IST.FESTIVAL’in 15. yılı: İstanbul ile kültürlerarası bir diyalog

Bu yıl 10-12 Ekim 2025 tarihleri arasında sanat, sinema, müzik, edebiyat, mimari, tasarım, fotoğrafçılık ve moda alanlarının en ilgi çekici seslerini İstanbul'da buluşturacak IST.FESTIVAL'in kurucuları Demet Müftüoğlu Eşeli ve Alphan Eşeli ile festivalin 15. yılında hem geçmişe hem de geleceğe baktık; festivalin temasındaki "What is Really Real?" sorusunu konuştuk; bu yılın programındaki heyecan verici isimleri birlikte keşfettik.
IST.FESTIVAL’in 15. yılı: İstanbul ile kültürlerarası bir diyalog

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İSTANBUL’74 imzasını taşıyan İstanbul Uluslararası Sanat ve Kültür Festivali (IST.FESTIVAL), 2009'daki başlangıç noktasından bu yana farklı disiplinlerin öne çıkan isimleri arasında ülkelerinin sınırlarını aşan bir kültürel diyalog köprüsü kurdu; Zaha Hadid'den Gore Vidal'e, Alex Prager'dan Anton Corbijn'e, Tilda Swinton'dan Terry Gilliam'a dünyaca ünlü isimleri ağırladı.

Bu yıl 10-12 Ekim 2025 tarihleri arasında sanat, sinema, müzik, edebiyat, mimari, tasarım, fotoğrafçılık ve moda alanlarının en ilgi çekici seslerini İstanbul'da buluşturacak IST.FESTIVAL'in kurucuları Demet Müftüoğlu Eşeli ve Alphan Eşeli ile festivalin 15. yılında hem geçmişe hem de geleceğe baktık; festivalin temasındaki "What is Really Real?" sorusunu konuştuk; bu yılın programındaki heyecan verici isimleri birlikte keşfettik.

15 yıl önce başlayan ve bugün şehrin kültür-sanat sahnesinde bir gelenek hâline gelen IST.FESTIVAL fikri nasıl ortaya çıktı? 

IST.FESTIVAL’in İstanbul Uluslararası Sanat ve Kültür Festivali olarak 15 yıllık yolculuğu, İstanbul’un kültürel kimliğini global bir düzeye taşımayı ve burada yaratıcı bir platform oluşturmayı hayal ederek başladı.

Festival; Gore Vidal, Zaha Hadid, Tilda Swinton, Harvey Keitel, Terry Gilliam, JR, José Parlá, Sophie Calle, Michael Stipe, Anton Corbijn, Hüseyin Çağlayan, Zülfü Livaneli, Peter Beard, Franca Sozzani, Stephen Frears, Courtney Love ve Ryan McGinley gibi önde gelen isimleri biraraya getirdi. Ancak zaman içinde festivalin büyümesiyle birlikte, kültürlerarası etkileşimlerin ve yaratıcı işbirliklerinin gücünü daha derinden hissettik. Her edisyon, topluluğumuzla buluşarak büyüdü ve bu gelişim, yalnızca yaratıcı dünyalarda değil, şehirde de bir etki yarattı.

İstanbul, her zaman bizim için sonsuz bir ilham kaynağı oldu; dünyanın dört bir yanından yaratıcı zihinlerin şehirde buluşması bir kültürel zirve yaratıyor ve şehre ayrı bir enerji katıyor. 10-12 Ekim 2025’te düzenleyeceğimiz 15. yıl edisyon, İstanbul’un kültürel ritminin ve festivalin kendi sürecinde geldiği noktanın bir yansıması olarak bizim için çok özel bir dönüm noktası.

