Yap ama hobi olarak yapma: Müzisyen olmanın maliyeti

Taylor Swift'in tek bir turneden 1 milyar dolar kazandığı bir endüstride, bazı müzisyenler daha enstrüman satın alma aşamasında eleniyor. Dünyada ve Türkiye'de müzisyenler, geçimlerini sağlayacak kaynakların yanında psikolojik desteğe de ihtiyaç duyuyor.
Yap ama hobi olarak yapma: Müzisyen olmanın maliyeti

7 Mayıs - İBB Kültür AŞ - Duende
İBB Kültür AŞ ile birlikte

Sarnıçta Yoga geri dönüyor Neler oluyor? Yoga severlerin yakından tanıdığı Sarnıçta Yoga buluşmaları yeniden başlıyor. INTERSPORT ’un destekleriyle YogaKioo tarafından hazırlanan ve Night Shift etkinlikleri kapsamında düzenlenen yoga seansları , her seviyeden katılımcıyı bu büyülü atmosferde geçirilecek stresten uzak anlara davet ediyor. Nerede ve ne zaman? 1 5, 22, 29 Mayıs ve 5 Haziran tarihlerinde Şerefiye Sarnıcı ’nda. Neden gitmeli? YogaKioo’nun tecrübeli eğitmenleri Sevim Parıltı, Serhat Çınar, Esra Taner ve Simge Ural’ın yönettiği yoga seanslarında katılımcılar, sarnıcın dingin, huzurlu ve büyüleyici ortamında beden ve zihinlerini dinlendirme fırsatı yakalıyor. Not almalı: 1.600 yıllık tarihiyle İstanbul’un önemli kültür mirasları arasında yer alan Şerefiye Sarnıcı’nda gerçekleşecek Sarnıçta Yoga seansları için detaylı bilgi ve biletlere buradan ulaşabilirsin. İlk buluşma 15 Mayıs’ta .

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Taylor Swift tek bir turneden 1 milyar dolar kazanıyor olabilir. Ama bütün müzisyenler bu kadar şanslı değil. Yakın zamanda The Guardian'da yayımlanan İşçi sınıfının gücü buna yetmez başlıklı makale, İngiltere'de daha küçük mekanlarda çalan müzisyenlerin maddi olarak nasıl bir çıkmazda olduklarını gözler önüne serdi. 

Türkiye'de de durum farklı değil. İster yıllardır bu işi yapıyor olsunlar, ister yolun başında dursunlar, daha enstrüman satın alma aşamasında ezici vergilerle karşı karşıya kalan müzisyenler, oldukça sıkıntılı bir dönemden geçiyorlar. Bunun arkasında konserlerin eskisi kadar gelir getirmemesinden müzik platformlarının telifleri giderek düşürmesine çok çeşitli nedenler yatıyor.

Pandemi döneminin etkisi de halen devam ediyor. O dönemde Türkiye’de birçok müzisyen ya işsiz kaldı ya da sektör değiştirdi. Müzik kısıtlamaları bir noktada sona erse de çoğu müzisyen sahnelere dönüş yapamadı. Geçen yıl artan maliyetlerden dolayı tüm dünyada birçok müzisyen turnelerini iptal etmek zorunda kaldı. 

Turne iptallerinin arkasındaki tek neden ekonomik değildi. Sektördeki baskı, sanatçıları mental olarak da zorlamaya başladı. Arlo Parks, Justin Bieber, Yard Act gibi büyük isimler sektörün taleplerini psikolojik olarak kaldıramadıkları gerekçesiyle turnelerine ara vermek zorunda kaldı.


Türkiye’de ise bu durumu en net ifade isimlerden biri Deniz Tekin oldu. Tekin, geçen aylarda bir açıklama yayımlayarak artık müzik yapmak istemediğini söyledi. “Sert bir tükenme hâli” içinde olduğunu ifade eden sanatçı, şöyle diyordu:

"Müzik içinde defalarca düştüm ve kalktım, hayat indi ve çıktı. Bu sefer indiğim yerden başka bir yöne çıkacağım. Bu noktadan sonra kendimi zorlarsam konserlerde işlevsel kalamadığımı biliyorum.

16 yaşından 26 yaşına kadar sahnede müzik yapmak çok kapsamlı bir tecrübeydi. Çoğu yola göre stresli ama öğretici bir yoldu. Şimdi başka bir yol çizmek istiyorum. Artık ticari müzik yapmayacağım.

Akışta olan ticari bir metaya indirgemek, seri üretmek ve günümüz serbest piyasa koşullarındaki hızda işlemek benim yaptığım işlevle müzik yapan birisi için sürdürülebilir değil. Yoruluyorum. Şu anki tempoyu zihnen kaldırabilecek güçte değilim. Sahneye geri dönmeyi düşünmüyorum. Bugünkü koşullarda istenilen şey müzisyenliğim değil."

Tekin, sadece müzikle geçimini sürdüremediğini, özel ders vermek zorunda kaldığını da açıkladı.

Turnelerden zararlı çıkıyorlar

Bahsettiğim The Guardian makalesi de bu noktaya dikkat çekiyor. Evet, stadyum konserleri doluyor ama küçük mekanlarda çalan müzisyenler para kazanabiliyorlar mı? 

Yazıda İngiltere’deki sanatçıların turne maliyetlerinin altında ezildiği; minibüs kiralama, teknik ekip, seyahat, konaklama, yiyecek ve içecek giderleri artarken izleyici sayısında artış görülmediği belirtiliyor. Ayrıca mali açıdan canlı performans sergilemenin artık lüks sayılacağı bir döneme girdiğimizin de altı çiziliyor.

