Kadıköylülüğün özünde bir parça da olsa “büyümeye direnmek” yatar.

SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Kadıköy’ün İstanbul’dan da eski olduğunu biliyor muydunuz? Bu semtin geçmişi, İstanbul’un kuruluş tarihinden eskiye dayanıyor. Osmanlı döneminde Kadıköy — özellikle Moda — Avrupa’dan gelen azınlıkların yerleştiği mahalleymiş. Batılılaşma hareketinin yoğunlaştığı dönemde Rumlar, Osmanlı’nın ileri gelenleri, sanatçılar, bürokratlar ve bilim insanları da buraya akın etmeye başlayınca, semt, “Moda” diye anılmaya başlamış. O dönemden kalma mimari eserler, okullar ve kiliseler semtin batılılaşma sürecine tanıklık etmiş harika yapılar olarak hâlâ duruyor. Buralar her zaman sanatçıları çekmiş. Münir Nurettin Selçuk, Cemal Süreya, Melih Cevdet Anday, Özdemir Asaf, Barış Manço ilk akla gelen Kadıköylüler…

Zeynep Erekli, Kadıköy Çarşı’da
Kadıköy’deki ilk yerleşmenin çekirdeği, Haydarpaşa Koyu'yla Moda Burnu’nun oluşturduğu alanda yer alıyordu. Bugün bu alan Kadıköy Çarşısı, Bahariye, Yeldeğirmeni ve Moda’yı kapsıyor. Ben, doğma büyüme Kadıköylüyüm. Hayatım buralarda geçti. Sekiz sene okuduğum Saint-Joseph Fransız Lisesi burada; sinema tutkusunu kalbime aşılayan Süreyya Sineması — şimdi opera binası olarak işlev görüyor — ve hâlâ çok sevdiğim Kadıköy Sineması burada. Reks Sineması ne yazık ki bağımsız sinema salonlarının son yıllarda yaşadığı sıkıntıların kurbanlarından biri oldu ve 2020’de tamamen kapandı. Ama, ismi yaşıyor; Kadıköy’ün bir zamanlar en popüler buluşma noktası Reks de burada.
Bana bir bar kelebeği olma zevkini ilk tattıran Karga Bar hâlâ burada ve ayakta. Toz kokulu sahafların, eski basım yabancı kitapların, yabancı müzik ve moda dergileri satan dükkânların çoğu kapandı ama ruhları burada. Bu liste uzar da gider — şöyle toparlayabilirim: sokak sevgisi, sinema ve edebiyat merakı, kaldırımda bira içme keyfi, gün batımı saatlerinde dışarıda olma mutluluğu, melankolisi, sahaf kokularına ve alternatif müziklere bağlılığı ile tamamen bir Kadıköy kızı olarak büyüdüm. Aslında “Büyüdüm,” ifadesi biraz yanlış oldu; Kadıköylülüğün özünde bir parça da olsa büyümeye direnmek yatar.
1980’ler: Kiralık video kulüpleri zamanı
Doğduğum ev, şimdilerde Bahariye’nin en hareketli sokaklarından biri Ali Suavi Sokak’taydı. Bugün Ali Suavi trafiğe kapalı, cıvıl cıvıl kafelerin, biracıların karşı karşıya dizildiği bir buluşma noktası. O dönemlerde (1981 Ocak’ı) medikal ve ortopedik ürünler satan dükkânların olduğu çok sakin bir bölge. Kadıköy’ün atardamarı Bahariye’den, nezih sureti Moda’ya taşındığımızda 3 yaşındayım.

Kadıköy'ün vintage dükkânları
Çocukluğumun mahallesine dair anılarımı kurcaladığımda zihnimde ilk beliren kiralık video kulüpleri oluyor. O zamanlar evde Beta veya VHS kasetten film izleme furyası esiyor. Moda ve Bahariye’de üye olduğumuz birkaç video kiralama dükkânına babamla el ele tutuşup gidiyor ve film seçiyoruz. Sıra sıra, renkli renkli video kasetler keşfedilmeyi bekliyor. Yaşım büyüdükçe tek başıma dışarı çıkıp birkaç sokak öteye gidebiliyorum — Moda güvenli, herkes birbirini az çok biliyor.
1987’de Sakızgülü Sokak üzerinde McDonald's açılıyor. Bu bir çılgınlık, bir devrim. O dönemler orda hamburger yemek başlı başına bir program, önüne arkasına bir şey koymaya gerek yok. Çocuklu ailelerin haftalık ritüeli. Aynı sene, başka bir Kadıköy ikonu ünlü Boğa Heykeli Altıyol’da bugün bulunduğu konuma taşınıyor. Daha önce yine Kadıköy’de, ama daha gözden uzak bir yerde Tarih Edebiyat Sanat Kütüphanesi’nin önünde. Bu taşınmayla yıllar içinde özellikle Avrupa yakasından Kadıköy’e gelen herkesin adres tarifinde mutlaka yer alacak ve Fenerbahçe taraftarlarının kutlama yaptıkları alan olarak iyice yerleşecek bölgenin hafızasına.

