Peki biz ne yapacağız bu felaketler karşısında?

Ülkemizin bir iklim eylem planına değil bir iklim eylemine ihtiyacı var.
Peki biz ne yapacağız bu felaketler karşısında?

Eylül/Ağustos/Temmuz - BMW - Dünyahali
BMW ile birlikte

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .

Daha fazlasını öğren

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İklim krizinin kötü günlerini yaşıyoruz dostlar. Gelecekten iyi günler bunlar ama geçmişteki günlere göre de sıkıntılı olduğumuzu biliyoruz. Ne yazık ki bu kriz kısa sürede sona ermeyecek ve gelecekte bizi daha da zor günler bekliyor. Şimdi size bunları serin ve yağmurun çiselediği bir sonbahar günü yazsam, “abartı” der geçersiniz. O nedenle, hazır sizler bu krizin büyüklüğünü daha rahat görebilir durumdasınız, başımızdaki belanın neler getireceğini biraz daha anlatayım. Sonunda içiniz kararabilir, şimdiden özür dilerim.

Orman yangınlarındaki artışla beraber yerli ve yabancı basından pek çok gazeteciyle konuşma fırsatım oldu. Genelde tümünün sordukları soru birkaç noktada toplanıyor:

1. Devlet buna hazırlıksız mı yakalandı? Evet, devlet buna hazırlıksız yakalandı. Ama bu tür olaylara Çin de, Avustralya da, İsveç de, Yunanistan da, ABD de, Kanada da hazırlıksız yakalandı. Dünyada, belki birkaç küçük istisna dışında devletler bu boyuttaki iklim felaketlerine hazırlıksız yakalanıyorlar. Bunun en önemli nedeni ise, iklim krizinin getirdiği bu felaketlerin bugün değil uzak gelecekte gerçekleşeceğini düşünmeleri. Ne yazık ki son senelerde boyutları ve şiddeti artan felaketler, devletlere iklim krizinin gelecekte ve başka yerde değil, şimdi ve burada olduğunu gösterdi. Önemli olan devletlerin, yerel yönetimlerin ve bireylerin bundan gereken dersleri çıkartarak gelecek sefere daha hazırlıklı olmalarıdır. Umarım biz de orman yangınlarından ders çıkartmışızdır.

2. Türkiye’nin Paris Anlaşmasını onaylamamış olmasını bu bağlamda nasıl değerlendirebiliriz? Değerlendiremeyiz. Paris Anlaşmasının onaylanmasından önemlisi Paris Anlaşmasının şartlarına uyulmasıdır, ülkemiz de Paris Anlaşmasının şartlarına uyan az sayıda ülkeden biridir. Burada önemli olan, insanlığı iklim krizini durdurma hedefinden çok uzakta olan böyle bir anlaşmayı onaylamak ya da onaylamamak değil, tüm ülkeler olarak bu anlaşmanın çok daha ötesine giderek gerçekten iklim krizini durduracak önlemleri almaktır. Şu anda neredeyse tüm ülkeler bundan son derece uzaktır. Mesela Türkiye hiçbir özel çaba sarf etmeden şartları yerine getirmektedir. Bu, anlaşmanın konunun ciddiyetinden son derece uzak olduğunu gösterir.

