Kraliçe I. Elizabeth “salgın ve moda" hakkında ne söylerdi?

Dünyanın karşılaştığı ilk salgın Covid-19 salgını değil elbette. Peki, geçmişte moda ve salgın ilişkisi nasıl olmuştu?

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Şüphesiz, Covid-19 salgınının birçok sektörde olduğu gibi kreatif endüstrilerde de kurulu düzeni sorgulatan etkileri oldu. Yankıları hâlâ devam eden bu etkileri somut olarak gözlemleyebildiğimiz sektörlerden biri de sarsılan moda dünyası. Gucci, kreatif direktörü Alessandro Michele’in “Sessizlikten Notlar” günlük yazılarından “Yeni Kreatif Evren” başlıklı notu aracılığı ile sektörün dayattığı moda takvimine uymayacağı mesajını iletti. Chanel, 2020/21 Cruise koleksiyonunun tanıtım kampanyasını 8 Haziran’da sosyal medya kanalları aracılığıyla dijital ortamda başlattı. Salgın nedeniyle atık hâline dönüşme ihtimali olan stok problemi ise moda dünyasında sürdürülebilirlik kavramlarının daha fazla sorgulanmasına neden oldu. 

  • Güzellik algısı: Şimdilerde inanması ne kadar güç olsa da, 1800’lü yıllarda tüberküloz hastası olan insanların dış görünüşünün romantik tasvirine dayalı ince siluet, soluk ten rengi, al yanaklar ve parlayan dudak ve gözler, o yılların güzellik kavramı ile bağdaşıyor. Hatta tüberkülozun çok düşünmekten, fazla dans etmekten ve aşırı hırstan kaynaklandığına ve bu hastalıktan üst sınıfların etkilendiğine dair olan inançtan kaynaklı olarak insanların tüberküloz hastası görünümüne sahip olmaya çalıştığına inanılıyor. Dolayısıyla inceliği ortaya çıkaran yüksek belli elbiseler, yüzlerin soluk, dudakların ise renkli tonlarda boyanması moda oluyor.
     
  • Hastalığın bıraktığı izlerin saklanması: 17. ve 18. yüzyıl Avrupa’sında geçen dönem filmlerinde kullanılan peruklar hatırlanacaktır. Peruklar, kelliğin gizlenmesinin ötesinde cinsel yollarla bulaşan ve özellikle 16. yüzyılın sonlarında Avrupa’da yayılan frengi hastalığının bıraktığı izlerden olan bölgesel saç dökülmesinin saklanması için de kullanılıyormuş. 16. yüzyıl kadınlarının tebeşir beyazı renginde yüzlerinin dikkat çektiği resimlere gidelim şimdi de. Oldukça beyaz yüz, üst sınıfı işaret etmesinin ötesinde, çiçek hastalığının oluşturduğu izleri kapatmak için kullanılan makyajdan kaynaklanıyordu. 1562 yılında çiçek hastalığına yakalanan ve yüzündeki hastalığın izlerini bu şekilde kapatan Kraliçe I. Elizabeth’in bembeyaz yüzü, kraliçenin portrelerinde ve hatta Margot Robbie’nin kendisini canlandırdığı “İskoçya Kraliçesi Mary” filminde görülebilir.
     
  • Aksesuarlar: Bugünü de geçmişi de düşündüğümüzde salgın hastalıklar dendiğinde ilk akla gelecek aksesuarlardan biri maske olacaktır. Venedik Karnavalı’na katılanlar veya Venedik maskelerinin tarihine inenler bu ihtişamlı maskelerin arkasında yatan hikâyeleri bilirler. Geleneksel Venedik maskelerinden Dottore Peste’nin kuş gagasını andıran uzun burun kısmının amaçlarından biri 1300’lü yılların ortasında Venedik şehrini yıkıcı bir şekilde vuran veba salgınında doktorlar ile hastalar arasındaki mesafeyi korumaktı. 1800’lü yıllarda elit sınıfın dışardaki salgın hastalıklara karşı korunmak amaçlı yanlarına almadan asla dışarı çıkmayacağı bir diğer aksesuar ise eldivendi. Women’s Wear Daily gazetesinin arşivlerine göz attığımızda ise, Birinci Dünya Savaşı sonrasında dünyayı etkisine alan İspanyol Gribi döneminde gribe karşı koruma amaçlı geniş çerçeveli şapkalar ve bu şapkalardan sarkan peçe ve tülün oldukça moda olduğunu görüyoruz.
     
