GES yatırımlarında sürdürülebilir enerji yönetimi nasıl yapılır?


Dijital enerji platformu: Apollo
Enerjide dijital çağ başladı Nedir? Türkiye'nin ilk bulut tabanlı fatura kontrol, optimizasyon ve tahminleme platformu Apollo , altyapı ve donanım maliyeti olmadan kolay entegrasyonla, geçmiş tüketim verilerini kullanarak hesaplanan…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Enerji emtiası son birkaç yılda olağanüstü fiyat artışları kaydetti. Bunun sebepleri arasında pandemi, Rusya-Ukrayna Savaşı ve doğalgaz krizi başı çekiyor. Enerji fiyatlarının öngörülememesi, işletmelerin en büyük sorunlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Enerji maliyetlerini öngöremeyen şirketler kârlılığını ve nakit akışını yönetemiyor. Enerjide dışa bağımlılığa bağlı olarak ortaya çıkan ve öngörülemeyen enerji maliyetleri, şirketleri kara kara düşündürüyor.
Peki, ne yapmalı? Özellikle enerji yoğun sektörlerde enerji tasarrufu, doğru enerji yönetimi ve sürdürülebilirlik nasıl sağlanabilir?
GES’lere talep arttı, EPDK düzenleme yaptı
Yenilenebilir enerji yatırımları, özellikle küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerin (KOBİ'ler) gündeminde yer alıyor. Kanunlar ve yönetmelikler, elektrik tüketicilerine kendi elektriklerini üretme hakkı veriyor. Birçok şirket, bu hakkını sonsuz bir kaynak olan güneş ile kullanıyor. Enerji sektörünü düzenleyen Enerji Piyasasını Düzenleme Kurumu (EPDK), ilk etapta herhangi bir dağıtım şirketinde tüketim noktası bulunan X bir şahıs ya da tüzel kişiye aynı dağıtım bölgesi içerisinde 1 MW’a kadar Güneş Enerjisi Santrali (GES) kurma hakkı verdi, böylece GES’lere yönelik yoğun bir talep oluştu. Kısa sürede çok sayıda güneş enerjisi santrali inşa edildi. Bir süre sonra enerji dağıtım şirketleri trafo merkezlerinde kapasite kalmadığı için başvuruları reddetmeye başladı.

Bu dönemlerde satış yönünde herhangi bir limit yoktu ve satılan elektrik için döviz cinsinden 10 yıllığına alım garantisi veriliyordu. Bu sürecin aslında olumsuz bir yanı daha vardı; santral yapılırken şirketin ne kadar tükettiğine bakılmıyordu. Birkaç küçük elektrik aboneliği ile aynı dağıtım bölgesinde devasa bir elektrik üreticisi olunabiliyordu. Aslında ana amaç; elektrik tüketicilerinin kendi tüketimlerini aynı noktada, aynı nokta olmazsa aynı dağıtım bölgesinde sıfırlamasıydı.
Günümüzde ise durum daha farklı bir hâl aldı. 2022 yılında yönetmelikte yapılan değişikliklerle satış yönünde limitler getirildi. Buna göre günümüzde,
- Bir önceki takvim yılında tüketilen elektrik kadar satış yapılabiliyor,
- Sözleşme gücünün en fazla iki katı büyüklüğünde santral kurulabiliyor,
- Satış yönünde döviz cinsinden değil, tarife fiyatından fatura kesilebiliyor,
- En önemlisi de sadece aynı dağıtım bölgesinde değil tüm Türkiye’de yatırım yapılabiliyor.
2022 Aralık ayı verilerine göre, Türkiye’nin elektrik üretim santrallerinin toplam kurulu gücü 103,809 MW. Bunun yaklaşık %9’u Güneş Enerjisi Santrallerine (GES) ait. GES’in toplam güçteki payı 9,425 MW. Bu yatırımların 2015-2016 yıllarında yapılmaya başlandığı düşünüldüğünde başarılı bir süreç işlediği söylenebilir. Buna göre, GES ile enerji üretiminde ortalama yıllık artış miktarı 1500 MW civarında.
GES kendini ne kadar sürede amorti eder?
Enerji yatırımları kararlarında işin fizibilitesi öne çıkıyor. GES yatırımı için fizibilite yapılırken birden fazla dinamiği göz önünde bulundurmak gerekiyor. Peki, bu işin fizibilitesi nasıl çıkarılıyor? GES yatırımı kendini kaç yılda amorti eder? Basitçe bir hesap yapalım:
- 1 MW kurulu gücünde çatı GES’in maliyetini 800 bin dolar olarak kabul edelim. Ancak piyasada daha düşük rakamlar telaffuz edildiğini de belirtelim.
- Yılda 8 bin 760 saat var. GES fizibilitelerinde bin 500 saat tam kapasite üretim yapılabileceği kabul ediliyor. Yani 1 MW’lık GES santrali yıllık 1,500,000 kWh elektrik üretebiliyor. Santralin konumu ve mevsimsel şartlara göre bu değişebiliyor.
- En önemli husus ise, elektrik fiyatının nasıl belirleneceği konusu. Elektrik tarifelerini baz alarak yapılacak hesaplamada yanlışlıklar olabiliyor. Serbestleşen piyasada gelecekte tüm şirketlerin maliyet bazlı fiyatlamaya maruz kalacağını düşünülüyor. Bu durumda, elektrik borsasının gösterge fiyatı olan Piyasa Takas Fiyatını (PTF) baz alarak hesaplama yapılması tavsiye ediliyor. Son yıllarda aşırı volatil bir fiyat var; fiyatlar 50 ila 200 USD/MWh aralığında değişiyor. Yaptığımız hesapta elektrik fiyatını 80 USD/MWh olarak alıyoruz.
- Bu rakama dağıtım bedeli ve fonların etkisini de ekleyerek, birim elektrik enerjisi maliyetini 100 USD/MWh olarak yapalım. Bu hesaba göre GES’ten elde edilen yıllık ciro ya da tasarruf 150 bin dolar oluyor.
- Bu durumda GES yatırımı 5 ila 5,5 yılda kendini amorti edebiliyor.
Yukarıda yaptığımız basit ve güvenli bir hesaplamaydı. Fizibilitelerde göz önünde bulundurulması gereken başkaca etkenler de var: Mesela Avrupa Birliği’ne ihracat yapan bir sanayici, kısa sürede Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasına maruz kalacaktır. Eğer kendi elektriğinizi üretmiyorsanız ek vergi ödememek için I-REC (International Renewable Energy Certificate), GIO (Guarentee of Origin) ya da bizdeki YEK-G (Yenilenebilir Enerji Kaynak Garanti Belgesi) gibi sertifikalar satın alma maliyetlerine katlanmak gerekiyor. Bunlar da hesaba katıldığında yatırımın kendini amorti etme süresi biraz daha kısalacaktır.
GES, üretime değer katıyor!
Bu noktada şuna de değinmek gerekiyor; burada söz konusu olan sadece para değil. Fosil yakıtlara bağımlı kaldığımız sürece mavi gezegen, yaşam sunan özelliklerini yitirmeye devam edecek. Her geçen yıl daha büyük bir sorun haline gelen küresel ısınmaya, suya, gıdaya, enflasyona, yaşam kalitemize, sağlımıza yani kısacası yaşamımızdaki her şeye olumsuz etkilenmeye devam edecek. Herkes bu gidişatın farkında; devletler, Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması ile sorunun büyüklüğü konusunda mutabık kalmış durumda. Ancak uygulamada yaşanan gecikmeler, sorunun büyümesine yol açıyor.
GES yatırımı, üretilen ürüne/hizmete değer katacaktır. Zira şirketin imajı için de çok önemli olan GES, daha rekabetçi ve sürdürülebilir olmayı sağlıyor. GES fizibilitelerinde bunlara yer verilmesi gerektiğine inanıyoruz. En önemlisi ise doğaya, dünyaya, hayata sunulacak katkıyı önemsemek gerekiyor.
Enerji yönetimini dijitalleştirin!
GES’i kuran işletmeler eski enerji alışkanlıklarıyla elektrik tüketmeye devam etmemeli. Dijitalleşen dünyada teknolojinin nimetlerinden yararlanmak gerek. Hangi saatte elektrik tüketmeniz gerektiğini söyleyecek, sizin adınıza tüketim ve üretim mahsuplaşmanızı yönetecek, hatta gelecekte GES’inize depolamalı bir sistemi entegre ettiğinizde ne zaman şebekeden enerji tüketeceğinizi ne zaman şebekeye enerji vereceğinizi söyleyecek bir yazılıma ihtiyaç var.


Kanunlar ve yönetmelikler o kadar sık ve hızlı değişiyor ki en küçük ayrıntıyı bile gözden kaçırmamak gerekiyor. Saatlik ya da aylık mahsuplaşma, 2019 öncesi ve sonrasında kurulan tesislerin satış yönündeki fiyatlamaları, elektrik tedarikçisinin tüketim yönünde kestiği fatura, eğer şebekeye verişiniz olursa keseceğiniz fatura, satış yönündeki limit gibi ince detaylar var. Bu detaylardan gözden kaçan olursa yatırımınızın geri dönüş süresi uzayacaktır.
Halen tüketiminizi sıfırlamadıysanız, geç kalmadan çalışmalara başlamanızı tavsiye ederiz. Yatırımı yaptıysanız ya da yatırım sürecindeyseniz; sadece tesisi yapmanın yeterli olmadığını, yatırımı yaptıktan sonra süreci işletme adına yönetecek bir teknoloji gerektiğini unutmayın.
Sürdürülebilir ve daha yaşanabilir bir gelecek için hepimize büyük görev düşüyor.
Bol güneşli günler dileriz!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
GES yatırımlarının katma değeri, Tesla'dan bu yıl altı indirim sonrası fiyat artırma kararı
24 Nis 2023

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Verileri anlık hava tahmini gibi düşünebiliriz, stratejiyi ise iklim bilgisi gibi... Yağan her yaz yağmurunda mont giymeye kalkan, kış güneşine aldanıp hemen tişörte dönen bir marka ancak hasta olur. Pazarlama ve iletişim dünyasının ihtiyacı olan, anlık sağanaklara göre her çeyrekte gardırop değiştirmek değil, mevsimin genel yönünü okuyup rotasında sağlam durabilmek.

Bir dönem önlenemez yükselişiyle teknoloji girişimleri kadar hızlı değerlenen Netflix, son dönemlerde geleneksel bir medya şirketini andıran performansıyla yatırımcılarını hayal kırıklığına uğratıyor. Platformun hit içerik üretimindeki yavaşlama, henüz belirgin biçimde bilançoya yansımamış olsa da içerik izleme alışkanlıkları ve piyasa değerine ilişkin metrikler, Netflix’in ağır ağır irtifa kaybettiğine işaret ediyor.

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.



