Hemen Alın: Perakende devlerinin akıl oyunları

Netflix’e yeni gelen "Hemen Alın: Tüketim Tuzağı" belgeselinde büyük şirketlerin satışlarını artırmak ve gezegene verdikleri zararı gizlemek için izlediği stratejileri Amazon, Adidas, Apple, Unilever gibi devlerin eski yöneticilerinin ağzından dinliyoruz. Anlatıcılığını “iş dünyasında başarıya ulaşmak adına dobra bilgiler sunmak üzere yaratılmış kişisel asistan” Sasha’nın üstlendiği yapım, bu ekolojik yıkımı “kâr maksimizasyonuna dair en önemli 5 ders” başlığı üzerinden anlatıyor.
Hemen Alın: Perakende devlerinin akıl oyunları

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Netflix’e yeni gelen Hemen Alın: Tüketim Tuzağı belgeselinde büyük şirketlerin satışlarını artırmak ve gezegene verdikleri zararı gizlemek için izledikleri stratejileri Amazon, Adidas, Apple, Unilever gibi devlerin eski yöneticilerinin ağızlarından dinliyoruz. Anlatıcılığını “iş dünyasında başarıya ulaşmak adına dobra bilgiler sunmak üzere yaratılmış kişisel asistan” Sasha’nın üstlendiği 1 saat 24 dakikalık yapım, bu ekolojik yıkımı “kâr maksimizasyonuna dair en önemli 5 ders” başlığı üzerinden işliyor.

Belgesel, bu meselelere biraz kafa yoran birine yeni bir şey söylemese de anlatımı akıcı ve görsel olarak etkileyici. Açıkçası geri dönüşüm yalanlarını, greenwashing (yeşil aklama) tekniklerini, daha fazla ve daha hızlı satış yapmak üzerine kurulu tasarım fikirlerini ve atık gizleme yöntemlerini bu şirketlerin eski üst düzey yöneticilerinin günah çıkarırcasına anlatışına şahit olmak da insanda açıklaması güç bir tatmin hissi yaratıyor.

Girişte Sasha izleyiciyi “Hoş geldin” diyerek karşılıyor ve 5 saniye sonra başlayacak sunum için geri sayıma başlıyor. Belgesel boyunca Sasha’nın anlatımına yöneticilerin itirafları, sosyal medyada yayımlanan kutu açma ve alışveriş çılgınlığı ile sevimli hayvan videoları, sahada çekilmiş görüntüler ve Sasha’nın dile getirilen verileri prompt olarak algılayarak oluşturduğu filmler eşlik ediyor. 

Daha çok sat (Sell More)

Kâr maksimizasyonuna dair en önemli 5 dersin ilki daha çok satmak. Bu bölümde Adidas’ın eski marka müdürü Eric Liedtke 2014 yılında şirkette işler kötüye giderken dev spor kulüpleriyle, Beyoncé ve Kanye West gibi müzisyen ve sanatçılarla yapılan anlaşmalar aracılığıyla tüketici için yaratılan arzu nesnelerini açıklıyor.

Bir dönemin en büyük hazır giyim imalatçılarından Roger Lee, hızlı moda anlayışına ve tekstil üretimindeki çarpıcı rakamlara değiniyor: GAP, H&M, Zara ve SHEIN gibi moda devlerinin üretim stratejilerine ve koleksiyonların yıllar içinde uğradığı değişime dikkat çekiyor.

Amazon’un eski kullanıcı deneyimi tasarımcısı Maren Costa, kitap ve DVD satmak üzere yola çıkan firmanın tek tıkla satın alma, ücretsiz kargo ve sürekli test edilip geliştirilen arayüz gibi taktiklerle çevrimiçi alışverişlerde yarattığı patlamayı, Jeff Bezos’un yaklaşımını, kullanıcıların eleştirel düşünme süresini kısaltmak üzerine kurulu hızlı teslimat ağını ve bunun arkasındaki bilimi anlatıyor.

Daha çok israf et (Waste More)

İkinci ders daha çok israf etmek. 1925’te ev tipi ampullerin kullanım ömrünü kasıtlı olarak 2.500 saatten 1.000 saate düşüren ve böylece planlı eskitme yöntemini icat eden büyük ampul üreticilerinin yani Phoebus Karteli’nin hikayesiyle başlayan bu bölümde eski Apple yazılımcısı Nirav Patel, şirketin dev lansmanlar düzenleyip bir ürünün “en kusursuz” versiyonunu çıkardığını iddia ederek tüketiciyi eski modellerin artık işe yaramaz olduğuna ikna etme yöntemlerini ve yeni modellerin çıkma hızının tüketicide yarattığı “yenileme” refleksini anlatıyor.

Bu kısımda tamir kültürünü geri getirmek üzere binlerce elektronik ürünün yedek parça satışını yapan iFixit’in kurucusu Kyle Wiens’in büyük şirketlerin avukatlarının ürün tamiratlarına dair bilgilerin yayılmasını engellemek için yaptıklarına ve elektronik ürünleri onarılamaz hâle getirmek için geliştirilen yöntemlere değindiği kısım, özellikle ilgi çekici.

New York sokaklarını adım adım gezerek mağazaların çöplerini karıştıran ve çöpe atılan kullanılabilir ürünleri, yenebilir gıdaları gözler önüne seren Anna Snacks, nam-ı diğer The Trash Walker, başlattığı kampanyayla dikkat çekiyor. Mağaza çalışanlarının, “marka prestijini korumak” adına çöpe atılmasına karar verilen ürünlerle ilgili itiraflarını dinlemek ve Amazon çalışanlarının çektiği, çöpe atılan ürünleri belgeleyen videoları izlemek, insanda uzun uzun boş bir duvara bakma isteği uyandırıyor.

