İngiltere’de çiftçi ayaklanması


Metro Türkiye ile şeker tadında bayramlar
Sevgili apéro okuru, bayram kapıda. Bu demek oluyor ki ağzımızı hoş sohbetlerle ve bayramlık ikramlarla tatlandıracağımız o keyif ve neşe dolu günlere çok az kaldı.
Daha fazlasını öğren →
İngiltere’nin Avrupa Birliği‘nden çıkışı üzerine imzalanan ticaret anlaşmaları ve gelen yeni kurallarla Save British Farming ve Fairness for Farmers gibi çiftçilik örgütleri hükümet politikalarının İngiltere çiftçilerinin varlığını tehdit ettiğini öne sürerek protesto gösterisi düzenledi. Londra'nın güneyinden Parlamento Meydanı'na doğru traktörlerle ilerleyen çiftçiler “Çiftçi yoksa gıda yok, gelecek yok” sloganlarıyla hükümeti harekete geçmeye çağırdı.
Brexit sonrası neler oldu? Avrupa Birliği’nin ortak tarım politikalarının dışında kalan İngiltere, yeni ticaret anlaşmalarıyla kendini zor bir durumda buldu. Bu durum, sebep olduğu çeşitli bürokratik zorluklar, ihracat güçlükleri ve işgücü eksiklikleri nedeniyle çiftçiler arasında büyük bir memnuniyetsizlik yarattı. Özellikle Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerle yapılan anlaşmalar, ucuz ithalat karşısında rekabetin güçleşmesine yol açtı.
Talep ne? Save British Farming’in kurucusu Liz Webster, hükümetin çiftçilere destek verdiği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve yapılan ticaret anlaşmalarının İngiltere tarımını olumsuz etkilediğini belirtti. Protestocular, İngiltere’nin yasakladığı standartlarda üretilen gıdaların ithalatına izin veren ve yerel çiftçileri zarara uğratan ticaret anlaşmalarının sonlandırılmasını talep ediyor.
Geleceğe yönelik endişeler: Alınan son kararlar, İngiltere’de tarım sektörünün geleceğini belirsizliğe itti. Bu rekabet koşullarının uzun vadede İngiltere’nin gıda güvenliğini ve tarım sektörünün sürdürülebilirliğini tehdit ettiği konuşuluyor.
Peki ne yapılmalı? Yerel çiftçilerin üretimini devam ettirebilmesi ve İngiltere’nin kendi gıdasını üretebilme kapasitesini koruyabilmesi için, hükümetin ticaret anlaşmaları üzerinde yeniden düşünmesi ve yerel tarım sektörünü koruyucu önlemler alması gerekiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Karaköy Güllüoğlu ve Lokanta Istanbul işbirliğiyle baklava Tokyo'da. Sanayi 1-A'dan bira sohbetleri podcast serisi yayında. Nisan ayının kitap incelemesi "Making Levantine Cuisine" Onur Daylan'dan.
03 Nis 2024

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.




