “gerekirse ilave adımlar da atmaya hazırız” mesajı büyüme, enflasyon, ücretler ve kredi piyasası verileri başta olmak üzere sıkı takibin sürdürülmesi gerekliliğini teyit ediyor. Verilerde yaşanabilecek enflasyonist sürprizler ve bu sürprizlerin kalıcılığı, oluşan güvercin havayı dağıtma potansiyeli taşıyor.
Kararın ve Powell’ın basın toplantısının ardından 14 Haziran tarihli toplantıda politika faizinin sabit tutulma ihtimali %80’in üzerinde fiyatlanıyor.
Buna karşın, metinde de kendine yer bulan resesyon ihtimali ve yıl sonu için fiyatlanan faiz indirimi ihtimalinin ortadan kalkması hisse senedi piyasalarında kısa vadeli bir baskı yaratmış durumda.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
FOMC toplantısından piyasa beklentilerine paralel olarak 25 baz puan artırım kararı çıkarken, genel algı Fed’in izleme sürecine başladığı yönünde oluştu.
04 May 2023

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yapay zekanın üretkenliği artırarak maliyetleri düşürmesi beklenirken veri merkezleri, gelişmiş çipler, elektrik ve altyapı yatırımları yeni bir maliyet baskısı yaratıyor. Fed yöneticileri, bu yatırımların talebi ve maliyetleri artırarak fiyat artışlarını ekonominin geneline yayabileceği uyarısı yapıyor. Tartışmanın merkezinde ise şu soru var: Yapay zekanın uzun vadeli ucuzluk vaadi, kısa vadeli maliyet dalgasını ne zaman dengeleyebilecek?

Bu hafta yurt içinde Eylül ayı işgücü ve dış ticaret istatistikleri ile üçüncü çeyrek turizm gelirleri öne çıkarken, yurt dışında Fed, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) faiz kararları ön planda.
26 Eki 2026

Küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye'ye bakışı sertleşmeye devam ediyor. Haziran ayında MSCI'ın uyarısıyla başlayan süreç, temmuzda S&P DJI'ın Türkiye'yi izleme listesine almasıyla devam etti. Ağustosta FTSE Russell Türk hisselerine yönelik endeks güncellemelerini erteledi. Üç kurumun da aksiyonu fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, hissedar şeffaflığı ve bazı küçük ölçekli şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yapıldığı düşünülen koordineli işlemlere dayanıyor.

Küresel piyasalarda enflasyon dinamikleri, tahvil getirileri ve hisse senedi performansı arasındaki ilişki son dönemde dikkat çekici bir ayrışma sergiliyor. ABD'de enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesine ve Hazine tahvili getirilerinin yüksek seviyelerde seyretmesine rağmen, hisse senedi piyasalarının hala dirençli kalması öne çıkıyor.

AB’nin yeni “Made in Europe” kuralları, AB’den ayrılan İngiltere’yi içeride tutarken otuz yıllık Gümrük Birliği ortağı Türkiye’yi dışarıda bırakıyor. Bu tercihin ardında bir aidiyet ve rekabet kaygısı var. Türkiye’nin yanıtı rica değil, mütekabiliyet olmalı.



