Filmekimi günlüğü: Bölüm 2

Anora, Hard Truths, Saturday Night ve daha fazlasına dair yorumlar, Filmekimi’nin son günlerinden notlar.
Filmekimi günlüğü: Bölüm 2

18 Ekim - Odeabank - Duende
Odea ile birlikte

“ İlber Ortaylı ile Cumhuriyetin Yüzyılı ” podcast serisini dinlemenin tam zamanı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’yla Cumhuriyetimizin 101. yılını kutlamaya yaklaştığımız bu günlerde Odeabank geçmişe bir kapı açıyor. Türkiye’nin son yüzyılını anlamak ve geleceğine dair derin bir farkındalık kazanmak için tarihte bir yolculuğa çıkıyoruz. Odeabank’ın Cumhuriyetin 100. yılına özel hazırladığı “ İlber Ortaylı ile Cumhuriyetin Yüzyılı ” podcast serisi, Cumhuriyet’in ilk adımlarından Atatürk'ün vizyonuna, ekonomik politikalardan eğitime birçok konuya değiniyor. 12 bölümlük bu özel seriye tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı rehberlik ediyor. “ İlber Ortaylı ile Cumhuriyetin Yüzyılı ” podcast serisini buradan , Karnaval uygulamasından ve tüm podcast mecralarından dinleyebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İstanbul ve Diyarbakır’da sona eren Filmekimi, bu hafta sonu Ankara’da, haftaya da İzmir’de devam edecek. İlk bölümüne geçen hafta yer verdiğim Filmekimi günlüklerimde sırada Anora, Hard Truths ve Saturday Night gibi filmler var.

Anora | Kaynak: İKSV

Anora

Bağımsız sinemacı Sean Baker’ın Altın Palmiye ödüllü filmi, Yeşilçam’da ya da dünya sinemasında, bilhassa melodramlarda defalarca önümüze konmuş bir hikayeyi olabildiğine yaratıcı, çağdaş, sempatik ve ters köşelerle dolu bir şekilde anlatıyor. 

Bir striptiz kulübünde çalışan ve köklerinden olabildiğince uzaklaşmaya çalışan Anora’nın hayatı, yollarının iş icabı bir Rus oligarkın yeniyetme oğluyla kesişmesiyle değişiyor. Filmin ilk yarısında hayalini kurduğu hayatı yaşamaya başlayan ve Amerikan rüyasının gerçekleşme ihtimaline kapılan bir genç kadın ile dünyanın gerçeklerinden uzak saf âşığının lüks içindeki ışıltılı günlerine tanık oluyoruz. Sean Baker’ın kusursuz seçimlerinden biri, filmin ilk yarısında “kötü bir şey olacak” hissine kapılmamıza asla izin vermemesi. 

Kaldı ki, filmin ikinci yarısında o “kötü şeyler” oluverdiğinde de bizi karamsarlığa sürüklememesi... İkinci yarının fiziksel ve psikolojik şiddetin komediyle harmanlandığı ve fakat problematik bir hâle bürünmemeyi başaran sahnelerini, hayalleri yıkılan bir kadının (tıpkı yönetmenin önceki filmlerinden Tangerine’dekine benzeyen) şehri karış karış gezerkenki öfkeli arayışı ve bu arayış sürecinde gerçekleri kabullenişi takip ediyor. Karakter dönüşümleriyle, görüntüleri ve müzikleriyle, oyuncularının uyumuyla, masalsı anlatımıyla ve muazzam finaliyle gerçek bir sinema deneyimi yaşatıyor Anora.

Hard Truths | Kaynak: İKSV

Hard Truths

Britanya bağımsız sinemasının en önemli isimlerinden Mike Leigh, yeni filminde bir kez daha insan doğasını ve duygularını hassasiyetle yansıtan bir hikaye anlatıyor. Başrolde, Secrets & Lies filminde de yönetmenle birlikte çalışan, bu filmde ise oldukça problemli bir karakteri inandırıcı bir şekilde canlandıran Marianne Jean-Baptiste var. Film, içinde büyüyen anne sorunları ve çocukluk travmaları nedeniyle hayattan hiçbir zevk alamayan, yaşayan her şeye düşman kesilmiş, en yakınındaki insanlara bile istemsizce kötü davranan bir kadını merkezine alıyor. Leigh, acı gerçekleri konuşuyor,“Sevgisizlik, sevgisizliğe yol açıyor” diyor. 

