İhracatçının kur çıkmazı: İstanbul’da kayıp %20’yi aştı


Türkiye İş Bankası ve Petrol Ofisi Grubu iş birliğiyle: Bilim Kuşağı Atölyeleri
Türkiye İş Bankası ve Petrol Ofisi Grubu iş birliğiyle gerçekleştirilen Bilim Kuşağı Atölyeleri , Türkiye'nin dört bir yanındaki çocuklarla buluşmaya devam ediyor. Neler oluyor?
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan illere göre dış ticaret verileri, İstanbullu ihracatçıların Mart ayında bir önceki yılın aynı döneminde kıyasla nispeten sakin bir dönem geçirdiğini gösterdi. Bakanlık verilerine göre söz konusu ayda İstanbul’un ihracat kaybı yıllık bazda %20’nin üzerine çıkarken, söz konusu kayıpta rekabet gücünü kaybetmekte olan belirli sektörlerin diğerlerine kıyasla daha çok öne çıktığı görüldü.
Birinci çeyrekte kayıp %10’un üzerinde
Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan verilere göre Mart ayında İstanbul’un gerçekleştirdiği toplam ihracat %23,0 oranında azalarak 4 milyar 441 milyon USD seviyesine geriledi. Bir önceki yılda bu tutar 5 milyar 730 milyon USD seviyesindeydi.
Bu dönemde şehrin toplam ihracattan aldığı pay da bir önceki yıla kıyasla 4,8 puan azalışla %19,5’e kadar geriledi. Yine aynı veri kaynağına göre 2024 yılının birinci çeyreğinde şehrin gerçekleştirdiği ihracat %10,2 azalışla 13 milyar 35 milyon USD’ye gerilerken; şehrin toplam ihracattan aldığı pay ise 3,1 puan azalışla %20,5’e indi.
Hazır giyimde üç aylık kayıp 600 milyon doları buldu
Sektörel rakamlara bakıldığında İstanbul’da en çok ihracat kaybına uğrayan sektörlerin hazır giyim & konfeksiyon, mücevher ve demir & demir dışı metaller sektörleri olduğu görüldü. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre söz konusu dönemde bu sektörler sırasıyla 334,4 milyon, 303,9 milyon ve 118,8 milyon USD tutarında ihracat kaybına uğradı. Aynı dönemde oransal olarak en çok ihracat kaybına uğrayan sektörler ise %47,0 ile mücevher, %37,4 ile kuru meyve ve %32,2 ile deri & deri mamulleri sektörleri oldu.
Birinci çeyrek rakamlarına bakıldığında en çok ihracat kaybına uğrayan sektörlerin yine hazır giyim & konfeksiyon ve mücevher sektörleri olduğu görüldü. TİM verilerine göre 2024 yılının birinci çeyreğinde söz konusu sektörlerin ihracat kaybı sırasıyla 608,1 ve 535,1 milyon USD seviyesinde gerçekleşti. Bu sektörleri 200,4 milyon USD’lik kayıp ile yine demir & demir dışı metaller sektörü takip etti.
Ülke istatistiklerine bakıldığında ise İstanbul’dan ana ihracat pazarlarına yapılan satışların yine azalmakta olduğu görüldü. TİM verilerine göre Mart ayında İstanbul’da Almanya’ya yapılan ihracat %11,4, ABD’ye yapılan ihracat %19,5, Fransa’ya yapılan ihracat %14,6, Rusya’ya yapılan ihracat %32,7, Birleşik Arap Emirlikleri’ne yapılan ihracat ise %60,6 daraldı. Sadece Mart ayında bu beş ülkeye yapılan ihracattan yaşanan kayıp ise 528,9 milyon USD’yi buldu.
‘Mart ayında İstanbul’un ihracatı daraldı’
Konuyla ilgili Aposto’ya konuşan Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe, gerçekleştirilen ihracatla ilgili Ticaret Bakanlığı ile TİM’in hesaplama yöntemi arasında farklılık bulunduğunun altını çizerek, “TİM olarak biz ihracat hesabında firmaların kanuni merkezlerini dikkate alıyoruz. Örneğin Malatya’da üretim yapan bir firmanın yasal merkezi İstanbul’daysa yaptığı ihracatı biz İstanbul’a yazıyoruz. Ticaret Bakanlığımız ise üretim hangi ildeyse ihracatı da o ilin hesabında gösteriyor” dedi. TİM’in hesaplarına göre de Mart ayında İstanbul’un gerçekleştirdiği ihracatta bir gerileme olduğunu kaydeden Gültepe, şehrin bu gerilemeye rağmen ihracatın lokomotifi olmayı sürdürdüğünü kaydetti.
“TİM’in hesaplarına göre Mart ayında İstanbul’un ihracatı %14 daraldı. Bu daralmaya rağmen Mart ayındaki toplam ihracatımızın %40’ını İstanbul yaptı. İlk çeyrek özelinde baktığımızda da Türkiye’nin toplam ihracatının %41’ine İstanbul’un imza attığını görüyoruz.”
‘Kurun enflasyonla paralel hareket etmesi gerekiyor’
Sektörel ihracat değişimlerine de değinen Mustafa Gültepe, mücevher sektörünü global altın fiyatları ve küresel gelişmelere bağlı talep dinamikleri nedeniyle diğer sektörler gibi incelemenin mümkün olmadığını, ancak özellikle hazır giyim gibi emek yoğun sektörlerde rekabet gücü problemi bulunduğunu ifade ederek şöyle konuştu:
“Hazır giyim, tekstil ve deri mamulleri gibi emek yoğun sektörlerde ise temel sorun rekabet gücünün zayıflamasından kaynaklanıyor. İçeride maliyetler %100’ün üzerinde artarken kur kısmen daha yatay bir seyir izlediği için emek yoğun sektörlerimizin rekabet gücü zayıfladı. Avrupa ve ABD gibi iki büyük pazarda talebin yavaşladığı bir dönemde fiyat avantajımızı da kaybetmemiz emek yoğun sektörlerimize ihracat kaybı şeklinde yansıdı.”
Hazır giyim ve tekstilin Türkiye’nin küresel oyuncu konumunda bulunduğu sektörler olduğunu ve bu sektörlerin stratejik bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini söyleyen Gültepe, “Emek yoğun sektörlerde çok daha şiddetli hissedilen bu sorun aslında ihracatımızın geneli için de ciddi bir sıkıntı oluşturuyor. Her fırsatta dile getirdiğimiz gibi kısa vadede çözümün yolu kurun enflasyona paralel hareket etmesinden geçiyor. Örneğin bir ay fiyatlar %3 arttıysa kurun da o oranda artması gerekiyor” dedi.
Gültepe orta ve uzun vadede yapılması gerekenleri ise şu şekilde sıraladı:
“Orta ve uzun vadede ise katma değerli ihracata odaklanmalıyız. Katma değerli üretimin yolu da tasarımdan, markalaşmaktan, teknolojinin imkanlarını kullanmaktan, inovasyondan ve sürdürülebilir yeşil üretimden geçiyor. Bahsettiğim başlıklarda devletimizin ihtiyaca uygun yeni teşvik mekanizmaları geliştirmesi hiç şüphesiz süreci kolaylaştıracaktır.”
‘İhracat hedeflerini yakalayacağımıza inanıyorum’
Türkiye’nin 2024 yılı için koyduğu ihracat hedeflerini de yorumlayan Gültepe, mal ve hizmet ihracatı için sırasıyla 267 milyar ve 110 milyar USD olarak konulan hedefleri yakalayacaklarına inandığını söyleyerek şu şekilde konuştu:
“Cumhuriyetimizin 100’üncü yaşını kutladığımız 2023’te 255,8 milyar dolarla ihracat rekoruna imza atmıştık. Bu yıla da 267 milyar dolarlık bir ihracat hedefiyle başladık. Bazı sektörlerimizde daralma devam etmekle birlikte ilk çeyreği %3,6 artıda kapattık. Yılın ikinci yarısından itibaren Avrupa ve ABD pazarındaki canlanmaya paralel olarak ihracatımızdaki artış trendinin devam edeceğini ve bu yıl için öngördüğümüz 267 milyar dolarlık hedefi yakalayacağımıza inanıyorum. Hizmet ihracatında da 110 milyar dolarlık hedefi yakalamamızın önünde bir engel görmüyorum.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Dün yurt içinde piyasaların kapalı olduğu, sakin ve keyifli bir bayram günü geçirdik. Bugün ise piyasaların seyrinin yanı sıra TCMB tarafından açıklanacak olan reel kesim güven endeksi ve konut fiyat endeksi verilerini takip edeceğiz.
24 Nis 2024

