Hafızanın muhafazası: Unutma Biçimleri


Go Ons ile #DurveAndaKal Toplantılar, mesailer, bakılması gereken acil e-postalar derken sence de bir şeyi unutmuyor muyuz? Mesela kendimize biraz #DurveAndaKal demeyi? Söylemesi kolay dediğini duyar gibiyiz; ancak gerçekleşmesinin zor olmadığına inanıyoruz. Eve dönerken gözümüzün ucuyla bile bakmayı hatırlamayıp kaçırdığımız leziz gün batımlarını düşün. Bazen onların karşısında durup anda kalman bile sıkışmışlıklarını hafifletebiliyor. En basitinden, biraz eğlenmek için neden cuma akşamlarını beklediğimizi düşün? Mesela Go Ons #CumaGibiÇarşamba yaşamayı öneriyor. Tavsiyesine kulak veriyor ve kendimizi Go Ons’un ilham bulduğu Akdeniz kültürünün kollarına bırakarak #DurveAndaKal mottosunu gerçekleştirebilmek için en şanslı olduğumuz güne; 21 Haziran Çarşamba ’ya, Gümüşlük’e gidiyoruz. Neler oldu? Go Ons , 21 Haziran Çarşamba günü Limon Gümüşlük ’te gerçekleştirdiği etkinlikte yılın en uzun gün batımını kutlamak üzere konuklarıyla bir araya geldi. #DurveAndaKal mottosunu içselleştireme fırsatı bulan davetliler, dünyanın en iyi barları arasında olan Locale Firenze ekibinin hazırladığı kokteyller ve Limon Gümüşlük lezzetleriyle buluşurken hem en uzun günü bu defa #CumaGibiÇarşamba tadında kutladılar hem de en uzun gün batımının keyfini çıkardılar. O güne dair Sertab Erener ’in “bu an hiç bitmesin” dedirten akustik performansından mı yoksa Akdeniz’in sunduğu bütün güzelliklerin meyvesi Sicilya limonuyla hazırlanan lezzetlerle kutlanan yazın gelişinden mi bahsetsek karar veremiyoruz. Kesin olarak bildiğimiz bir şey var ki; Akdenizlilerin şen kahkahalarla doldurduğu, uzun uzun oturulan afiyetli masalarının verdiği #DurveAndaKal hissiyatı, bu harika günün her dakikasında hissedildi. Sıkıldığımız, sıkıştığımız her anda Go Ons yanımızda, sen yeter ki #DurveAndaKal .
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Unutma Biçimleri
Yönetmen: Burak Çevik
Yapım yılı: 2023
Süre: 70 dakika
Burak Çevik Türkiye sinemasının biçimle, şekille, kalıplarla, türlerle oynamayı; kuralları bozmayı, sinemayı bir oyun alanına dönüştürmeyi en çok seven yönetmenlerinden. Üstelik paylaştığı öneri listeleriyle, kurucusu olduğu Fol Sinema Topluluğu’nun gösterimleriyle ya da film festivalleri için oluşturduğu deneysel seçkilerle; henüz ilk filmini çekmeden bile farkını ortaya koymuş biri. İlk iki uzun metrajlı filmi Tuzdan Kaide (2018) ve Aidiyet’in (2019) ilk gösterimleri, tam da onunkiler gibi yeni anlatım biçimleri deneyen filmlerin yer aldığı Berlinale Forum bölümünde yapılmıştı. “Her ailenin bir trajedisi vardır, bu da benimki…” cümlesiyle başlayan Aidiyet, kişisel bir trajedinin belgesel ve kurmaca arasında gidip gelen bir anlatımıydı. Suç dosyasındaki sanık ifadelerini deneysel görüntülerle birleştiren belgesel sinema dili, romantik bir sabah kahvaltısından bir katil yaratan kurmaca canlandırmasıyla devam ediyordu.
Yönetmenin yeni filmi Unutma Biçimleri de ilk gösterimini Berlinale Forum’da yaptı. Fakat bu kez film sadece sinema dili ve biçimsel anlamda değil, topyekûn varoluşuyla da bir deneysellik giymişti üstüne: Ayrıldıktan on dört yıl sonra bir araya gelip ilişkilerini ve onu neden bitirdiklerini hatırlamaya çalışan bir çiftin konuşmalarına tanık olduğumuz Unutma Biçimleri, Berlin’deki prömiyerinin ardından Türkiye’de tek bir kez İstanbul Modern Sinema’da gösterilecek ve on dört yıl boyunca İstanbul Modern’in koleksiyonunda saklı tutulacaktı. Böylece filmin konu edindiği hatırlama, hafıza ve bellek kavramları somut bir deneyimin parçası olacak; o tek gösterimde salonda bulunma şansı elde eden izleyici on dört yıllık bir performansın parçası olacaktı. O şanslı izleyiciler arasında olduğum için çok mutluyum.