Saturday Night | Kaynak: İKSV

Saturday Night

1970’lerin sonundan beri ABD televizyonlarının cumartesi gecelerini renklendiren, bugün çok ünlü olan sayısız komedyenin kariyerini şaha kaldırmış, konuklarıyla eğlence endüstrisi gündeminin nabzını tutan, (en azından yayınlanmaya başladığı dönemde) benzersiz şov programı Saturday Night Live (SNL)bu sezon 50. yılını kutluyor. 

Jason Reitman’ın filmi de, bugün yarım asırlık bir mirasa sahip olan bu muhteşem programın ilk bölümünün yayınlandığı gece, canlı yayının hemen öncesinde yaşanan 90 dakikayı konu alıyor. Stüdyoda gergin anlar ve kaos hâkim. Kimse ne yaptığını bilmiyor. Kimse hazırlıklı değil. SNL’in yaratıcısı Lorne Michaels, tüm o kaosun ortasında sakinliğini ve sabrını korumaya çalışarak kenetlediği sahne önü ve arkası ekibi ile stüdyo ve kanal yöneticileri arasındaki zorlu sınavı bir şekilde geçiyor ve SNL bugün hâlâ sönmeyen o yeşil ışığı alıyor. 

Reitman’ın Gil Kenan ile yazdığı dinamik ve geveze senaryo, ünlü isimleri canlandıran ünlü isimlerle dolu bir yıldızlar geçidiyle buluşunca o gecenin kaosu kağıttan perdeye, perdeden de izleyicinin nabzına taşınıyor. Benim gibi sıkı SNL takipçilerinin ve hayranlarının bu filmde diğerlerine kıyasla çok daha fazlasını bulacağı kesin. Öte yandan SNL’in ne olduğunu bilmeyen birinin bile takdir edeceği uyumlu bir kadro, temposu bir an bile düşmeyen bir filmin üstesinden gelen bir yönetmenlik ve çok komik bir senaryo var ortada. 

Ve diğerleri...

  • Küresel bir krizin tartışıldığı G-7 zirvesi sırasında 7 liderin ormanda kaybolmasını takiben yaşananları anlatan politik taşlama Rumours’ın (yön. Evan Johnson, Galen Johnson ve Guy Maddin) esprisi (karakterlerin temsil ettikleri ülkelerin birer alegorisine dönüşmesi) bir yerden sonra ışıltısını yitiriyor. Cate Blanchett, Charles Dance ve Denis Ménochet gibi oyuncuların varlığına rağmen beklentilerimi karşılayamadı.
  • Günümüz Avustralya sinemasının en sevdiğim yönetmenlerinden Justin Kurzel’in 1980’ler ABD’sinde geçen bir suç dramasını Britanyalı oyuncularla anlatmayı seçtiği The Order’ın var olma amacını anlayamadım. Filme dair kötü olan herhangi bir şey olmasa da, yeni olan hiçbir şey de yok. Günümüzde izdüşümlerini hissettiğimiz ırkçı bir örgütün gerçek olaylara dayanan hikayesinin bu sürükleyici anlatımı, birçoğumuzun babasının bu seneki favori filmi olmaya aday.

