"İngiliz bireyciliği"nin kökenlerine bir yolculuk


Profesyonel bir sinema topluluğu: House of Yapımlab
Dünyaya sizinle aynı gözlerle olmasa dahi sizinle aynı yerden bakan, konuştuklarınızda ortaklık kurabildiğiniz insanlarla iletişimi devamlı kılmanın dünyaya bakışımızı zenginleştirdiğini reddedemeyiz. Bu yönleriyle; benzer bir disiplinde,…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Alan Macfarlane, çağımızın yaşayan en önemli antropologlarından biri olarak kabul ediliyor. 20 kitabı ve çok sayıda makalesiyle Macfarlane, antropoloji kadar tarih alanında da literatürün ilerlemesine büyük katkı sağlıyor. Yazarın başyapıtı olarak sayılan The Origins of English Individualism kitabı geçtiğimiz günlerde Vakıfbank Kültür Yayınları tarafından Onur İşçi'nin çevirisiyle Türkçeye kazandırıldı. İngiliz Bireyciliğinin Kökenleri ismiyle raflardaki yerini alan çalışma, okuru "Güneş Batmayan İmparatorluk" şeklinde anılacak olan İngiltere'nin Ortaçağ'daki köklerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Biz de bu önemli çalışmaya kayıtsız kalmayıp Raftan onu seçiyoruz.
Ian Morris'in Dünyaya Neden Batı Hükmediyor ve Philip T. Hoffman'ın Avrupa Neden Dünyayı Fethetti adlı çalışmaları, tıpkı Jared Diamond'un Tüfek, Mikrop ve Çelik gibi Batı Avrupalı devletlerin dünya çapında oluşturduğu dominasyonun köklerine inip bu zor ve karmaşık sorunun cevabını arıyor. Öyle ki Daron Acemoğlu'nun James A. Robinson ile birlikte kaleme aldığı Ulusların Düşüşü kitabı da giriş bölümü itibarıyla bu soruya cevap vermeyi amaçlayan bir kitap olarak dikkat çekmişti.
Aydınlanma ve Sanayi Devrimi’nin kökenleri: Alan Macfarlane, yukarıda bahsi geçen kitapların anlattığı tarihsel olayları biraz daha geriye sarıp meselenin köklerini irdeliyor. Marx, Weber, Bloch ve Goody gibi birçok isimle fikrî diyalog hâlinde olan Macfarlane, İngiliz Bireyciliğinin Doğuşu adlı bu en önemli çalışmasında bir dönüşümün izini sürüyor. İngiltere toplumunda ailenin yapısı, köyden şehre göçle oluşan yeni bir kimlik, Aydınlanma ve en nihayetinde de Sanayi Devrimi'ni hazırlayan koşullara odaklanan yazar, bugünün bireyselleşmiş Anglo-Amerikan yaşam tarzının tarihsel serüvenini inceliyor.
Ayrıca: 1941 yılında Hindistan'ın kuzeydoğusundaki Meghalaya bölgesinde dünyaya gelen Alan Macfarlane'nin çalışmalarının önemli bir bölümü antropolojinin yanı sıra Birleşik Krallık, Nepal, Çin, Hindistan ve Japonya tarihiyle modern dünyanın kökenleri üzerine. King's College'ta profesörlük yapan Macfarlane, başta şu anda bahsettiğimiz İngiliz Bireyciliğinin Doğuşu olmak üzere diğer çalışmalarında da antropoloji ve tarihi bir arada ilerleten bir metotu benimsiyor.
“İngiliz istisnailiğinin” nedenleri: Britanya Akademisi ve Kraliyet Tarih Topluluğu üyesi olan Alan Macfarlane, bu önemli kitabında İngiltere’nin Ortaçağ feodalizminden Sanayi Devrimi’ne uzanan yaklaşık 500 yıllık dönüşümünü incelerken bu ada ülkesiyle kıta Avrupası arasında çeşitli kıyaslamalar da yapıyor. Feodalizmin gücünün zirvesine ulaştığı 13. yüzyıldaki İngiltere’nin toprak rejimi, mülkiyet ilişkileri, aile hukukuyla toplumsal ve dinsel yapılanmasının zaman içinde kıta Avrupası’ndan kopuşunun nedenleri sorusuna İngiliz Bireyciliğinin Doğuşu kitabında cevap aranıyor. Macfarlane, “İngiliz istisnailiği” olarak da adlandırılan bu olgunun köklerinin dayandığı yapıyı araştırıyor.
Ayrıca: Araştırmasına köylü toplumun doğasını incelemekle başlayan Macfarlane, İngiltere’nin köylü bir toplumdan çıkmaya başladığı döneme ve bunun nedenlerine de bu noktada odaklanıyor. 13. yüzyıldan başlayıp 17. yüzyıla uzanan bu geniş zaman dilimi içinde İngiltere ekonomisinin yapısını da inceleyen Macfarlane, bu ada toplumunun değişen üretim ve tüketim araçlarını da irdeliyor.
The Culture of Capitalism, The Empire of Tea gibi çalışmaları da bulunan Alan Macfarlane; Adam Smith, Thomas Malthus, Yukichi Fukuzawa ve Montesquieu gibi biyografilere de imza attı. Bu değerli çalışmaların da önümüzdeki dönemde Türkçeye kazandırılması hem spesifik tarihsel konular hem de biyografi sevenleri sevindirecektir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bir müzisyenin sıfır noktası, sanatçı bir annenin döngüsü, bir devletin doğuşu, Oasis'in geri dönüşüm kutusu ve Maskeli Balo.
29 Oca 2021

YAZARLAR

İhsan Dindar
Kitap yazarı @ Duende

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ramize Erer’in "Séparation" sergisi, Paris’in tarihî atmosferini günümüze taşıyan Hôtel Langlois’nın 44 numaralı odasında sanatseverlerle buluştu. Ramize Erer ve küratör Nazlı Pektaş’la resimlerdeki hüznü, geçiciliği ve mekanın sergiye kattıklarını konuştuk.

1961’den itibaren Almanya’ya giden işçiler, oy kullanmak için beklediler ama siyaset yapmak için sandığı beklemediler. Nermin Abadan-Unat, Gündüz Vassaf, Ayhan Kaya, Fatma Aydemir ve Ece Temelkuran’ın kitaplarının izinde, Ford grevinden Cem Özdemir’in eyalet başbakanlığına, vatandaşlık reformlarından AfD’nin yükselişine uzanan altmış beş yılı okuyoruz. Aynı sorular hâlâ gündemde: Kim “Alman”? Neresi “vatan”?

Zamanın sevgi ve acının mekanı olduğunu söylüyor Ursula K. Le Guin. Bilge Karasu ise o ölümün adını anmadan yazdığı değiniler, öyküler ve masallardan oluşan tuhaflıklar kitabı "Göçmüş Kediler Bahçesi"nde birkaç kez kaçınılmaz olana dair uyarıyor bizi: "Kedinizi bir insanı sever gibi sevmeye çalışmayın!" Benimse diyeceğim şu: Kaç insan kendisini bir kedi gibi sevdirmeyi başarabilmiş ki!

İlkay Şencan, yeni EP’si “Origin”de çocukluğunun müzikal hafızasını elektronik müzikle buluşturuyor. Şencan ile biraraya geldik ve kariyerinin başlangıcından uluslararası başarıya, DJ kabinindeki seyirci beklentilerinden müzik sektöründeki network ilişkilerine uzanan pek çok konuyu konuştuk.

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.