Kadıköy Boğa Heykeli
McDonald's, Kadıköy şubesinin açılışıyla beraber Bahariye’nin başına — bugünkü ismi Mehmet Ayvalıtaş Meydanı olan meydana — reklam amaçlı bir havuz yaptırıyor. Tepki çekiyor çünkü o meydan dolmuş duraklarının ve sıcak yaz aylarında serinlik veren kocaman çınar ağacının meydanı. Bir anda hepsi gidiyor, ortasında fıskiye olan kocaman bir havuz peydah oluyor Kadıköy’e. Henüz çocuğum; bu havuzun ileride, etrafında arkadaşlarımla birikip elimizde birayla sabahlara kadar bağıra çağıra sohbet edip şarkılar söyleyeceğimiz yer olacağından bihaberim. Tek bildiğim mahallelinin kaş çatması.
1990’lar: Ciddi bir yeraltı kültürü hareketi başlıyor
Moda bir kasaba gibi, az nüfuslu, sakin, durgun. Nüfusun ağırlıklı kısmı emekli ve sanatkârlardan oluşuyor. Moda Çay Bahçesi’ne öğrenciler ders çalışmaya, emeklilerse hava almaya gidiyor. Oraya her nedense eski Modalılar tarafından “Zeynep Kamil” deniyor… Asayiş berkemal. Bahariye Caddesi 1992 yılında trafiğe kapanıyor, büyük bir değişim — Kadıköy, fokurdamakta.
Akmar Pasajı, tüm bölgenin kalp atışının kaynağı. Üst katı sahaflara, alt katı müzik ve müzik kültürlerine adanmış bir pasaj bu. Rock, punk rock, caz, metal, ve sayılamayacak kadar çok alt tür, Akmar Pasajı’ndaki müzik dükkânlarında Kadıköy gençliği tarafından keşfediliyor, ciddi bir yeraltı kültürü hareketi başlıyor. Sokaklarda uzun saçlılar, kazıtık kafalar, renkli saçlılar, rock'çılar, hippiler, alternatif giyinenler, enstrüman taşıyanlar, fanzin yapanlar, boncuktan kolye dizip satanlar, ne ararsanız var; hepsi Kadıköy’ün rengi. 
Kadıköy'ün renkleri, mahallelileri
6-7 sene evvel Bahariye McDonald's’da ailesiyle cheeseburger yiyen çocuklar, Akmar Pasajı’nda kulaklarını deldirip sevdikleri grubun tişörtünü alıyorlar. Ben de onlardan biriyim. Villa Kafe’ye girmezdim ama kapısının önünde takılıyorum. Zihnî bir mabet. Burası tüm alt türlerin plak ve CD’lerini bulabileceğiniz, içerde takılmanın müthiş hissettirdiği bir müzik dükkânı.
Akmar Pasajı ne yazık ki 90’ların sonunda farklılıklardan ölesiye korkan insanların ön yargıları yüzünden yitip gitti. Sözüm ona satanizmle mücadele kapsamında baskınlarla, göstermelik gözaltılarla darbeler yedi, zaman içinde yavaş yavaş kültürel ve sosyal yapısını kaybetti. Ancak 1996’da bugün Barlar Sokağı olarak bilinen ve Kadıköy gece hayatının atardamarı Kadife Sokak’ın ilk barı sessiz sedasız açıldı. Karga Bar. Bugün Kadıköy ruhunun neredeyse en eski, en köklü neferi olarak ayakta.
2010’dan sonra: Hafta sonu Kadıköy’den gelip geçen insan sayısı milyonu buluyor
2000’lerde hayat, yeme içme, kültür sanat ve eğlence olarak üç esas damarda toplanmaya hazır. 2003’te tam ismiyle Kadıköy Moda Nostaljik Tramvay yeniden seferlere başlıyor. Kadife Sokak’ta peşi sıra açılan barlar Kadıköy gece hayatının atardamarı olacağının sinyallerini veriyor.
2010’larda Beyoğlu’nun çöküşüyle paralel Kadıköy yükseliyor. Ne yazık ki betonlaşan, yağmalanan, kaldırımdaki masa ve sandalyeleri kaldırılan, kısacası "hedef" hâline gelen Beyoğlu’ndan kaçanlar Kadıköy’e sığınıyor. Sanatseverler, yazarlar, müzisyenler, serbest çalışan yaratıcılar Kadıköylü oluyor. Gezi'yle tamamen üzeri çizilen Beyoğlu-Cihangir hattı olduğu gibi bu tarafa kayıyor. Talep arttıkça kaçınılmaz şekilde emlak fiyatları da artıyor.
Kadıköy ve soruları
2010’larda bir konumuz daha var: 2012’de Kadıköy-Kartal metrosunun açılması ve bom! Ortalık karışıyor. Bir metro biletiyle şehrin dış mahallelerinden gelip “masum mahallelerini” her açıdan kirletecek günübirlikçilerden rahatsız olanlarla sosyal eşitliğe, özgürlüğe inananlar birbirine giriyor. İnternet forumlarında, sohbetlerde uzun süren tartışmalar yersiz çünkü metro çalışmaya başlıyor artık.
2013’te Marmaray ve 2016’da Avrasya Tüneli’nin hayatımıza girmesiyle bir anda hafta sonu Kadıköy’den gelip geçen insan sayısı milyonu buluyor. Sadece bu kitleye hitaben belki, mahalle dokusuna aykırı kafeler restoranlar ve dükkânlar kurgulanıyor.
Doğrusunu istersen ben yukarıda bahsettiğim her iki grubu da kendi çerçevelerinde haklı buluyorum. Öte yandan bana göre kalabalıklaşan her sokağa tabelası hatta kokularıyla kirlilik yaratan her yeni dönerciye her bir araya gelip gürültülü bir şekilde sokaklarda gezen genç taşkın erkek grubuna rağmen Kadıköy, Kadıköylülüğünden yitirmedi.
Üçüncü nesil kahvecilik akımının fethi, Yeldeğirmeni’nin muazzam değişimi bu 10 yıldan akılda kalanlar.
2020’de: Yürüyerek, esnafı selamlayarak, "Günaydın!" diyerek yaşanan bir mahalle
2020’ye gedik, çoktandır Kadıköy, kendi başına küçük bir metropol. Burada sükûnet isteyene sükunet; eğlence isteyene eğlence; çocuğuna parkta temiz hava aldırmak isteyene oksijen; bankta bira içmek isteyene yancı var. Hâlâ ve her şeye rağmen.

