Güzellik endüstrisi hedef yaşını küçültürken: Çocukların ne zaman maskeye ihtiyacı oldu?

Oyuncu Shay Mitchell’ın üç yaşından büyük çocuklara yönelik kağıt maske markası Rini, bir kere daha güzellik endüstrisinin hedefine çocukları koymasıyla ilgili tartışmanın fitilini ateşledi. Rini, Alfa Kuşağı’nın sosyal medya influencer'ları tarafından kabartılan cilt bakımı merakını nakite çevirmeye çalışan ilk marka da değil. Peki bu furya nereye varacak?
Güzellik endüstrisi hedef yaşını küçültürken: Çocukların ne zaman maskeye ihtiyacı oldu?

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Annem, ancak liseye geçtiğimde kaşlarımı inceltmeme izin verdiğinden dolayı ortaokuldayken kaş aldırmak için gün saydığımı hatırlıyorum. Kullandığım makyaj ürünlerinin çeşitlenmesi da böyle izinlere bağlıydı. Ona göre her şeyin bir yaşı vardı

O yıllarda sosyal medyanın esamesi okunmuyordu ama ben Hey Girl ve Blue Jean dergilerini hatmediyordum. MTV’yi seyrederken hayranı olduğum boy band’lerdeki erkekler kadar, benzemek istediğim pop yıldızlarının tarzları da hayallerimi süslüyordu. Bir TikTok videosunun hızıyla yayılmasalar da, moda ve güzellik trendlerinin böyle tesiri altında kalıyordum işte. Arkadaşımla birkaç saatliğine dışarda turlamak üzere annelerimizden izin kopardığımızda, beraber hazırlanırken yaşadığımız heyecanı unutamam.

Kız çocuklarının büyüme hikayelerinde birlikte sürülen ojelerin, örülen saçların, ilk makyaj denemelerinin kızları birbirine bağladığını düşünmüşümdür hep. Güzelliğin dışlayan ve ayrıştıran yanıyla yüzleşmeden önce, bağ kurduran ve kız kıza bir şeyler paylaşmanın neşesini tattıran uğraşlardır bunlar. Bahsettiğim yüzleşme günümüzde daha sert gerçekleşiyor bana kalırsa. Çünkü artık güzelliğin tek geçer akçe olduğunu el kadarken öğreniyor çocuklar. 

  • Güzellik endüstrisinin her devirde toksik bir yanı olduğunu kabul etmek gerek. 2010-2024 yılları arasında doğan Alfa Kuşağı bununla en erken yaşta karşılaşan kuşak olabilir. 

Birkaç gün önce oyuncu Shay Mitchell’ın bir arkadaşıyla birlikte kurduğu üç yaşından büyük çocuklara yönelik kağıt maske markası Rini’yi gördüğümde “Yok artık!” dedim. Yetişkinlerin kullandığı hidrojel maskenin tıpatıp aynısının bir çocuğun yüzünde ne işi olabilirdi ki? Toksik olmayan, doğal içerikler kullanıldığı belirtilse bile, çocukların hiç ihtiyaç duymadıkları bir cilt bakımı ürününün piyasaya çıkması güzellik endüstrisinin toksikliğinin tezahürü.

Rini, Alfa Kuşağı’nın cilt bakımı merakını nakite çevirmeye çalışan ilk marka değil tabii. 2018’de küresel pazara açılan Kore markası Puttisu, cicili bicili ambalajlı kağıt maske ve cushion fondötene benzeyen güneş koruyucu gibi ürünler satıyor. İki yıl önce kurulan, diğerleri gibi üç yaşından büyük çocuklara cilt bakımı ve makyaj ürünleri pazarlayan bir başka marka da Yawn. Markanın Instagram hesabında küçücük bir kız çocuğu, tüm toksik cilt bakımı ve makyaj ürünlerini atacağını çünkü bunların cildine uygun olmadığını, Yawn’ın ise çocuklar için çok daha iyi olduğunu söylüyor. 

Statista’nın verilerine göre bebek ve çocuk cilt bakımı pazarının 2028’e kadar her yıl yaklaşık %7,71 oranında büyümesi bekleniyor. Markaların bu yaş grubuna yönelmesi tesadüf değil yani. Güzellik endüstrisinin, tüketici kitlesini olabildiğince genişletmeye çalıştığı açık. 

Geçen sene Sephora’da taş çatlasa 10 yaşındaki bir kız çocuğunun satış danışmanıyla konuşmasına kulak kabartmıştım. Retinol içeren bir nemlendirici almak istiyordu. Satış danışmanı, yaşına uygun olmadığını açıklamaya çalışırken ben şaşkınlıktan küçük dilimi yuttum. Çünkü doğru kullanılmadığında yetişkinlerin bile cildini tahriş edebilecek kadar güçlü bir içerik retinol.