Bizim için festivalin çıkış noktası, İstanbul’un bitmeyen ilhamını dünyayla paylaşma isteğiydi. Farklı kültürler, farklı coğrafyalar arasında yeni anlamlar yaratmak ve yeni bağlar kurmak. ISTANBUL’74’ü ve New York merkezimizi kurarken amacımız, İstanbul’un kültürel ruhunu ve zenginliğini dünyaya açmak, aynı zamanda uluslararası çapta sanat ve kültüren iyi örneklerini İstanbul’a taşımaktı. 15 yıl boyunca her buluşmada yeni bağlar kuruldu ve bu, festivalin yalnızca bir sanat etkinliği değil, aynı zamanda şehre ve kültürel hafızaya kalıcı bir değer kazandırmasına yol açtı. Festivalin enerjisi ve yaratıcı atmosferi, İstanbul’u deneyimleyen herkesin zihninde kalıcı bir iz bırakıyor.

IST.FESTIVAL'in her edisyonunda, yaratıcı disiplinlerden önemli isimler İstanbul’a geliyor. Sizce bu isimler İstanbul ile nasıl bir ilişki kuruyor? Şehre karşı nasıl bir yaklaşımları oluyor?

İstanbul’un çok katmanlı yapısı, sanatçılar için hem tanıdık hem de yabancı bir deneyim sunuyor. Buraya gelen isimler genellikle şehrin yoğun enerjisinden, sokaklarından ve günlük hayatından besleniyor. Tarihî mekanlarda sergilenen performanslar ya da beklenmedik karşılaşmalar, onların üretimlerine doğrudan yansıyor. İstanbul onlar için sadece bir şehir değil, yaratıcılıklarını dönüştüren bir ilham kaynağı oluyor; her köşe, her yapı ve her ritim onlara farklı bir perspektif sunuyor.

Sanatçılar buraya geldiklerinde şehri yalnızca gözlemlemiyor, onunla aktif bir ilişki kuruyorlar. Bu süreçte şehir de onların pratiğine dahil oluyor. İstanbul’un dinamizmi, festival aracılığıyla farklı disiplinlerden gelen yaratıcıların deneyimlerini şekillendiriyor ve onların işlerini, şehirle özel bir bağ üzerinden yorumlamalarını sağlıyor.

IST.FESTIVAL 15. yılına özel olarak belirlenen “What is Really Real?” ("Hakiki Gerçek Nedir?")teması dikkat çekici. Bu temanın ortaya çıkış hikayesini bizimle paylaşır mısınız? Ayrıca, 15 yıldır temaları belirlerken nasıl bir yaklaşım benimsiyor, hangi ilham kaynaklarından besleniyorsunuz? 

Festivalin teması, çağımızın en güncel sorularından birine odaklanıyor: “Hakiki Gerçek Nedir?” Bu soru, dijital illüzyonlar, sosyal roller ve ritüeller, değişen algı biçimleri ve yapay zekanın yarattığı yeni gerçeklik katmanlarıyla çevrili bir dünyada, hakikatin sınırlarını yeniden düşünmeye davet ediyor. Temayı belirlerken amacımız; sanat, felsefe ve toplum arasında disiplinlerarası bir köprü kurmak oldu. İzleyiciyi sanal ile somut, yapay ile özgün arasındaki sınırları sorgulamaya yönlendirirken aynı zamanda düşünsel derinliği ve kültürel diyaloğu teşvik eden bir platform sunmayı hedefliyoruz. Bu yaklaşım, festivalin felsefi boyutunu güçlendirirken sanatçılar ve izleyiciler arasında zengin ve anlamlı etkileşimler yaratıyor.

Tema, bireysel algılarımızın öznelliğini ve bugün karşı karşıya olduğumuz yapay gerçeklik katmanını sorgulama fırsatı sunuyor. Aynı olayları yaşasak bile hepimiz onları kendi dünya görüşümüz ve değerlerimiz doğrultusunda farklı şekilde yorumluyoruz; buna şimdi yapay zekanın ürettiği belirsizlik katmanı ekleniyor. Festival, izleyiciyi sadece bir gözlemci olmaktan çıkarıp, hakikati kendi algısı üzerinden sorgulamaya davet ediyor. Bu süreç, hem düşünsel hem de duygusal bir deneyim sunuyor; bireysel yorumların çoğulcu yapısını gözler önüne sererken aynı zamanda sanatın dönüştürücü gücünü ve disiplinlerarası etkileşimin önemini ön plana çıkarıyor.