Fotoğraf: Artemis Günebakanlı
Her gün birkaç kilometre yürümeyi, haftanın belli günleri belli yerlerden alışveriş yapmayı, küçük ritüelleri çok seven biriyim ve Kadıköy tam olarak bunları karşılayan bir yer. Hayat sokakta: dükkânlara, sinema, tiyatro bileti aldığın gişelere, kafelere ulaşım hep düzayak.
Haftanın 5 günü sabahları Moda Tramvayı’na binip 3 yaşındaki oğlumu okuluna götürüyorum. Oğlumun her sabah vatmana “Günaydın!” diyerek ufak adımlarıyla tramvaya binmesi, seyahat eden diğer Kadıköy sakinleriyle bir arada uyumu gözetmesi, birbirine yer verenleri, inenleri, binenleri gözlemlemesi beni mutlu ediyor. İstanbul’da yaşamayı sağlıklı bulmuyor, çok yoruluyor, kırılıyorum. Hepimizin yaşadığı şeyler. Ve belki bir gün ailemle şehri terk edip başka bir yaşam sistemine geçmeyi düşlüyorum. Ancak Kadıköy’de varolan bir arada yaşayabilme hâlleri bence bir çocuk için önemli tecrübeler.

Moda Tramvayı
Nerede kalmıştık: Hafta içi sabah saatlerinde Kadıköy Çarşı, bir şiir. Esnaf, dükkânı yeni açmış çaylar içiliyor, manavlar sebze meyvenin üzerine maşrapayla su atıyor. Günlerden salıysa Çarşı’nın en civcivli noktasındaki Altınoluk’a, Edremit dolaylarından taze yeşillik ve sebze gelmiş olmalı; uğrayıp mutlaka alıyorum. Bir de Hasırcıbaşı üzerindeki Kadıköy Kooperatifi’nden alışveriş yapıyorum. Hızlı adımlarla eve dönerken ya Kinoko’dan ya da Fasit Daire’den karakılçık ekmeği alıyorum, yolumun üzerinde hangisi varsa…
Akşam saatlerinde evden çıkıp yürüyerek sinemaya ya da tiyatroya gidebilmek, çıkışta yakınlarda bir bara tüneyip izlenen şeyi hazmetmek, tartışmak bence kolay kolay vazgeçilmeyecek lüksler. Bunlar bir metropolde yaşamayı anlamlı kılan ve zorluklara katlanmaya yardım eden avantajlar. Doğma büyüme Kadıköylü biri olarak kültür, alışveriş ya da eğlence için arabaya mahkûm bir hayat sürmeyi hayal edemiyorum. Bana göre hayat, eğer şehirdeyseniz olabildiğince yürüyerek yaşanmalı. Kadıköy Sineması ve Moda Sahnesi, kültür açlığımızı fazlasıyla gideriyor. Yeni açılan Sinematek/Sinema Evi de daha birkaç ayda gönüllerde taht kurdu. 30 Nisan’a kadar Luis Buñuel filmleri gösteriliyor, meraklısına tavsiye.
Kadıköy Sineması
Kadıköy insanı, Kadıköy meseleleri
Kadıköylüler birbirine karşı kibardır. Tolerans vardır. Diyelim biri evinde parti verdi çok gürültü oldu; ilk tepki agresif olmaz, polis çağırmak akla gelmez. Camdan cama bağırılır önce, medeni şekilde “Affedersiniz, beni işitiyor musunuz?” gibisinden — ya da kapı çalınır. Ortak sorunlar çoğunlukla kavga çıkmadan çözülür. Kadıköylü genelde titizdir, temizlik meraklısıdır.