  • Stil: Victoria Dönemi’nde uzun eteklerin hastalıkları taşıdığına inanılması, 20. yüzyıl kadınlarının eteğin yerlere uzanan paçalarını kaldırmak için saplı tokalar kullanmasına neden oldu. 1920’lerde eteklerin dizlere kadar kısalmasının arkasında birçok neden sıralanabilir ancak salgın hastalıkların da bu nedenler arasında olma ihtimali dikkat çekici. Kısalan etekler ise ayakkabıların daha özenle seçilmesini ve önemli bir stil parçası hâline dönüşmesini desteklemiş görünüyor.
     
  • Günümüz moda dünyası salgın sonrasında, Kraliçe I. Elizabeth’in güzelliğini gücünün bir parçası olarak gördüğü ve çiçek hastalığı izlerini kurşun içeren maskelerle kapattığı veya Madeleine Vionnet’in savaş ve salgın nedeniyle moda dünyasından çekilmek durumunda kaldığı dönemlerden teknolojik açıdan mutlaka farklı olacaktır. Yine de bugün, Kraliçe I. Elizabeth veya Madeleine Vionnet’e Covid-19 sonrası moda dünyasını nasıl gördüklerini sormak istemez miydik?
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

✂️ Modanın akıbeti, sürdürülebilirlik, moda ve salgın

Moda, tekerrürden mi ibarettir yoksa geçmişten ders alır mı? Modanın tarihine doğru bir yolculuğa çıkıyoruz.

28 Haz 2020

✂️ Modanın akıbeti, sürdürülebilirlik, moda ve salgın

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Pelin Cengiz

·

17 Ağu 2026

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği
AngstAngst

HİKAYE

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?

Metin V. Bayrak

·

16 Ağu 2026

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?
AngstAngst

HİKAYE

COP31 hakkında bilmediklerimiz: İklim Zirvesi’ne başkanlık etmenin maliyeti nedir?

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Konferansı (COP31), Kasım'da Antalya’da düzenlenecek. 2025’te Avustralya'nın bu zirveyi yapması hâlinde masrafların 2 milyar dolara ulaşabileceği belirtilmişti. Türkiye için böyle bir hesaplama yok, ancak İklim Değişikliği Başkanlığı yıllık 563,3 milyon lira olarak belirlenen ödeneğini ilk altı ayda 10 kat aşarak 5 milyar 590 milyon lira harcadı.

Pelin Cengiz

·

12 Ağu 2026

COP31 hakkında bilmediklerimiz: İklim Zirvesi’ne başkanlık etmenin maliyeti nedir?
AngstAngst

HİKAYE

Dünyaya doğru yürümek: Neden yürümeye sahip çıkmalıyız?

Yürümek yeni keşfedilmiş değil. Daha iyi olmak için öğrenilmeyi ve başarılmayı bekleyen uğraşlardan biri hiç değil. Tam tersine, insanın dünyayla ilişki kurmasının en eski biçimlerinden biri. Şimdi ona yeniden dönmemizin nedeni de bu kadar basit: İnsana özgü ortak bir eylemi ve onun gücünü yeniden hatırlamak.

Elif Bayram

·

12 Ağu 2026

Dünyaya doğru yürümek: Neden yürümeye sahip çıkmalıyız?
AngstAngst

HİKAYE

Özgün değiliz, hiçbirimiz: Aynının cehenneminden kaçış

Bugün özgünlükten söz ederken yalnızca fikirleri konuşmuyoruz, dili de konuşuyoruz. Çünkü dil, fark edilmeden standartlaşan ilk yer. Önce aynı kelimeleri seçiyoruz, sonra aynı benzetmeleri, ardından aynı düşünceleri... En sonunda ise birbirimize benziyoruz. Yapay zeka milyonlarca metnin ortalamasını çıkararak yazdığı için aynı dili üretiyor. Peki ya biz? Biz de uzun zamandır birbirimizin ortalamasını yaşamıyor muyuz?

Tuğçe Isıyel

·

09 Ağu 2026

Özgün değiliz, hiçbirimiz: Aynının cehenneminden kaçış