Haklar ne kadar esnetilebilir?


Emlak, bilgi, güven: Zingat “ Gayrimenkul yatırımı, insanların hayatlarında verilebilecek en önemli finansal kararlardan biri ve belki de en önemlisidir. ” diyen Zingat’a katılıyor ve bugünün bülteninde sizi, hayalinizdeki evi bulma yolculuğunuzda güvenilirliği ve deneyimiyle her an yanınızda yer alacak gayrimenkul sektörünün fark yaratan platformu Zingat’la buluşturuyoruz. Nedir? 2015 yılında faaliyete geçen Zingat , Türkiye'de gayrimenkul sektörüne yatırım yapanlar, gayrimenkul satanlar/kiralayanlar, yeni ev arayışında olanlar, bu sektörden profesyonel kazanç sağlayan kişileri doğru, kapsamlı referans bilgilerle aynı çatı altında buluşturan güvenilir bir gayrimenkul bilgi ve pazarlama platformu. Neden Zingat? Türkiye’de gayrimenkul alanında oldukça sınırlı veri ve bilgi bulunuyor, bu esnada doğru olmayan bilgiyle de sıkça karşılaşılabiliyor. Zingat, REIDIN gibi dünyanın sadece gelişmekte olan ülkelerine odaklanan, ilk ve en büyük gayrimenkul bilgi platformuyla yaptığı iş birliği ve bünyesinde barındırdığı profesyonel analiz-içerik ekipleriyle gayrimenkulle ilgili her şeye dair doğru ve yararlı bilgiyi sunma gayesiyle çalışıyor. Zingat Bana Ev Bul : Gayrimenkule dair alışkınlarımızı değiştiren Zingat, Bana Ev Bul hizmetiyle ücretsiz ve yenilikçi bir deneyim yaratıyor. Zingat Bana Ev Bul hizmeti, satılık ya da kiralık ev, iş yeri veya arsa arayışlar için bu zorlu süreci akıllı ve hızlı hâle getirerek ev arama yolculuğunuzda tamamen kişiselleştirilmiş bir çözüm sunuyor. Tek yapmanız gereken aradığınız ya da satmak/kiralamak istediğiniz gayrimenkulün detaylarını Zingat’la paylaşmak. Mutluluğa giden gayrimenkulu bulmak üzere bu bağlantı üzerinden Zingat’ı keşfedebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Günümüzde birçok kişi çevrim içi uygulamalar üzerinden şoförlük yaparak, market alışverişlerinin teslimatını gerçekleştirerek ya da bir mağazanın veya restoranın ürünlerini alıcıya ulaştırarak geçimini sağlıyor. Bu şekilde çalışan kişiler için “gig” çalışanı tanımı kullanılıyor. Bu tanım en basit anlamıyla şirketlerin yasal bir sözleşme ile talebe bağlı çalıştırdığı “esnek” çalışanları kapsıyor. En yüksek oranda esnek çalışana sahip platformlar arasında Türkiye’de Trendyol ve Getir, dünyada ise Amazon Flex, Uber, Lyft, TaskRabbit ve DoorDash gibi tanıdık uygulamalar yer alıyor. “Esnek çalışmak” kulağa güzel gelse de aslında bu çalışma modeli, pek de dışarıdan göründüğü gibi iç açıcı değil. Çalışanların aldığı ücrete ve sahip olduğu yan haklara ilişkin belirsizlikler hem işçi hem de işveren için bazı sorunlar yaratıyor. İşçi ve işveren arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle gerçekleştirilen grev sayısı hem dünyada hem Türkiye’de giderek artıyor.
Esnek çalışanlar neden isyan ediyor?
Uber ve Lyft çalışanları geçtiğimiz günlerde ABD genelinde yeni bir grev gerçekleştirdi. Uber sürücüsü olan Erica Mighetto, sorunun özüne indi. Mighetto, Kaliforniya’da esnek çalışanları “sözleşmeli çalışan” olarak sınıflandıran ve çalışan haklarından mahrum bırakan “Proposition 22” uygulamasıyla ilgili şikâyette bulundu.
Proposition 22, California’da “Assembly Bill 5” (AB5) olarak adlandırılan, esnek çalışanların standart çalışanlar gibi sınıflandırılmasını sağlayan meclis tasarısına karşı gerçekleştirilen bir halk oylaması. Uber ve Lyft’in AB5 yürürlüğe girerse Kaliforniya’da operasyonları durduracağını açıklaması sonrası Proposition 22 kabul edildi. Proposition 22 ile esnek çalışanlar sınırlamalarla birlikte sadece bazı haklara sahip olabildi. Instacart, Uber, Lyft ve diğer esnek ekonomi şirketlerinin 224 milyon dolar ile Proposition 22’ye oy verenlerin fikrini değiştirdiği iddia ediliyor.
Mighetto’nun da vurguladığı gibi esnek çalışanların standart çalışanlar ile aynı yasalara tabi olmaması bazı sonuçlar doğuruyor. Bu sonuçlar arasında esnek çalışanların pazarlık hakkının olmaması, sağlık sigortalarının şartlara bağlanması ve işten çıkarılmaları konusunda dezavantajlı durumda olmaları gibi konular yer alıyor.
Grevler ve sendikalaşma çabaları
Sorunlara karşı gösterilen bireysel çabaların karşılıksız kalması, hızlı ve etkili çözüm yolunun toplu gerçekleştirilen grevler olmasına neden oluyor. Yakın geçmişte benzer grevler Türkiye’de Trendyol kuryeleri ve BBC gazetecileri, ABD’de Uber ve Lyft sürücüleri, İngiltere’de Sodexo’nun temizlik çalışanları ve Amazon destekli Deliveroo’nun kuryeleri, İspanya’da Glovo sürücüleri, Hindistan’da ise Urban Company çalışanları tarafından gerçekleştirildi.
- Enflasyonun altında ücret artışından ve sosyal hakların yetersizliğinden şikayetçi olan sözleşmeli BBC Türkçe gazetecileri, gerçekleştirdikleri grev sonrası toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde BBC ile uzlaşmaya vardı.
- Trendyol’un tam zamanlı çalışanlarına %46 zam yapıldığını belirten Trendyol Express kuryeleri, gerçekleştirdiği grevle birlikte %11’lik maaş zammının %38’e yükselmesini sağladı.
- Londra’da Sodexo çalışanlarının düzenlediği protestolar da minimum maaşın yükseltilmesiyle sonuçlandı.
Bu örnekler sendikalaşmanın çalışan haklarını korumak için ne kadar önemli olduğunu ortaya koyarken ABD ve Avrupa’da yasalar, esnek çalışanların sendikalaşmasını engelliyor. ABD’de standart çalışanlarla aynı haklara sahip olmadığı için esnek çalışanların sendikalaşmasına izin verilmezken Avrupa’da hala Avrupa Komisyonu’nun çıkardığı eşitlikçi taslağın yürürlüğe girmesi bekleniyor. Uber şoförü Ibrahim Diallo katıldığı bir grevde “Buraya sendikalaşmamıza izin verilmesi için savaşmaya geldim, sendika kurmamıza izin verilmemesi inanılmaz,” sözleriyle bu konuya ilişkin şikayetini dile getiriyor.
Yapılan akademik çalışmalar ve veriler Diallo’nun sözlerinde ne kadar haklı olduğunu ortaya koyuyor. Kaynaklar, sendikalı işçilerin ücret, sağlık sigortası, güvenli çalışma ortamı, ücretli sağlık izni gibi konularda daha avantajlı olduğunu gösteriyor. Diğer yandan sendikalar olmadan birçok işçi, koruyucu ekipmanlar ya da ücretli izinler olmadan “insani olmayan koşullarda” çalışıyor. Dahası, sendikasız işçiler sağlık, güvenlik ve ücret konularında talepte bulunduklarında genelde şirketler, bu talebi görmezden geliyor ve görüşmeler çalışanın işine son verilmesiyle son bulabiliyor.
Dijital sendikalaşma?
Günümüzde esnek çalışanların sayısı giderek artarken, dijitalleşen dünya sendikalaşmaya yeni bir boyut kazandırıyor. Geleneksel sendika yöntemlerinin yanında esnek çalışanların sosyal medya üzerinden bir araya geldiği; hatta bizlerin, sosyal medya fenomenlerinin ve politikacıların dikkatini çekerek farkındalık yarattığı yeni bir hak arama biçimi de ortaya çıkıyor. Örneğin Twitter’da hesap açan Trendyol çalışanları hem seslerini duyurmayı hem de başka kurumlardan ve ünlülerden destek almayı başardı. Ünlülerin ve sosyal medya fenomenlerinin verdiği destek kitle farkındalığını hızlı bir şekilde artırdı, gelişmeler trend topic haline geldi ve çözüm süreci hız kazandı. Dijitalleşmenin getirdiği esnek çalışma modelinde, hak arayışının yine dijital kanallarla yapılması aslında pek de şaşırtıcı olmasa gerek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Gig ekonomisi nedir? Dijitalleşmenin etkisiyle ortaya çıkan ve şirketlerin bir sözleşme ile talebe bağlı çalıştırdığı "gig" çalışanlar, ne tür sıkıntılar yaşıyor? Grevler ve sendikalaşma çalışmaları işe yarıyor mu?
04 Şub 2022

