"İngiliz bireyciliği"nin kökenlerine bir yolculuk


Profesyonel bir sinema topluluğu: House of Yapımlab Dünyaya sizinle aynı gözlerle olmasa dahi sizinle aynı yerden bakan, konuştuklarınızda ortaklık kurabildiğiniz insanlarla iletişimi devamlı kılmanın dünyaya bakışımızı zenginleştirdiğini reddedemeyiz. Bu yönleriyle; benzer bir disiplinde, değerde ortaklaşan insanlarla inşa edilen bir topluluğun iletişimi, dolayısıyla karşılıklı ve sürekli gelişimi de mümkün kıldığını söyleyebiliriz. Türkiye’de sinema yapımcılığı dendiğinde akla gelen önemli isimlerden biri olan Zeynep Atakan’ın hayata geçirdiği Yapımlab da tam bu noktadan hareketle; yolu Yapımlab’dan geçmiş ya da sinemaya profesyonel yaklaşımlar geliştirme hikâyesinin başındaki herkesi bir araya getirecek topluluğu House of Yapımlab’ı duyuruyor. Yapımlab: 1987'den bu yana sinema sektöründe profesyonel çalışmalar sürdüren; Kutluğ Ataman’ın Lola+Bilidikid, Tayfun Pirselimoğlu’nun Hiçbiryerde, Nuri Bilge Ceylan'ın İklimler, Üç Maymun, Bir Zamanlar Anadolu'da, Kış Uykusu, Ahlat Ağacı gibi filmlerinin yapımcılığını üstlenen Zeynep Atakan'ın 2010 yılında oluşturduğu Yapımlab; sinema alanında profesyonelleşmek isteyenler için eğitim ve danışmanlık çalışmaları yürütüyor. Sinemada proje geliştirme, ortak yapım, görsel işitsel alanda hukuk, bütçe-maliyet, finans planı, film müziğinin temel esasları, sinemada hikâye - öykü yazmak ve okumak gibi başlıklarda Zeynep Atakan, Selim Atakan, Yekta Kopan ve Akın Tek gibi isimlerle eğitimler yürüten Yapımlab; Zeynep Atakan tarafından filmini gerçekleştirmek isteyen tüm sinemacılar için hazırlanmış klasik Yapımlab eğitimi ve buna destek olarak geliştirilmiş WhatsApp, Zoom ve YouTube videolarını içeren 21*21 Egzersiz Modülleri'yle de öne çıkıyor. Yapımlab’da eğitim alanlar ile iletişimi koparmamak üzere oluşturulmuş bir network var. Bunun sayesinde, pek çok profesyonel iş birliği hayata geçiyor. 10 yıldır sinema alanında verdiği eğitimlerle pek çok sinemacının istasyon duraklarından biri olan Yapımlab; sinema gibi her geçen gün değişen, yenilenen bir disiplinde sinema profesyonellerinin meslek gelişimini sürekli kılmak için House of Yapımlab’ı hayata geçiriyor. House of Yapımlab: House of Yapımlab; her şeyi bir arada görmenin her zaman mümkün olamadığı periyodik atölyelerin bir adım ötesine geçmek ve iş birliklerine ev sahipliği yapmak için Yapımlab Network’ün sürekli gelişimi önceleyen felsefesini daha çok insana, daha geniş sürelerde ulaştırmak hedefiyle yola çıkıyor. Şimdiye dek Yapımlab atölyelerine katılanlarla iletişimi kesintisiz kılmayı amaçlarken bir yandan da Yapımlab atölyelerine hiç katılmayanlar için gelişim fırsatları yaratmayı hedefliyor. Turuncu, Gri ve Mor olmak üzere üç farklı yıllık üyelik modeli öneren House of Yapımlab; sinemaya farklı düzeylerde ilgi duyanlara hitap ederken bir yılı kapsayan geniş bir program vadediyor. House of Yapımlab’ın üyelik modellerini keşfetmek için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Alan Macfarlane, çağımızın yaşayan en önemli antropologlarından biri olarak kabul ediliyor. 20 kitabı ve çok sayıda makalesiyle Macfarlane, antropoloji kadar tarih alanında da literatürün ilerlemesine büyük katkı sağlıyor. Yazarın başyapıtı olarak sayılan The Origins of English Individualism kitabı geçtiğimiz günlerde Vakıfbank Kültür Yayınları tarafından Onur İşçi'nin çevirisiyle Türkçeye kazandırıldı. İngiliz Bireyciliğinin Kökenleri ismiyle raflardaki yerini alan çalışma, okuru "Güneş Batmayan İmparatorluk" şeklinde anılacak olan İngiltere'nin Ortaçağ'daki köklerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Biz de bu önemli çalışmaya kayıtsız kalmayıp Raftan onu seçiyoruz.