3. Peki ülkemizde, gelecekte daha ne sorunlar yaşayacağız?  Ülkemiz iklim krizinin en kötü etkileyeceği bölgelerden biri olan Akdeniz Havzasında bulunmaktadır. Akdeniz Havzasında yaşanacak olan en önemli sorun, Akdeniz’in güney kıyısındaki çöllerin yüzyılın sonuna dek yavaş yavaş Akdeniz’in kuzey kıyısına doğru ilerleyecek olmasıdır. Bunun da en önemli nedeni, bir yanda sıcaklıklar artarken öte yanda yağışların azalacak olmasıdır. Sıcaklıkların artması ile gittikçe şiddetlenen, uzayan ve daha sık görülen sıcak hava dalgaları hem tarım hem de insan sağlığı açısından ciddi sorunlar yaşamamıza neden olacaktır. Öyle ki, yüzyılın sonuna geldiğimizde Antalya veya Adana gibi şehirlerde bazı günler, serinleme imkanı olmadan yaşayabilmek mümkün olmayacaktır. Serinleyebilmek için de elektrik enerjisine ihtiyacımız olacak. Ancak ülkemiz elektrik enerjisinin önemli bir bölümünü hidroelektrik santrallerden kazanmaktadır. Azalan yağışlarla hidroelektrik santrallerin üreteceği elektrik de azalacaktır. Benzer bir sorun kömürlü ve doğal gaz kullanan termik santrallerin soğutma suları için de geçerlidir. Bir nükleer santralin nasıl soğutulabileceğini düşünmek bile istemem bu durumda. Azalan yağışlar ve nem beraberinde kuraklığı getirecektir. Kuraklık ise bir yandan tarımsal üretimi etkilerken diğer yandan da orman yangınlarının sıklaşmasını kolaylaştıracaktır. Özellikle yaz aylarında ısınan denizlerden gelen su buharı, ani yağışlara neden olarak bölgesel olarak selleri beraberinde getirecektir. Tüm bu olayları aslında yaşamaya başladık ve yakın gelecekte de bu olaylar şiddetlenerek devam edecektir.

Peki, ne yapacağız? Öncelikle ülkemizin bir iklim eylem planına değil bir iklim eylemine ihtiyacı var. Buradan da hepimizin sokaklara dökülmesi gerektiğini anlatmak istemiyorum. Devlet kademesinin en tepesinden sokaktaki sade vatandaşa kadar hepimiz kriz durumlarında sorumluluklarımızı bilmek ve hızlı hareket etmek zorundayız. Fransa’da 2003 yılındaki sıcak hava dalgasında çok fazla kayıp olmasının arkasındaki nedenlerden biri, gençlerin Ağustos ayında tatile giderek yaşlıları Paris gibi şehirlerde yalnız bırakmış olmalarıdır. Yalnız kalan bu yaşlılar sıcaktan kötü biçimde etkilendiklerinde, kendilerine yardım ulaşması bazen çok geç olmuş, bu da ölümleri artırmıştır.

Bir felaket anında komşularımızı tanıyor muyuz? 

Kimin, neye ihtiyacı olabileceği konusunda bilgimiz var mı? 

Bu gerekli ihtiyaçların nasıl sağlanabileceği konusunda yeterince dersimizi çalıştık mı? Elbette devletin görevi yangın söndürme uçakları satın almak ve bunları çalışır durumda tutmaktır, ama biz yan komşumuz sıcaktan bunaldığında onu nasıl serin tutacağımız konusunda bilgi sahibi miyiz? 

Mesela belediyemiz, yakınımızda yaşlıları barındıran bir tesiste elektrikler kesilecek olsa, bu yaşlıları nereye nakledip ihtiyaçlarını giderebileceği konusunda bir planlama yaptı mı? 

Bu soru listesini uzatabiliriz ama genel anlamın anlaşıldığını düşünüyorum. Bu felaketler artık bir yere gitmeyecekler. Aksine gittikçe şiddetlenerek daha geniş bir alana yayılacaklar. Şimdi sıra bize geldi. 

Peki biz ne yapacağız?

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali

BÜLTEN SAYISI

26: Dünyayla İlişkimiz

Ekolojik Yas, "Dünyanız İçin Sanat", Yapmamız Gerekenler

11 Ağu 2021

BMW ile birlikte
Robert Bye

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR

DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fısıldayan ağaçlar

Ağaçların Görünmez İletişim Ağı ve Doğanın Dili

01 Tem 2026

Fısıldayan ağaçlar
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek

Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj

01 Tem 2026

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fıstık Ağacı

Bir Coğrafyanın Hafızası: Fıstık Ağaçları

01 Tem 2026

Fıstık Ağacı