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.

Yapay zeka, artık yazılımı ucuzlatmanın ötesinde, hizmet sektörünün ekonomisini de değiştiriyor. Yeni nesil “AI-native” ajanslar, müşteriye bir araç verip işi ona bırakmak yerine operasyonun tamamını üstleniyor ve ajans hizmetini platform fiyatına sunuyor.

Yıllarca raporlar, hedefler ve uyum kriterleri üzerinden ele alınan sürdürülebilirlik, 2026’nın çoklu kriz ortamında kabuk değiştiriyor. Çevresel ve sosyal riskler büyürken, şirketlerin sürdürülebilirliği ana iş kollarından ayrı, ikincil bir alan olarak görmesi giderek daha işlevsiz hâle geliyor. Yeni dönemin sorusu artık ne kadar sürdürülebilir göründüğümüz değil, sürdürülebilirliği finansal performansa, büyümeye ve organizasyonel dayanıklılığa ne kadar entegre edebildiğimiz.

Güvenin ve itibarın göstergelerini, güven ve itibarın kendisiyle karıştırdığımızda her şeyi “parasını bastırarak” çözebileceğimizi düşünüyoruz. Oysa göstergeleri satın almak kolay, güvenin kendisini satın almak ise mümkün değil. Çünkü sahici güven; strateji, sabır, emek ve zamana yayılan bir tutarlılık gerektiriyor. Kestirmeler ise yalnızca sahnedeki kağıttan kaplanı parlatıyor; işler ters gittiğinde o kaplan kimseyi korumuyor.