Bu yıl festivalin aslında tüm şehre yayıldığını görüyoruz. İstanbul ile kurulan bu diyalog kapsamında izleyicileri neler bekliyor? 

Gerçekliğin her geçen gün daha kırılganlaştığı bir dünyada, kendimizi tanıdık mekanlara, içinde var olduğumuz yerlere dönüp bakarken buluyoruz. Aklımız Arnavutköy’e gidiyor… ISTANBUL’74’ün beş katlı tarihî bir ahşap binada yer alan merkezine... Oradaki mahalle kültürü gerçekten benzersiz. Yaşadığımız gerçeklik, en çok vakit geçirdiğimiz insanlarla, yani topluluğumuzla şekilleniyor.

Bu nedenle, IST.FESTIVAL'in 15. yılı için festival sergisini mahalleye entegre ediyoruz. Hem açık hem kapalı mekanları kapsayan bir sergiyle, lokal dükkanlar ve kamusal alanlarla işbirliği yapıyoruz. Kasaptan Arnavutköy İskelesi'ne kadar her yer, sanatın farklı formlarına ev sahipliği yapacak.

Arnavutköy’deki kültürel alanımız, yalnızca fiziki bir yapı değil; geçmişle gelecek arasında köprü kuran, hafızası olan ve yaratıcı üretim için ilham veren canlı bir alan. Arnavutköy’ün sokaklarına yayılan sergi ile bu mahallenin çok kültürlü geçmişini ve mahalle ritmini izleyiciyle buluşturmayı amaçlıyoruz.

15 yıldır düzenlenen festivaller boyunca sizin için özellikle öne çıkan, hafızanızda yer eden bir deneyimi veya anıyı paylaşabilir misiniz? 

En unutulmaz anlar her zaman beklenmedik karşılaşmalar oldu. Courtney Love’ın Liman Lokantası’ndaki sürpriz performansı özellikle aklımızda yer edenlerden... Hatta akabinde "Samantha" şarkısının Alphan Eşeli’nin yönettiği müzik klibini İstanbul’da çektik. Thurston Moore’un İstanbul merkezli doğaçlama caz grubu KONSTRUKT ile verdiği konser, festivalin ruhunu en iyi anlatan anlardandı. Moore ve KONSTRUKT işbirliği, birlikte bir albüm çıkarmaya kadar uzandı. Bu tür anlardan doğan enerji, yeni projelere ve yaratıcı işbirliklerine ilham verdi; festivalin uzun soluklu etkisi işte tam da bu tür deneyimlerden besleniyor.

IST.FESTIVAL 15. yılını geride bırakırken sizin için festivalin temel amacı ve vizyonu ne ifade ediyor? Bugüne kadar farklı şehirlerde düzenlenen edisyonlarla birlikte kendinizi gelecekte ve bugün kültür-sanat sahnesinde nasıl bir yerde görüyorsunuz?

Ziyaretçilerin bu yılki edisyondan iki armağanla ayrılmasını istiyoruz: İlham verici panellerden, performanslardan, sergilerden kalan unutulmaz anlarla ve kendi hayatlarındaki “gerçek” kavramını sorgulamak için içten gelen bir istekle. Sohbetlerde, karşılaşmalarda, doğal bir akışta ortaya çıkan bir düşünce olması hayalimiz. 

Bir yandan da festivalden ayrıldıklarında içlerinde bir hayranlık duygusu kalsın istiyoruz… Hem ayakları yere basan hem de dünyaya farklı bir gözle bakmaya davet eden bir his. 