Armand | Kaynak: İKSV

  • 2. Dünya Savaşı’nın sonlarında ve hemen ardında, dağlık bir İtalya köyünde geçen Vermiglio (yön. Maura Delpero), köyün öğretmeninin kalabalık ailesinin yaşadıklarını anlatıyor. Yavaş sinemanın çok iyi bir örneği olan film, daha çok ailenin kadınlarının maruz kaldığı zorlukları, hayal kırıklıklarını ve bunlara bağlı olarak belirlenen kaderlerine odaklanıyor. Durmaksızın çocuk yapan bu ailenin hanesinden eksik olmayan bebek ağlamalarının izlemeyi zorlaştırdığını söylemeliyim.
  • Liv Ullmann ve Ingmar Bergman’ın torunu Halfdan Ullmann Tøndel’in filmi Armand, Cannes’da en iyi ilk filmle verilen Altın Kamera ödülünü kazandı. The Teachers’ Lounge ve On Saniye filmlerinin alternatif bir evrendeki harmanını andıran Armand, iki ilkokul öğrencisi arasındaki ciddiye alınması gereken gerginliğin okul yöneticileri, sınıf öğretmeni ve veliler arasında tartışıldığı gergin toplantıyı konu alan bir tek mekan filmi. Norveç sinemasının tanıdık yüzleri Renate Reinsve ile Ellen Dorrit Petersen’i karşı karşıya gelmiş iki veli olarak izliyoruz. Filmin harikulade yazılmış, çekilmiş ve oynanmış açılış ve kapanış sahnelerinin gücüne kanarak ortasındaki bir buçuk saatlik dağınıklığı görmezden gelebilir misiniz; soru bu.

The Girl with the Needle | Kaynak: İKSV

  • Diktatörlük rejimlerinin öldürdüğü, “kaybettiği” ve doğrudan ya da dolaylı yoldan psikolojik olarak hasara uğrattığı insanların hikayeleri, Latin Amerika sinemasındaki tarihi dramlarda ve biyografik yapımlarda tekrar tekrar karşımıza çıkar. Koca bir kıtanın kolektif travmasına dönüşmüş bu gerçekliğe dair benzer hikayeleri tekrar tekrar izlememize rağmen sıkmayan, yeni bir anlatım biçimi benimseyen, iyi filmlerin hâlâ var olabilmesi ise şaşırtıcı. Walter Salles’in filmi I’m Still Here / Ainda Estou Aqui de bunu başaran bir biyografik drama. Eski bir senato üyesi olan eşi rejim tarafından gözaltına alındıktan sonra kaybolan bir kadının önce kendi duyguları ve çocuklarını hayatta tutma, ardından hayatını ve kariyerini değiştirme yolculuğunu konu alan film özellikle öznesi Eunice’in farklı yaşlarını canlandıran Fernanda Torres ve Fernanda Montenegro’nun oyunculuklarıyla öne çıkıyor.
  • 1910’ların sonunda, Kopenhag’da geçen The Girl with the Needle / Pigen med nålen (yön. Magnus von Horn), seri bebek katili Dagmar Overbye’nün işlettiği yasadışı, sözde evlat edindirme işletmesine odaklanıyor. Hikayenin bir bebek katiliyle empati kurmaya izin dahi vermemek için başkasının, onun sözde yardımına başvurmuş ve yanında sütanne olarak çalışmaya başlamış bir genç kadının gözünden anlatılması doğru bir seçim. Siyah-beyaz sinematografisi ve Vic Carmen Sonne’nin güçlü performansıyla öne çıkan, tüyler ürpertici ve kan dondurucu bir film. The Girl with the Needle ve Anorabambaşka hikayeler anlatmalarına rağmen bence, her şeye rağmen dünyanın iyi bir yer olduğu inancının bize kurdurduğu hayallere değinmeleri bakımından iyi eşleşiyorlar.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🍂 Filmekimi’nin ardından: Anora ve daha fazlası

Anora, Hard Truths, Saturday Night ve daha fazlası hakkında Filmekimi notları.

18 Eki 2024

Odea ile birlikte
Armand | Kaynak: İKSV

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Şeyma Ye

·

13 Tem 2026

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?
DuendeDuende

HİKAYE

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Eda Solmaz

·

13 Tem 2026

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'
DuendeDuende

HİKAYE

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.

13 Tem 2026

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi
DuendeDuende

HİKAYE

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

Barış Akpolat

·

10 Tem 2026

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'
DuendeDuende

HİKAYE

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.

Emre Eminoğlu

·

10 Tem 2026

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?