Dükkân sahibi de apartman sakini de mallarının kıymetini bilir. Eli sıkıdır. Onca kafeye, restorana rağmen çoğunlukla yemekler evde pişer — mekânlar, hayatta kalmalarını büyük oranda dışardan gelenlere borçludur. Apartmanlar soğan sarımsak kokar, komşular pencereden sokağa birbirlerine laf atar.
Kadıköylü yeşilliğe, ağaçlara dikkat eder. Bir zamanlar bu bölgenin bütün evleri bahçeli olduğu için bir bahçe, ağaç kültürü hâlâ süregelir. Öyle ki Kadıköy Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü tarafından her yıl düzenli olarak yürütülen budama çalışmalarından mahalleli asla memnun olmaz. Ya çok budanır ağaçlar ya az. Yerel demokrasiye inansalar da her zaman önce bir “Dur bakalım, bir anlayalım neymiş,” tepkisiyle karşılaşabilirsiniz.
Buluşma noktaları
Mahalleli çay içip simit yemek ve hava almak için Moda sahildeki çay bahçelerinde buluşur; alışveriş yapmak ya da vapura binip karşıya geçmek için de tramvayın çarşı durağında. Mahalleye dışardan ve ilk defa gelen biri, buluşacağı kişiyi Altıyol’da Boğa Heykeli’nin orada bekler.

Rıhtımda buluşanlar
Eskiden Kadıköy’ün en önemli ve belki de tek buluşma noktası, hemen vapur iskelesinin oradaki Kadıköy’ün sembol yapılarından Haldun Taner Sahnesi’nin önüydü. Ne yazık ki İBB tarafından restorasyona alındı. Ne yazık ki diyorum çünkü restorasyon başladığından beri tartışması eksik olmadı. 1920’lerde inşa edilmiş, içi de dışı da olağanüstü görkemli bir hal binasından bahsediyoruz. Özgün yapı değiştiriliyor, yepyeni eklemeler yapılıyor gibi haberler çıkıyor, şu an 4 tarafı kapalı hâlde, bitince göreceğiz.
Kadıköy’ün sesleri
Gördüğünüz gibi her şey toz pembe değil. Kadıköy’ün de başında dertler birikiyor. Bu dertlerden en fazla dillendirilenleri, bar ve kafelerin çokluğu ve gece geç saatlere kadar ses olması — Kadife Sokak’taki barlar çoğaldı, Moda’da yeni yeni barlar açıldı: Mahalleliye gece uykuları haram oldu.
Mesele sadece barların içinden gelen müzik değil; bu sokaklara, bir mekâna girip biraya 30 lira veremeyecek insanlar ve öğrenciler de akın ediyor, onlar tekelden alıp kaldırımda içiyorlar biralarını. Esas sıkıntı o güruhun gürültüsü ve ardında bıraktığı pislik. Kadıköy Belediyesi’nin düzenlediği Konuşan Kadıköy toplantılarında sürekli dile getirilen temel sorunlar bunlar.

