Kayıp mekânlar ve kayıp ruhlar: Sofia Exarchou


Öyle bir geçer zaman ki : Vintage Festival
Vintage Festival 7 - 8 Ekim'de Derde derman olmanın, iç dökmenin, kafayı dağıtmanın, hüzne hüzün coşkuya coşku katmanın evrensel formülü müzikle ne senin ne de bizim geçmişimize sığan bir ilişkimiz var. Günbegün büyüyen sonsuz ve müzikal…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
2016 kasımı. Hayatımda ilk kez bir film festivalini takip etmek için Türkiye’nin, hatta İstanbul’un dışına çıkıyorum: 57. Selanik Film Festivali için Ege’nin karşı kıyısındayım. Benim için keşiflerle dolu bir festival oluyor: Guðmundur Arnar Guðmundsson ve Ivan I. Tverdovsky’nin ilk filmlerini orada izliyor, çağdaş Yunanistan ve Güney Kıbrıs sinemasıyla arayı kapatıyorum. İzlediğim Yunanistan yapımlarından biri de Park. Filmin konusunu okuyunca kısa süre önce gördüğüm, Atina’daki Olimpiyat köyünün yaklaşık on yıl sonra nasıl harabeleştiğine dair haberleri hatırlıyorum. Filmin festival kitapçığındaki sayfası o haberden tanıdık gelen görüntüleri sinemada oldukça ilgimi çeken birkaç anahtar sözcükle birleştiriyor: Kayıp gençlik ve büyüme sancıları.

Park | Kaynak: IMDb
Sıfır noktası: Sofia Exarchou’nun ilk uzun metrajlı filmi Park’ı izlerken o dönem hepimizin yaptığı gibi Yunan Tuhaf Dalgası’ndan izler arıyor ama bulamıyorum. Yerine duru ve sarsıcı bir kendini arama ve büyüme hikâyesi çıkıyor karşıma. 2004 Atina Olimpiyat Oyunları öncesinde kentin dışına inşa edilmiş fakat günümüzde hayalet bir şehre dönüşmüş mekânlar ile ekonomik krizin ve yaşam koşullarının etkisiyle kayıp ve amaçsız hisseden gençlik arasında bağ kuruyor film. Kısa süre önce izlediğim American Honey’nin (2016, Andrea Arnold) Amerikan gençliği için yaptığını Yunan gençliği için yapıyor sanki Exarchou. Filmi Arnold’ınkiyle akraba sayılabilecek denli güçlü ve estetik. Terk edilmiş spor tesislerinin, bitmekte olan yazın etkisiyle boşalan plajların ıssız görkemi bir yana; bedenlerini ve sözcüklerini yarın yokmuşçasına kullanan gençlerin ve çocukların hüznüne, içlerinden gelen son çırpınışlarına tanık olmak çok etkileyici.
Dimitris, Kalia ve Emre. Ecxarchou’nun ikinci filmi Animal’de Park’ın ana karakteri Dimitris ve kayıp gençliğinin yerini Kalia ve kayıp yetişkinliği alıyor. Filmin ana karakteri; işi ve görevi eğlendirmek, mutlu gözükmek olsa da içindeki buhrana tanık olduğumuz, bir tatil köyünün animatör ekibinin en kıdemlisi olan 30’lu yaşlardaki Kalia. İşi gereği takındığı sahte gülümsemenin ve eğleniyor gözükme hissinin ardında acı çekiyor; vaktini içki içerek, tek gecelik ilişkiler yaşayarak ve anlamsız bağlar kurarak geçiriyor. Olimpiyat köyünün terk edilmiş, kaybedilmiş ve boşa gitmiş atmosferi nasıl karakteriyle mekânsal bir bağ kuruyorsa tatil köyünün yapaylığı ve sahteliği de karakterine çok yakışıyor. Öte yandan Park’ı izlediğinde nereye gideceğini bilmediği için etkilenen ben, Animal’i izlediğimde olduğum yeri sorguladığım için etkileniyorum belki. Sorgulamalar ve bilinmezlikler bir yana şov da boogie de devam ediyor.

Sofia Exarchou | Fotoğraf: Margarita Nikitaki, Kaynak: Flix
Sırada ne var? Yeni filmi Animal’i henüz tamamlamış ve festivallerde göstermeye başlamış Sofia Exarchou, bir sonraki filminin ne olacağını bilmediğini söylüyor. Ben yine de kapitalist düzenin ıssızlaştırdığı ya da sahteleştirdiği yeni bir mekânı simge olarak seçeceğine ve bu mekânın izdüşümünü yeni karakterine yansıtacağına emin gibiyim.
Diyor ki... “Eğer sonucu, seyircinin ya da festivalin nasıl karşılayacağını düşünüyorsan yapmak istediğin şeyin özünü biraz kaybediyorsun. Bu yüzden filmlerimi geliştirdiğim yıllar boyunca fikrime, benim için ne anlama geldiğine, bu konuda ne hissettiğime sadık kalmaya ve bu duygularımı güçlü tutmaya çalışıyorum.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Avustralya korku sinemasının A24 damgalı son harikası, kayıp mekânlar ile kayıp ruhları bir araya getiren Sofia Exarchou’nun sineması ve yönetmenle sohbet.
01 Eyl 2023

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