Daha çok yalan söyle (Lie More)

Bu kısım greenwashing kavramına hâkim olan izleyiciye sönük gelecek muhtemelen. Coca Cola gibi atık devlerinin Dünya Günü gibi ekolojik farkındalığı artırma amacı güden günleri sahiplenerek oluşturduğu “çevre dostu” firma algısı; reklamlarda kullanılan doğal ortamlar, yemyeşil ambalajlar ve geleceğe umutla bakan çocuklarla başlayan bölümün devamında kimya mühendisi Jan Dell, ürün ambalajlarında kullanılan geri dönüşüm sembollerinin aslında bir şey ifade etmediğini, geri dönüştüğü iddia edilen plastik ambalajların %90’ının toprak altına gömüldüğünü ya da yakıldığını anlatıyor. 

  • Buradan çıkan tek sonuç var: Çözüm daha fazla geri dönüşüm yapmak değil daha az üretmek.

Daha çok gizle (Hide More)

Perakende devlerinin yarattığı atık dağlarını nasıl ve nerelere gizlediğine odaklanan bu bölümde “atığın James Bond’u” olarak bilinen atık araştırmacısı Jim Puckett, Adana’daki atık felaketinin ortaya çıkarılışına benzer şekilde bozuk bir monitörün içine GPS cihazı yerleştirip Dresden’deki bir e-atık geri dönüşüm kutusuna atıyor ve bu monitörün yolculuğunu izliyor.

Yurt dışına e-atık ihraç etmek yasak olmasına rağmen (Puckett’in anlattığına göre bu sorunun üstesinden gümrükte her konteynere 100’er dolar sıkıştırarak geliniyor) monitör, beraberindeki tonlarca atıkla beraber önce Belçika’daki Anvers’e, ardından da Tayland’a gidiyor. Tayland’daki atık merkezine giden Puckett burada dönüşüm işçilerinin kadmiyum, kurşun, civa ve bromlu alev almayı önleyici maddeler gibi kanser ve üreme bozukluklarıyla ilişkilendirilen zehirli bileşenler içeren elektronik atıkları koruma giysisi bile olmayan geri dönüşüm işçilerinin elle parçalarına ayırdıklarına şahit oluyor.

Bölümdeki bir diğer çarpıcı görüntü Ghana’dan. Yerel tasarımcı Chloe Asaam, zengin ülkelerde yapılan kıyafet bağış kampanyalarında toplanan giysilerin varış noktalarından biri olan 30 milyon nüfuslu Ghana’ya her hafta 15 milyon parça giysi yollandığını ve kimsenin bu giysileri istemediğini anlatıyor. Asaam, Ghana gibi ülkelerin zengin ülkelerin tekstil çöplüğüne dönüştüğüne dikkat çekiyor.

Daha çok kontrol et (Control More)

Finalde Sasha, izleyiciye dev şirketlerin çalışanlarına imzalattığı her durumda şirketin arkasında duracaklarına dair belgelerden bahsederken eski Amazon çalışanı Maren Costa, şirketin iklim ve atık planını açıklaması için katıldığı ve düzenlediği protestolar nedeniyle işine nasıl bir anda son verildiğini açıklıyor. Hemen Alın: Tüketim Tuzağı Sasha’nın son öğüdüyle kapanıyor:

"Başarının karşısındaki en büyük tehdit, bireysel düşmanlarının birlik olmasıdır. Her zaman tetikte kal."

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

🐘 Plastik zirvesi, toplu fil zehirlenmesi

Güney Kore'de düzenlenen kritik plastik zirvesi sönük başladı, hayal kırıklığıyla bitecek gibi görünüyor. 350 filin iklim krizi nedeniyle bozunan suyu içerek öldüğü tahmin ediliyor.

30 Kas 2024

YAZARLAR

Deniz Aytekin

Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Ara beni lütfen: İletişimin dikenli gül bahçesinden yapay çime nasıl geçtik?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Sinem Dönmez

·

22 Ağu 2026

Ara beni lütfen: İletişimin dikenli gül bahçesinden yapay çime nasıl geçtik?
AngstAngst

HİKAYE

Kapitalizm yatağımızda: Mükemmel uyku peşinde koşarken uykusuz kalmak

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Ümit Alan

·

21 Ağu 2026

Kapitalizm yatağımızda: Mükemmel uyku peşinde koşarken uykusuz kalmak
AngstAngst

HİKAYE

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Pelin Cengiz

·

17 Ağu 2026

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği
AngstAngst

HİKAYE

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?

Metin V. Bayrak

·

16 Ağu 2026

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?
AngstAngst

HİKAYE

COP31 hakkında bilmediklerimiz: İklim Zirvesi’ne başkanlık etmenin maliyeti nedir?

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Konferansı (COP31), Kasım'da Antalya’da düzenlenecek. 2025’te Avustralya'nın bu zirveyi yapması hâlinde masrafların 2 milyar dolara ulaşabileceği belirtilmişti. Türkiye için böyle bir hesaplama yok, ancak İklim Değişikliği Başkanlığı yıllık 563,3 milyon lira olarak belirlenen ödeneğini ilk altı ayda 10 kat aşarak 5 milyar 590 milyon lira harcadı.

Pelin Cengiz

·

12 Ağu 2026

COP31 hakkında bilmediklerimiz: İklim Zirvesi’ne başkanlık etmenin maliyeti nedir?