Ian Morris'in Dünyaya Neden Batı Hükmediyor ve Philip T. Hoffman'ın Avrupa Neden Dünyayı Fethetti adlı çalışmaları, tıpkı Jared Diamond'un Tüfek, Mikrop ve Çelik gibi Batı Avrupalı devletlerin dünya çapında oluşturduğu dominasyonun köklerine inip bu zor ve karmaşık sorunun cevabını arıyor. Öyle ki Daron Acemoğlu'nun James A. Robinson ile birlikte kaleme aldığı Ulusların Düşüşü kitabı da giriş bölümü itibarıyla bu soruya cevap vermeyi amaçlayan bir kitap olarak dikkat çekmişti.
Aydınlanma ve Sanayi Devrimi’nin kökenleri: Alan Macfarlane, yukarıda bahsi geçen kitapların anlattığı tarihsel olayları biraz daha geriye sarıp meselenin köklerini irdeliyor. Marx, Weber, Bloch ve Goody gibi birçok isimle fikrî diyalog hâlinde olan Macfarlane, İngiliz Bireyciliğinin Doğuşu adlı bu en önemli çalışmasında bir dönüşümün izini sürüyor. İngiltere toplumunda ailenin yapısı, köyden şehre göçle oluşan yeni bir kimlik, Aydınlanma ve en nihayetinde de Sanayi Devrimi'ni hazırlayan koşullara odaklanan yazar, bugünün bireyselleşmiş Anglo-Amerikan yaşam tarzının tarihsel serüvenini inceliyor.
Ayrıca: 1941 yılında Hindistan'ın kuzeydoğusundaki Meghalaya bölgesinde dünyaya gelen Alan Macfarlane'nin çalışmalarının önemli bir bölümü antropolojinin yanı sıra Birleşik Krallık, Nepal, Çin, Hindistan ve Japonya tarihiyle modern dünyanın kökenleri üzerine. King's College'ta profesörlük yapan Macfarlane, başta şu anda bahsettiğimiz İngiliz Bireyciliğinin Doğuşu olmak üzere diğer çalışmalarında da antropoloji ve tarihi bir arada ilerleten bir metotu benimsiyor.
“İngiliz istisnailiğinin” nedenleri: Britanya Akademisi ve Kraliyet Tarih Topluluğu üyesi olan Alan Macfarlane, bu önemli kitabında İngiltere’nin Ortaçağ feodalizminden Sanayi Devrimi’ne uzanan yaklaşık 500 yıllık dönüşümünü incelerken bu ada ülkesiyle kıta Avrupası arasında çeşitli kıyaslamalar da yapıyor. Feodalizmin gücünün zirvesine ulaştığı 13. yüzyıldaki İngiltere’nin toprak rejimi, mülkiyet ilişkileri, aile hukukuyla toplumsal ve dinsel yapılanmasının zaman içinde kıta Avrupası’ndan kopuşunun nedenleri sorusuna İngiliz Bireyciliğinin Doğuşu kitabında cevap aranıyor. Macfarlane, “İngiliz istisnailiği” olarak da adlandırılan bu olgunun köklerinin dayandığı yapıyı araştırıyor.
Ayrıca: Araştırmasına köylü toplumun doğasını incelemekle başlayan Macfarlane, İngiltere’nin köylü bir toplumdan çıkmaya başladığı döneme ve bunun nedenlerine de bu noktada odaklanıyor. 13. yüzyıldan başlayıp 17. yüzyıla uzanan bu geniş zaman dilimi içinde İngiltere ekonomisinin yapısını da inceleyen Macfarlane, bu ada toplumunun değişen üretim ve tüketim araçlarını da irdeliyor.
The Culture of Capitalism, The Empire of Tea gibi çalışmaları da bulunan Alan Macfarlane; Adam Smith, Thomas Malthus, Yukichi Fukuzawa ve Montesquieu gibi biyografilere de imza attı. Bu değerli çalışmaların da önümüzdeki dönemde Türkçeye kazandırılması hem spesifik tarihsel konular hem de biyografi sevenleri sevindirecektir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bir müzisyenin sıfır noktası, sanatçı bir annenin döngüsü, bir devletin doğuşu, Oasis'in geri dönüşüm kutusu ve Maskeli Balo.
29 Oca 2021

YAZARLAR

İhsan Dindar
Kitap yazarı @ Duende

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.




