Geçmişten beslenen, travmalarla yüzleşen bir sinema: Çağıl Bocut


Garanti BBVA konser sezonunu açıyor Garanti BBVA Güz Konserleri 25 yıldan uzun bir süredir müziğe ve müzisyene destek olmanın mutluluğunu yaşayan Garanti BBVA , artık gelenekselleşen Güz Konserleri kapsamında, müzikseverleri caz ve rock müziğin heyecanla beklenen isimleriyle buluşturmaya hazırlanıyor. Neler var? Blind Fest: 16 Eylül ’de Parkorman ’da gerçekleşecek Blind Fest, Belçikalı indie rock grubu Balthazar ’ın yanı sıra, Türkiye'nin yerli sahnesinden Dolu Kadehi Ters Tut , Perdenin Ardındakiler ve The Away Days gibi grupları ağırlayacak. Unutmadan, biletleri Garanti BBVA kredi kartlarıyla %20 indirimli alabilirsin. Alexandra Savior: Şarkıcı – söz yazarı konseptinin önde gelen isimlerinden Alexandra Savior, 17 Eylül ’de Zorlu PSM ’de sahnede olacak. Bileti Garanti BBVA kredi kartlarıyla %20 indirimli alma fırsatı bu konserde de geçerli. Eylül Ergül Nat King Cole Project: Gitarda Önder Focan, kontrbasta Ozan Musluoğlu ve davulda Burak Durman’ın eşlik edeceği Eylül Ergül, 30 Eylül ’de Nardis Jazz Club ’da ikonikleşmiş Nat King Cole şarkılarını seslendirecek. Kathy Kosins Band: ABD’li caz ve R B müzisyeni Kathy Kosins ve grubu, 13 - 14 Ekim ’de Nardis Jazz Club ’da cazseverlerle buluşacak. Travis: Dünyaca ünlü Brit rock grubu Travis, 19 Ekim ’de Zorlu PSM ’de beşinci kez İstanbullu hayranlarının karşısına çıkacak. Garanti BBVA sponsorluğunda gerçekleşecek müzik ve eğlence dolu gecelerle ilgili daha fazla bilgi almak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Çağıl'ı keşfetmek. Doktor bir babanın, orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak Antakya'da doğmuş Çağıl. Yayını Suriye üzerinden yapılan Susam Sokağı'nı izleyerek ilk sözcüklerini Arapça konuşmuş, dört yaşından sonra ise İzmir'de büyümüş. Sinemada izlediğini hatırladığı ilk film olan Tim Burton'ın Beetlejuice'una yanlışlıkla götürüldüğünü düşünüyor: “O dönem gördüğüm kâbusların haddi hesabı yok. Ama nasıl bir gerçeklik sunuyorsa beraberinde, sinemanın o büyüsünü de kazandırmıştı.”
"Hobi olarak." Dört mahalle arkadaşı olarak Almanya'dan gelen bir kamerayla filmler çekmeye, adeta Michel Gondry'nin Be Kind Rewind'ındaki gibi Hollywood filmlerinin remake'lerini yapmaya başlamışlar. Üniversite zamanı geldiğinde, "Bunu yapın ama hobi olarak yapın" cümlesini duymanın orta sınıf olmanın kaderi olduğunu söyleyen Çağıl, tıpkı mahalle arkadaşları gibi sinemadan oldukça uzak bir lisans bölümünden mezun olmuş. Belki de sohbetimiz sırasında sıkça sinemanın mühendisliğinden, sinemanın matematiğinden söz etmemizin nedeni de bu: “Organizasyonel bir başarıdır da sinema. Diğer sanat dalları gibi bireysel icra ettiğiniz bir çalışma değil. İşin estetik ve dramatik tarafını kenara bıraksanız, baya baya mühendislik projesi çünkü.”

Çağıl ve Emre'nin sohbeti, bir yaz gününde Moda sokaklarında kahvelerini yudumlayarak başlıyor. Fotoğraf: Deniz Sabuncu
Defne ve Çağıl. İlk uzun metrajlı filmi Sardunya'nın tahminimden çok daha fazla otobiyografik ögeye sahip olmasına şaşırıyorum. Sardunya'nın Defne'si ve Çağıl'ın paralelliklerinden, Defne'nin ve Çağıl'ın babasından, Defne'nin ve Çağıl'ın Urla'daki aile evinden, filmin başarılı görüntü yönetiminden, setin bir oyun alanına dönüşümünden, Defne'nin evrenine ait olabileceğine inandığını söylediği Palmiyeler şarkılarından, hayatın "Nereden çıktı şimdi bu, sırası mıydı?" anlarından konuşuyoruz.
İran sineması. Yüzleşme, aile dramı, sınıf çatışmaları ve vicdani ikilemler derken İran sinemasının kapısını çalmamak kaçınılmaz oluyor. Çağıl, "Çok insan odaklı, kademe kademe açılan hikâyeler" anlattığını düşündüğü İran sinemasındaki aile yapısının ve bu sinemanın 'edebiyatından' etkilendiğini söylüyor: “Kiyarüstemi ya da Bergman’ın sinemasında tamamen karaktere hizmet eden, bazen hiçbir şeye hizmet etmeyen o ölü zamanlara tanık olmak işin büyüsünü çok arttırdı benim için. İran sinemasında özellikle çok örneğini görebiliyoruz bunun.”

Çağıl ve Emre, Karaköy vapuruna binmeden önce Moda sahilinde, İstanbul manzarası eşliğinde sinema konuşuyorlar. Fotoğraf: Deniz Sabuncu
Çağıl'la keşfetmek. İran sinemasının ardından birlikte seçtiğimiz filmi konuşmak için dünyanın öteki ucuna, Küba'ya ışınlanıyor ve Lucy Mulloy'un Una noche'sine odaklanıyoruz: “Bazı işler vardır, biraz oryantalist olduğunu görürsünüz. Bir şeyin içinden değildir, daha dışarıdan çekilmiştir, mesafeyle yaklaşılmıştır. Oranın sorununa ya da oranın insanına ait olmadığını anlarsınız. Bir de bazı işler vardır, daha naif çekilmiştir ama oranın içine ait olduğunu, o bölgeyi iyi tanıdığını, o sokakları yaşattığını hissedersiniz. Una noche öyle bir film.” Sadece bu da değil; kalabalık ve yaşayan sahnelerin iyi bir vizyonla kotarılmış olmasının, oyuncu seçimi yapılırken Raúl, Elio ve Lila'yı canlandırması için amatör oyuncuların seçilmesinin de filmi güçlendirdiğini söylüyor. Filmin anlattığı genç insanları ve gitme arzularını konuşurken, bir anda birbirimizi kendimiz ve çevremizdekilerin gitme arzularını konuşmaya ittiğimizi fark ediyoruz.
Diyor ki...
“Bizdeki gitme biraz daha varoluşsal olarak; kişisel hak, hukuk ve özgürlüklere, ülkenin politik iklimine içkin gelişiyor. […] Ama koza gibi bir durum söz konusu; bir habitatın, bir ekosistemin içinde yetişiyoruz. Dışarıda başka dünyalar var, merak ediyoruz. Kendimizi keşfetmek istiyoruz, bazı habitatlar kendimizi keşfetmemize izin vermiyor, bazıları da yeterli olmuyor belki.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Çağıl Bocut'la sinemanın mühendisliği, orta sınıfın vicdani çatışmaları, baba sorunları ve İran sineması üzerine. | Keşif: Lucy Mulloy ve Una noche
14 Eyl 2022

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.