"Sephora kids" (Sephora çocukları) diye anılan kız çocuklarından haberdar olmama rağmen tanık olduğum olduğum hadise beni sarstı. Bilmeyenler için, "Sephora kids" tabiri cilt bakımı alışverişi yapmaya doyamayan 8-12 yaş arası kız çocuklarını tarif etmek için kullanılıyor. Dudak parlatıcısı ya da oje gibi basit makyaj ürünlerine özenmekten öte bir durum var ortada. Çocuklar, yetişkinlere yönelik Drunk Elephant, Glow Recipe, Byoma gibi markaların ürünlerini kullanıyorlar. 

  • Mesele Sephora’yla da sınırlı değil zaten. Geçen sene İsveç’teki bir eczane zinciri 15 yaşın altındakilere anti-aging ürünlerin satılmasını yasakladı. Demek kız çocukları bu tür ürünlere o kadar ilgi gösteriyor ki, yasakla bunun önüne geçilmeye çalışılıyor. 

Sephora kids furyası, büyük oranda sosyal medyada cilt bakımı içeriği üreten güzellik influencer’larından besleniyor. Northwestern Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, kız çocuklarının ve genç kızların TikTok’ta paylaştıkları cilt bakımı rutini içeriklerinde, cildi tahriş etme olasılığı bulunan ortalama 11 aktif bileşenin olduğunu ortaya koydu. Bunların ciltte ani reaksiyona yol açma ve alerji tetikleme riski bulunuyor. 

Bu konu uzunca bir süredir gündemde olmasına ve dermatologlar tarafından uyarılar yapılmasına rağmen, güzellik endüstrisi kız çocuklarını cilt bakımı tüketicisine dönüştürmeye kararlı görünüyor. Birkaç ay önce 13 yaşındaki Coco Granderson tarafından kurulan Yes Day markasının Hollywood’daki partisinin davetlileri arasında Beyoncé’nin, Coco’yla aynı yaştaki kızı Blue Ivy Carter da vardı. 

Markanın sitesinde Coco’nun “Cilt bakımı benim özbakımım” ifadesiyle karşılaştım. Henüz sekiz yaşındayken güzellik influencer’ı Katie Fang’i takip eden, onun Glow Recipe ve Drunk Elephant ürünlerini karıştırarak yaptığı cilt bakımı rutinlerini taklit etmeye çalışan bir kız çocuğunun yetişkinlerin jargonunu bu kadar içselleştirmesine mi, yoksa bir sürü kız çocuğunu etkileyecek olmasına mı daha çok üzüleyim bilemiyorum.  

Söz konusu partiden birkaç hafta önce aynı yaş grubuna hitap eden Sincerely Yours markası için New Jersey’deki American Dream adlı alışveriş merkezine en büyüğü 15 yaşında olan 80 bin kız çocuğu akın etti. Kapitalizmin membası ABD’de bu hızla yayılan her furyanın, dünyayı da aynı hızla dolaşacağını biliyoruz. Bu furyanın daha fazla cilt sorununun yanı sıra mental sağlık sorunları da doğuracağını tahmin etmek güç değil.

Fakat ne olursa olsun, konuyla ilgili sosyal medyanın bütün kötülüklerin kaynağı olduğu iddiasıyla yaratılan ahlaki paniğe karşıyım. Çağın getirdiklerini bütünüyle reddedemeyiz. En doğrusu sosyal medya okuryazarlığı konusunda çocukları daha fazla desteklemek, kız çocuklarını güzellik takıntısına karşı güçlendirmek, onlara iyi rol modeller olmak için çabalamak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

YAZARLAR

Seda Yılmaz

Editör ve yazar. 2005 yılında Koç Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olduktan sonra London College of Fashion'da Moda Gazeteciliği eğitimi aldı. 2010-2013 yılları arasında Elle dergisinin Moda Haberleri Editörü olarak görev yaptı. Vogue’dan T24’e, 5Harfliler’den Cumhuriyet PAZAR’a çeşitli mecralarda yazdı. İlk kitabı "Giysiler Ne Anlatır?" 2020’de, ikinci kitabı "İşte Bu Benim Bedenim" 2023’te okurla buluştu.

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Kiminle, nerede, ne zaman, nasıl: Karşılaşmalarımızı kim tasarlıyor?

Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Elif Bayram

·

25 Ağu 2026

Kiminle, nerede, ne zaman, nasıl: Karşılaşmalarımızı kim tasarlıyor?
AngstAngst

HİKAYE

Ara beni lütfen: İletişimin dikenli gül bahçesinden yapay çime nasıl geçtik?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Sinem Dönmez

·

22 Ağu 2026

Ara beni lütfen: İletişimin dikenli gül bahçesinden yapay çime nasıl geçtik?
AngstAngst

HİKAYE

Kapitalizm yatağımızda: Mükemmel uyku peşinde koşarken uykusuz kalmak

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Ümit Alan

·

21 Ağu 2026

Kapitalizm yatağımızda: Mükemmel uyku peşinde koşarken uykusuz kalmak
AngstAngst

HİKAYE

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Pelin Cengiz

·

17 Ağu 2026

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği
AngstAngst

HİKAYE

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?

Metin V. Bayrak

·

16 Ağu 2026

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?