29. İstanbul Caz Festivali başladı!


Salt’tan: Bilinmeyene Doğru Nedir? Sergi . Salt’ın Varşova Modern Sanat Müzesi iş birliğiyle düzenlediği ve adını Deimantas Narkevičius’un, Berlin Duvarı’nın yıkılışının 20. yıldönümü vesilesiyle ürettiği işinden alan güncel sergisi Bilinmeyene Doğru , 1989 sonrası dünyada sanatın yerleşik, tarihsel ve kültürel anlatıların ötesinde başka öznelliklere alan açma potansiyeline odaklanıyor. Nerede? Salt Beyoğlu ve Salt Galata’da Ne zaman? 14 Ağustos’a kadar Neden gitmeli? Kurmacadan deneysel veya buluntu filme, hareketli görüntünün farklı formlarını ve farklı disiplinlerden gelen 11 sanatçıyı ağırlayan Bilinmeyene Doğru sergisi, 10 filmlik bir seçkiden oluşuyor. Not almalı: Eski Doğu Bloku’ndan günümüz Doğu Avrupa’sına uzanan bir toplumsal panoramaya tanıklık edebileceğin Bilinmeyene Doğru sergisiyle ilgili ayrıntılı bilgiyi saltonline.org ’da bulabilirsin. Aman dikkat: Salt Beyoğlu ve Salt Galata’yı salı’dan cumartesi’ye 11.00-19.00 saatleri arasında, pazar günü ise 11.00’den 18.00’e kadar ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İKSV’nin 50’nci yılında 29’uncu caz festivalindeyiz. Özellikle de son iki yılı pandemi kısıtlamalarıyla geçirdiğimizi hesaba katarsak 29. İstanbul Caz Festivali’nin bugüne kadarki festivallerden neden ve nasıl farklı olduğundan bahsedebilir misiniz?
Bu yıl İstanbul Caz Festivali’nde biraz köklerimize döndüğümüz bir yıl olacak. Büyük ustalarla buluşacağız, sevdiğimiz tanıdık seslere kavuşacağız, şehrin en sevdiğimiz mekânlarında caz müziğinin en güzel örneklerini dinleyeceğiz.

29. İstanbul Caz Festivali afişi
Doğrusu son iki yıl gerçekten çok yıpratıcıydı, özellikle bizim gibi işi insanların bir araya gelmesiyle alakalı olanlar için. Dolayısıyla bu yıla biraz da “feeling good” (iyi hissetme) yılı diyebiliriz. Afişimiz de bunu anlatıyor biraz; bir araya gelmek, festivallerde buluşmak, güzel müzikle iyi hissetmek.
Bu yıl aynı zamanda festival sponsorumuz Garanti BBVA ile birlikteliğimizin de 25. yılı. Broşürümüzdeki sunuşta belirttiğim gibi sürdürülebilirlik tam da böyle bir şey, çok uzakta aramaya gerek yok. Sonuç olarak bu yıl umarım bu iyi hissettirme hedefimize ulaşır, festival biterken herkesi güzel duygularla uğurlarız.
29. İstanbul Caz Festivali’nin İstanbul’daki konser mekânları, yerel caz sanatçıları, işbirlikleri ve yeni üretimler üzerinde nasıl bir etkisi olması planlanıyor?
İstanbul Caz Festivali hep ilginç mekân seçimleriyle İstanbul’un güzelliklerini seyircilerle buluşturmuş bir festival. Bu yıl biraz köklere dönüş yılı oldu. Başta Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde Melody Gardot, John McLaughlin ve Dianne Reeves olmak üzere birbirinden güzel konserler var. Diğer taraftan festivale her zaman yeni mekânlar kazandırmaya çalışıyoruz.
Bu yıl festivalimiz Kadıköy Belediyesi’nin desteğiyle ilk kez Süreyya Operası’nda klasik müzik dışı bir konsere imza atıyor. 2 Temmuz akşamı son yılların en başarılı ve sevilen ozan-şarkıcılarından Deniz Tekin ve genç caz davulcusu Mehmet Ali Şimaylı’nın Portrait And A Dream projesi orada sahne alacak.
Genç ve başarılı müzisyenlere geniş alan açtığımız bir diğer önemli etkinliğimiz de +1’li Gece Gezmesi. İki yıllık bir aradan sonra bu sevilen müzik maratonumuz da orijinal semti Moda’ya geri dönüyor. 2 Temmuz gecesi beş farklı mekânda 10 konser izlemek mümkün. Aralarında Hey! Douglas gibi popüler isimler, Hollanda’dan sevilen yeni bir ekip olan Yin Yin, Portekiz’den Noiserv, Türkiye’den Simge Pınar ve Ahmet Ali Arslan gibi isimler yer alıyor. Festivalin en değerli bölümlerinden, bu yıl yeni ismi ile 20.yaşını kutlayan Genç Caz+ da hem başarılı caz ve güncel müzik gruplarını sahnelere taşıyacak hem de yapılacak albüm kaydı ile onları daha uzun vadeli destekleyecek.
İstanbul Caz Festivali'nde bu yıl Kolektif Istanbul & Friends, Tuba Skinny ve “Parklarda Caz TikTok” gibi program etkinlikleri sokakla, yerelle ve gençle buluşmanın imkânlarını yaratıyor. Bu anlamda bu yılki festival programı sosyal farkındalık gözetilerek nasıl ve ne gibi somut amaçlar için geliştirildi?
Festivalin herkese, her yaştan seyirciye açık Parklarda Caz bölümü bu yıl da hem şehrin birbirinden güzel altı noktasında ücretsiz konserlere ev sahipliği yapacak hem de yeni keşiflere imkân sağlayacak. Parklarda Caz’da iki yeni sahnemiz var. Küçükçekmece Kıyı Amfi Sahnesini görmediyseniz mutlaka görün. Küçükçekmece Gölü kenarında çok güzel bir yer, İstanbul içinde bir vaha âdeta.
Diğer taraftan Karaköy Sahil Parkı’nda TikTok işbirliğiyle hayata geçireceğimiz Parklarda Caz TikTok Sahnesi konseri de çok ilginç olacak. Ceren Gündoğdu ve ekibi, TikTok’ta meşhur olmuş bazı şarkıların cazla buluşan yorumlarını çalacaklar. Onlara sahnede Tiktok’ta meşhur olan genç yetenekler de eşlik edecek. Parklarda Caz Şişli’de Birleşmiş Milletler Mülteciler Örgütü desteğiyle sahneye çıkacak mülteci müzisyenler, Kolektif Istanbul grubuyla birlikte çok özel bir konser verecek. Diğer taraftan kadın müzisyenlerin festivaldeki görünürlüğünü artırmak amacıyla başlattığımız Keychange programı taahhütlerimiz bu yıl da devam ediyor ve cinsiyet dağılımında olabildiğince çok ve dengeli bir çeşitlilik yakalamak için çalışıyoruz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Haziranın son pazarından herkese merhaba. Bu hafta şehrin ajandasında; dinlemelik Agnes Obel konseri, hareketlenmelik +1'li Gece Gezmesi, katılmalık Red Bull İstanbul Unlocked ve dahası var.
26 Haz 2022

YAZARLAR

Koray Soylu
Editor @ Aposto

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?