IST.FESTIVAL’in bir sonraki 15 yılının ise kültürel diyaloğun daha da derinleştiği, İstanbul’un dünya çapında bir kültür-sanat merkezi olarak ön sıralara taşındığı bir dönem olmasını istiyoruz. Amacımız, festivalin sadece İstanbul’a değil, küresel ölçekte kültürel etkileşime sağladığı katkıyı da sürdürmek. Böylece festivalin hem lokal hem de uluslararası sanatçıların, düşünürlerin ve yaratıcıların buluşma noktasına dönüşmesini istiyoruz. Yeni işbirlikleri, sınırları aşan projeler ve kültürel keşifler ile festivalin gücünü artırarak sanat dünyasındaki yerini kalıcı hâle getireceğine inanıyoruz.

Not almalı: IST.FESTIVAL, 10-12 Ekim tarihlerinde İstanbul’da. Etkinliğin ayrıntılarını buradan keşfedebilirsiniz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

YAZARLAR

Yaren Serra Akgün

Brand Partnerships

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli
∙

HİKAYE

Klişelerden uzak Reykjavík turu: Bir günde 10 yerel durak

Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Uraz Kaspar

·

20 Eki 2026

Klişelerden uzak Reykjavík turu: Bir günde 10 yerel durak
SoliSoli
∙

HİKAYE

'Coğrafi Rezonans Hattı'nda dijital göçebelik: Kaçtığımız şey gerçekten yaşadığımız yer mi?

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.

'Coğrafi Rezonans Hattı'nda dijital göçebelik: Kaçtığımız şey gerçekten yaşadığımız yer mi?
SoliSoli
∙

HİKAYE

Devir deneyim devri: Etkinlik ekonomisi kent hayatını nasıl etkiliyor?

Etkinlikler, şehrin farklı aktörlerini buluşturan, boş alanları görünür kılan, mahallelerin hikayesini değiştiren ve ekonomik hareket yaratan; üstelik bütün bunları ölçülebilir ve programlanabilir bir yapıya dönüştüren kullanışlı formatlar. Ancak bir şehrin “etkinlik sahnesi” olarak tasarlanması, her zaman doğru cevabı vermiyor. Etkinlik bittiğinde geriye ne kalıyor? Yaratılan değer, kültürel ekosistemin yanı sıra kamusal alanlara erişime, yerel işletmelere ve mahallelerin gündelik yaşamına da katkıda bulunuyor mu?

Elif Bayram

·

13 Eki 2026

Devir deneyim devri: Etkinlik ekonomisi kent hayatını nasıl etkiliyor?
SoliSoli
∙

HİKAYE

Hayalî etkinlikler, sahte manzaralar, on yıllık antik tiyatrolar: Turizmde sahtecilik nasıl yükseliyor?

İtalya'da sıfırdan inşa ettiği sözde 2.000 yıllık amfitiyatroya giriş için ziyaretçilerden 40 avroya kadar ücret alan 69 yaşındaki Franco Malosso 28 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu akıl almaz olaydan hareketle yapay zeka halüsinasyonları sonucu yaygınlaşan, var olmayan turizm atraksiyonlarını inceledik.

Deniz Aytekin

·

11 Eki 2026

Hayalî etkinlikler, sahte manzaralar, on yıllık antik tiyatrolar: Turizmde sahtecilik nasıl yükseliyor?
SoliSoli
∙

HİKAYE

Kendi sınırları içinde sınırsız bir vizyon: Miuccia Prada

Miuccia Prada ve Raf Simons’ın 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonu, yeniden eteğe dönüyor. Moda sürekli yeniyi talep ederken Miuccia Prada’nın gücü, geçmişini reddetmeden değişebilmesinde yatıyor. Yıllar önce kurduğu bir fikri bugün yeniden yorumlayabilmesi, yaratıcılıkla tutarlılığın birbirine engel olmadığını; aksine aynı çizgiyi koruyarak da sürekli yenilenmenin mümkün olduğunu gösteriyor.

Asena Sarıbatur

·

04 Eki 2026

Kendi sınırları içinde sınırsız bir vizyon: Miuccia Prada