Hafızanın muhafazası: Unutma Biçimleri


Go Ons ile #DurveAndaKal
Toplantılar, mesailer, bakılması gereken acil e-postalar derken sence de bir şeyi unutmuyor muyuz? Mesela kendimize biraz #DurveAndaKal demeyi?
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Unutma Biçimleri
Yönetmen: Burak Çevik
Yapım yılı: 2023
Süre: 70 dakika
Burak Çevik Türkiye sinemasının biçimle, şekille, kalıplarla, türlerle oynamayı; kuralları bozmayı, sinemayı bir oyun alanına dönüştürmeyi en çok seven yönetmenlerinden. Üstelik paylaştığı öneri listeleriyle, kurucusu olduğu Fol Sinema Topluluğu’nun gösterimleriyle ya da film festivalleri için oluşturduğu deneysel seçkilerle; henüz ilk filmini çekmeden bile farkını ortaya koymuş biri. İlk iki uzun metrajlı filmi Tuzdan Kaide (2018) ve Aidiyet’in (2019) ilk gösterimleri, tam da onunkiler gibi yeni anlatım biçimleri deneyen filmlerin yer aldığı Berlinale Forum bölümünde yapılmıştı. “Her ailenin bir trajedisi vardır, bu da benimki…” cümlesiyle başlayan Aidiyet, kişisel bir trajedinin belgesel ve kurmaca arasında gidip gelen bir anlatımıydı. Suç dosyasındaki sanık ifadelerini deneysel görüntülerle birleştiren belgesel sinema dili, romantik bir sabah kahvaltısından bir katil yaratan kurmaca canlandırmasıyla devam ediyordu.
Yönetmenin yeni filmi Unutma Biçimleri de ilk gösterimini Berlinale Forum’da yaptı. Fakat bu kez film sadece sinema dili ve biçimsel anlamda değil, topyekûn varoluşuyla da bir deneysellik giymişti üstüne: Ayrıldıktan on dört yıl sonra bir araya gelip ilişkilerini ve onu neden bitirdiklerini hatırlamaya çalışan bir çiftin konuşmalarına tanık olduğumuz Unutma Biçimleri, Berlin’deki prömiyerinin ardından Türkiye’de tek bir kez İstanbul Modern Sinema’da gösterilecek ve on dört yıl boyunca İstanbul Modern’in koleksiyonunda saklı tutulacaktı. Böylece filmin konu edindiği hatırlama, hafıza ve bellek kavramları somut bir deneyimin parçası olacak; o tek gösterimde salonda bulunma şansı elde eden izleyici on dört yıllık bir performansın parçası olacaktı. O şanslı izleyiciler arasında olduğum için çok mutluyum.

Unutma Biçimleri | Kaynak: İstanbul Modern Sinema
Unutmak ve hatırlamak
Anılarda yaşamak son derece tehlikelidir. Sadece geçmişe takılıp kalmaktan ya da geçmişi romantikleştirmekten kaynaklanan bir olumsuzluktan söz etmiyorum: Anılar, bireysel ya da kolektif hafızanın şekillenişi ve insan belleğinin doğası gereği objektif değil subjektif, kati değil akışkandır. Tehlikeyi bu yaratır. Nerede olduğunu hatırlamıyorum, bir yerde okumuştum: Aslında bir anı ya da bir olayı hatırladığımızda onun kendisini değil, onu en son hatırladığımızda şekillendirdiğimiz hâlini hatırlarız. Hem o ana dair hatırladığın gerçekler hem de onu en son hatırladığında kendi zihninde kurdukların, eklediklerin ve sildiklerinle şekillenen yeni hâlini… Bu döngü belki de her parçasını tek tek değiştirene, yepyeni bir anı yaratana kadar devam eder. Tıpkı filmde de üzerine konuşulan, Thesseus’un gemisi gibi: Zihnimizde canlandırdıkça birer birer tüm parçalarını yenilediğimiz bir anı, hâlâ yaşadığımız o anın kendisi midir? Ya da şöyle sormak gerek belki: O anı paylaşmış iki kişinin yıllar sonra hatırladıkları tamamen farklı olabilir mi?
Unutma Biçimleri’nin başvurduğu görsel çağrışımlar ve kavramsal imgeler Thesseus’un gemisinden dondurulmuş anıların buzlarını kırmaya, hafızasıyla övdüğümüz filden unutmabeni adını koyduğumuz çiçeğe uzanıyor. Yönetmenin görsel seçimleri, özgür bir alan yarattığı iki oyuncusu Nesrin Uçarlar ve Erdem Şenocak’ın diyalogları ve fikir paylaşımlarıyla zenginleşiyor.
Bana hissettiren filmler üzerine düşünmek, bana düşündüren filmler hakkında tanıdık duygular hissetmek her daim güzel. Unutma Biçimleri de bunu sağladı. Öte yandan belki de ilk defa o film aracılığıyla bir şeyler hissederken bir daha asla (asla değil tabii ama on dört sene boyunca) geri dönemeyeceğimi, herhangi bir sahnesini tekrar izleyemeyeceğimi bilmenin paniğini yaşadım. Unutmak istemedim belki. Oysa filmin amaçladığının tam da bu olduğunun farkındaydım: Unutmamak için hatırlamak, hatırlarken filmi kendi zihnimizde yeniden şekillendirmek ve nihayetinde filmi izleyen 150 kişinin hatırlama biçimleriyle başkalaşmış, 150 ayrı Unutma Biçimleri yaratmak.

Unutma Biçimleri | Kaynak: İstanbul Modern Sinema
Nerede izleyebilirsin? İzleyemezsin. Türkiye'deki ilk gösteriminin ardından 14 yıl boyunca İstanbul Modern koleksiyonunda saklı kalacak filmin 2037 yılına dek yeni bir gösterimi olmayacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Burak Çevik'in filmi Unutma Biçimleri ve hafızanın muhafazası, Queens of the Stone Age'in kataloğunun en törpülenmemiş ve en direkt gitar primitif yeni albümü, çıkışta bir grup Bar Italia.
23 Haz 2023

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