Rıhtımda başlayan hareket
Belediye ilgileniyor gibi dinliyor ama çok anlamlı bir adım atılmış değil. Çünkü bu durumu çözmek de kolay değil. İnsanlara “Gelmeyin, içmeyin,” diyecek bir mekanizma yaratmak imkânsız — Galata’dan Beşiktaş’a, tüm mahallelerde yaşanan bir sorun bu. Kentin eğlence alanlarını daha farklı şekilde kurgulamak; restoran, bar ruhsatlarını belki sokağa ve yaşam alanlarına göre yeniden düzenlemek gerekiyor.
Ama yine de bir metropolde yaşasam da sokak hayvanları, insanlarla merhabalaşmak bana evimde hissettiriyor. Hangi esnafın saat kaçta ne yaptığını az çok bilmek, başkalarının rutinlerine ve alışkanlıklarına aşina olmak ve bu farkındalıklarla iç içe yaşamak iyi geliyor. Otomasyon olmadan, insani, anlamlı ilişkiler kurmayı seviyorum. Söz gelimi Gürbüztürk Sokak’taki Şark Çiftliği’nin manda yoğurdu çok mu özel? Çok mu eşsiz? Hayır, ama sahiplerinin hatrını sormak istediğimden düzenli olarak buradan alıyorum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kadıköy, kendi başına küçük bir metropol. Burada sükûnet isteyene sükunet; eğlence isteyene eğlence; çocuğuna parkta temiz hava aldırmak isteyene oksijen; bankta bira içmek isteyene yancı var.
20 Şub 2022

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

12 Ağustos’ta yaşanacak tam güneş tutulması Grönland’ın doğusundan başlayıp güneye doğru ilerleyecek ve ardından İzlanda’nın batı kıyıları ile İspanya’nın kuzeyinden geçecek. Yaklaşık iki dakika sürecek bu doğa mucizesine tanık olmak isteyenler için farklı zevklere göre öneriler hazırladık.

23-28 Haziran arasındaki Paris Erkek Moda Haftası bir kez daha gösterdi ki bugün moda yalnızca kıyafet üretmiyor; şehirlerin kültürel ritmini belirleyen, farklı disiplinleri aynı masada buluşturan ve en beklenmedik karşılaşmalar için alan açan canlı bir ekosistem olmaya devam ediyor.

Kuruçeşme'de, sadece randevuyla hizmet veren Salon Kantiem, Türkiye'nin ilk bağımsız saatçilik butiği olma iddiasında. Ama bir mağazadan çok bir buluşma noktası olarak tasarlanmış. Türkiye'de bağımsız saatçilikte yaşanan dönüşümün ortasında duran isimlerden biriyle, Turkish Watch Guy'ın kurucusu ve yeni açılan Salon Kantiem'in ortaklarından Doruk Ünlü'yle saatlerin anlattığı hikayelerden ve Türkiye'nin potansiyelinden sohbet ediyoruz.

Belki Canelé’sini belki Earl Grey’li kekini tattınız ama muhtemelen henüz onunla tanışmadınız. Mitte Brot'un pasta şefi Gökçe Durukan, şehrin kahve laboratuvarı Petra’nın kahve eşlikçileriden sorumlu. Sabahın erken saatlerinde müşterilerine sıcak ve taze ürünler servis etmek üzere geceden çalışmaya başlayanlardan yalnızca biri. Gecenin son, sabahın ilk durağının temsilcisi. Gökçe’yle pâtisserie yaklaşımlarına, pasta şefi olarak rutinlerine ve şehirde gece çalışmaya dair laflıyoruz.