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
ABD Merkez Bankası (Fed), güçlü ekonomik büyüme ve yüksek enflasyon karşısında politika faizini sabit tutarken, Aralık ayında yeni faiz artırımlarına gitme ihtimali güçleniyor.

Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek COP31 yaklaşırken, iklim değişikliğinin ekonomik büyüme, üretim, enflasyon ve finansal istikrar üzerindeki etkileri yeniden gündemde. Aşırı hava olaylarının yol açtığı ekonomik kayıplar, merkez bankalarını ve finansal kuruluşları iklim risklerini daha kapsamlı biçimde değerlendirmeye yöneltiyor. Ancak bu süreçte ekonomi yönetimlerinin hem iklim risklerini küçümsemekten hem de geçici şoklara aşırı tepki vermekten kaçınması gerekiyor.

Türkiye’de özel sektör tahvilleri, finansman bonoları ve kira sertifikalarında yaşanan ödeme sorunları fon krizinin ardından farklı bir boyuta taşındı. Yılbaşından 27 Ekim’e kadar 14 şirketin TL cinsi borçlanma araçlarında 60 ödeme aksaklığı yaşanırken, vadesinde ödenemeyen anapara toplamı 12 milyar 697 milyon liraya ulaştı.

Türkiye’de üretken yapay zeka kullanım oranı bir yılda %19,2’den %37,6’ya yükselirken, gençlerin önemli bir bölümü artık kişisel sorunlarını da yapay zekayla paylaşıyor. Teknoloji gündelik hayatın her alanına girerken geçim sıkıntısı, güvencesiz çalışma ve fırsat eşitsizliği gibi sorunlar varlığını koruyor. Peki yapay zekanın yarattığı ekonomik imkânlardan kimler yararlanacak ve bu teknolojik ilerleme daha fazla insan için iyi bir hayatı mümkün kılabilecek mi?

Yapay zekanın üretkenliği artırarak maliyetleri düşürmesi beklenirken veri merkezleri, gelişmiş çipler, elektrik ve altyapı yatırımları yeni bir maliyet baskısı yaratıyor. Fed yöneticileri, bu yatırımların talebi ve maliyetleri artırarak fiyat artışlarını ekonominin geneline yayabileceği uyarısı yapıyor. Tartışmanın merkezinde ise şu soru var: Yapay zekanın uzun vadeli ucuzluk vaadi, kısa vadeli maliyet dalgasını ne zaman dengeleyebilecek?