Unutma Biçimleri | Kaynak: İstanbul Modern Sinema
Unutmak ve hatırlamak
Anılarda yaşamak son derece tehlikelidir. Sadece geçmişe takılıp kalmaktan ya da geçmişi romantikleştirmekten kaynaklanan bir olumsuzluktan söz etmiyorum: Anılar, bireysel ya da kolektif hafızanın şekillenişi ve insan belleğinin doğası gereği objektif değil subjektif, kati değil akışkandır. Tehlikeyi bu yaratır. Nerede olduğunu hatırlamıyorum, bir yerde okumuştum: Aslında bir anı ya da bir olayı hatırladığımızda onun kendisini değil, onu en son hatırladığımızda şekillendirdiğimiz hâlini hatırlarız. Hem o ana dair hatırladığın gerçekler hem de onu en son hatırladığında kendi zihninde kurdukların, eklediklerin ve sildiklerinle şekillenen yeni hâlini… Bu döngü belki de her parçasını tek tek değiştirene, yepyeni bir anı yaratana kadar devam eder. Tıpkı filmde de üzerine konuşulan, Thesseus’un gemisi gibi: Zihnimizde canlandırdıkça birer birer tüm parçalarını yenilediğimiz bir anı, hâlâ yaşadığımız o anın kendisi midir? Ya da şöyle sormak gerek belki: O anı paylaşmış iki kişinin yıllar sonra hatırladıkları tamamen farklı olabilir mi?
Unutma Biçimleri’nin başvurduğu görsel çağrışımlar ve kavramsal imgeler Thesseus’un gemisinden dondurulmuş anıların buzlarını kırmaya, hafızasıyla övdüğümüz filden unutmabeni adını koyduğumuz çiçeğe uzanıyor. Yönetmenin görsel seçimleri, özgür bir alan yarattığı iki oyuncusu Nesrin Uçarlar ve Erdem Şenocak’ın diyalogları ve fikir paylaşımlarıyla zenginleşiyor.
Bana hissettiren filmler üzerine düşünmek, bana düşündüren filmler hakkında tanıdık duygular hissetmek her daim güzel. Unutma Biçimleri de bunu sağladı. Öte yandan belki de ilk defa o film aracılığıyla bir şeyler hissederken bir daha asla (asla değil tabii ama on dört sene boyunca) geri dönemeyeceğimi, herhangi bir sahnesini tekrar izleyemeyeceğimi bilmenin paniğini yaşadım. Unutmak istemedim belki. Oysa filmin amaçladığının tam da bu olduğunun farkındaydım: Unutmamak için hatırlamak, hatırlarken filmi kendi zihnimizde yeniden şekillendirmek ve nihayetinde filmi izleyen 150 kişinin hatırlama biçimleriyle başkalaşmış, 150 ayrı Unutma Biçimleri yaratmak.

Unutma Biçimleri | Kaynak: İstanbul Modern Sinema
Nerede izleyebilirsin? İzleyemezsin. Türkiye'deki ilk gösteriminin ardından 14 yıl boyunca İstanbul Modern koleksiyonunda saklı kalacak filmin 2037 yılına dek yeni bir gösterimi olmayacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Burak Çevik'in filmi Unutma Biçimleri ve hafızanın muhafazası, Queens of the Stone Age'in kataloğunun en törpülenmemiş ve en direkt gitar primitif yeni albümü, çıkışta bir grup Bar Italia.
23 Haz 2023

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Saraybosna Film Festivali’nin 32. yılında yarışmanın öne çıkanlarına, Balkan sinemasının yakın geçmişle ilişkisine ve festivalin en iyi filmlerine yakından bakıyoruz.

Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

Datça’nın doğası ve Akdeniz ruhunu cazla buluşturan DatJazz’ın ilk yılında festivaldeydik. Yunan ve Fransız kültürü arasında büyüyen genç sanatçı Melina ile buluştuk ve geleneksel ile moderni buluşturan Doğu Akdeniz müziği üzerine konuştuk.

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.