Sanatçılar, kâr ettikleri tek yerin festivaller olduğunu, ancak buradan elde ettikleri gelirin de diğer masraflara gittiğini belirtiyor. Ev kirasını bile ödeyemeyecek duruma gelen birçok müzisyen, turneye çıkmanın artık bir lüks olduğunu düşünüyor. Haberde Newcastle’da 200 kişilik bir kulüpte çalmanın sanatçıya 600 sterlin, Londra’daki 1.500 kişilik bir kulübün ise 3 bin sterlin kazandırdığı, İngiltere’de 150-2.500 kapasite arasında değişen mekanlarda düzenli olarak çalan müzisyenlerin neredeyse hepsinin geceyi zararla kapattığı söyleniyor. Verilen bilgiler arasında İngiltere listelerinde ilk 10’a giren bir grubun, 6 günlük İngiltere turnesinden 2.885 sterlin zarar ettiği de var.

Sanatçıların konserler sırasında para kazandığı yegane alan ise merchandise ürünleri. Türkiye’de bu alan da sorunlu. Çoğu sanatçı, hayranlarıyla bağ kurarken aynı zamanda gelir elde edebileceği resmî ürünlere sahip değil. Bu yüzden konserler sırasında ya da sonrasında merchandise satışına nadir rastlanıyor. 

Enstrüman bile satın alamayan müzisyenler

Makale, çok önemli bir soruya cevap arıyor aslında: “Hobi olarak müzik yapmanın maliyetinin altından kim kalkabilir?” 

Türkiye örneğine bakacak olursak 2020’de müzik aletlerine getirilen ek yüzde 30’luk verginin ardından sanatçıların enstrüman satın alma aşamasında bile büyük sıkıntılar yaşadığını görebiliyoruz. Müzik artık Türkiye’de hobi olarak ilgilenmek için bile pahalı…

Geçen yıl Grammy ödüllü caz sanatçısı Arooj Aftab, sosyal medya hesabından turneye çıkmanın kendisi için ne kadar zorlayıcı bir hâl aldığından bahsetti. Pandemi sonrası artan uçak fiyatları, yakıt, vizeler, vergiler, oteller gibi maliyetler nedeniyle son turnesini borç içinde tamamladığını söyleyip ekledi: 


“Ve bana bunun normal olduğu söylendi. Neden normalmiş? Bu durum normalleştirilmemeli.”

Son dönemde dikkat çeken bir başka uygulama ise organizatörlerin artan maliyetler nedeniyle, gruplara tam kadro değil de, yalnızca iki müzisyenle sahneye çıkmaları konusunda baskı uygulaması. Bunu kabul eden çoğu sanatçı tek başına turneye çıkmayı tercih ediyor ya da mekanlar daha az maliyetli olduğundan programlarında DJ performanslarına daha fazla yer ayırıyor.

Canlı müzik sektörü küçülürken stüdyo müzisyenlerinin kazancı ters doğrultuda hareket ediyor. Her geçen gün daha da çok para kazandıran oyun sektörü, müzik şirketleri ve müzisyenlerle hiç olmadığı kadar yakın temasta. Araştırmalar geçen yıl küresel oyun endüstrisinin değerinin yaklaşık 184,4 milyar doları bulduğunu gösteriyor. Yapımcılar, oyunlar için hazırladıkları müziklerle bu pastadan da pay alıyor.

Psikolojik desteğe de ihtiyaç var

Sanatçılar açısından bir başka yorucu kısım ise hayranlarının oluşturduğu baskı. Hayranlar dinledikleri müzisyenlerin başka bir işte çalışmasını müziğe ihanet olarak görüyor. Bu noktada da sanatçı için geçim zorluklarının yanında manevi çöküş başlıyor. Sanatçılar maddi olarak devlet yardımının yanı sıra psikolojik desteğe de ihtiyaç duyuyor.

Görünür olmak isteyenler, daha çok üretip algoritmalarda üst sıralara yükselmenin yanında sosyal medya hesaplarını da bir marka edasıyla yönetme ve devamlı kendinden bahsettirecek eserler üretme zorunluluğunu hissediyor. Sanatçıların o kadar çok işle ilgilenmesi gerekiyor ki müzik ister istemez ikinci planda kalıyor.

Tüm dünyada hükümetlerin müzisyenlere nitelikli destek sağlamasının zamanı geldi de geçiyor. Devlet finansmanına veya bir ödeneğe sahip müzisyenlerin odak noktası müzik olacağından üretimlerinde de kendilerine güvenleri artacaktır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🧜‍♀️ Olmadı Dua Lipa, müzisyenler zorda

Dua Lipa'nın son albümünün yarattığı hayal kırıklığı, Türkiye'de ve dünyadaki müzisyenlerin karşı karşıya kaldığı sorunlar.

06 May 2024

İBB Kültür AŞ ile birlikte
Duende Müzik

YAZARLAR

Eda Solmaz

Müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları

Saraybosna Film Festivali’nin 32. yılında yarışmanın öne çıkanlarına, Balkan sinemasının yakın geçmişle ilişkisine ve festivalin en iyi filmlerine yakından bakıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

24 Ağu 2026

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları
DuendeDuende

HİKAYE

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?

Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

Aslı Ildır

·

24 Ağu 2026

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?
DuendeDuende

HİKAYE

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine

Datça’nın doğası ve Akdeniz ruhunu cazla buluşturan DatJazz’ın ilk yılında festivaldeydik. Yunan ve Fransız kültürü arasında büyüyen genç sanatçı Melina ile buluştuk ve geleneksel ile moderni buluşturan Doğu Akdeniz müziği üzerine konuştuk.

Eda Solmaz

·

24 Ağu 2026

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine
DuendeDuende

HİKAYE

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Enes Köse

·

21 Ağu 2026

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?
DuendeDuende

HİKAYE

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı

Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.

Melike Bayık

·

21 Ağu 2026

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı